Anahtar kelimeler: Davamarka Logolu Refi Tpmk Davadavacı Markaya Meni Sinai Yana Unvanının

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████ KararİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2025NUMARASI
:████████ E. - ████████ K.DAVA
:MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ, MARKAYA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İDAVA TARİHİ
:█████/2019KARAR TARİHİ
:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin 1968 yılından beri ticaret unvanının asli unsurunun "..." olduğunu ve "..." markasının, 1989 yılından beri müvekkili adına tescilli olduğunu, davacının ... logolu markasının 2000 yılından bu yana TPMK nezdinde tescilli olup 2015 yılından beri ise tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, dava konusu ... numaralı "..." , ... numaralı "... ..." .... numaralı "... ...", ... numaralı " ...", ... numaralı "...'le ...", ... numaralı "...", ... numaralı "..." markalarının müvekkilinin tanınmış "..." markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan "..." ibaresini asli unsur olarak içerdiğini, müvekkiline ait "...” markasının logosunun yeşil çerçeveli altıgen şeklini dahi taklit etmeleri nedeni ile benzer olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmışlığından kötü niyetli olarak haksız menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiklerini dolayısıyla huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, davalıların dava konusu markaları 3. kişilere devretmemeleri için ihtiyati tedbir kararının ivedilikle verilmesi gerektiğini, davalıların markalarını tescil ettirdikleri şekillerden farklı olarak müvekkilinin ambalajlarını renk, şekil, kompozisyon olarak ayniyet derecesinde taklit etmek sureti ile aynı sektörde kullandıklarını, davalıların aynı desen ve renkleri kullanmasının kötü niyetli tescillerini de ortaya koyduğunu, davalıların "..." markasının yüksek düzeydeki tanınmışlığından faydalandıklarını ve faydalanmaya devam etmek için her türlü faaliyette bulunduklarını, tescil kapsamı dışında kalan söz konusu kullanımlarının "..." marka tescilinden kaynaklı haklarına tecavüz etmekte olduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini, davalılardan ... ŞTİ'ne 08.12 2018 tarihinde Kadıköy ... Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ancak ... Gıda'nın söz konusu kullanımları kabul etmeyerek ihtarnamede belirtilen eylemlere son vermeyi reddettiğini 16.12.2018 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği... Yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile bildirildiğini, davalıların haksız menfaat kazanırken müvekkili şirketin kazanç kaybı yaşadığını, bununla birlikte müvekkili şirketin imaj kaybı yaşama tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, davalıların markalarını tescil ettirdiği şekilde kullanmayarak müvekkilinin markasına yaklaşarak kullandıklarını, davalıların tescilsiz olarak kullandıkları "..." ibareli logo kullanımının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiğini, 1968 yılından beri "..." ana markası altında faaliyet göstermekte olan şirketin 2000 yılından bu yana "..." logosunu kullanmakta olduğunu, şirketin TPMK nezdinde 113 adet "..." esas unsurlu tescilli marka başvurunun olduğunu ve marka tescil başvuru tarihinin 1989 yılına kadar geri gittiğini, Yargıtay içtihatlarına göre bir markayı ilk defa kullanarak ona ayırt edicilik kazandıran kişinin "gerçek hak sahibi" olduğunu, davalının marka kullanımlarının tamamının müvekkili marka tescilleri ve kullanımlarından sonra olduğunu, "..." ve "..." türevi markalar ile hükümsüzlüğü talep edilen markaların gerek fonetik, gerek görsel, gerek konsept, gerek şekil ve hatta oluşum olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, kırmızı geri planda yeşil şeritli altıgen şekil içerisine oturulan "..." ibaresinin, 2007 yılından bu yana tescilli olan "... " markasına atıfta bulunduğunu, davalılardan ... tarafından daha önce TPMK nezdinde yapılan ... numara ile "..." ibaresinin 29. sınıfta tescil başvurusunun iltibas tehlikesi doğuracağından bahisle reddedildiğini, davaya konu markaların müvekkili şirketin ana faaliyet alanı olan 29. ,35. 41. ve 43. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, hitap edilen tüketici kitlesinin de aynı olması sebebiyle markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, davaya konu marka tescillerinin davacı markasına yanaşma saikiyle kötü niyetli olarak yapıldığını, benzerliğin tesadüfü aşarak taklitten ibaret olduğunu, müvekkilinin markasının Türkiye'de tanınmışlık düzeyinin çok yüksek olduğunu, bu nedenle söz konusu markaların hükümsüzlüklerine karar verilmesi gerektiğini, "... ..." ve "... ..." markalarının tescil tarihinden bu yana tescil edildikleri mal ve hizmetlerde hiç kullanılmamış olduğunu , kullanıldığı iddia edilse dahi beş yıldır ara verilmiş olduğunu, bu nedenlerle ... numaralı "... ..." ve ... numaralı "... ..." markalarının bir bütün halinde ... tescil numaralı "..." markasının ise "kümes hayvanlarının etleri ile işlenmiş et ürünleri " dışında tescilli olduğu 29. sınıftaki ürünler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini, davalıların logolarını beyaz bir geri planda ve ek kelime unsurları dahil olmaksızın, müvekkilinin ambalajını taklit etmek suretiyle kullandığını ve bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini duruşmasız ve tebligatsız olarak ... numaralı "..." , ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı “... ...", ... numaralı "...'le ...", ... numaralı "...", ... "..." markalarının 3. kişilere devrinin önlenmesi için bu hususunun TPMK'na bildirilmesini, "..." markasının tescilleri kapsamı dışındaki kullanımlarının durdurulmasını ve ihtiyatı tedbir kararı verilmesini, ... numaralı "..." , ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı " ..." , ... "...'le ..." " ... numaralı "...", ... numaralı "..." markalarının SMK 6/1-3-4-5-6-9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlük taleplerinin reddedilmesi halinde ... numaralı "... ...'' ve ... numaralı "... ...", ... tescil numaralı "..." markalarının SMK'nın 9. maddesi uyarınca 5 yıl süre ile kullanılmaması sebebi ile iptaline, davalılar tarafından gerçekleştirilen tecavüzün her türlü mecradaki kullanımına son verilmesine, haksız rekabet teşkil eden “...” kullanımı ve ambalaj taklitleri fiillerinin tespitine, men'ine, ref'ine ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, verilecek kararın tirajı en yüksek gazete de 15 gün ara ile yayınlanmasını, zarar tespiti için davalılar tarafından "..." ve türevi markaların kullanılması ile ilgili belgelerin, fişlerin vs. ve tüm ticari defterlerin sunulmasını, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yüklenmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'nin 2006 yılında Batman ilinde kurulduğunu, davalı ... ve ...tarafından kurulan şirketin, kurulduğu günden bu yana müşterilerini memnun etme hedefi ile tüketicilerine kaliteli ürünler sunarak hizmet verdiğini ve bu ilkeyi ticari hayatında düstur edindiğini, kurulduğu günden bu yana ticari hayatında aktif olarak hizmet veren müvekkillerinin, ticaret unvanını da ticaret siciline tescil ettirdiğini, akabinde marka kullanımı açısından da marka başvurularında bulunarak 2007 yılından bu yana tescil ettirdiği markaları ile sektöründe faaliyet göstermeye devam ettiğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi müvekkillerinin salt "..." olarak marka kullanımının mevcut olmadığını, mahkemeyi yanıltma çabasına girmiş olan davacı tarafın, nereden edindiğini bilmedikleri marka görsellerini, üzerlerindeki “...” ibaresini silerek sanki müvekkillerinin kullanımıymışcasına dava dilekçelerine eklediklerini, dava konusu olan müvekkillerine ait markaların, davacı tarafın markaları ile benzer olmadığı gibi aralarında herhangi bir iltibas ihtimalinin de bulunmadığını, davacı tarafın "..." markasını harflere ayırarak benzerlik aramaya çalışmışsa da, markaların türevleri, kelime bileşenleri ve anlamlarının birbirinden çok farklı olduğunu, müvekkillerinin marka sicillerine konulan ve markaların devrini engelleyen haksız ve mesnetsiz tedbirin kaldırılmasını, ... numaralı "..." , ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı "...’le ...", ... numaralı "... ..." ile ... numaralı "... ..." marka tescilleri hakkında davacı tarafın hükümsüzlük taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, zaman aşımı itirazları sebebi ile bu taleplerin reddine, ... numaralı "..." ... numaralı "... ..." ve ... numaralı "... ..." markalarını müvekkillerinin tescilden itibaren 5 yıl içerinde kullanması sebebi ile iptal taleplerinin reddine, davacı tarafın diğer tedbir taleplerinin de açıkladıkları ve resen nazara alınacak sebeplerle markaların benzerlikten uzak olması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.MAHKEMENİN İLK KARARI
:İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, Karar sayılı kararı ile; ".... markasının █████/2015 tarihinden itibaren TPMK nezdinde tanınmış marka olarak kabul edildiği, "..." kelime ana unsurunun davacı tarafından maruf hale getirildiği, davacı ve davalı markalarının aynı sınıflarda örtüştüğü, "..." ve "..." ibaresini taşıyan markaların; şekil unsuru , markaların okunuşları ve bir bütün olarak bıraktıkları intibaın, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açtığı, davalının markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, kullanım şeklinin var olan küçük görsel farklılığı da ortadan kaldırdığı ve bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği" gerekçesiyle"DAVANIN KABULÜNE1-Davalılar adına tescilli... numaralı "...", ... numaralı "... ...", ...numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,2-Davalıların kullandıkları logo - amblem tasarımları nedeni ile davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz oluştuğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,3-Hükümsüzlüğe ilişkin kararın kesinleşmesine müteakip, kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,4-Mahkememizce verilen tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına,5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline..." karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.İSTİNAF KARARI
:Dairemizin █████/2023 tarihli █████████ E. - █████████ K.sayılı kararıyla; ''...Somut olay incelendiğinde; davalının kötüniyetli olduğu kanaatine varılarak SMK’nun 25/6. maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmayacağına karar verilmişse de, yukarıda zikredilen Yargıtay kararı ve benzer içtihatlarda da belirtildiği gibi, tescil edilen markanın tanınmış bile olsa başka markaya benzer olması, daha sonra tescil edildiği şekilden farklı olarak başkasına ait markaya yanaştırmak amacıyla farklı şekilde kullanılması markanın kötüniyetle tescil edildiğinin kabulü için yeterli değildir. Kötüniyet, markanın tescil başvurusu sırasında mevcut olmalı, marka tescil başvurusunun güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle yapılması halinde söz konusu olacağından ve davacı tarafça bu markaların sahibi davalı şirketin kötüniyetle bu markaları tescil ettirdiğine dair dosyaya başkaca bir delil sunulmadığından, ilk derece Mahkemesince davalı şirketin bu markalarının kötüniyetli tescil edildiklerinin kabulü doğru olmamıştır.Bu nedenle davalı tarafça davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğrayıp uğramadığının incelenmesi gerekir. Davalı şirket ile davacı şirketin kümes hayvanlarının etleri ile işlenmiş et ürünleri alanında faaliyet gösterdikleri, davalı şirketin "..." ibaresini de içeren ticaret unvanı ile ticaret siciline tescil tarihinin 2006 yılı olduğu, "..." ibaresini içeren ilk marka tescil başvurusunun 2007 yılında yapıldığı görülmektedir. Davalı şirketin bu markaları ilk olarak hangi tarihte kullandığı dosya kapsamındaki delillerle tespit edilememiştir. Mahkemece davacının ihtarname tarihi olan █████/2018 tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde davalı şirketin marka kullanımlarından haberdar olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, ..., ... ve ... tescil numaralı markalarla ilgili sessiz kalma nedeniyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi, davacı tarafça terditli olarak bu markaların kullanılmaması nedeniyle iptalleri de talep edildiğinden, Mahkemece davalı şirkete bu markaları hangi tarihten bu yana kullandıklarını gösteren, ayrıca gerekli görülürse iptal taleplerinin incelenmesi için dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde tescilli oldukları ve iptalleri talep edilen mal ve hizmetler için ciddi ve etkin bir şekilde kullandıklarına dair delillerini sunması için süre