Anahtar kelimeler: Dünyanın Distribütörü Markalı Dünya Başlı İlde Otomotiv Genelinde Üretilen Sınai

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dünyanın sayılı otomotiv üreticilerinden ...'un Türkiye'deki ana distribütörü ve uzun yıllardır dünya genelinde ... Tesislerinde üretilen tüm ... ve ... markalı otomobiller için tam yetkili temsilci olarak Türkiye'de faaliyet göstermekte olduğunu, faaliyeti kapsamında müvekkil ... markasının araç satış işlemlerini yürütmek üzere 81 ilde belli başlı tüzel kişiliklere yetkili satıcılık ve bununla birlikte yetkili servis hizmetlerini sağlamak üzere bayilikler verdiğini, müvekkilin temsilcisi olduğu markaların resmi internet siteleri "www...com.tr" ve "www...com.tr" olup bayilik verilen tüm güncel yetkili satıcılar ve güncel yetkili servislere bu siteler üzerinden erişimin mümkün olduğunu, davalı şirketin de bir süre yetkili servis olarak faaliyet gösterdiğini, daha sonra bu ilişkinin sonlandırıldığını, ancak davalı şirketin müvekkile ait logoları ve markaları halen yetkili servismiş gibi kullandığını, iş yerinin giriş kısmına ve diğer noktalara bu marka ve logoların asılmasının başlı başına marka hakkına tecavüz için yeterli olduğunu, Şirketin ... ve ...hesaplarına bakıldığında da müvekkiline ait logo ve görsellerin kullanıldığını, e-mail adresinde müvekkili şirketin isminin kullanıldığını, davalı tarafın söz konusu adreslerin ve iletişim bilgilerinin hiçbirinin ne müvekkil firma ile ne de herhangi bir bayisi ya da yetkili satıcısıyla alakasının bulunmadığını, müvekkili şirketin Anadolu yakası bölgesinde birçok yetkili servisinin bulunduğunu, davalının yetkili servismiş gibi faaliyette bulunmasının müvekkilinin yetkili servislerinin de mağduriyetlerine sebep olduğunu, müvekkili adına çalışan yetkili servislerin davalının faaliyetleri neticesinde müşteri kaybı yaşadığını, davalı tarafın faturalarda ve web sitesinde yine müvekkil şirketin isminin izinsiz olarak kullanıldığını, bu durumun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ███████ D.iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini belirterek, markaya tecavüz olduğunun tespitine ve markaya yönelik tecavüzün durdurulması ile maddi ve manevi tazminat talep ve dava etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket daha önce yaklaşık 25 yıl ... ve ... markalarının yetkili bayisi olarak çalışmış ve yetki anlaşması sona erince özel servis olarak çalışan bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ve şirket çalışanları 25 yıl boyunca sadece bu marka araçlara baktığından hayatın olağan akışı gereği tüm kadrosu bu alanda uzmanlaşmış ve bildiği bir alanda kalarak ... yetkili servisi değil sadece özel servis olarak hizmet vermeye devam ettiğini, özel servis hizmeti sağlayan müvekkili esas olarak önce ... markasını öne çıkarmış ve şirketin, internet sitesinde ve/veya işyeri tabelasında esas unsur olarak kendi markası ve tali unsur olarak da bakımını yaptığı araçların markasına ve logosuna yer verdiğini, davacının markasının adının ve logosunun müvekkilinin işyerinde ve sayfasında tali unsur olarak bulunması Fikri ve Sınai Mülkiyet Kanunu bakımından hiçbir hukuka aykırılık oluşturmadığını, Yargıtayın yerleşmiş kararlarında da yer aldığı üzere tescilli markanın tali unsur olarak kullanılıyor olması herhangi bir ihlale yol açmadığını, müvekkili hakkında haksız ve kötü niyetle açılmış davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Dava konusu somut olayda ... tescil numaralı markasının █████/2020 tarihinde ... ile...adına, ... tescil numaralı markasının 99 sınıfta başvurusunun devam ettiği, ..... tescil numaralı ŞEKİL markasının 07, 09, 12, 14, 16, 18, 25, 28, 35, 36, 37 ve 39 sınıflarda █████/2011 tarihinde ... ...A.S. Şirketi