Anahtar kelimeler: Sapağı Hadımköy Mevkiide Beylikdüzü Zapta Yollardan Müzakere Almadan Büyükçekmece Satım

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: İİK 283/4 maddesine ve Sözleşmeye Dayanan Alacak
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalılardan Hadımköy Yolu ... Sapağı ... parsel Beylikdüzü Büyükçekmece mevkiide olan 22.500 m2 gayrimenkulü 08.01.2009 tarihinde satın aldığını, satış bedelinin tamamını resmi yollardan ödediğini, davaya konu gayrimenkulü satın almadan önce de 30.12.2008 tarihinde davalı şirket ve şirket ortakları müteselsil borçlu ve kefil olarak gayrimenkul satım sözleşmesi yapıldığını, davalılar zapta karşı tekeffülden özel olarak sorumlu olduklarını kabul ve taahhüt ettiklerini, sözleşme ... A.Ş yönetim kurulu üyeleri tarafından müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile bahse konu taşınmazın satışı ile ilgili hiçbir mali ve yasal sorun yaşanmayacağı ve müvekkilinin maddi bir zarara uğratılmayacağı hususunda müvekkile teminat verildiğini, bu sebeple müvekkilinin güvenerek ve tamamen iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığı ve satım işlemlerinin de gerçek olduğu banka ve ticari kayıtlar ile sabit olduğunu, tüm davalılar müvekkile satmış olduğu taşınmazın zapt veyahut mamelikinde bir eksilme olması halinde tüm zararlar karşılayacaklarına ilişkin kefalet verdiğini, özel olarak zapta karşı tekeffül sorumluluğunu üslendiğini, müvekkili aleyhine İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası ile davacısı ... A.Ş olan davacı şirket müvekkili aleyhine İİK hükümlerine göre tasarrufun iptali davası açtığını, açılan bu davanın aleyhe sonuçlanması halinde müvekkilinin zararlarla karşı karşıya kalacağını, müvekkilinin satın aldığı taşınmazı kiraya vermek istediğini, aleyhe dava açıldığı için taşınmazın gelir getirmesinden mahrum kaldığını, çok ciddi zararlara uğradığını, zararın halen devam ettiğini, söz konusu alım satım sözleşmesinde tüm davalıların müvekkile karşı gerek gayrimenkulün mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini gerekse de zapta karşı tekeffül borcu nedenleriyle müvekkilinin uğradığı tüm zararların tazmini ile mükellef olduğunu belirterek fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak üzere toplam 51.000,00 TL tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyasında davanın kabulü halinde gayrimenkulünün mamelikinde doğabilecek eksik bedelin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraf teşkili sağlanmadığını, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemeyeceğini, davanın müvekkili yönünden tefrik edilerek husumet yokluğundan reddi gerektiğini, satış ilişkisinin tarafları .... ve Tic. A.Ş. (satıcı) ve ... (alıcı) olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinden yer alan "(...)sözleşmenin devamında hissedarlardan da muvafakatname alınacağından birlikte zikredilmişlerdir." ifadelerinden de anlaşılacağı üzere; yokluğumuzda hazırlanan bir gayrimenkul satış sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili ... söz konusu satış işlemini gerçekleştiren şirketin ortaklarından olduğunu, yönetim kurulunda olmadığını, şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, satış ilişkisine dayanan dava müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğramış olması sebebi ile de reddini, Gayrimenkul Satış Sözleşmesi şekil şartlarını taşımadığını, geçersiz olduğunu, eski ve yeni Borçlar Kanunu'nda gayrimenkulün satışına ilişkin sözleşmelerde şekil şartı bulunduğunu, resmi şekilde düzenlenmesinin gerektiğini, davaya dayanak olarak sunulan sözleşme adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin feri hükümlerinin de geçersiz olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle son sayfada bulunan imza, yalnızca bulunduğu sayfa beyanları bakımından hüküm doğurduğunu, diğer sayfaları kapsamadığını, sözleşmede son sayfa dışında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imza olmayan sayfalardaki beyan ve taahhütlerin müvekkili bağlamayacağını, müvekkili yönünden satış ilişkisi bakımından bir sorumluluk yüklenildiğine ilişkin beyan da bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünü hâkimin re'sen göz önünde tutmasının gerektiğini, alacaklı kesin hükümsüz bir kefalet sözleşmesine dayanarak kefilden ifa talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, satış ilişkisinin tarafları .... ve Tic. A.