verilerek, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının ve kullanmama nedeniyle iptal koşullarının mevcut olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılarak değerlendirme yapılması, ayrıca davalılar vekilinin raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğine dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede de, marka benzerliği konusunda █████/2019 tarihli bilirkişi raporu ile daha sonra alınan kök ve ek bilirkişi raporları arasında bir kısım markalarla ilgili çelişki bulunduğu görülmekle, bu çelişkiyi de giderecek şekilde bu konuda da yeniden rapor alınarak değerlendirme yapılması gerektiği kanaatiyle, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf taleplerinin kabulüne, diğer istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine..." karar verilmiştir.KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI
:İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2021 tarihli ████████ E. - ████████ K. sayılı kararı ile; "...Davalı adına tescil edilmiş olan... nolu ... markasının bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği,... no ile tescilli “... ...” bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği,... no ile tescilli ... ... markasının bu haliyle davalının davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, ... no ile tescilli markasının bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, ... no ile tescilli ... ... markasının davacının markaları ile benzer olmadığı ve ...no ile tescilli ... ... markasının davacının markaları ile benzer olmadığı, ... no ile tescilli ...'la ... markasının davacının markaları ile benzer olmadığı, ... + şekil ...'le ... markasının davacıların markasıyla benzer olmadığı, davacının davaya konu markalarla ilgili sessiz kalma şartlarının oluşmaması sebebiyle ..., ... ve ... numaralı markalara ilişkin hükümsüzlük talebinin yerinde olduğu ile davalıların kullandıkları logo - amblem tasarımları nedeni ile davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz oluştuğuna kanaat getirilerek, ilgili markaların hükümsüzlüğü ile sabit olan tecavüz fiilinin men'ine ve ref'ine dair hüküm kurulmuş, diğer dava konusu yapılan; ..., ..., ..., ..., ...ve ... numaralı markalar yönünden davacının markasına benzerlik unsurunun bulunmadığından cihetle ilgili markalar nezdinde hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek bu markalar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;-DAVANIN KISMEN KABULÜNE1-Davalılar adına tescilli... numaralı, ... numaralı ve ... numaralı markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, diğer dava konusu markaların hükümsüzlüğüne dair talebin reddine,2-Davalıların kullandıkları logo - amblem tasarımları nedeni ile davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz oluştuğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,3-Hükümsüzlüğe ilişkin kararın kesinleşmesine mütakip, kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,4-Mahkememizce verilen tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına,5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMLERİ
:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince BAM bozma ilamında işaret edilen hususların tam karşılanmadığını, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Terditli kullanmama nedeniyle iptal taleplerinin hüküm dışında bırakıldığını, bu konuda hiçbir hüküm kurulmadığını ve hükümsüzlük iddialarının tamamı karşılanmaksızın karar verildiğini, İlk derece mahkemesince BAM bozma ilamında bu hususun incelenmesi gerektiği açıkça belirtilmişken, ... ve ... tescil numaralı markalarla ilgili hükümsüzlük taleplerini reddetmesine rağmen, kullanmama nedeniyle iptal talepleri hakkında karar vermediğini, bu durumun HMK'nın 26. maddesine aykırı olduğunu,Ayrıca hükümsüzlük taleplerinin gerekçesiz olarak reddettiğini, kararın gerekçe yönünden denetime uygun olmadığını, markaların benzer olmadığı sonucuna hangi hukuki ve maddi değerlendirmeler sonucunda ulaştığını açıklamadığını,Hükümsüzlük taleplerinin yalnızca SMK'nın 6/1. maddesine dayandırılmadığını, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9. maddelere de dayandıklarını, bu konularda bir değerlendirme yapılmadığını, sundukları delillerin tartışılmadığını,Davalıya