Anahtar kelimeler: Dorsenin Şasi Limanından Çarptığını Zmms Müzakere Esnada Aşye Araca Fiilden

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;18.04.2023 tarihinde davalıya ait ... plakalı araca bağlı dorsenin ... limanından çıkış yapacağı esnada ... şasi numaralı araca çarptığını, hasar meydana geldiğini, işbu kaza sebebiyle ... şasi numaralı araçta 218.987,72 TL hasar oluştuğunu, davalının maliki olduğunu, ... plakalı aracın ... A.Ş. Nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, ... A.Ş.'ye başvuru yapılması üzerine sigorta poliçesinin teminat sınırının 120.000 TL olduğunu belirterek taraflarına 120.000 TL ödeme yaptığını, ..., poliçenin teminat limitine ulaşıldığı için başkaca ödeme yapamayacağını taraflarına ilettiğini, bakiye 98.987,72 TL için davalı ile iletişime geçilmeye çalışıldığını tüm çabalarının sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava açma haklarının saklı kalmak kaydıyla oluşan zarar nedeniyle ödenmeyen bakiyenin 98.987,72 TL'nin kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan davanın kabulü ile; 98.987,72 TL hasar bedelinin kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece ███████ Esas - ████████ Karar sayılı ek kararı ile 6100 sayılı HMK'nun 346/1 maddelerine göre istinaf talebinin reddine karar verilmiş, bu karar üzerine davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirkete yargılama aşamasında yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, bu sebeple savunma ve dosyanın istinaf edilebilmesine imkan verilmediğini, kazaya sebebiyet veren araç ile müvekkilinin herhangi bir mülkiyet ilişkisi olmadığını, bu durum gözetilmeden kusur tespiti yapıldığını, römork ve tır arasında plaka farkı bulunup bu kazanın davalı şirkete ait araç tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Ek kararın istinafı yönünden yapılan değerlendirmede,
Somut olayda davalı vekiline gerekçeli kararın tebliği için çıkartılan tebligat adresin kapalı olması nedeniyle Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre tebliğ edilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebliğin selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanun'un 13. maddesine göre de tebliğ yapılacak bu kişiler her hangi sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde tebliği orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. 25.01.2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmi Gazate'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde bu hususların tebliğ evrakına yazılarak tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2011 tarih ve ███████-882 Esas, ████████ sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Tebligat Kanunu'nun 13. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak şahısların derecelendirildikleri görülmektedir. Bir kere, hükmi şahıslar namına kendilerine tebligat yapılabilecek salahiyetli mümessiller mutad iş saatlerinde işyerlerinde bulundukları ve o sırada evrakı bizzat alacak durumda oldukları takdirde memur ve müstahdemlere tebligat yapılamaz. Saniyen, memur veya müstahdemlere tebligat yapılabilecek hallerde de, önce kendisine tebligat yapılacak şahsın, şirketin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle muhatap hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu işlerle tavzif edilmiş bir kimse olması . Böyle bir kimsenin bulunmaması halindedir ki (bu durum tebliğ mazbatasına derc edilmek suretiyle) o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme tebligat yapılabilir. Daha önce kendisine tebligat yapılması gereken kimselerin bulunmadıklarını veya tebligatı bizzat alamayacak durumda olduklarının ispatı bakımından mazbatada yer alacak kayıt bilhassa önemlidir (E. Moroğlu, Makalelerim I, İstanbul 2001, s. 4-5).
Bu açıklamalara göre davalıya İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının tebliği için Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması nedeniyle herhangi bir açıklama yazılı olmaksızın mahalle muhtarlığına bırakıldığı ancak adresin kapalı olması sebebinin, tebliğ mazbatası üzerine yazılmadığı, hangi komşudan bilgi alındığının belli olmadığı veya komşuların imzadan imtina ettiğine yönelik bir açıklama da bulunmadığı anlaşıldığından davalıya gerekçeli karar tebliği usulsüz olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf dilekçesini verdiği tarih, öğrenme tarihi kabul edilmesi gerektiğinden, öğrenme tarihine göre davalının istinaf süresinde kabul edilerek ek karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
Davanın esasa yönelik istinafı yönünden yapılan incelemede ;
Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. (HMK'nın 144.maddesi) Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur (Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı).
Somut olayda; davalıya gönderilen dava dilekçesi, birikişi raporu tebliği için Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre davalıya çıkartılan tebligatların, adresin kapalı olması nedeniyle herhangi bir açıklama yazılı olmaksızın mahalle muhtarlığına bırakıldığı ancak adresin kapalı olması sebebine ilişkin açıklamanın tebliğ mazbatası üzerine yazılmadığı, hangi komşulardan bilgi alındığı belli olmadığı veya komşuların imzadan imtina ettiğine yönelik bir kayıt bulunmadığı anlaşıldığından yapılan tebligatlar usulsüz olmuştur.
O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davalı vekilinin dava dilekçesi ve bilirkişi raporu usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra savunma imkanı tanınıp, taraf iddia ve savunmaları ile delilleri değerlendirilmesi suretiyle yargılamaya devam olunarak dosya kapsamına göre karar verilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!