Ş. (satıcı) ve davacı ... (alıcı) olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinden yer alan "(...) sözleşmenin devamında hissedarlardan da muvafakatname alınacağından birlikte zikredilmişlerdir." ifadelerinden de anlaşılacağı üzere; yokluğumuzda hazırlanan bir gayrimenkul satış sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Gayrimenkul Satış Sözleşmesi şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, gayrimenkulün satışına ilişkin sözleşmelerde şekil şartı bulunduğunu, resmi şekilde düzenlenmesi gerektiğini, davaya dayanak olarak sunulan sözleşme adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin feri hükümlerinin geçersiz olduğunu, son sayfada bulunan imza yalnızca bulunduğu sayfa beyanları bakımından hüküm doğurduğunu, diğer sayfaları da kapsamadığını, müvekkili yönünden satış ilişkisi bakımından bir sorumluluk yüklenildiğine ilişkin beyanda bulunmadığını, dayanak sözleşme bir an için geçerli kabul edilse dahi kefalete ilişkin hükümler geçersiz olduğunu kefaletin geçerlilik şartlarından biri, kefilin mesul olacağı azami miktarın belirtilmesi şekil şartı olarak kanunda düzenlenmiş bulunduğunu, davaya konu sözleşmede azami bir miktar belirtilmediğini, geçersiz olduğunu, hukuka uygun ve geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi taraflara tebliğ edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilemeyeceği ve duruşma günü verilemeyeceği yönünde olduğunu, davada satışa konu taşınmazın satıcısı .... ve Tic. A.Ş., alıcısı ise davacı ... olduğunu, satışa ilişkin resmi senedinde bunu ortaya koyduğunu, satışa konu taşınmazın maliki .... ve Tic. A.Ş.'nin ortaklarından olduğunu, maliki ya da hissedarı olmadığı taşınmazın satışı da doğal olarak tarafınca gerçekleştirilmediğini, satıcısı olmadığı bir taşınmazda zapta karşı sorumluluğunun bulunmadığının açık olduğunu, satıcının zapta karşı sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 214 ile 218. maddeleri arasında düzenlendiğini, satıcının zapttan sorumluluğu, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir üstün haktan dolayı satılanın üçüncü bir kişi tarafından alıcının elinden alınması veya mülkiyet hakkının sınırlandırılması durumunda satıcının sorumlu olmasının gerektiğini, yasa satıcının sorumluluğunu düzenlediğini, satıcı .... ve Tic. A.Ş.'nin ortağı olması zapta karşı sorumluluğu doğurmadığını, davanın kendisi yönünden tefrik edilerek husumet yokluğundan reddi gerektiğini, gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, resmi şekilde düzenlenmediğini, hukuken geçerli olmadığını, mutlak geçersizliğin söz konusu olduğu bu durumda geçerli olmayan sözleşmenin feri hükümlerinin de geçersiz olacağını, Gayrimenkul Satıs Sözleşmesi kefalet sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, gayrimenkul sözleşmesi kefalet sözleşmesi ya da sözleşmede yer alan hükümler kefalet olarak değerlendirilse dahi yazılı olması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet miktarının gösterilmiş olması şart olduğunu, sorumlu olduğu kefalet miktarı belirtilmediğini, sözleşmede kefaletten bahsedilmediği gibi satış ilişkisi bakımından bir sorumluluk yüklenildiğine dair bir beyanı da bulunmadığını, Gayrimenkul Sözleşmesi'nin geçerli bir sözleşme olduğu düşünülse dahi yalnızca son sayfada imzası bulunduğunu diğer sayfalarda ise imzasının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 3.013.508,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kar mahrumiyetine ilişkin 500,00 TL'lik talebin feragat nedeniyle reddine " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı davalı ... San. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı ... vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli karar yazılırken; davalılardan ... ve ...'nın kararda gösterilmemiş olması ve gerekçeli kararda kararın dayağı sözleşmede davalıların "müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları" kabul edilmiş olmasına rağmen bu hususların kararın gerekçesinde atlanmış olduğundan, bu iki hususta tavzih/düzeltme yada istinaf yoluyla düzeltilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı olarak gösterildiği bu dosyada kendisine hiçbir suretle dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilmediğini ve inceleme, savunma haklarının kısıtlandığını, zamanaşımı itirazlarının da dikkate alınmadığını, bu konuda bir karar verilmediğini, müvekkilinin, gerekçede belirtilen sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, sözleşmenin geçersizliğine