ait ve davaya konu edilen tüm markaların müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, yerel mahkemenin benzerlik ve karıştırılma değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu,Davalı tarafın "..." ibaresini çatı marka olarak kullandığını, Yargıtay kararlarına göre ana marka/çatı marka+ek kelime unsurlarından oluşan markalarda esaslı unsurun ek kelime unsuru olduğunu, davalının markalarındaki ek kelimenin ve asli unsurların "..." ibaresi olduğunu, Davalının amacının müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanmak olduğunu, tüm markalarında "..." ibaresini kullanmasının, bu markaları müvekkilinin markasının serileri olarak algılandıklarını,Davalı tarafın, müvekkilinin markalarına yanaşmak amacıyla kötüniyetli olarak bu markaları tescil ettirdiğini, bu durumda sessiz kalma nedeniyle hak kaybından söz edilemeyeceğini,Yerel mahkemenin BAM bozma ilamından sonra kötüniyetli tescil konusunda olumlu ya da olumsuz bir görüş bildirmediğini, █████/2021 tarihli kararda, davalıların kötüniyetli oldukları açıkça belirtilmesine rağmen, bozma ilamında kötüniyet konusunda bağlayıcı bir ret bulunmadığı halde, ikinci kararda bu iddianın tamamen değerlendirme dışı bırakıldığını,Davalının ... tescil başvuru numaralı "..." markasını 29. sınıfta tescil ettirmek istediğini, müvekkilinin marka benzerliği nedeniyle itiraz etmesi üzerine itirazının kabul edildiğini ve markanın tescil edilmediğini,Davalılar markaların benzerliğinden ve iltibas tehlikesinden haberdar olmalarına rağmen ... numaralı "..." markasını müvekkilinin itirazına rağmen tescil ettirdiklerini,Davalıların ürün ambalajlarını dahi müvekkilinin ürün ambalajlarına benzetmelerinin kötüniyetlerini açıkça ortaya koyduğunu,Aynı esas unsurlu bir kısım markaların benzer kabul edilmesine rağmen, bir kısmının benzer olmadığına karar verilmesinin hukuken ve mantıken izahının mümkün olmadığını,Kötüniyetli tescil halinde sessiz kalma nedeniyle hak kaybı söz konusu olmayacağından, BAM'ın davalıların daha önceki marka kullanımlarının araştırılması gerektiğine dair kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Müvekkilinin "..." markaları tanınmış marka olduklarından, markaların karıştırılma ihtimalinin daha da arttığını, davaya konu tüm markaların hükümsüz kılınması gerektiğini,"..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında da yer aldığını, ayrıca... ve ... alan adlarının da asli unsuru olması nedeniyle de davalıların markalarının hükümsüz kılınması gerektiğini,Kullanmama nedeniyle iptal talepleri açısından, davalılara tensip tutanağı ve ön inceleme duruşmasında usulüne uygun süre verildiğini, buna rağmen BAM kararı uyarınca davalılara bu konuda yeniden süre verilmesinin usule aykırı olduğunu, bu aşamada sunulan delillere itibar edilemeyeceğini,Davalı tarafça sunulan faturalar incelendiğinde, iptali talep edilen ... numaralı "... ..." ve ... numaralı "... ..." markalarının kullanıldığını ispatlayamadıklarının görüldüğünü,Eldeki davanın marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet taleplerini içermekte olup, her bir talep için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, müvekkili lehine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, ..., ...,... ve ...tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ... ve ... numaralı markaların SMK'nın 9 ve 26. maddeleri uyarınca kullanmama nedeniyle iptallerine ve sicilden terkinlerine, kabul edilen her bir bağımsız talep bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunma ve beyanlarını tekrarla, hükümsüzlüğüne karar verilen markalarının ve marka kullanımlarının davacının markaları ve tasarımları ile benzer olmadıklarını,Davacı tarafın "..." markasının tanınmış marka olduğunun kabul edilmesinin, markasının yüksek ayırt edicilik gücüne sahip olduğunun kabul edilmesi anlamına geldiğini, böyle bir markanın müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali olduğunun belirtilmesinin çelişkili olduğunu,Müvekkilinin tek başına "..." olarak marka kullanımının bulunmadığını, "..." ibaresine de yer verildiğini,Yerel mahkemenin gerekçeli kararında yalnızca sessiz kalma şartlarının oluşmadığının belirtildiğini, bu hususun açık bir şekilde gerekçelendirilmediğini, kararın