Anahtar kelimeler: Kavuşamadığını Ayağına Platin Özetledavalı Geçidinden Pendik Takıldığını Sakat Marmara Yaya

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ...'ın sahibi olduğu ve ... ... tarafından kullanılan ... plakalı aracın █████/2017 tarihinde yaya geçidinden geçen yaya olan müvekkiline çarptığını, kaza sonrasında müvekkilinin kaldırıldığı Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi edildiğini ve ayağına platin takıldığını, müvekkilinin eski sağlığına kavuşamadığını ve sakat kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları sonradan taleplerini arttırma hakkı saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davalarının kabulüne, geçirdiği kazada sakat kalmasından bahisle müvekkiline geçici iş göremezlik nedeniyle şimdilik 100,00 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle şimdilik 900,00 TL maddi tazminatın, davalılardan ... ... ve ... bakımından kaza tarihinden (█████/2017) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ... A.Ş. bakımından zorunlu trafik poliçesi kapsamıyla sınırlı olmak üzere ve sigortaya başvuru tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin uğradığı manevi zararların tazmini için 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden (█████/2017) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sadece davalılar ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete yapılan başvurunun KTK madde 97 kapsamında geçerli bir başvuru sayılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, zararın kanıtlanmaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple mahkememizce faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden işletecek yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalılar ... ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tedavi süresince başında beklediğini ve gidemeği zamanlarda bile telefonla sağlık durumu ile haberlerini aldığını, ayrıca tedavi sürecinde gerekli olan masrafları davacıya ödediğini, davacının tedavisinde sonra gereken hasta bakımı için gerekli malzemeleri de kendisi aldığını, bu kapsamda davalı ve ailesi tarafından istenilen tüm ihtiyaç malzemeleri teslim alınarak davacıya verildiğini, market ihtiyaçlarının karşılandığını ayrıca maddi ihtiyaçlarının görülmesi için 1.500 TL elden ödeme yapıldığını, banka havalesi yolu ile de 1.500 TL ödeme yapıldığını, müvekkillerinin aleyhine hastane masrafı için talep edilen maddi tazminatın daha önceden davalıya veya eşine ödendiği için mükerrer olduğu gibi bu talebin hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, müvekkilinin davacıya maddi olarak toplamda 5.000 TL ye yakın zararlarının karşılığı olarak yardımda bulunduğunu ve davacının bu yardımları kabul ettikten sonra sözlü olarak müvekkilinin hakkında maddi ve manevi tazminat davası açmayacağını beyan ettiğini ancak davacının sözünde durmadığını ve dava dilekçesinde müvekkilinden aldığı paralardan bahsetmediğini, müvekkilleri aleyhine istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebi yönünden; davanın kısmen kabulü ile; 10.279,52 TL geçici işgöremezlik tazminatının davalı ... AŞ'den poliçe miktarıyla sınırlı olmak üzere, davacının sigorta şirketine yazılı başvuru tarihi olan █████/2017'den itibaren 8 iş günlük süre bitimine denk gelen █████/2017 tarihinden itibaren; davalılar ... ... ve ...'dan olay tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ile ... ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece maluliyet konusunda sadece bir rapor aldırılmış ve tüm itirazlarına rağmen raporun yeterli olduğu kanaatiyle yargılamaya devam edildiğini ancak dosyada aynı zamanda müvekkilin Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesinden aldığı ve maluliyet oranının %10 olduğuna ilişkin tespit içerir bir rapor daha sunulduğunu, sunulan rapor ile ATK raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi istenilmişse de mahkemece █████/2021 tarihli ara kararda ATK'nın █████/2021 tarihli raporu ile █████/2018 tarihli Marmara Üniversitesi Pendik Devlet Eğitim Araştırma Hastanesinden alınan sağlık raporlarının mahiyetleri karşılaştırılmış ve çelişki bulunmadığına kanaat getirildiğini, manevi tazminat talebinin tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ile ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davacı yana maddi tazminat hesabı yapılırken müvekkilce davacıya yapılan nakit ödemeler, hastane ve yiyecek alışverişleri belirlenen tazminattan mahsup edilmesi gerekirken yapılmadığını, davacının davası sürekli işgörememezlik tazminatı yöndeki davasının reddedildiğini, reddedilen bu kısım için vekalet ücretine hükmolunması gerektiğini, araç her ne kadar tescili ... adına ise de aracın gerçek sahibinin Ahmet ... olduğunu, bakım gider ve tüm sorumluluklarının bu davalıya ait olduğunu, bu yönden davalı Muhammetin manevi tazminattan sorumluluğu olmadığını, ona yönelik hükmedilen manevi tazminatın tümüyle reddi gerekirken tüm davalılar yönünden manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı ve dava dilekçesinde davacı için geçici iş göremezlik nedeniyle şimdilik 100,00 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle şimdilik 900,00 TL maddi tazminatı talep edildiği, █████/2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile geçici sürekli tazminat ayrımı yapılmaksızın 1.000 TL maddi tazminat talebi 9.279,52 TL olarak artırıldığı görülmüştür.Mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 1.000 TL maddi tazminatın 900 TL 'sinin sürekli iş göremezlik tazminat talebi olduğu gözetilmeden 9.379,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı yerine talepten fazlası olacak şekilde 10.279,52 TL'ye hükmedilmesi ve reddedilmesi gereken 900,00 TL sürekli iş göremezlik zararı için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E. - █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararları).İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından aynı kaza sebebi ile düzenlenen maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 0 maluliyet tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının fiziken muayenesi yaptırılarak, kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre dava dilekçesine ekli engelli sağlık raporunda herhangi bir yönetmelik belirtilmediği anlaşılmakla hükme esas alınamayacağından, raporlar arasında çelişkiden söz edilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Bunun yanında, 2918 sayılı KTK'nun 20/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin ancak noterler tarafından yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. Ancak böyle bir satış ve devir işlemi araç üzerindeki mülkiyet hakkını devre elverişlidir. Bu devrin yöntemince aracın kayıtlı olduğu tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden aracın tescil kaydında bir değişiklik yapılmaması satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez ise de, anılan yasa maddesinde belirtilen türden resmi bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış işlemine dayalı olarak işleten sıfatının ve araç üzerindeki mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.05.2015 tarih ve ███████-2197 E-█████████ K sayılı ilamı) Bu durumda, yukarıda anılan 2918 sayılı KTK'nın 3 ve 20/d maddelerine göre; aracın maliki olan davacı tarafından aracın kanunen aranan resmi şekle uygun olarak kaza tarihi itibariyle satışının yapıldığını gösterir herhangi bir kaydın bulunmadığı, yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre davalının araç işleten sıfatının devam ettiği, haricen satım hususunu davacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı).Davalı ... ... plakalı aracın resmi kayıtlara göre maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davalı Bayram ve Muhammet tarafından davacıya yapılan ödemelerin tedavi sürecinde yapıldığı beyan edilmiş olup hangi ödemenin tedavi gideri hangi ödemenin geçici iş göremezlik için yapıldığı ispatlanamadığından mahkemece tazminattan indirilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun █████/2004 tarih, ██████-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, kalıcı maluliyeti bulunmaması, iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen istinaf itirazlarının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,Davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre
:1-Davacının maddi tazminat talebi yönünden;a-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 9.379,52 TL geçici işgöremezlik tazminatının davalı ... AŞ'den poliçe miktarıyla sınırlı olmak üzere, davacının sigorta şirketine yazılı başvuru tarihi olan █████/2017'den itibaren 8 iş günlük süre bitimine denk gelen █████/2017 tarihinden itibaren; davalılar ... ... ve ...'dan olay tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacının 900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebin REDDİNE;b-Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 732,00 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINAc-Davacı taraf maddi tazminat yönünden kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.379,52 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine,d-Davalılar ... ile ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ile ... verilmesine,2-Davacının manevi tazminat talebi yönünden;a-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE;b-Manevi tazminat yönünden alınması gerekli 1.366,20-TL harçtan başlangıçta davacı tarafından yatırılan 1.041,73-TL ve sonradan yatırılan 31,70-TL harcın mahsubu ile kalan 292,77-TL harcın davalılar ... ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,c-Manevi tazminat davası yönünden davacı tarafından yatırılan 1.073,43-TL harcın davalılar ... ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,d-Davacı taraf manevi tazminat yönünden kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,e-Davalılar ... ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 9.200,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ... ve ...'a verilmesine,3-Davacı tarafından maddi ve manevi tazimat davası yönünden yapılan 35,90-TL başvuru harcı, 563,80-TL tebligat ve müzekkere gideri ve 850-TL bilirkişi ücreti ücreti olmak üzere toplam 1.449,70-TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre 623,371-TL nin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,4-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalılar ... ile ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davalılar ... ile ... yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalılar ... ile ...'e verilmesine,b- Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026