Anahtar kelimeler: İmarla Beldesi Bodrum Vaadi Satıldığını Murisi Payının Tapuda Paylı Noterliğinin

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bodrum 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ... ... tarafından .... ili, ... ilçesi, . beldesi, 523 parsel (imarla 1125 parsel) sayılı taşınmazdaki payının, .... Noterliğinin 25.06.1987 tarihli ve 6085 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satıldığını, taşınmazın zilyetliğinin davacıya teslim edildiğini, tapuda iştirak hâlindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüşmesi için dava açıldığını, yargılamanın devam ettiğini ileri sürerek; 1125 parseldeki davalıların paylarının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava sonundaki gerçek değeri üzerinden banka reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleştirilen davada davacı vekili; davalıların murisi ... tarafından .... ili, ... ilçesi, .... beldesi, 523 parsel (imarla 1125 parsel) sayılı taşınmazdaki payının .... Noterliğinin 25.06.1987 tarihli ve 6083 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satıldığını, taşınmazın zilyetliğinin davacıya teslim edildiğini ileri sürerek 1125 parseldeki davalıların paylarının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava sonundaki gerçek değeri üzerinden banka reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur.II. CEVAP1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; sözleşmedeki bedelin ödenmediğini, taşınmazın teslim edilmediğini ve sözleşmedeki kişisel hakkın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından aynı mahiyette açılan davanın reddedildiğini, kesin hüküm teşkil ettiğini, taşınmazda iştirak hâlindeki mülkiyetin devam ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... ... ve ... .... vekili cevap dilekçesinde; muris ...'ın sözleşme tarihinde demans hastası olduğunu, sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, bedelin ödenmediği, dava açıldığından murisleri ... 'ın ölü olduğunu, ölü kişi adına dava açılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmaz paylı mülkiyete çevrildiğinde davacıların satış vaadi sözleşmesi yönünden dava açma hakkının bulunduğu, bu nedenlerle ilk talep olan tapu iptali ve tescil taleplerinin yerinde görülmediği, ilk talep yönünden davacının talep etme hakkı hâla saklı olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 111. maddesi gereğince ilk talep esastan reddedilmedikçe terditli talep incelenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada asıl ve terditli talepler yönünden davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazda el birliği mülkiyetinin devam ettiği, el birliği mülkiyet çözülmeden sözleşmenin ifa olanağının bulunmadığından Mahkemece davanın esasına ilişkin olarak verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği, fakat dava, sözleşmenin ifa olanağı doğduğunda her zaman açılabileceğinden Mahkemece, yargılamada kendisini vekille temsil ettiren asıl ve birleştirilen dosyalarda davalılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında, asıl ve birleştirilen davaların usulden reddine karar verilmiş, davalılar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın açıldığı sırada dava açılmasında hukuki yararın bulunduğunu zira iştirak hâlindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüşmesi için ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını, fakat Mahkemece birden fazla kez işlemden kaldırıldığından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu davanın neticesinin de davalıların kötüniyetinden kaynaklandığını, sözleşme bedeli ödendiği, taşınmazlar fiilen teslim alındığı hâlde sözleşmenin ifa edilemediğini, Mahkemece talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.2. Asıl davada davalılar ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde; maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin usuli kazanılmış hakka aykrılık oluşturduğunu, zira davacı tarafından bu hususun istinaf nedeni yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.3. Asıl davada davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.4. Birleştirilen davada davalılar ... ve diğerleri vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat taleplerine ilişkindir.6100 sayılı Kanun'un "Terditli dava" başlıklı 111. maddesi; "Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. " şeklinde düzenlenmiştir.Terditli davada, davacı tarafından açılan davada birden fazla talepte bulunulmakla birlikte asıl talep kabul edilemediği takdirde terditli (yardımcı) talep hakkında karar verilmesi istenmektedir. Bu davada Mahkemece, sırasıyla öncelikle asıl talep incelenip bir karar verilecek, ardından terditli talep incelenecektir. Mahkemece ancak asıl talep kabul edilmezse terditli talep incelenip bir karar verilecektir. Mahkemece, ikinci talebin dikkate alınmasının koşulu ilk talebin reddedilmesidir. (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Cilt II, s.1085 vd.)Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince; asıl ve birleştirilen davalarda, davacı tarafından 6100 sayılı Kanun'un 111. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil, terditli tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından tescil kararı verilememesi durumunda tazminat talep edilmekle tazminat talebinin, satış vaadi sözleşmesi ile bağlı kalmak istenmediği, başka bir ifade ile tazminat talebiyle sözleşmenin feshi iradesinin ortaya konduğu anlaşılmalıdır.O hâlde Mahkemece, asıl dava reddedildiğinden terditli talep yönünden inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle terditli talebin usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma nedenine göre asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YSomut uyuşmazlıkta, asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde, bilhassa terditli talebin temyize getirilmediğinin anlaşılmasına göre Mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun bozma görüşlerine katılamamaktayım.