bu haliyle denetime elverişli olmadığını,Davacının sunduğu müvekkiline ait bir ürün görselinde son kullanma tarihinin 2019 olması nedeniyle davacının markalardan haberdar olduğu şeklinde yorumlanmasının abesle iştigal olduğunu, davanın açılış tarihi ilebirliktedeğerlendirildiğinde dahi hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi ek raporun sonuç kısmında bu husustaki tespit ve değerlendirmenin tamamen kaldırıldığını,Davacının müvekkilinin 2006 yılından bu yana kullandığı ticaret unvanına ve marka kullanımlarına, aynı sektörde faaliyet göstermelerine rağmen sessiz kaldığını,Bu nedenle marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüz taleplerinin tümden reddi gerektiğini,Müvekkilinin ticaret unvanını aldığı 2006 yılından ve ilk markasını tescil ettirdiği 2007 yılından dava tarihine kadar 12 yıllık süre geçtiğini, her iki tarafın aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını, bu hususa ilişkin delillerini dosyaya sunduklarını,Müvekkilinin davaya konu markalarını ciddi biçimde kullandığını, iptal koşullarının gerçekleşmediğini, Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılmasının da markanın kullanılması olarak kabul edilmesi gerektiğini, Dosyaya sundukları 500'den fazla fatura örneği ile müvekkilinin "... ...+Şekil" ve "... " markalarını kullandığını ispatladığını, bu nedenle müvekkiline ait iptali talep edilen ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ..." ve ... numaralı "..." markalarını kullandıklarını ispat ettiklerini, Her halükarda müvekkiline ait ... numaralı "..." ve ...4 numaralı "...+Şekil" markalarının davacının markaları ile benzer olmamaları nedeniyle hükümsüzlüklerine ve iptallerine karar verilemeyeceğini,Yargıtay'ın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanmasına dair içtihadını değiştirdiğinden, haksız rekabet yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi sonucunda davanın tümden reddine ve davacının haksız ve hukuka aykırı istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
: Davacıya ait marka tescil kayıtları incelendiğinde; davacının ... numaralı "..." markasının 29, 31 ve 32. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 29, 30, 31, 32 ve 42. sınıflarda, ... numaralı "... KLASİK" markasının 29, 30 ve 31. sınıflarda, ... numaralı "... ..." markasının 5, 16, 21, 29, 38, 41, 43. sınıflarda, ... numaralı "... ..." markasının 31, 32 ve 43. sınıflarda,... numaralı "... ..." markasının 29, 30, 31, 32, 41 ve 43. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 29, 30, 31, 32 ve 43. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 29, 30 , 31, 32 ve 43. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 01. sınıfta,... numaralı "..." markasının 40. sınıfta,... numaralı "... ..." markasının 01, 29, 30, 31, 32, 40. sınıflarda, ... numaralı "... ..." markasının 35. sınıfta,... numaralı "..." markasının 35. sınıfta, ... numaralı "... ..." markasının 41. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 29. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 29. sınıfta ve ... numaralı "..." markasının 29. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalılara ait marka tescil kayıtları incelendiğinde; █████/2012 tescil tarihli, ... tescil numaralı "..." markasının 05, 29. sınıflarda, █████/2009 tecsil tarihli, ... numaralı "... ..." markasının 29, 35. sınıflarda, █████/2009 tecsil tarihli, ... tescil numaralı "... ..." markasının 29. sınıfta, █████/2018 tescil tarihli, ... numaralı "... ...+Şekil" markasının 29. sınıfta davalı ... Şirketi adına, █████/2017 tescil tarihli, ... numaralı "... ..." markasının 29. sınıfta, █████/2018 tecsil tarihli, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 29. sınıfta davalı ... adına, █████/2018 tescil tarihli, ... numaralı "... ...+ŞEKİL" markasının 29, 35, 41, 43. sınıflarda davalı ... adına tescilli oldukları anlaşılmıştır.Davacıya ait ticaret sicil kaydından; "..." ibaresinin 1968 yılından bu yana davacı tarafından ticari ünvan olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.Davalılar tarafından dosyaya sunulan davalı şirkete ait ticaret sicil ve vergi kaydı incelendiğinde; █████/2006 tarihinde ticaret sicile kaydedilerek faaliyete başladıkları, davalı ...’