Anahtar kelimeler: Ukuk Musa Bam Cismani Aydın Esaskarar Başkan Yazim Mahal Bursa

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
...UKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
:...
KARAR NO
: ...
BAŞKAN
:...
ÜYE
:...
ÜYE
: ........
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2022
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2023 (Davalı Aydın), █████/2023 (Davacı)
ASIL DAVADA DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1 -...
VEKİLİ
: Av. ...
BİRLEŞEN (... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas) DAVADA
DAVACI
: MUSA YAĞUZ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ile davalı ... ...taoğlu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, █████/2019 günü meydana gelen trafik kazasında ...plakalı sürücü belgesiz araç sürücüsü ... ... kullandığı araç ile müvekkilinin içinde yolucu olarak bulunduğu ...plakalı araç arasında trafik kazası gerçekleştiğini, müvekkilinin oluşan kaza sonucunda %52 oranında fiziksel engelinin oluşması, kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunması nedeniyle kusurunun olmayışı, geçirdiği kaza sonucunda çalışma yetisini kaybettiği, tedavi sürecinin halen devam ettiği, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 30.000,00 TL, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden; sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile zincirleme davalılara ödetilmesine, ayrıca 150.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme işleten ve sürücüye ödetilmesine, BK'nun 76.maddesi uyarınca 50.000,00 TL.'ndan az olmamak üzere geçici ödeme yapılmasına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu kazaya ilişkin ceza dosyası derdest olduğunu, polis tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağını yargılama devam ettiğinden dolayı kabul etmediklerini, müvekkilinin tamamen kusurlu olup olmadığı ya da hangi oranda kusurlu olduğu ile ilgili ceza dosyasında henüz kesin bir delil ya da bilirkişi raporu mevcut olmadığını, Yargıtay görüşleri ve öğretide, kazaya karışan sürücünün ehliyetsiz olmasının, her durumda o kişinin kazanın tek suçlusu olarak peşinen kabul edilemeyeceğini gösterdiğini, ceza davasındaki sorgulamaların tamamlanması, kanıtların toplanması ve bilirkişi raporlarının verilmesi aşamasına kadar bekletici mesele yapılmasını, müvekkilinin tacir sıfatı bulunmadığını, bundan dolayı görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacının talebine konu maluliyet oranının kabul edilemez nitelikte olduğunu, mağdurun henüz iyileşme sürecini tamamlamadığından maluliyet oranı tespit etmek mümkün olmadığını, tazminat hukukuna göre hak edene ödenecek tazminat, hak ettiğinden fazlası olamayacağından, kişinin maluliyet oranının kesin ve net bir şekilde tespit edilemeden ödenecek tazminat miktarının da belirlenemeyeceği dikkate alınarak işbu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, her halükârda “maluliyet tazminatına” ilişkin tazminat hesabının ZMMS sigortası genel şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, müvekkili şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda yasal faizin talep edilebileceği, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, davalı sigorta nezdinde ... numaralı ZMMS (Trafik) Sigortası ile sigortalı ...plakalı aracın, ... ... sevk ve idaresinde iken, 06.01.2019 tarihinde karıştığı kaza sonucu müvekkili ... ... yaralandığını, müvekkilinin trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu geçici iş göremezlik gideri olarak şimdilik 10 TL, tedavi giderleri için şimdilik 10 TL ve bakıcı giderleri olarak şimdilik 10 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 30 TL'nin kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... ... ve sigorta şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden davacı tarafından davalılara yönelik açılan maddi tazminat talebinin feragat sebebiyle reddine, davacı tarafından davalı ... ... yönelik açılan manevi tazminatın davasının kısmen kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ... alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanı subut bulmadığından reddine, karar verilmiştir.
Davalı ... ... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, Mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacı yanın kusur durumu ile 16 F 3563 plaka sayılı araç sürücüsünün kusur durumu dikkate alınmadığını, davacı yanın emniyet kemeri takıp takmadığının da belirlenemediğini, Mahkemece davacı yanın emniyet kemeri takılıp takılmadığının araştırılması, belirlenen tazminat miktarından bu husus göz önünde bulundurularak indirim yapılması gerektiğini, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, sigorta şirketi ile ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ninde ... E. sayılı dosya kapsamında maluliyet tazminatı konusunda anlaşmaya varıldığını, sonrasında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde... Esas numarasıyla açılan davada müvekkilin söz konusu kaza nedeniyle uğramış olduğu geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin karşılanmasının da ayrıca talep edildiğini, dolayısıyla söz konusu sulh protokolünün sonradan açılan davadaki taleplerini kapsamadığı, sadece maluliyet kaynaklı tazminata ilişkin olduğunu, Tedavi giderleri için herhangi bir husus taraflar arasında imzalanan protokolde yer almadığını, her türlü tedavi giderini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplarını ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplarını zarara uğrayan tarafın talep edebileceği açıkça belirtildiğini, ilk dava yönünden sulh olunduktan sonra açılan ve tedavi (sağlık) giderleri klozundan kaynaklanan birleşen dava yönünden tazminat taleplerimizin uzman bilirkişi marifetiyle hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
Asıl dava maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise geçici iş görmezlik tazminatı ile tedavi giderine ve bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.