adına, .... tescil numaralı ŞEKİL markasının 12, 37 ve 39 sınıflarda ... ... S.A şirketi adına █████/2007 tarihinde tescil edildiği ve halen korumasının devam ettiği, dosyamız içine alınan İstanbul..... FSHHM'nin ███████ D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespit ve düzenlenen raporda, davalının ... tabelasında davacı tarafa ait ... ve ... markalarının isim ve logolarını kullandığı, www. ....com isimli internet sitesinde davacı tarafa ait ... ve ... markalarının isim ve logolarını kullandığı, site içeriğinde birçok kez marka isim ve logolarının kullanıldığının sabit olduğu bu tespit karşısında davalının davacı tarafa ait markaları şirket tanıtımlarında, iş yerinin tabelalarında kullandığı ve bu kullanımların da haklı bir sebebe dayanmadığı sabit olduğunda davalının davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin sabit olduğu kabul edilerek tecavüzün tespiti ve durdurulması yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalının ticari defter ve kayıtlarından "..." ve "..." markalarını ne zamandan beri kullandığının ve ne kadar gelir elde ettiğinin tespit edilemediği, davalının ticari kayıtlarına göre zarar beyanında bulunduğu, bu nedenle maddi tazminatın TBK'nun 50. maddesi uyarınca mahkememizce takdir edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacının markalarının tescil tarihi, markaların bilinilirliği, davalının iştigal ettiği alan ile işletmesinin faaliyetlerindeki marka kullanımlarının etkinliği, davalının ticaret hacmi, kusur durumu, davalının cirosu değerlendirildiğinde, talep edilen 20.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmış, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davalarının kabulüne, karar verilmiştir.İSTİNAF
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece dava öncesindeki delil tespiti raporunun hükme esas alındığını, kök ve ek bilirkişi raporlarında müvekkil şirketin faturalarında ... veya ... gibi markalara dair ayırt edici bir ifade bulunmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin 25 yıl boyunca yetkili servislik yaptığını ve faaliyetlerini bu yönde sürdürürken web sitesi ile iş yerinde özel servis olduğunu şüpheye yer bırakmadan vurguladığını, markanın isim ve logosunun kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bir karışıklığa sebep olmayacağını, bilirkişi heyetinin de haksız rekabet oluşmadığı yönünde görüş bildirdiğini, günümüzde tüketicilerin akıllı telefon ve internet sayesinde yetkili ile özel servis ayrımını kolayca yapabildiğini, görsellerin kullanımının marka tecavüzü teşkil etmediğini, davacının bir zarara uğramadığını, ayrıca yerel mahkemenin hüküm kısmında davacı vekili lehine üç ayrı vekalet ücretine hükmetmesinin usule aykırı olduğunu, toplam tazminat miktarından daha fazla bir vekalet ücreti belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının istinaf sebeplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının sadece delil tespiti raporuna dayanıldığı iddiasına karşı çıkarak kapatılan "https://www........com" sitesinde büyük puntolarla ... ve ... isimlerinin kullanıldığını, e-posta adresinden personel kıyafetlerine ve hatta yerdeki paspaslara kadar her yerde müvekkil şirketin logolarının bulunduğunu, bilirkişi raporunun da bu durumun yetkili servis izlenimi yaratarak iltibas ve karışıklığa sebep olduğunu, davalının özel servis olduğunu belirttiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, günümüzde internet kullanan tüketicilerin bile bu kadar yoğun logo ve görsel kullanımı karşısında yanılmamasının mümkün olmadığını, davalının bu eylemleriyle müvekkil şubenin müşteri kaybına yol açtığını, vekalet ücretine ilişkin itirazların da yersiz olduğunu, tecavüzün tespiti, maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin her biri için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu markaya tecavüzün tespiti önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Davacı taraf, dilekçesinde özetle; otomotiv üreticilerinden ...'un Türkiyedeki ana distribütörü olduklarını ve uzun yıllardır ...Tesislerinde üretilen tüm ... ve ... markalı otomobiller için tam yetkili temsilci olarak faaliyet gösterdiklerini, müvekkili şirketle arasında artık ilişki bulunmadığı ve müvekkili şirketin yetkili servisiymiş gibi halen çalışan personel kıyafetlerinde, tabelalarında, iş yeri cephelerinde ... ve ... markalarına ait logoları kullandığını, bu durumun yetkili servislerin ve kendisinin mağduriyetine sebep olduğunu belirtmektedir.Davalı cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ve şirket çalışanlarının 25 yıl boyunca sadece bu marka araçlara baktığından hayatın olağan akışı gereği tüm kadrosu bu alanda uzmanlaşmış ve bildiği bir alanda kalarak ... yetkili servisi değil sadece özel servis olarak hizmet vermeye devam ettiğini, özel servis hizmeti sağlayan müvekkilinin esas olarak önce ... markasını öne çıkardığını ve şirketin, internet sitesinde ve/veya işyeri tabelasında esas unsur olarak kendi markası ve tali unsur olarak da bakımını yaptığı araçların markasına ve logosuna yer verdiğini, davacının markasının adının ve logosunun müvekkilin işyerinde ve sayfasında tali unsur olarak bulunmasının markaya tecavüz oluşturmayacağını ileri sürmektedir. TPMK kaydına göre, ... tescil numaralı markasının █████/2020 tarihinde ... ile...adına, ... tescil numaralı markasının 99 sınıfta başvurusunun devam ettiği, .... tescil numaralı ŞEKİL markasının 07, 09, 12, 14, 16, 18, 25, 28, 35, 36, 37 ve 39 sınıflarda █████/2011 tarihinde ... ..A.S. Şirketi adına, ....tescil numaralı ŞEKİL markasının 12, 37 ve 39 sınıflarda ... ... şirketi adına █████/2007 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. İstanbul ... FSHHM'nin ███████ D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda özetle;" davalının ... tabelasında davacı tarafa ait ... ve ... markalarının isim ve logolarını kullandığı, www. ....com isimli internet sitesinde davacı tarafa ait ... ve ... markalarının isim ve logolarını kullandığı, site içeriğinde birçok kez marka isim ve logolarının kullanıldığı" belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.█████/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davalının Defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme de ; Araç tamir, bakım, onarım hizmetleri ve aynı zamanda tamir bakım sırasında gerekli olan yedek parça satışı yaptığı, tarafıma ibraz edilen satış faturaları üzerinde “...” şekil ibaresinin, yine satış faturalarının sol alt kısmında ....ŞTİ unvanının altında “...-... Servisi “ ifadesinin yer aldığı, Davalının dava tarihi olan 04.08.2021 tarihinden geriye doğru 4 yılık gelir tablolarının incelenmesinde yıllık kar /zarar durumunun, 2017 yılı : 5.520,39 TL Zarar, 2018 yılı : 7.145,78 TL Zarar , 2019 yılı : 36.541,97 TL Zarar, 2020 yılı : 36.958,44 TL Zarar, 2021yılı : 12.485,05 TL. Zarar olduğunu, Davalı şirketin 2017-2021 yılları kapsayan 5 yıllık dönemin tamamını zarar ile kapattığı Kurumlar Vergisi Beyannameleri ekinde verilen Gelir Tablolarının incelenmesinde tespit edildiği, Davacı firmanın markaya yönelik tecavüz sebebiyle uğramış olduğu zararlar bakımından maddi ve manevi tazminat talebi bulunduğu, Davacı firmanın maddi tazminat talebi gerek davalı firmanın dava tarihi olan 04.08.2021 tarihinin de içinde bulunduğu yıl dahil olmak üzere geriye yönelik 4 yılı kapsayan dönemlerini zarar ile kapatması nedeni ile maddi tazminat hesaplanamadığı, Yoksun kalınan karın hesaplanması yönünden SMK m.151/2’de belirtilen