Anahtar kelimeler: Kavuşamadığını Sakat Tedavilere Kalacak Cismani Müzakere Malul Kazaya Daimi Yolcu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: █████████ Esas - ████████ KararDAVA
: (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının █████/2015 günü dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta yolcu konumunda iken sürücü ...'ın kusurlu bir şekilde kazaya sebebiyet vermesi neticesinde daimi sakat kalacak şekilde yaralandığını, bu kaza sonrasında davacının malul olduğunu, tüm tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamadığını, bu kazanın gerçekleşmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ... tazminatı gerektirir ölçüde tam kusurlu olduğunu, davacının maluliyetten ileri gelen halihazırda ve geleceğe dönük olarak ciddi bir kazanç kaybı söz konusu olduğunu, davalı sigorta şirketine müracaat edildiği, davacının maddi zararının giderilmesi talep edildiği ve bu müracaat neticesinde davalı ... Hesabı şirketince tarafına █████/2016 tarihinde 18.526,00-TL lik gerçek zararın çok altında kısmi ve yetersiz bir ödeme yapıldığı, Poliçe klozları gereği davalı şirket tam tazminatla sorumlu olduğunu belirterek 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 270.474,00 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının zararının giderilerek ödeme yapıldığı, söz konusu dava ile ilgili olarak davalının herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı, davacı tarafından zarar tazmin edilmemiş gibi dava açılmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, söz konusu davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalı şirketin ikametgah adresinin Şişli/İstanbul olduğundan dolayı aleyhe açılan davada İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğundan bahisle, davalı şirket aleyhine açılan tamamen haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 271.474,00-TL maddi tazminatın █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; artan maluliyet oranı bakımından kuruma başvuru yapılmadığını, dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ... Hesabı’nın sorumluluğu poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, söz konusu kaza neticesinde malul kalan davacıya, müvekkil şirket tarafından yapılan maluliyet ödemesinin eksik olması nedeniyle dava açıldığını, haksız ve mesnetsiz şekilde açılan davanın reddi gerektiğini, davacı, yaralanmasına sebebiyet veren şahıstan şikayetçi olmadığından dava açamayacağını, maluliyet raporunun kabulü mümkün olmadığını, maluliyet raporları çelişkili olup çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan rapor mevzuata aykırı olduğunu, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, hükme esas tutulan bilirkişi raporu hatalı olduğunu, hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), %1,65-%1,80 olarak dikkate alınması gerektiğini, aksi halde PMF yaşam tablosu kullanılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müvekkil şirkete yapılan başvuru üzerine hesaplanan tazminat tutarı başvuru sahibine ödenmiş ve müvekkil şirket tarafından poliçeden doğan sorumluluğu yerine getirildiğini, bu durumda müvekkil şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz sorumluluğunun bulunmayacağını, aksi halde ise müvekkil şirketin faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak belirlenmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından █████/2015 tarihinde trafik poliçesi bulunmayan ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunan ve dava dışı sürücünün tam kusuru ile kazanın meydana geldiği, davacının bu kaza neticesinde yaralandığı anlaşılmıştır.Kazaya karışan araç sigortasız olup davacı, ... Hesabı'na █████/2016 tarihinde başvuru yaptığı, davalının █████/2016 tarihinde ödeme yaptığı, bu halde davacının başvuru yaptıktan hatta ödeme de aldıktan sonra dava açtığına ve eksik ödeme nedeniyle tazminat talebi halinde yeniden başvuru gerekmediğine göre KTK'nın 97.madddesinde ki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde ve başvuru tarihinden itibaren 8.günden itibaren yasal faiz işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.Davacı ceza yargılamasında şikayetçi olmasa dahi hukuk davasında tazminat talep edebilecektir. Davaya konu kaza tek taraflı kaza olduğu davacının motosiklette yolcu olduğu ve kusurun tespiti yolcu olan davacı için sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla davacının kusurundan söz edilemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E.- █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K., ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararları).Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği █████/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir.Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında (%10,3) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan █████/2021 tarihli maluliyet raporunda maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E.- █████████ K., ██████████ E. - █████████ K., ██████████ E. - █████████ K. sayılı kararları).TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici işgöremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ██████████ E. - ██████████ K. sayılı kararı).2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir.Somut uyuşmazlıkta kazada yaralanan davacıya davalı tarafından maluliyeti nedeniyle █████/2016 tarihinde ödeme yapıldığı tarafların kabulündedir. Eldeki dava ise █████/2017 tarihinde açılmış olmakla, KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği görülmektedir. Taraflar arasında imzalanan █████/2016 tarihinde düzenlenen ibraname sonucunda ödenen tutar 18.526,00 TL ile ödeme tarihi verilerine göre hesaplanan tazminat tutarı arasında da fahiş fark bulunduğundan KTK'nın 111.maddesi gereğince de ibraname makbuz hükmündedir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin █████████ E. - █████████ K., █████████ E. - █████████ K. sayılı kararları). Mahkemece alınan hesap raporuna göre davacının zararının 395.369,62TL olduğu, yapılan ödeme ile gerçek zarar arasından aşırı oransızlık bulunduğu anlaşılmakla ve mahkemece bu durum gerekçeli kararında tartışıldığı görülmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından kaza sırasında davacının kask takıp takmadığının belli olmadığı, davacının kask takmadığına ilişkin bir delilinin davalı tarafından dosyaya sunulmadığı ayrıca gerçek zararın poliçe teminat limitinden de fazla olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Somut olayda soruşturma dosyasındaki ifadelerden motosiklette yolcu olan davacı ile sürücünün arkadaş oldukları, çarşı istikametine giderken kazanın meydana geldiği ve bu nedenle davacının yolcu olarak taşınmasının hatır taşımacılığı kapsamında olduğu kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken yapılmamış olması doğru olmamıştır.Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacının yaralanması nedeniyle belirlenen 523.237,63 TL tazminattan, davadan önce yapılan 18.526,00 ödemenin güncellenmiş tutarı da düşüldüğünde kalan 494.212,02 TL tazminattan % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak 395.369,62 TL tazminat belirlenmiştir. Bu tazminat kaza tarihindeki sigorta limiti olan 290.000,00 TL aştığından, sonuç olarak yapılan 18.526,00 ödeme sigorta limitinden düşülerek kalan 271.474,00-TL limit üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Sonuç olarak HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararı, hatır indirimi yapılması gerektiğinden gerekçesi düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :A-Davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre
:1-Davanın KABULÜ ile; 271.474,00-TL maddi tazminatın █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 18.544,38 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 959,40 TL'nin (dava açılırken 31,40 TL + ıslah ile yatan 928 TL) mahsubu ile bakiye 17.584,98 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 41.006,36 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ve posta masrafı olmak üzere toplam 4.435,65 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın kendi üzerinde bırakılmasına,5-Ayrıca davacı tarafından dava açılırken yatırılan 959,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE,B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davalı ... Hesabı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı ... Hesabı tarafından yapılan 91,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... Hesabı'na verilmesine,3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026