Asıl davada feragat nedeni ile maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ile davalı Aydın Ataoğlu vekili tarafından istinaf edilmiştir.
2918 Sayılı KTK 91/1 maddesi gereği işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
İşleten ve zorunlu trafik sigortacılarının 3. kişilere karşı sorumluluklarının niteliği ise kanundan doğan TBK 62. maddesince müteselsilen sorumluluk olup, TBK 163/1. maddesi gereğince; alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen tahsilini isteyebilir. Borcun tamamen tahsiline kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği de aynı yasanın 163/2 maddesinde açıklanmıştır.
Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği def'iler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu def'iler BK 143. maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan def'iler olup bunların dışında ileri sürülen def'iler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz. TBK şimdiye kadar sözü edilen düzenlemeleri alacaklıya karşı dış ilişkilerle ilgili olup, borcun ödenmesinden sonra müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkilerde TBK 165. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.
Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen veya tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Türk Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır.
TBK 166/2 maddesine göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri için alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gerekir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine TBK 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bunun sonuçlarına katlanacağı esastır (Yargıtay 17 HD █████/2018 tarih █████████ E ██████████ K).
İbraname adı altında sigorta şirketlerine veya ödemede bulunan zarar sorumlularına verilen belge kesin bir aklama ve vazgeçme belgesi olmayıp ödenenle sınırlı bir ''makbuz'' hükmündedir.
Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması hem sigortacı hem de sigortalı işleten yönünde poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sonuç doğurur. Davalı sigorta şirketi ile birlikte davalı işleten de poliçe limiti kadar borçtan kurtulmuş sayılır. Ancak aracın sürücüsünün işleten dışında başka bir olması halinde sürücünün sorumluluğu sigorta şirketi tarafından ibranamedeki ödenen tutarla sınırlı olacaktır.
Davacı vekilince ibraz edilen ''Sulh Protokolü ve İbraname'' başlıklı belgede davalı Ethica Sigorta A.Ş. tarafından davacıya toplam 300.000,00-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Davadan feragat, HMK 307 maddesi gereği davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesi olup, karşı tarafın onayına tabi değildir.
Dava konusu somut olayda 10.09.2020 tarihli 3.celsede davacı vekili: maddi tazminat talebimiz yönünden davalı sigorta şirketi talebimizi karşılamıştır, tüm davalılar yönünden sulh olduk. Maddi tazminat talebimizden vazgeçiyoruz, maddi tazminat yönünden yargılama gideri, vekalet ücreti talebimiz bulunmamaktır. Manevi tazminat talebimiz yönünden davaya devam ediyoruz, müvekkilim muayene oldu, rapor beklenilsin, demiş olduğu görülmüştür.
Davalı sigorta şirketinin kişi başına sakatlık için poliçe limitinin 360.000 TL olduğu anlaşılmıştır.
Yerel mahkemenin kabulü üzere, yukarıda izah edildiği üzere davacı vekilinin maddi tazminat bakımından davadan feragati söz konusu olup , asıl dava dosyasında maddi tazminat talebinin dayanağı sürekli iş görmezlikten kaynaklanan talebini de içermekte olduğuna göre, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti tükenmiş olup, tüm davalılar bakımından maddi tazminata ilişkin birleşen davanın reddine dair yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir
Davalının kusura ilişkin istinaf istemi değerlendirildiğinde, davacının kazaya karşıan araçta yolcu olduğu kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığı, ancak, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olarak kaza tespit tutnağında işaretlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacının emniyet kemerinin takılı olduğunu ispat yükü altında olduğu gözetilerek, Adli Tıp'tan, kaza sonucu oluşan yaralanmanın emniyet kemerinin takılı olmaması ile illiyet bağı olup olmadığı hususnda rapor alınarak sonucuna göre karar vermek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.
Kaldırma nedenine göre tarafların manevi tazminata ilişkin istinaf istemi bu aşamada değerlendirilmemiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekili ile davalı Aydın Ataoğlu vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekili ile davalı ... ... vekilinin istinaf taleplerinin KABULÜ ile ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2- İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4- Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
..
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye-...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!