seçeneklerden herhangi birinin davacı tarafından talep edilmemesi nedeni ile hesaplama yapılmadığı, Manevi tazminatın takdirinin Yüce Mahkeme’nin takdirinde olduğu, Otomotiv Sektörü Yönünden;davalı yan kurumun web sitesi üzerinde yapılan incelemeler açısından açık ve net olarak herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde davalı kurumun özel servis olduğunu belirtildiğinin tespit edildiği, yetkili servislerin kurulum ve işletme maliyetlerin büyüklüğü göz önüne alındığında konu durumun diğer yetkili servis kurumlar ile haksız rekabete yol açmaması açısından ve otomotiv sektörü açısından iş bu rapor tarihinde uygun olduğu, ancak davacının iddiasında belirttiği gibi konu markanın isim ve logo olarak web sitesi isminde,dosyada mevcut olan faturalar üzerinde, zarflarda vb. bilumum materyalde kullanımının bir karışıklığa neden olacağının açık ve net olduğunun değerlendirildiği Marka Yönünden ; Davacı ve Davalı markaları “araç servis hizmetleri” alanında kullanılması, servise gelen kişilerin servisin yetkili mi özel servis ayrımı yapacak derecede farklılık olmadığı, Davacıya ait “...” ve “...” logo ve yazılarının kullanımının özel servis hizmetinden çok yetkili servis izlenimi yaratacağı , bu durumun tescilli marka ile ilgili iltibas ve karışıklığa sebep olacağı" belirtilmiştir.█████/2023 tarihli bilirkişi heyet Ek raporunda özetle;" Davalının Defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme de ; Araç tamir, bakım, onarım hizmetleri ve aynı zamanda tamir bakım sırasında gerekli olan yedek parça satışı yaptığı, tarafıma ibraz edilen satış faturaları üzerinde “...” şekil ibaresinin, yine satış faturalarının sol alt kısmında ....ŞTİ unvanının altında “...-... Servisi “ ifadesinin yer aldığının görüldüğü, davalının inceleme sırasında ibraz etmiş olduğu satış faturalarının ve dosyaya ibraz edilen satış faturaların incelenmesinde Fatura açıklamaları kısmında “Araç tamir, bakım, onarım hizmetleri ve yedek parça satışı” ifadelerinin yer aldığı görülmektedir.Fatura açıklamaları kısmında ...- ... veya diğer herhangi bir markaya ait araç bakım onarımı diye ayırt edici bir ifade yer almadığını, Faturaların üzerinde Araç marka ismi yer almadığında elde edilen gelirin kaçının ...-... markalarından, kaçının diğer markalardan elde edildiğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı" belirtilmiştir.6769 sayılı Kanunun,7/ (5) bendine göre, Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin, davacı şirketin yetkili servis olarak 25 yıl faaliyet gösterdiği, daha sonra bu ilişkinin sonlandırıldığı her iki tarafında kabulün de olduğu, davacı tarafından davalı kullanımlarının kendisine ait markaya tecavüz ettiğini belirterek markaya tecavüzün tespitini ve önlenmesini talep ve dava ettiği, davalı tarafından dava açıldıktan sonra internet sitesinde ki kullanımında, "... ... ve ..." ibarelerine yer verilerek kendisinin özel servis olduğuna dair vurgu yapıldığı anlaşılıyorsa da, davalı şirketin, iş yeri içindeki tabela görsellerinde halen ... yazısının sağ ve solunda davacı marka logolarına yer verilerek yetkili servis izlenimi verildiği, davalı tarafça tespite konu diğer kullanımlara son verildiğine dair delil sunulmadığı, davalı kullanımlarının dürüst kullanım sınırlarını aşarak yetkili servis izlenimi verdiği, davalının kullanımının tali kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, markaya tecavüzün gerçekleştiği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Davaların yığılması söz konusu olduğundan, mahkemece, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi HMK 326 maddeye göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ../███████ tarih ve 2021/.. E., 2023/. K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026