Anahtar kelimeler: Cismani Esaskarar Sürücü Ölüm Ankara Mali Özetle Karara Yazilma Yoluna

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 06.03.2024
NUMARASI
: ███████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar)
KARAR TARİHİ
: 07.05.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 07.05.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.10.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı otomobil ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı motosiklet arasında, motosiklet sürücüsünün dikkatsiz bir şekilde otomobili soldan geçişi esnasında trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacının yaralandığı, sağ ayak bileğinde 5 kırık ve sol tarak kemiğinde kırıklar meydana geldiğinin saptandığını, davacının bu süreçte çalışamadığı ve iş göremezlik sürecinin devam ettiği belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminatın (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı ...'den ticari faizi ile birlikte tahsiline; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep etmiş, yargılama sırasında 14.12.2022 tarihinde ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 9.830,10-TL olacak şekilde artırmıştır.
Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak yazılı başvuru dilekçesinin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından yapılan inceleme sonucunda, davacının başvurusunun eksik olduğunun tespit edilerek başvuran vekiline bildirildiğini davacının Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesine yaptığı başvuru sonucunda engel oranın "0" olarak tespit edildiğini, herhangi bir engeli bulunmayan davacı hakkında tazminat ödenmesinin söz konusu olamayacağını, kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, davanın ...'a ihbarını talep ettiklerini, zarar görenin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve kaza esnasında hatır taşımasının olup olmadığı ile zarar görene gelir bağlanıp bağlanmadığı hususlarının belirlenmesi gerektiğini, davalı ile davacı ya da kazaya neden olanlar arasında ticari bir ilişki, sözleşme ya da poliçe bulunmaması nedeniyle davalı hakkında talep edilen ticari faiz oranına hükmedilmemesi gerektiği belirterek, davanın reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, davalıya başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının sürekli bir sakatlığı tespit edilmediğinden haksız taleplerin reddi gerektiğini, maluliyet oranı tespiti için dosyanın Adli Tıpa gönderilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının, tedavi giderinin ve bakıcı giderinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, somut olayda davacının müterafik kusurundan dolayı ve hatır taşımacılığı söz konusu olduğundan tazminat tutarından indirim yapılması ve davacının ticari faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; tarafına usulsüz tebligat yapıldığını, usulüne uygun gerçekleştirilmeyen dilekçe teatisi nedeniyle kendisi tarafından sunulan cevap dilekçesinin yasal süresi içinde olduğunu, davacı tarafın davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, şekil şartlarına uygun düşmemesi nedeniyle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini davacı tarafın iddialarını ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, manevi tazminatın ancak haksız fiile neden olan araç sürücüsünden talep edilebileceğini, kusur tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin karıştığı kazada davacının yaralandığı, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda dava konusu kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’nın % 60 oranında; sürücü ...’nin ise % 40 oranında kusurlu bulunduğu, Ankara Üniversitesi, Tıp fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının, dava konusu kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunmadığının, geçici iş göremezlik süresinin dört ay olduğunun ve bir hafta süreyle başkasının yardımına ihtiyacı olduğunun tespit edildiği, itiraz üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda davacının, dava konusu kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunmadığının ve geçici iş göremezlik süresinin dört ay olduğunun tespit edildiği; bakıcı ihtiyacının olmadığının belirtildiği, yapılan değerlendirmede; İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporun somut olaya daha uygun, daha anlaşılır ve denetime elverişli olduğu kanaatiyle; maluliyetin tespiti hususunda Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporun hükme esas alınması suretiyle davacının, dava konusu trafik kazası nedeniyle bakıcı yardımına ihtiyacının doğmadığının anlaşıldığı, dava konusu trafik kazası neticesinde; davacıda oluşan geçici iş göremezlik ile ilgili tazminat miktarının tespiti hususunda alınan bilirkişi raporunda özetle davacının, ... Sigorta AŞ'den 3.932,04-TL., Güvence Hesabından ise 5.898,06-TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, taşımanın hatır taşıması olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının yolcu olarak bulunduğu aracın payına düşen 5.898,06-TL'den %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiği, davacı lehine manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, belirtilerek, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kısmen kabulüne; 8.650,49-TL maddi tazminatın (davalı ... hakkında hatır indirimi uygulanmış olması nedeniyle, 4.718,45-TL’lik kısmından sorumlu olması kaydı ile) ve davalı ... yönünden (kaza tarihi olan) 14.10.2019 tarihinden, davalı ... Sigorta AŞ yönünden (temerrüt tarihi olan) 28.10.2020 tarihinden; davalı ... yönünden (talebin reddi tarihi olan) 17.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ..., ... Sigorta AŞ ve ...'ndan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakıcı giderleri talebinin reddine; manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00-TL'nin, kaza tarihi olan 14.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş karara karşı davacı vekilli tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile cadde üzerinde seyri sırasında kavşaktan sokağa dikkatsiz ve özensiz dönüşü nedeniyle yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının olayda ağır şekilde yaralandığını, sağ ayak bileğinde 5 kırık ve sol tarak kemiğinde kırıklar meydana geldiğini, bu süreçte çalışamadığını, uzunca bir süre iş göremez hale geldiğini, hastane de tedavi süreci 6 gün sürmüş olmakla beraber iyileşme sürecinin zor ve oldukça uzun geçtiğini, davacı lehine 15.000,00-TL manevi tazminata hüküm verilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, davacının geçirdiği kaza sonucu vücudunda ciddi fiziksel engeller meydana gelmiş ve bir daha eski haline dönemeyeceğini, çalışma gücünde önemli kayıp meydana geldiğini, Ankara Üniversitesi,Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan rapor kapsamında, davacının bir ay süreyle bakıcı yardımına ihtiyaç duyduğunun belirtilmesine rağmen, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor kapsamında bu hususta davacının bakıcı yardımına ihtiyacının doğmadığı yönünde farklı görüş bildirildiğini, mahkemece bakıcı giderinin de olduğu bir rapor alması gerekirken eksik araştırmayla hüküm kurulduğunu, davanın 2021 yılında açıldığını, paranın alım gücünün azaldığını, mahkemenin bu hususu göz önüne almadan takdir etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat miktarının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu, ... Yönetmeliği ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, geçici iş göremezlik tazminatın talebinin kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve █████████ E. █████████ K. )
Mahkemece davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkanlığından alınan raporda davacının 03.10.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğu, iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığının belirlendiği, raporun kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre davacının son durum raporunun alınıp, mevcut yaralanması kapsamında alanında uzman hekimlerinde yer aldığı heyet tarafından tüm tedavi evrakları ve son grafileri incelenerek düzenlendiği, anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve yeterli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut hâlde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. (Yargıtay İBK █████/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir.
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacının maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık davacıda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihindeki paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı adli yardımdan yararlanmış olması nedeniyle istinaf başvurusunda alınmayan 2.002.00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 07.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!