ilişkin beyanları dikkate alınmadığını ve kararda gerekçelendirilmediğini, sözleşmenin gayrimenkul satış sözleşmesi şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, kefaletin unsurlarının oluşmadığından geçersiz olduğunu, yerel mahkemenin bu konuda yargılama ve gerekçelendirme yapmadan karar vermiş olup hatalı olduğunu, tüm itirazlara rağmen dosyaya sunulan sözleşme aslı üzerinde bilirkişi incelemesi dahi yapılmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı taraf olarak gösterildikleri işbu dosyada kendilerine hiçbir suretle dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilmediğini ve inceleme, savunma haklarının kısıtlandığını, müvekkilinin, mahkeme gerekçesinde belirtilen sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle, müvekkili yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, sözleşmenin geçersizliğine ilişkin beyanları dikkate alınmamış, gerekçeli kararda gerekçelendirilmediğini, sözleşmenin gayrimenkul satış sözleşmesi şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, kefaletin unsurlarının oluşmadığından geçersiz olduğunu, dosyaya sunulan sözleşme aslı üzerinde konuda uzman bilirkişi heyeti ile bilirkişi incelemesi dahi yapmadığını, bu usulü eksikliğin giderilmesi gerektiğini
belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesi, özellikle dilekçenin sonuç ve istem bölümü yer alan talepleri dikkate alındığında davanın, iptal davası kapsamında iadenin şümulü olduğunu ancak davacının yargılama sürecinde davasının zapta karşı tekeffül davası olduğunu beyan etmiş olduğunu, davacının beyanı dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığı kesin ve tartışmasız olup davanın belirsiz alacak davası olabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davanın açıldığı tarihin, 18 Mart 2011 tarihi olduğunu, Mahkemenin, davalılardan ... ve ... hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm tesis etmediğini, davalılardan ... ve ... hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm verilmediğini, huzurdaki davanın HUMK döneminde kısmi dava olarak açıldığını, HUMK döneminde açılan kısmi davanın tamamen ıslah yoluyla bile belirsiz alacak davasına dönüştürülemeyeceğini, davanın tamamen ıslahında ıslah olunan davanın, ilk dava gününde açılmış sayılacağını, yalnızca bedel arttırımına gidilerek harç ödendiği uyuşmazlıkta 50.000 TL dışında kalan alacakların, böyle bir alacak var olsa dahi zamanaşımına uğramış olacağını, davayı, talepleri ve kararı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davanın kısmi dava olarak 50.000 TL harca esas değer ile açıldığı, bir kefalet sözleşmesi olduğu varsayılsa dahi 10 yıllık sürenin sona ermesiyle kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığını, gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davada müvekkili ...'ın taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Mahkemenin █████/2025 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ek kararı ile davalı ... San. A.Ş. vekilinin verilen yasal süreye rağmen İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcı, İstinaf Nispi Karar Harcının ve gider avansının süresinde yatırılmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermiştir.
HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:
Uyuşmazlık, Büyükçekmece ilçesi, Beylikdüzü, Hadımköy Yolu ... Sapağı, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan borçlu tarafından davacı 3.kişiye devri nedeniyle açılan tasarrufun iptali davasının kabulü ile taşınmazın, davacı 3. kişinin mülkiyetinden çıkması sonucu zarara uğradığını iddia eden davacının taşınmaz için ödediği bedelin İİK'nın 283/4. fıkrası gereğince tazmini ve aynı taşınmaz için adi yazılı olarak düzenlenen 30.12.2008 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesindeki kefalet hükmüne dayanılarak kefillerden de taşınmazın davacının mülkiyetinden çıkması nedeniyle zararın tahsili istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi anlatımına göre açılan davada, hem İİK'nın 283/4. fıkrası gereğince tazminat hem de Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'ndeki kefalet hükmü gereğince alacak talep edilerek iki ayrı hukuki sebebe dayanılmıştır.
İİK'nın 283/4. maddesi uyarınca iptal davasını kaybeden üçüncü kişi borçluya karşılık olarak verdiği şeyi veya bedelini borçludan geri isteyebilir.Başka bir anlatımla; kendisine ödenilen şeyi geri veren üçüncü kişi (alacaklı) eski haklarını muhafaza eder.
