Anahtar kelimeler: Sakarya Kocaeli Başkan Yazim Katip Etkili Menfi Üye Sonuca Hmknın

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA TÜRÜ
: Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Kocaeli İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen senetten dolayı borçlarının bulunmadığını, davacı ile davalı arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının savcılık ifadesinde senedin dayanağının merhum babasının vergi borcu olduğunu, muhasebeci olan davacının mesleki kusuru nedeniyle senet imzalattırdığını beyan ettiğini, zorla imzalatılan senedin gerçeğe aykırı olarak doldurulduğunu beyan ederek, Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. Sayılı dosyasıyla icra takibine konulan senet nedeniyle davacının, davalıya 460.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı ile aralarında herhangi bir şahsi ya da ticari ilişki bulunmadığı beyanının doğru olmakla birlikte eksik olduğunu, davacının, davalının vefat eden babasının resmi mali müşavirliğini yaptığını, muris vefat ettikten sonra davalının, davacı ile irtibata geçtiğini ve babasından kalan işletmenin devam etmesini talep ettiğini, ancak miras intikalleri için vergi dairesine başvurulduğunda davacının görevini yapmadığını, vermesi gereken beyannameleri vermediğini ve bu sebeple davalının babası adına yüksek tutarda vergi borcu çıktığını öğrendiklerini, davacının bu durum üzerine görevi ihmal ettiğini kabul ettiğini ve özellikle kendisi senet vermeyi teklif ettiğini, ilgili senetlerin bu minvalde alındığını, senedin dayandığı hukuki ilişkinin bu olduğunu, senedin zorla imzalattırıldığına dair soruşturmanın takipsizlik ile bittiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmamakla birlikte hukuka aykırı olduğunu, gerçekten de davacının, davalıya borçlandığını kabul ederek bu senetleri verdiğini ve zorla imzalattırma iddiasının da savcılık kararı ile çürütüldüğünü beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın KABULÜ ile,1-Davacının Kocaeli İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline,2-Davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine ... " karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme senedin 'teminat senedi' olduğu kabulü ile hüküm kurduğunu, bu gerekçe ile hüküm kurmanın davacının beyanları ile de örtüşmediğini, savunma haklarının ihlal edildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında davalı süresi içerisinde cevap dilekçesi ve delillerini sunmadığını, cevap dilekçesini ve delillerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı yazılı delil sunmamış ve yemin deliline de dayanmadığını, senet miktarı tanıkla ispat sınırını da aştığını beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.DELİLLER
: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; Kocaeli İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası ile takibe konulan senetten dolayı davacının davalıya borçlu bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davalının savcılık ifadesinde de senedin dayanağının merhum babasının vergi borcu olduğunun belirtildiğini, davacının, muhasebeci olması nedeniyle mesleki kusur isnadıyla senedin zorla imzalatıldığını ve sonradan gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğunu ileri sürülerek 460.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı yönündeki iddianın eksik olduğunu, davacının, davalının vefat eden babasının mali müşaviri olduğunu, babasının vefatından sonra davacının görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle yüksek miktarda vergi borcu doğduğunu, davacının bu durumu kabul ederek söz konusu borcun karşılığı olarak söz konusu senedin verildiğini, zorla imza attırıldığı iddiasına ilişkin soruşturmanın takipsizlik ile sonuçladırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin savunulduğu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, ███████-1155 Esas, ████████ Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, ███████-1622 Esas, █████████ Karar).İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir.Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır.Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir.Yapılan açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı, senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını, takibe konu edilen senedin kendisine zorla imzalattırıldığını ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediği, davalı tarafından ise , davacının iddia ettiği tüm hususların gerçek dışı olduğu, bu haliyle davanın reddinin gerektiğini savunduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda da değinildiği gibi eldeki davada ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu değerlendirilmiştir.Eldeki davada; dava konusu edilen bononun üzerinde "nakden" kaydı bulunmasına rağmen, davalının gerek cevap dilekçesinde gerekse de Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyasında alınan ifadesinde, senedin davacının merhum babasının mali müşavirlik hizmetlerini geriği gibi yerine getirmemesi nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararların teminatı olarak alındığını açıkça beyan ettiği görülmüş, bu suretle davalının, senedin bono metninde yazılı olan düzenleme sebebinden ayrılarak senedin bir teminat ilişkisine dayandığını ileri sürdüğü ve böylelikle ispat yükünü üzerine aldığı değerlendirilmiştir.6100 sayılı HMK'nın ispat yüküne ilişkin hükümleri uyarınca, senedin düzenlenme sebebinin bono metninde yer alan kayıttan farklı olduğunu iddia eden taraf bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Davalı taraf, dava konusu senedin davacının mesleki faaliyetlerinden kaynaklanan zararların teminatı olarak verildiğini savunmuş ise de, söz konusu zararların varlığını, miktarını, davacının kusurunu ve teminatın paraya çevrilmesini gerektiren şartların gerçekleştiğini ortaya koyan yazılı herhangi bir delili ibraz edemediği anlaşılmıştır.Her ne kadar davalı taraf tanık deliline dayanmış ise de, dava konusu 460.000,00 TL bedelli bononun teminat amacıyla verildiği ve teminat şartlarının gerçekleştiği yönündeki iddianın miktar itibarıyla senetle ispat sınırının üzerinde bulunduğu, davalının yazılı delille ispat yükü altında olduğu anlaşıldığından mahkemece tanık dinletme yönündeki davalı isteminin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakatıdr.Öte yandan davalının, savunmasının dayanağını oluşturan temel ilişkiye ve teminat şartlarının gerçekleştiğine ilişkin yazılı delil sunmadığı gibi yemin deliline de dayanmamış olduğu görülmektedir. Yine, davalı tarafından, davacının mesleki faaliyetleri nedeniyle davalının murisinin veya mirasçılarının herhangi bir zarara uğradığını, dava konusu senedin bu zararların karşılığı olarak düzenlendiğini ve teminatın talep edilebilir hale geldiğini gösteren somut ve hukuken geçerli bir delilin de dosya kapsamına kazandırılmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 31.422,60 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 7.855,65 TL'nin mahsubu ile bakiye 23.566,95 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026...Başkan ...¸e-imzalıdır....Üye ...¸e-imzalıdır....*Üye ...¸e-imzalıdır....Katip ...¸e-imzalıdır.* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*