Anahtar kelimeler: Dolapdere Çağlayan Kiralık İyileşmesine Çarptığını Aşne Geçmek Cismani Müzakere İstikametinde

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16.05.2013 tarihinde davalı sürücü ...'in yönetimindeki davalı ... .... A.Ş.'ne ait ... plakalı kiralık otomobil ile Çağlayan Dolapdere istikametinde seyir halindeyken, yolun karşısına geçmek isteyen ... ...'a çarptığını, müvekkili ...'nin iyileşmesine olanak bulunmayacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, dava konusu trafik kazasının meydana geldiği tarih itibariyle henüz 13 yaşında bulunan müvekkilinin %73 oranında sürekli maluliyete uğradığını, trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı çalışma gücü kaybının yanı sıra çalışma ve özel hayatında fazladan efor harcamak zorunda kaldığı dikkate alınarak çalışma gücü kaybı / ekonomik geleceğin sarsılmasından, dolayı tazminat hakkı bulnduğunu belirterek HMK 107. maddesi uyarınca yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde artırılmak üzere şimdilik 10.00,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 100.000,00 TL manevi tazminatın ... ve Sigorta Şirketi hariç diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline; davacı ...'nin annesi ve babası olan diğer davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın ... ve Sigorta Şirketi hariç diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; vekili olduğu kurum yönünden dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, söz konusu kanun, yönetmelik ve genelge hükümleri çerçevesinde, trafık kazasi nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri (tedavi, tibbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderleri) Sağlık Uygulama Tebliği (sut) kapsamında kurumlarınca karşılanmakta olduğunu, iş göremezlik ve bakıcı giderleri gibi Kurumlarınca karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumluluklarının devam etmediğini, ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi ile yaptıkları yazışma neticesinde, davacının herhangi bir başvurusunun bulunmadığının öğrenildiğini, müvekkili kurumun mevzuat çerçevesinde üstüne düşen ödeme yükümlülüğünü ifa ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinden özetle; söz konusu kaza tutanağında diğer davalı, araç sürücüsü ...'e hiçbir kusur atfedilmediğini, kusur yönünden müvekkili şirkete davada husumet yöneltilemeyeceğini, uzun süreli kiralama sözleşmesi sebebiyle aracı işleten sıfatının davalı müvekkilinden kiracıya geçtiğini, uzun süreli kiralamalarda işleten sıfatının el değiştirdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 253.520,03-TL sürekli iş görmezlik maddi tazminatının davalılar ... ve ... A.Ş yönünden kaza tarihi olan █████/2013 tarihinde, diğer davalı ... A.Ş yönünden dava tarihi █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... A.Ş ve ... A.Ş'den (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 250.000-TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, 12.343,85-TL tedavi ve bakım masrafı olarak maddi tazminatın davalılar ... ve ... A.Ş yönünden kaza tarihi olan █████/2013 tarihinde, diğer davalı ... A.Ş ve ... yönünden dava tarihi █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... A.Ş ve ... A.Ş'den ve ...'dan (... yönünden 244,65-TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 75.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 35.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 35.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde diğer davalı ...'e kiralanarak teslim edildiğini ve kiralama faturasının müvekkili şirketten sürekli olarak araç kiralayan ...'in işvereni ... Hiz. Ltd. Şti adına düzenlendiğini, müvekkili şirketin işleten sıfatına sahip olmadığının dosyaya sunulan uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ve ek protokol ile ispatlandığını, araç sürücüsü diğer davalı adına %15 oranında bir kusur tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kazanç kaybı, iş gücü kayb ve tedavi giderlerinin neler olduğu, davacının olay tarihindeki kazancının ne kadar olduğu gibi kıstaslar gözetilmeksizin afaki şekilde bir tazminat bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sigortalı araç poliçesi genel şart değişikliği sonrasında tanzim edilmiş olduğundan yeni genel şartların uygulanması gerektiğini, sakatlık konusunda rapor alınması durumunda Poliçe Genel Şartları gereği Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması Ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliği uygun olarak tanzim edilmesi gerektiğini, mezkur raporda kişinin özürlülük oranı tek tek tespit edilmediği gibi olması gereken uzmanlık alanlarının hiç birinin de bulunmadığını, bu haliyle raporun hükme esas alınmayacağını, geçici iş göremezlik giderinden, bakıcı giderinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu konuda sorumluluğun tamamen ...'ya ait olduğunu, davacı yanın taleplerinden öncelikli olarak diğer davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davacının ıslah ile ileri sürdüğü taleplerin zamanaşımına uğradığını, dava öncesinde sigorta şirketine yapılacak başvuru dava şartı olup, davacı tarafça bu şart yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin işleten sıfatına sahip olmadığının ispatı için müvekkili şirkete ait ticari defterlerin yerinde incelenmesi taleplerini ileri sürmelerine rağmen ticari defter incelemesi yapılmamasının bozma sebebi olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın uzun süreli kiralamaya konu edildiğinden araç işleteninde değişiklik meydana geldiğini, aracın müvekkili şirket nezdindeki sigorta poliçesinin sona erdiğini, bilirkişi raporunda █████/2015 tarihli Genel Şartlar dikkate alınarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %0 Teknik Faiz kullanılarak hesaplama yapıldığını, konu dosyada kaza tarihinin 16.05.2013 olup PMF tablosunun esas alınması gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle davacı yanın talep ettiği geçici bakıcı ve tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun ...'ya