Somut olayda; İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. - ████████ K. sayılı kararında dava dışı alacaklı...A.Ş davalı borçlu .... A.Ş.'den alacaklarına karşılık İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Hadımköy Yolu ... ... parselde kayıtlı taşınmazın davacı 3. kişi ...'ye satışın, borçlu şirket yetkilileri ile ...'nin akrabalık ilişkisi gereğince İİK'nın 280/1 maddesi gereğince dava konusu yapılan taşınmaz yönünden davanın kabulüne, alacaklısına taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verildiği anlaşılmaktadır. Anılan karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2021 tarih, ████████ E. ve █████████ K. sayılı kararıyla dava konusu taşınmaz yönünden sair temyiz itirazlarının reddedilmek suretiyle düzeltilerek onandığı, 4. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E. - █████████ K. sayılı █████/2024 tarihli karar düzeltme istemi reddedilmek suretiyle kararın bu tarihte kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İstanbul 12. ATM'de görülen tasarrufun iptali davasında, davalılar olan takip borçlusu .... A.Ş. ile birlikte borçlunun taşınmazını devralan 3. kişi durumundaki davacı ... bakımından dava aleyhe sonuçlanmıştır. Mahkemenin gerekçeli kararında taşınmazın borçlu tarafından davacıya devri sırasında, davacının, malik olan takip borçlusuna her hangi bir bedel ödeyip ödenmediği tartışılmamıştır. Elde ki davada ise davacı tarafından bedel artırım dilekçesi ekinde ödeme belgesi sunularak sunulan belgelerde yazılı meblağın taşınmazın devri için ödendiği belirtilmiştir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davacının delil olarak sunduğu ödeme belgelerinin İİK'nın 283/3. maddesi kapsamında ispata yeterli olup olmadığı tartışılmadan ve gerekirse ödeme miktarının belirlenmesi için hesap bilirkişisinden rapor alınmadan karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur.
Davacının dayandığı █████/2008 tarihli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'nin incelenmesinde alıcının ..., satıcının .... A.Ş., .... A.Ş. Ortakları ..., ..., ..., ..., ... olarak gösterildiği, sözleşmenin konusunun Beylikdüzü Hadımköy Yolu ... Sapağı ... parsel sayılı arsa ile arsanın mütemmim cüzü olan üzerindeki bina ve eklentilerin satış, teslim ile mülkiyet devrine ilişkin şartların, hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi olduğu, sözleşmenin 8. maddesinde taşınmazın satıcının borçlarından doyalı zapt edilmesi halinde alıcının zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının belirtildiği, sözleşmenin alıcı ..., satıcı .... A.Ş., .... A.Ş. Ortakları ..., ..., ..., ... tarafından imzalandığı ve sözleşmenin adi yazılı olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nunda (TBK) sözleşmelerin yapılışı bir şekle tabi tutulmamıştır. Fakat taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmelerin 818 sayılı Borçlar Kanununun 213 (TBK 237)., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706., Noterlik Kanunu'nun 60. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde resmi şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. Buradaki şekil şartı ispat değil, bir geçerlilik şartı olup, resmî şekle uyulmadan yapılan sözleşme hukuken geçersizdir. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle doğrudan göz önünde tutulur.
Sözleşme tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 113/1.maddesi (6098 s TBK m.131/1) uyarınca; asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair feri haklarda sakıt olur.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalılar ..., ..., ..., ..., ...'inden İİK'nın 283/4. maddesi kapsamında tazminat talep edilip edilmediği hususunda açıklama yapmak üzere davacı vekiline mehil verilmeden, talep varsa İİK'nın 283/4. maddesi gereğince sorumlulukları bulunup bulunmadığı tartışılmadan; █████/2008 tarihli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi'nin yukarıya aktarılan yasal hükümler çerçevesinde şekil şartını taşıyıp taşımadığı ve geçerli olup olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmede ki kefalet hükmünün geçerli olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden; Dava dilekçesinde davalı olarak ... ve ... hakkında da dava açılmış olmasına rağmen hangi nedenle gerekçeli kararda karar başlığında gösterilmedikleri açıklanmadan, davalı sıfatları varsa haklarında olumlu yada olumsuz hüküm kurulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. (HMK'nın 144.maddesi) Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur (Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta davanın İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek eldeki dosyada yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davalılara yapılan dava dilekçesi tebligatları bulunmamaktadır. Davalılar ... ve ..., taraf teşkilinin sağlanmadığı istinaf itirazları yönünden denetleme yapılmadığından İlk Derece Mahkemesince tefrik kararı verilen dosyanın tamamının bir sureti getirtilerek davalılara dava dilekçesinin tebliğ edilip edilmediği denetlenerek taraf teşkili sağlanmamış ise adı geçen davalılara dava dilekçesi tebliği ile cevap ve delil sunma hakkında da sağlanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... San. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı davalı ... San. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... San. A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!