Anahtar kelimeler: Zedelendiğini Temlikin Muris Babası Kök Devrettiğini Eşi Miras Anadolu Göstermek

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacılar vekili; davacıların muris babası ...'un 81 67... parsel sayılı taşınmazını 16.12.1991 tarihinde satış göstermek suretiyle kendi babası olan kök muris ...'a devrettiğini, temlikin muvazaalı olduğunu ve davacıların miras hakkının zedelendiğini, o dönemde eşi ile anlaşamayan ve ciddi anlaşmazlıklar yaşayan muris ...'in annesinin baskıları üzerine eşine güvenemeyeceği, evliliğin sonu olmadığı yönündeki telkinleriyle ve babasına da duyduğu güven nedeniyle devir yapıldığını, nitekim davacıların anneleri olan eşi ile muris ...'in boşandığını, ...'in taşınmaz satışına ihtiyacı olmadığını, kök muris ...'nin ise alım gücü bulunmadığını ileri sürerek muris ...'in yasal mirasçısı olan ikinci eşi ...'e davanın ihbar edilmesini, tapu kaydının iptali ile muris ...'in mirasçıları olarak davacıların payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili; davalı ...'un çok uzun yıllar İsviçre'de çalıştığını ve kazandığı paralar ile dava konusu taşınmazın yapılmasını sağladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince ilk kararda; davanın muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olduğu, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk kararda; davacıların inançlı işlem ve genel muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ile tescil isteğinde bulunduğu, ...'un tüm mirasçılarının davada yer alması, dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden eksik harcın tamamlattırılması, kayıt maliki ... mirasçısı ...'e ait veraset ilamının dosyaya alınması, dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavüllü kayıtlarının getirtilmesi gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.4-6. maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karar üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile; istinaf ilamı gereği eksik hususların tamamlandığı, hukuki nitelendirmenin inançlı işlem olarak yapıldığı, somut olayda yazılı delil ve delil başlangıcı olarak nitelendirilebilecek herhangi bir delil sunulmadığı, yemin deliline de dayanılmadığı, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inanç sözleşmesinin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İBK gereğince yazılı delille veya delil başlangıcı ile kanıtlanamadığı, yemin deliline de başvurulmadığı, davacıların murisinin devir işlemini muvazaalı olarak yaptığı, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasının usul, yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1964 doğumlu davacıların murisi ...'un 13.09.2015 tarihinde ölümü ile geride mirasçıları olarak çocukları olan davacılar ile eşi olan ... ...'un kaldığı, muris ...'in babası olan tarafların kök murisi ...'un ise 12.10.2006 tarihinde ölümü ile geride eşi olan ... (2016 yılında öldü) ve çocuklarının kaldığı, davalılar ..., ... ve ...'ün kök muris ...'nin çocukları, diğer davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'in ise muris ...'nin 2017 yılında ölen kızı ...'ın mirasçıları olduğu; davacıların muris babası ...'in 264 parsel sayılı taşınmazdaki ███████████ olan payının tamamını 16.12.1991 tarihinde satış suretiyle babası olan ...'ye devrettiği, 2003 yılındaki imar çalışmaları sonucu taşınmazın 81 67... parsel numarası ile 156,00 metrekare yüz ölçümlü olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 140. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.” hükmü düzenlenmiştir.Somut olaya gelince; Mahkemece, ön inceleme duruşmasında "Davanın; muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil isteminden kaynaklandığı anlaşıldı." denilmek suretiyle, davanın muris muvazaası hukuki nedenine dayandığına ilişkin hukuki nitelendirme yapıldığı, buna göre HMK’nın 140/3. hükmü gereğince tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütüleceği, uyuşmazlığın da anılan hukuki sebep esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemekte ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup-bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup-olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Hal böyle olunca; ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirildiği gözetilerek, bu kapsamda tarafların dayandığı tüm delillerin eksiksiz toplanması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.Davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.