Anahtar kelimeler: Gebze Sakarya Başkan Rücuen Yazim Katip Etkili Üye Sonuca Hmknın

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVACI
: ... - ...- ...VEKİLİ
: Av, ...DAVALI
: ... (T.C. NO:...) - ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Rücuen Alacak)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacının müşterilerine ait olan muhtelif ürünlerin taşıyıcının araçlarıyla taşınması ve teslimatı hususunda anlaşıldığını, davalının sözleşme kapsamında ürünleri tam, eksiksiz, kusursuz olarak ve ambalajlarına zarar vermeden belirtilen adreslere teslim etmekle yükümlü olduğunu, davalının ürünleri davacı şirketten 05.05.2015 tarihinde teslim aldığını, ancak davalının, Mutlukent Polis Merkezi Amirliği'ne 06.05.2016 tarihinde yaptığı şikayet beyanında belirttiği üzere, ürünlerin gün içerisinde teslimini yapmayıp içerisinde bulunduğu aracı ikametinin önüne park ettiğini, daha sonra 06.05.2015 tarihinde işe gitmek üzere evden çıktığında aracın kasasının kapılarının açık olduğunu ve ürünlerin çalınmış olduğunu gördüğünü, davalının söz konusu ürünleri teslim etmeyerek TTK gereği kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemiş olması ve ürün teslimatının yapılmamış olması nedeniyle dava dışı Zer Merkezi Hizmetler ve Ticaret A.Ş. tarafından teslimatı yapılamayan ürünler dolayısıyla uğranılan zararın davacı şirkete 30.11.2016 tarihli, ZFF2016... numaralı fatura ile 93.178,04-TL + %18 KDV olmak üzere rücu edildiğini, ilgili bedelin davacıya rücu edilmesi üzerine, davacı şirket tarafından Zer Merkezi Hizmetler ve Ticaret A.Ş. isimli şirkete ödeme yapıldığını, davalının aracı park etmemesi gereken bir yere park etmiş olması sebebiyle Sigorta Şirketinin, ürünlerin teslim edilmemiş olması sebebiyle davacının da uğramış olduğu zararı karşılamadığını, bunun üzerine davacı tarafından Gebze İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas Sayılı dosyası ile 93.178,04- TL faturadan kaynaklı olarak ve 3.695,21-TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 96.873,21-TL üzerinden takibe geçildiğini, davalı tarafından mezkur takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan sözleşmenin ilgili maddesinde; "Güler Nakliyat, müşterileri ve bunların bağlı şirketler ve iştirakleri; taşıma işi sırasında 3. Kişiler nezdinde, Araçta, emtialarda veya Ürünler'de oluşabilecek doğrudan veya dolaylı zararlar ile tüm maddi ve manevi zararlar ile tüm maddi ve manevi zararları Taşıyıcı'dan tazmin edilebilecek ve ödemek zorunda kalınan tutarları Taşıyıcı'dan rücu edebilecektir." denilerek, davacı şirketin zararını rücu etme hakkına sahip olduğunun açık bir şekilde ifade edildiğini, davalının kendisine düşen özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacıyı zarara uğrattığını ve aracın park edilmemesi gereken yere park edilmiş olması sebebiyle Sigortacı tarafından davacının zararının karşılanmadığını, bu nedenlerle davacı şirketin, ödemek zorunda kalmış olduğu 96.178,04-TL'yi davalı tarafa rücu etme hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazını müteakip dava açılabilmesi için gerekli olan arabulucuya başvuru dava şartının sağlandığını, tarafların arabuluculuk sürecinde anlaşamadıklarını, izah edilen sebepler doğrultusunda davanın kabulü ile, davalının T.C. Gebze İcra Müdürlüğü’nün ██████████ E. sayılı icra takibi dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline ve takibin aynı koşullarla devamına, davalının itirazının haksız ve likit alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olması nedeniyle, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; somut olayda davacı tarafın öncelikle yetkisiz icra dairesine icra takibi başlattığını, davalının itirazı sonrasında açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine karar verildiğini ve bu red kararının istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacıya 26.11.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacının yasal iki haftalık süre geçtikten sonra 16.12.2021 tarihinde icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesini talep ettiğini, yasa ve yargıtay ilke kararları uyarınca bu durumun hukuki sonucu icra takibinin hiç başlatılmamış, açılmamış olması sayıldığını, dolayısıyla ortada itirazın iptali davasına konu edilecek bir takip bulunmadığından davanın öncelikle "dava şartı yokluğu" nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe ve davaya konu edilen alacaklar zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini, davaya ve takibe konu zararın 06.05.2016 tarihinde meydana geldiğini ve bizzat davacı tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan mail kaydından da görüleceği üzere davacı tarafın bu zarardan 06.05.2016 tarihinde haberdar olduğunu, Türk Ticaret Yasanın 855. maddesinin "Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar." hükmüne amir olduğunu, somut olayda 06.05.2016 tarihinde meydana gelen ve aynı tarihte davacı tarafından öğrenilen zararın tahsili için davacı taraf ilk olarak 26.04.2017 tarihinde İstanbul 31. İcra Dairesinde icra takibi başlattığını, itiraz sonrasında 05.07.2017 tarihinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtığını, yetkisizlik kararı sonrasında Gebze İcra Müdürlüğüne gönderilen ve ██████████ sayılı takip dosyasında işlem gören takip dosyasında davalının 28.11.2022 tarihinde takibe itiraz ettiğini ve aynı tarihte takibin durduğunu, ortada usulüne uygun başlatılan bir icra takibi ve usulüne uygun şekilde açılmış ve itirazın iptali davası olduğu kabul edilse dahi dava konusu alacakların çok daha öncesinde zamanaşımına uğramış olmakla birlikte en son 28.11.2022 tarihinden işletildiğinde dahi dava konusu alacakların 28.11.2023 tarihinde zamanaşımına uğradığını, davanın ise 04.12.2023 tarihinde açıldığını, davacının emir ve talimatları doğrultusunda hareket eden davalının, davacının işyerinde ürünlerin doldurulması sonrasında, ürünlerin sevk edileceği İstanbul’a yola çıkmak üzere, saat 16:00’da gönderildiğini, İstanbul ilinde kamyonetlerin 16:00-22:00 saatleri arası trafiğe çıkmasının yasak olduğunu, davacının bu durumu bilmesine karşın, davalı davalıyı yük dolu araç ile gönderdiğini, davalının, davacıya ait depodan çıkış saatine göre trafiğe çıkması yasak olduğundan, aracı kendi ikametgâhının önüne park ederek uygun saatte trafiğe çıkmayı beklediğini, aracın kapılarını kapatan, kilitlerini kontrol eden ve mallara herhangi bir şey gelmemesi için kişinin kendisini ve mallarını en güvende hissedebileceği ikametgahının önünde park etmesi durumunun, davalı davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini açıkça gösterdiğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın, meydana gelen hırsızlık olayını bertaraf edemeyeceği, meydana gelen olayda Kolluk kuvvetlerinin hırsızların parmak izine dahi ulaşamaması hususunun, olayın profesyonelce işlendiğinin açık kanıtı olduğunu, davalıyı trafiğe çıkılmayacak bir saatte gönderen, malların korunması yükümlülüğünü davalının üzerine yükleyen davacının, tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren davalıyı zarardan sorumlu tutmasının sorumluluk hukuku ile bağdaşmadığını, davalıya izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, özen yükümlülüğünü yerine getiren davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararın 06.05.2016 tarihinde meydana geldiğini, davacı taraf ile kurulan sözleşmenin ise 25.12.2016 tarihli olduğunu, dolayısıyla olayın meydana geldiği tarihte taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme bulunmadığından, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde sözleşme hükümlerinin gözetilemeyeceğini, davacı tarafın sigorta şirketine karşı haklarını kullanmaması nedeni ile zararın davalıdan tahsili olanağının bulunmadığı, davacının davaya konu ettiği itirazlarını sigorta şirketine karşı ileri sürüp uğradığını iddia ettiği zararı, sigorta şirketinden tahsil olanağı bulunmasına karşın davalıya karşı dava açmasında hukuka uygunluk bulunmadığını, davacı tarafın dava dışı Arçelik-Zer firmalarına karşı itiraz ve defileri ileri sürmemesinden dolayı zararın artmasına sebebiyet verdiğinden davalının zarardan sorumlu tutulamayacağını, davalının, davacı ve dava dışı Arçelik-Zer firmalarının emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın zaman aşımı süresi içinde açılmamış olduğu anlaşılmakla REDDİNE ... " karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediğini, icra emrine yapılan itirazlar alacaklıya tebliğ edilir ise, bu tarihten itibaren itirazın iptali davası açmak için 1 yıllık hak düşürücü süre bulunduğunu, ancak davalı yanın 25.11.2022 tarihli itiraz dilekçesi davacı şirkete tebliğ edilmediği için, davacı şirket açısından 1 yıllık hak düşürücü sürenin işletilebilmesi mümkün olmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.DELİLLER
: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 Tarih - ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında akdedilen taşıma sözleşmesi kapsamında davalının, davacıya ait muhtelif ürünleri teslim almak ve bunları eksiksiz, hasarsız ve zamanında alıcılara ulaştırmakla yükümlü olduğunu, davalının █████/2016 tarihinde ürünleri teslim aldığını ancak █████/2016 tarihinde yaptığı beyana göre aracı ikametinin önünde park ettiğini ve araç kasasının açık olması nedeniyle ürünlerin çalındığını, bu suretle taşıma borcunu gereği gibi ifa etmediğini, teslim edilmeyen ürünler nedeniyle dava dışı Zer Merkezi Hizmetler ve Ticaret A.