Anahtar kelimeler: Çorluda İzleri Şoförün Fren Vefatı Şoförü Tekirdağ Cismani Müzakere Kaçması

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Çorlu'da meydana gelen trafik kazasında çocuklarını kaybettiğini ve bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep ettiklerini, kazanın davalı şirketin işleteni ve şoförü tarafından gerçekleştirildiğini, kaza yerindeki fren izleri ve şoförün olay yerinden kaçması gibi unsurlar, şoförün kusurlu olduğunu gösterdiğini, müvekkillerinin çocuklarının vefatı nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını belirterek 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının, cenaze ile defin gideri ve ulaşım giderlerinin şimdilik (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 23.000,00 TL, cenaze ile defin gideri ve ulaşım giderleri davacı ... için 500,00 TL, davacı ... için 500,00 TL işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme tahsiline; (belirsiz alacak davası) davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL, ... ... için 50.000,00 TL, ... ... için 50.000,00 TL manevi tazminat tutarlarının, işleten ve sürücüden, olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... .... A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları olduğunu, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren geçen 5 yıl sürecinde tazminat talebinde bulunmanın mümkün olmadığını, trafik kazasının taraflar arasında acı verici sonuçlar doğurduğunu ancak kusurun müvekkili firmada olmadığını, çocuğun kendi kusurunun, özellikle spor ayakkabısının kayması sebebiyle ortaya çıktığını, kaza anının kamera kayıtları ve şahit ifadeleriyle desteklenerek, şoförün hızının normal olduğu ve kaza yerindeki uygun güvenlik önlemlerinin alındığını, müvekkili firmanın, iş güvenliği ve eğitim konusunda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, çalışanlara gerekli eğitimleri sağladığını ve risk değerlendirmesi yaptığını ayrıca diğer davalının (şoför ...'ın) eğitim, ehliyet ve gözetim konularında eksiksiz olduğunu belirterek kusurun müvekkili firmaya ait olmadığını, davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarlarının aşırı olduğunu belirterek reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş.'nin vekilinin cevap dilekçesinde özetle; aracın davaya konu kaza sırasında ... A.Ş. tarafından sigortalandığını ve sorumluluk poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limiti dışındaki zararlardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, zorunlu trafik sigortası, motorlu araç işletenin hukuki sorumluluğunu belirli bir limite kadar karşılamayı amaçladığını, sigorta şirketlerinin işletenin ve sürücünün kusursuz olduğu durumlarda tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı için müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğinin maddi olarak ispatlanması gerektiğini, aktüerya hesaplamalarında müteveffanın yaşının dikkate alınmasının önemli olduğunu, davada müteveffanın kardeşleri için destekten yoksun kalma tazminatı talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kardeşler arasındaki desteğin müteveffanın maddi refah içinde olduğunun ispatına dayandığını, Sosyal Sigorta Kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, çünkü bu durumda yapılan ödemelerin sigorta şirketinden talep edilemeyeceğini, sigorta bedeli ödeme yükümlülüğünün, başvuru tarihinden itibaren (15) iş günü içinde belgelerin ibrazı ile başladığını, belge ibrazı olmaksızın şirketin temerrüdünün olmadığını belirterek davanın reddini talep edilmektedir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, usulüne uygun olarak açılmamış olan davanın reddini gerektiğini, dava konusu olay üzerinden 5 yıl geçtiğini, davacıların talep ve dava hakları sona erdiğini, müvekkilinin dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, dava konusu olayın zarar görenin kusuru ile meydana geldiğini, ceza mahkemesince yapılan yargılamada alınan raporda müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, Çorlu 5 Asliye Ceza Mahkemesinin ████████E.████████K. Sayılı dosyası ile yürütülen yargılamada müvekkil davalı yönünden Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiğini, müvekkilinin trafik kurallarına uygun hareket ettiğini, müvekkilinin meydana gelen olayda kusuru olmadığını, davacıların davada talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, zararın tazmininden öte bir zenginleşme amacına matuf göründüğünü beyan etmekle, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-) Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, fazlaya dair istemlerin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... .... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından ... ve ... için 24.000,00 TL manevi tazminat, ... ... ve ... ... için 15.000,00 TL manevi tazminat müvekkillerin manevi zararlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, anne ve baba için asıl alacak ayrı ayrı düşünülerek iki limit üzerinden hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan kusur raporunda kusur oranına ilişkin değerlendirme hatalı olup, sigortalı araç sürücüne %30 ve işletene %10 kusur atfedilmesi kabul edilemeyeceğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar da fahiş olup hesaplanan tazminat tutarları gerçeği yansıtmadığını, sigorta zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zararın tazmini talep edilebileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde olduğunu, bu sebeple; öncelikle kusur oranı netleşmesi gerektiğini, müteveffanın gelir durumu yine davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, bunun kanıtlanması için de müteveffanın maaş bordrosunun dosyaya sunulması, SGK’dan talep edilmesi gerektiğini, müteveffanın herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığı araştırılması gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin vekalet ücreti ve yargılama gideri ve harçlar bakımından diğer davalılar ile müteselsil sorumlu tutulması da kabul edilemeyeceğini, bütün bu hususlar gözetildiğinde hüküm karışık olup icrasında tereddüte yol açacak mahiyette olduğunu, hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu,
kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı .... .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın esasına dair olarak ise, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkil firmanın hiçbir kusuru olmaması nedeniyle, davanın müvekkil firma lehine tümden reddi gerekirken kısmen kabulü hatalı olduğunu, ceza davasında taraf olarak bulunmamaları nedeniyle detaylarına ulaşamadıklarıyla ilgili dosyada, bildikleri kadarıyla ... hakkında HAGB kararı verildiğini, fakat her halükarda müvekkil firmanın ilgili olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacı ebeveynlerin de, vefat eden küçüğü göz önünden ayırarak, denetim, gözetim ve koruma yükümlülüklerinin dışına çıkmaları da davacıların kusurunu oluşturduğunu, üstelik raporda bir kısım hususlar açıklığa kavuşturulmadığını, acil eylem planının, İş Yeri Hekim ve İş Güvenliği Uzmanı Sözleşmesinin mevcut olduğunu beyan etmelerine ve sunmalarına rağmen, bilirkişinin eksiklik olduğunu iddia ettiği hususların eksik olmamasından ötürü müvekkile atfedilen kusur oranının ortadan kaldırılması gerekirken bu husus yerine getirilmediğini, müteveffanın üniversite okumayacağının kabulü halinde, ömrünün sonuna kadar bilfiil işsiz kalmadan çalışacağının kabulü de mümkün olmadığını, aynı şekilde düşük hesaplanan yetişme giderine de itiraz ettiğini, hesaplanan yetişme gideri 8 yıl için 18.269,77 TL olarak hesap edilmiş olup bu hesaplamaya göre aktif çalışma hayatı başlayana kadar müteveffa için aylık sadece 190,30 TL harcama yapılabileceği öngörüldüğünü, bu tutarın son derece düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilin meydana gelen olayda kusuru bulunmadığını maddi ve manevi tazminat yükümlülüğü olmadığını, kabul anlamına gelmemekle bir an için aksi düşünülse dahi mahkemenin davacılar lehine belirlediği manevi tazminat miktarları sebepsiz zenginleşmeye neden olacak ölçüde fahiş olduğunu, mahkemenin hükmettiği manevi tazminat miktarları müvekkil davalının ekonomik gücünün çok üzerinde olup müvekkilin bu tutarları ödemesi sefalete düşmesi sonucunu doğuracağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından; █████/2017 pazar günü saat 18.30 sıralarında, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çöp kamyonu ile Çardaklı Çeşme Cad. İstikametinden gelip Kırkova 2. Sokak kontrolsüz kavşağına geldiğinde, kendi gidiş yönüne göre yolun solundan Kırkova 2. Sokak üzerinden kontrolsüzce gelen yaya ... ile çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacıların çocuğu olan ...'un vefat ettiği anlaşılmıştır.
Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan kusur raporu ve Çorlu Asliye Ceza Mahkemesince aldırılan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'ın tali, müteveffa ...'nun asli kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporuna göre ise müteveffa ...'un %60, davalı araç sürücüsü ...'ın %30, davalı şirketin ise %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalıların kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı .... .... A.Ş., ... plakalı aracın işleteni olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacılara karşı müteselsilen sorumlu olup adam çalıştıranın kurtuluş karinesinden yararlanması mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan aktüerya raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresi, davacıların kaza tarihinde yaşına göre bakiye ömürleri belirlenmiş, destek kaza tarihinde 10 yaşında olduğundan 18 yaşında çalışacağı ve gelir elde edeceği kabul edilerek ve geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek hesaplama yapılmış, davacı anne ve baba çalıştığından her biri için %5 yetiştirme gideri düşülerek davalı sürücünün %40 kusur oranı üzerinden (davalıların iç kusurlarına göre hesaplama yapılmış) her bir davacı için sigorta limiti 330.000,00 TL kabul edilerek destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmiştir.
Müteveffa desteğin üniversite öğrenimi yapacağına ilişkin davacıların talebi bulunmaması, davalıların ise ispatı bulunmaması (kaldı ki desteğin üniversite mezunu olması halinde emsal ücrete göre yapılacak tazminat hesabının davalı taraf aleyhine olması ve davacıların bilirkişi raporuna itirazı bulunmadığından davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşması) nedeniyle 18 yaşından itibaren asgari ücret seviyesinde gelir elde edeceği varsayımı ile çalışan anne baba için ayrı ayrı %5 yetiştirme gideri yapılmasında; Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde asgari ücrette değişiklik sebebi ile güncel veriler üzerinden hesaplama yapılmasını talep ettiğinden asgari ücretin güncel verileri üzerinden hesaplama yapılmasında yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere aykırılık bulunmamaktadır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ██████████ E.ve █████████ K. sayılı kararı).
Kaza tarihinde ZMMS sakatlanma ve ölüm halinde poliçe limiti kişi başına 330.000,00 TL'dir. Bu şekildeki sınırlama kazada bir kişinin ölümü yada yaralanması halinde, zarar gören kişinin sigorta şirketinden isteyebileceği destekten yoksun kalma, geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatını azami olarak 330.000,00 TL ile sınırlı olacağı ve sakatlanma ve ölüm teminatından karşılanacağı anlamına gelmektedir. Kazada birden fazla kişinin ölmesi yada yaralanması halinde ise sigorta şirketinin sorumluluğu kaza başına poliçedeki yazılı 3.300.000,00 TL limit ile sınırlı olacaktır. Bu doğrultuda bir kişinin ölümü ile gerçekleşen kazada davalı sigorta şirketi kişi başı teminat limiti ile sorumlu olduğu açıktır. Bilirkişi raporunda belirlenen tazminat toplamı kişi başı limiti aştığı halde hak sahipleri yönünden oranlama (garame) yapılarak tazminat belirlenmesi için ek rapor tarihi itibariyle oluşan verilere göre ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek ek aktüerya raporu alınmadan, hatalı aktüerya bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı sigorta şirketi aleyhine kabul edilen tazminat ile sınırlı olacak şekilde vekalet ücreti, harç ve yargılama gideri belirlendiğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden sonraki 8. işgününün sonu itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düştüğünün kabulü ile 01.03.2021 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece davacılar ... ve ... için belirlenen manevi tazminat miktarlarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varılmış ancak davacı anne ve baba için belirlenen manevi tazminat miktarlarının bir miktar az olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin davacılar vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Ayrıca manevi tazminatın bölünemezliği ilkesine aykırı olarak davalıların manevi tazminattan sorumlu olduğu miktarların bölüştürülmesi de doğru olmamıştır.
Kabule göre; davacıların cenaze ve defin gideri hakkında karar verilmemiş olması ile vekalet ücreti belirlenmemiş olması; dava dilekçesinde tazminatın ortaklaşa ve zincirleme tahsiline karar verilmesi talep edildiği halde sadece davalı sigorta şirketi, limit ile sorumlu olmak kaydıyla, diğer davalılar bakımından mütesesillen hüküm kurulması gerekirken iç kusur oranına göre (tazminat, vekalet ücreti, harç ve yargılama gideri) belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... .... A.Ş. vekili davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacılar vekili ile davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... .... A.Ş. vekili davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5- İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!