Anahtar kelimeler: Bam Kalmaya Esaskarar Yazildiği Başkan Destekten Anonim Katip Adana Üye

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ KararDAVACI
: ... TCVEKİLİ
: Av.DAVALI
: TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -VEKİLİ
: Av.İHBAR OLUNAN
: ... TCDAVA
: Destekten Yoksun Kalmaya Dayalı TazminatKARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.04.2024 tarih ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.12.2012 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı araçların çarpışması sonucu iki taraflı trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen trafik kazası sonucu ...'nın vefat ettiği, meydana gelen trafik kazasını araştırmak için ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ████████ soruşturma numarası ile yürütülen soruşturmada kusur tespiti için dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği ve 22.03.2012 tarihli rapor ile ...’nın %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, YHGK ███████-1089E.████████K. Sayılı sayılı kararı ile destekten yoksun kalanların 3.kişi sıfatında olması nedeniyle teminat ödemesi yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığı, buna dayanarak kazaya karışan ... plakalı aracın kazanın meydana geldiği tarihteki ZMMS’nin ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığının tespit edildiği ve tazminat ödemesi için yapmış oldukları başvuruda tazminat ödemesi yapılmayacağının taraflarına 10.01.202 tarihli cevabi yazı ile bildirildiği, bu nedenlerle öncelikle davanın kabulü ile, 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 14.12.2012 tarihinde müvekkili sigorta şirketinin ... nolu karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile ... adına sigortaladığı ... plakalı araç ile ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında çift taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, huzurdaki davanın “belirsiz alacak” nevinde ikame edilmesinin usul hukuku kurallarına aykırı olduğu, müvekkili şirketin kendilerine yapılan başvuru neticesinde davacı tarafa 55.505,33 TL ödemede bulunduğu, bu ödemeyi belgeleyen mahsup fişini mahkemeye sundukları, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursu olduğu, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur ve sorumluluğun ispatı ilk mümkün olduğu, dosya kapsamında kazanın oluşunda tarafların kusurluluk durumlarını gösteren herhangi bir belge bulunmadığı, kusur oranlarının saptanması için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasının gerektiği, talep edilen tazminatı kabul etmedikleri, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkına sahip olmadıkları, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.DAİREMİZCE VERİLEN █████/2023 TARİHLİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince sigorta tahkim dosyasının ve takip dosyası getirtilmeden, kesin hükmün ve ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadan karar verildiği anlaşılmakla, bu nedenle HMK' nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmeden, davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: Mahkemece, kesin hükmün bulunmadığı, davacının tazminat talep hakkı bulunduğundan açılan davanın kabulü ile, 138.753,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davalı vekili; araç işletenin oğlunun ölümü üzerine oğlunun desteğinden yoksun kaldığı iddiası ile sigortacısına karşı başvuruda bulunamayacağını, sigortacı işletenin üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararı teminat altına aldığını, işletenin kendisinin uğradığı zararı teminat altına almadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesabının hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, yerel mahkemece müvekkili şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/3, 55 maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasına ilişkin maddi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Zararın teminat dışı olduğuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde;Dava, meydana gelen ölümlü trafik kazası sonucu açılmış olan destekten yoksun kalma tazminatıdır.Uyuşmazlık, 14.12.2012 tarihinli trafik kazasında hayatını kaybeden ve kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu veya kendi kusuru oranında sürücü yakınlarının aracın kendi sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyecekleri, burada varılacak sonuca göre mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-1089 E, ████████ K sayılı kararında; "............... Şu hâliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise, sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.Durum bu olunca, gerek işletenin gerekse eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsünün; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları hâlinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir...............Eldeki davada, destek sürücünün sevk ve idare ettiği sırada tam kusuruyla meydana gelen kazada ölümü sonucu onun desteğinden yoksun kalınması davanın sebebini teşkil etmekte; sürücünün yakınları işletenin kendi sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı istemektedir...........Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.Şu hâle göre; şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır." denmiştir.Eldeki davada da; kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olan davacının sürücü olan desteği vefat etmiş; davacı, destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuşlardır.Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya oluşan, asli ve bağımsız bir haktır.14.03.2019 tarihinde verilen Hukuk Genel Kurulunun ███████-1089 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ile "şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır." görüşü hakim olmakla Dairemizce de görüş değişikliğine gidilmiştir.Sonuç itibariyle, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, kazanın █████/2015 Genel Şartlar öncesinde meydana geldiği, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, █████/2015 öncesi kazaya dayalı bu tür zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağı anlaşıldığından davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:Anayasa Mahkemesinin ███████-███████ E.K sayılı █████/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin █████/2021 gün ve █████████ Esas ve █████████ karar sayılı kararları, █████████ Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, destek pay oranlarının içtihatlara uygun olduğu, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilnin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Yargılama giderine yönelik yapılan istinaf incelemesinde:Davalı sigorta şirketi vekili tarafından mahkemece yargılama gideri konusunda hatalı karar verildiği ileri sürülmüş ise de, UYAP üzerinden yapılan incelemede yapılan yargılama giderlerinin doğru hesaplandığı, kabul edilen miktar üzerinden tarifeye göre vekalet ücretine hükmedildiği, kararın yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine göre, davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 9.478,21 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.370,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 7.108,21 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan Üye Üye Katip¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdırİş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.