Anahtar kelimeler: Aracığı Kain Köyünde Noter Murisi Senedi Gayrimenkulun Batman Oğlu Diyarbakır
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı - birleştirilen davada davalı vekili ile asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 11.09.1957 tarihinde, ... .... ile davalıların murisi ... ... ve oğlu ... arasında noter aracığı ile yapılan gayrimenkulun satış sözleşmesi ve borç senedi ile ... ili, ... Köyünde kain 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27 sıra numaralı, yeni parsel numaraları 80, 181, 183, 369, 370, 371 olan taşınmazların ... ... ve ...' den şahitler huzurunda satın alındığını, taşınmazların sözleşme tarihinden bu yana kullanıldığını ileri sürerek, davalıların murisi ...... adına kayıtlı bulunan ... ili, .... ... 80,181,183,369,370,371 numaralı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında ... ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 11.09.1957 tarihli belgenin satış vaadi sözleşmesi olmadığını, sahte olarak düzenlendiğini, onaylanan belgede tarafların kimlik tespitinin yapılmadığını, keza vaat edenlerin kimlik bilgilerinin hatalı yazıldığını, murislerinin isimlerinin .... ... değil ......değil ... olduğun ileri sürerek, bu belgenin satış vaadi sözleşmesi olmadığının tespitine ve içeriği itibariyle davalıların murisi ... .... ve ...'den sadır olmadığının tespiti ile sözleşmenin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; sözleşmenin geçerli olmadığını, şekil şartlarına uyulmadığını, resen düzenlenme şeklinde noterde yapılması gerekirken dayanak sözleşmenin taraflarca haricen yapılıp noterce imza tasdikinin yapıldığını, ne var ki noterce yapılan tasdik işleminin bile usulüne uygun olmadığını, usulüne uygun kimlik tespitinin yapılmadığını, keza babalarının adının ... olduğunu, sözleşmede ... şeklinde belirtildiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, bedelin ödenmediğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
2. Birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin geçerli olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "asıl dava yönünden yapılan incelemede, dava konusu .. Noterliğinde düzenlenen 11.09.1957 tarihli, satış vaadi sözleşmesinin haricen yazılıp getirildiği, noter tarafından onaylandığının sabit olduğu, Noterlikçe resen düzenlenmediğinden satış vaadi sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğu, dava dilekçesinde sadece tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu, geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kabul edilemeyeceği, birleştirilen davada ise; sözleşme ekinde herhangi bir kimlik ve bilgiye rastlanılmadığı, sözleşmedeki imza ve parmak izinin davacıların murislerine ait olup olmadığına ilişkin inceleme yaptırılmak istenmiş ise de, davacıların murislerinin hayatta olmadığı ve uzun süre önce vefat etmiş olmalarından dolayı incelemeye uygun parmak izi ve imzalarının kullanıldığı bir belgenin de bulunamadığı, yine satış vaadinde yer alan tanıkların kimlik tespitinin sözleşmeden yapılamadığı, buna ilişkin kolluk araştırmasının da olumsuz geldiği, bu durumda davacıların sahtelik iddiasını ispatlayamadıkları" gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İLK DERECE MAHKEMESİNİN EK KARARI
İlk Derece Mahkemesince 05.04.2024 tarihli ek kararı ile asıl davada davacı vekiline asıl davadaki tebligat masraflarının yatırılması amacıyla muhtıra gönderildiği, giderlerin kesin süre içerinde yatırılmaması üzerine asıl davada davacı vekilinin Mahkemenin 14.07.2021 tarihli ve ███████ 71... /73 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
V. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl davada daval.......... mirasçıları vekili ve birleştirilen davada davacı ... vekili; ek kararına karşı asıl davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekiline tebligat masraflarının yatırılması için İlk Derece Mahkemesince muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın usulüne uygun tebliğ edildiği, verilen bir haftalık kesin süre içinde gerekli gider avansının yatırılmadığı, mahkemece verilen ek kararın yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Birleştirilen dava yönünden ise, anılan satış vaadi sözleşmesinin davaya konu edilen taşınmazların henüz kadastro tespiti işlemlerinin kesinleşmediği, tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazların menkul mal niteliğinde olduğu, bu gibi malların mülkiyetinin devri zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşeceği, satış ve devirlerinin her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu, bu durumda sözleşme yönünden geçersizliğinin tespitine karar verilmesinde davalı/birleşen davacıların hukuki yararının bulunmadığı, mahkemece verilen kararda neticeten isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalılar vekili, birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; muhtırada giderin yatırılacağı yerin belirtilmediği gibi sonuçlarının da belirtilmediği, ayrıca kanundaki iki haftalık sürenin aksine 1 haftalık süre verildiğini, bu nedenle usule uygun olmayan muhtıra nedeni ile İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararın hatalı olduğunu, istinaf incelemesinin yapılması gerektiğini, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğunu, geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu ileri sürerek asıl davada kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; asıl davaya dayanak sözleşmenin geçerli olmadığını, Mahkemece reddinin hatalı olduğunu, aynı zamanda sözleşmeye konu taşınmazlarda murislerinin payı olmadığını ileri sürerek birleştirilen davada kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada ise satış vaadi sözleşmesinin iptali istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!