Ş tarafından davacıya █████/2016 tarihli fatura ile 93.178,04 TL ve KDV tutarında zarar yansıtıldığını, bu bedelin davacı tarafından ödendiğini ve davalıya rücu edildiğini, sigorta şirketinin zararı karşılamadığını, bunun üzerine Gebze İcra Müdürlüğünün ██████████ E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; aynı alacağa ilişkin daha önce icra takibi başlatıldığını, bu takibe yapılan itiraz üzerine açılan davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, yetkisizlik kararı sonrası süresinde işlem yapılmadığından ilk takibin açılmamış sayıldığını, ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığını, ayrıca talebin zaman aşımına uğradığını ve zararın meydana gelmesinde kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Zaman aşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zaman aşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.Bu itibarla zaman aşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.Diğer bir anlatımla zaman aşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zaman aşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zaman aşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zaman aşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.Eldeki davada, dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, icra takip dosyaları ve tüm yargılama evrakı birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince verilen kararın eksik inceleme ile tesis edildiği sonucuna varılmaktadır.Uyuşmazlık, taraflar arasında bulunduğu çekişmesiz olan taşıma sözleşmesi kapsamında taşınan emtianın çalınması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın taşıyandan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, dava dışı Zer Merkezi Hizmetler ve Ticaret A,Ş. tarafından davacıya yansıtılan zarar bedelinin █████/2016 tarihi itibarıyla mahsup edilmek suretiyle tahsil edildiği İstanbul 31 İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı takip dosyası ile zaman aşımının kesildiği, sonrasında Gebze İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı takip dosyası ile yeniden takibe geçildiği, 6098 sayılı TBK'nın 154 ve 156. maddeleri uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda dava tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüş ise de varılan sonucun yukarıda da belirtildiği gibi hatalı olduğu değerlendirilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, uyuşmazlığın kaynağı taşıma sözleşmesi olup, davacının talebi taşıyıcının taşıma borcunu gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkindir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde yalnızca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zaman aşımına ilişkin genel hükümlerinin değil, taşıma hukukuna ilişkin özel düzenlemelerin ve bu düzenlemelerde öngörülen zaman aşımı sürelerinin, başlangıç anlarının, kesilme ve durma sebeplerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 855, maddesinde taşıma sözleşmesinden doğan istemlerin kural olarak bir yıllık zaman aşımına tabi olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun 855/1. maddesinde ise zaman aşımı süresinin başlangıcı ve uygulama koşulları özel alarak hüküm altına alınmıştır. Aynı maddede taşıyıcının kastı veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle gerçekleştirdiği fiil veya ihmallerden doğan sorumluluk bakımından üç yıllık zaman aşımı süresinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu taşıma sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar bakımından genel zaman aşımı hükümlerinden ayrılarak özel bir zaman aşımı sistemi öngörmüş olup, bu düzenlemelerin somut olay bakımından uygulanıp uygulanmayacağının öncelikle değerledirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Eldeki davada, mahkemece, uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilmesine rağmen 6102 sayılı TTK'nın 855 ve devamı maddelerinde düzenlenen özel zaman aşımı hükümleri yeterince tartışılmaksızın sonucuna varılmış olduğu görülmektedir.Bu nedenle gelinen bu aşamada mahkemece yapılması gereke iş; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği dikkate alınarak taşımanın pervasız yapılıp yapılmadığı, böylelikle 6102 sayılı TTK'nın 855. maddesi uyarınca olayda bir yıllık zamanaşımı süresinin mi yoksa üç yıllık zamanaşımı süresinin mi uygulanması gerektiği üzerinde durulması, gerekirse taşımanın pervasıza sayılıp sayılmayacağı yönünden bilirkişi heyetinden ek rapor alınması sonrasında zaman aşımı hükümlerinin uygulama koşulları ile zaman aşımı başlangıç tarihi ve kesilmesine ilişkin hususlar ayrıntılı şekilde araştırılıp değerlendirilmeli ve oluşacak kanaat doğrultusunda karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 Tarih - ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026...Başkan ...¸e-imzalıdır....Üye ...¸e-imzalıdır....*Üye ...¸e-imzalıdır....Katip ...¸e-imzalıdır.* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*