ait olduğunu, Mahkemece kendileri aleyhine hükmedilen tedavi giderleri konusunda müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmayıp bu konuda tüm sorumluluğun ...'ya ait olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda afaki olarak belirlenen tedavi giderlerinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tedavi giderlerinin ... sorumluluğunda olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece 244,65 TL tedavi giderinin müvekkili kurumdan tahsiline karar verilmiş ise de tahsiline karar verilen tutar nispetinde müvekkili Kurum aleyhine yargılama giderine hükmolunması gerektiğini, kabul edilen toplam maddi tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 8.766,77 TL yargılama giderinden, müvekkili Kurumun diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurumdan tahsiline karar verilen 244,65 TL tedavi gideri nispetinde Kurum aleyhine yargılama giderine hükmolunmasını talep ettiklerini, müvekkili Kurumun 5502 sayılı Yasanın 36.maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu halde harcın müvekkil Kurumdan tahsilinin yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağında dava konusu kazada kendisinin kusurlu olmadığının tespit edildiğini ancak Yerel mahkeme tarafından kendisi adına %15 oranında bir kusur tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, öte yandan davacının kazanç kaybı, iş gücü kaybı ve tedavi giderlerinin neler olduğunun davacının olay tarihindeki kazancının ne kadar olduğu gibi kıstaslar gözetilmeksizin afaki şekilde bir tazminat bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sakatlık konusunda rapor alınması durumunda poliçe genel şartları gereği Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması Ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak tanzim edilmesi gerektiğini, mezkur raporda kişinin özürlülük oranının tek tek tespit edilmediği gibi olması gereken uzmanlık alanlarının hiç birinin de bulunmadığını, bu haliyle raporun hükme esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını, davacı için öngörülecek geçici iş göremezlik giderinden, bakıcı giderinden davalının sorumlu tutulamayacağını, bu konuda sorumluluğun tamamen ...'ya ait olduğunu, davacının ıslah ile ileri sürdüğü taleplerin zamanaşımına uğradığını, davanın öncesinde sigorta şirketine yapılacak başvurunun dava şartı olup, davacı tarfça bu şart yerine getirilmediği için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminatın kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, manevi tazminat ödemeleri konusunda her bir davacı adına ayrı ayrı vekalet ücretinin hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 16.05.2013 günü davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile Beyoğlu ilçesi Piyalepaşa Bulvarı üzerinde Çağlayan-Dolapdere istikametine doğru sol şeritte seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, seyir istikametine göre sağ taraftan sol tarafa geçmek isteyen yayalardan geçişini sürdüren ... ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi ve Genişletilmiş Kuruldan kusur raporlarına göre kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'in % 15, davacı yaya ...'ni ise % 85 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Kapatılan 68.Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan kusur bilirkişi raporuna göre sürücü ... tali derecede, davacı yaya asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Dava, maddi tazminat yönünden HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ██████████ E.ve █████████ K.sayılı kararı).
Dava tarihi olan █████/2016 tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olmadığından davalı sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiğine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanarak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerektiğinden tazminat hesaplama yöntemine geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 s. Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında bulunmadığından geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davacılar yararına yazılı olduğu şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 162/1.maddesine göre müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.
Davalılar istinaf dilekçesinde aracın ZMSS poliçesi bulunduğunu, bu nedenle zararın sigorta şirketinden tazmin edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Yukarıda belirtilen KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar zarara sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsü olduğuna göre aleyhlerine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince kaza tarihinde davalı ... A.Ş. ile davalı ... yada dava ihbar olunan ... Ltd.şti. arasında uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı ... A.Ş. nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre % 47 meslekte kazanma gücü kaybettiği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporu, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre maluliyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda İstanbul ATK 2.İhtisas Kurulundan ek rapor alınması, bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde, aktüerya uzmanından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle geçici bakıcı ihtiyacı konusunda tek hekimden alıan rapora itibar edilerek geçici bakıcı giderine hükmedilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur
İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda davalı ... aleyhine kabul edilen tazminat davasına ilişkin her hangi bir gerekçe yazılmamış olması; Davalı ... yönünden hükümde kabul edilen tazminat miktarı oranına göre yargılama gideri hesaplanması gerekirken tüm tazminat miktarı üzerinden yargılama giderinden sorumlu tutulması ile davalı ... harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması da doğru olmamıştır.
Daire kararının kapsamına göre bu aşamada manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talepleri değerlendirilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!