ün şirket ortağı olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 16.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; TPMK'nun web sitesinden "..." markasının █████/2015 tarihinden itibaren TANINMIŞ MARKA olarak kabul edilerek ilan edildiği, davalılardan ... ŞTİ adına tescil edilmiş olan ... numara ile tescilli “...” markasının, her iki tarafın sunduğu malların ortalama tüketicilere sunulduğu, markaları arasında şekil unsuru , markaların okunuşları ve bir bütün olarak bıraktıkları intiba, başvuruya konu ibarenin 29. sınıfta yer alan emtiaların davacının tescilli “...” markaları kapsamında olduğu, markaların benzer olduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin var olduğu, üstelik davalının markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, kullanım şeklinin var olan küçük görsel farklılığı da ortadan kaldırdığı ve bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, davalılardan ... ŞTİ adına tescil edilmiş olan ... numara ile tescilli "... ..."markasının her iki tarafın sunduğu mal ve hizmetin ortalama tüketicilere sunulduğu, markalar arasında, şekil unsuru , markaların okunuşları ve bir bütün olarak bıraktıkları intiba, başvuruya konu ibarenin 29 ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerin davacının tescilli “...” markaları kapsamında olduğu, markaların benzer olduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin var olduğu, üstelik davalının markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, kullanım şeklinin var olan küçük görsel farklılığı da ortadan kaldırdığı ve bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, davalılardan ... adına yapılmış ve henüz tescil edilmemiş olan ... numara ile işlem gören "... ...” markasının 29. sınıfta yer alan mallar ile 35. sınıfta yer alan hizmetleri için tescilinin talep edildiği, markanın henüz tescil edilmediği, her iki tarafın sunduğu hizmetin ortalama tüketicilere sunulduğu, markalar arasında, şekil unsuru , markaların okunuşları ve bir bütün olarak bıraktıkları intiba başvuruya konu ibarenin 29 ve 35. sınıflarda yer alan emtiaların ve hizmetlerin davacının tescilli “...” markaları kapsamında olduğu, markaların benzer olduğu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin var olduğu, üstelik davalının markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı, kullanım şeklinin var olan küçük görsel farklılığı da ortadan kaldırdığı ve bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, davalılardan ... ŞTI adına ... numara ile tescilli "... ..." ve ... numara ile tescilli "... ..." markalarının davacının markaları ile benzer olmadığı, davalılardan ... adına ... numara ile tescilli “... ...”,... numara ile tescilli "..." markalarının davacının markaları ile benzer olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan █████/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacının “...” markası ve grup markaları içinde “...” kelime ana unsurunun davacı tarafından maruf hale getirildiği, davacı ve davalı markalarının aynı sınıflarda örtüşmekte olduğu, “...” ve “...” kelimelerinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlikler taşımakta olduğu, davacı markasının tanınmışlığı da göz önüne alındığında, davacı markası ile davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan █████/2020 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; davacının “...” markası ve grup markalan için de “...” kelime ana unsurunun davacı tarafından maruf hale getirildiği, davacı ve davalı markalarının aynı sınıflarda örtüştüğü, "..." ve "..." kelimelerinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlikleri taşımakta olduğu, davacı markasının tanınmışlığı da göz önüne alındığında davacı markası ile davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince █████/2024 tarihli sektör bilirkişisi ..., tasarım uzmanı ... ve marka vekili ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "...i. tescil edilmiş olan... nolu ... markasının bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, ii. ... no ile tescilli “... ...+Şekil” bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, iii. ... no ile tescilli ... ... +Şekil” markasının bu haliyle davalının kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, 2. i. ... no ile tescilli ... ... markasının davacının markaları ile benzer olmadığı, ii. ve ...no ile tescilli “... ... markasının davacının markaları ile benzer olmadığı, iii. ... no ile tescilli ... ... markasının davacının markaları ile benzer olmadığı,iv. ... “...’le ...+Şekil” markasının davacının markaları ile benzer olmadığı, 3. Davacının davaya konu markalarla ilgili sessiz kalma şartlarının oluşmaması sebebiyle ilgili markaların hükümsüzlüğü talep edebileceği ve Davalılara ait davaya konu markaların ciddi kullanılma şartlarını gerçekleştirmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporu incelendiğinde; kök rapordaki görüşlerinde değişiklik olmadığına dair görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.G E R E K Ç E
:Dava, marka hükümsüzlüğü, bu kabul edilmediği takdirde kullanmama nedeniyle marka iptali ile marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır. Mahkemece marka hükümsüzlüğü davasının kısmen kabulüne, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davalarının kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya üzerinde resen yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince davacı ve davalıya ait marka görsellerinin gerekçeli kararın içerisine konulduğu görülmüştür. Mahkeme kararlarında gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verilebilir ise de, HMK’nın 297. maddesi düzenlemesine uygun düşmeyecek biçimde hükmün gerekçe kısmında şekillere yer verilmesi doğru görülmemiştir. Renk, boyut ve diğer özelliklerden yoksun bir şekilde markaların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir (Emsal YHGK ███████-75 E-████████ K.sayılı kararı).Ayrıca her iki taraf vekili de kararın gerekçesiz olduğuna dair istinaf talebinde bulunduğundan, bu yönde yapılan incelemede ise; mahkeme kararında davaya konu edilen bazı markaların davacının markaları ile benzer oldukları, bazı markaların ise benzer olmadıklarına, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının koşullarının mevcut olmadığına karar verilmişse de, bu konularda denetime uygun gerekçe yazılmadığı görülmüştür. Yine, davacının davalılara ait ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ..." ve ... numaralı "..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği, bu talebin kabul edilmemesi halinde kullanmama nedeniyle iptal talebinde bulunduğu, Dairemizin önceki kararında da bu hususa değinilmesine rağmen, ilk derece mahkemesince bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırıldığı halde, yine bu taleple ilgili bir karar verilmediği görülmüştür.Kararın gerekçesinde taraflara ait marka/logo görseline yer verilmesi, yeterli gerekçe içermemesi ve davacının kullanmama nedeniyle marka iptali talepleri hakkında hüküm kurulmaması HMK 297.maddesine aykırı görülmüş, bu nedenle kararının re'sen ve taraf vekillerinin istinaf talepleri uyarınca kaldırılması gerekmiştir.Kabule göre de, ilk derece mahkemesince "…Davalıların kullandıkları logo - amblem tasarımları nedeni ile davacının tescilli markasından kaynaklı haklara tecavüz oluştuğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine…" karar verilmişse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin benzer kararlarında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup, TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır. Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır. Bu nedenle, Mahkemece marka hakkına tecavüz eyleminin aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiğine dair kararı doğru olmamıştır.Tüm bu nedenlerle; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma gerekçesine göre taraf vekillerinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmemiştir.H Ü K Ü M
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 355/1 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince, İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarihli ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-Davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden istinaf harcının talebi halinde davacıya iadesine,4-Davalılar vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalılara iadesine,5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.