Anahtar kelimeler: Takla Atması Koltuk Ferdi Cismani Müzakere Hızlı Aşırı Taşımacılığı Ştinin

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ....Şti.nin maliki bulunduğu ... plakalı aracın aşırı hızlı ve kontrolsüz olarak kullanılması dolayısıyla takla atması suretiyle meydana gelen kazada davalı sürücü ...'in % 100 kusurlu olduğunu, davaya sebebiyet veren aracın davalı olan ... A.Ş tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Sigortası Poliçesi ile sigortalandığını, kazada müvekkili Natila Negru'nun yaralandığını ve çocukları 16 yaşındaki ... ile 14 yaşındaki ...'nun da hayatlarını kaybettiğini, bu elim kaza sonrasında müvekkilinin hayattaki tek bağı olan her 2 çocuğunu da kaybettiğini, kendisi de yaralandığını ve hala tedavisinin devam ettiğini, fazlaya ilişkin hakları ile varsa başka sorumlulara karşı ayrıca dava açma ve talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....Şti. ve ...'ten ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 06.06.2015-2016 vadeli ... no.lu Zorunlu Karayolu Taşımacılık Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, davacının 4925 sayılı kanun çerçevesinde taşınmadığını, davacı tarafından tüzüğe göre tanzim edilmiş yolcu biletinin sunulmadığını ayrıca taşımanın şehirlerarası mı yoksa şehir içi mi olduğunun tespiti gerektiğini belirterek davanın müvekkili yönünden reddini talep etmiştir.
Davalı ... Limited Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Moldovya vatandaşı olduğunu, dava konusu trafik kazasının 19.08.2015 tarihinde Romanya'nın Braila şehrinde meydana geldiğini, davaya bakma yetkisinın haksız fiilin meydana geldiği Romanya Mahkemelerinde olduğunu, yetkisizlik kararı vermesi gerektiğini, kazaya dair yargılamanın Romanya-Braila Mahkemesi'nin ...numarasıyla devam ettiğini, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu, davacının ıslah talebi yönünden ise zamanaşımı itirazları bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin başvuru dava şartı, uzlaşma itirazının reddine, davalı ... Şti vekilinin, yabancılık teminatı, yetki, derdestlik ve zamanaşımı itirazlarının reddine, Davalılar ... ve ... Şti yönünden; Davacı ... nun oğlu ... yönünden istediği 756.791,07 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının ve kızı ... yönünden istediği 715.154,49 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının kaza tarihi █████/2015 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle Davalı ... Sigorta AŞ yönünden; davalının düzenlediği ... poliçe numaralı "zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk poliçesi" nedeniyle sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere; Davacı ... nun kızı ... yönünden istediği destekten yoksun kalma tazminatında; 5.000 TL nin dava tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren, 170.866,0 TL nin ıslah tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren avans faiziyle, Davacı ... nun oğlu ... yönünden istediği destekten yoksun kalma tazminatında; 5.000 TL nin dava tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren, 169.553,0 TL nin ıslah tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren avans faiziyle, davalının düzenlediği ... poliçe numaralı "karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi" nedeniyle sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere; Davacı ... nun kızı ... yönünden istediği destekten yoksun kalma tazminatında; 175.866,0 TL nin ıslah tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren avans faiziyle, Davacı ... nun oğlu ... yönünden istediği destekten yoksun kalma tazminatında; 174.553,0 TL nin ıslah tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren avans faiziyle, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... nun istediği manevi tazminat talebinin kabulü ile; kızı ... için 150.000 TL ve oğlu ... için 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi █████/2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılar ... ve ... Şti den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ...A.Ş. vekili ile davalı .... Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılardan ... yönünden dava tarihi yerine ıslah tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi tamamen hatalı olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, ölümlü trafik kazalarından doğan tazminat davaları haksız fiil olarak nitelendirildiğini, bu nedenle araç maliki ile sürücü yönünden kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden ise sigorta şirketi başvuru varsa, başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonra, başvuru yoksa dava tarihi temerrüt tarihi kabul edilmekte ve faiz başlangıcı da dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, ıslah edilen miktar açısından da durum aynı olduğunu, somut olayda en kötü ihtimalle dava tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili ve görevli mahkeme olmadığını, Haksız fiili düzenleyen MÖHUKm.34/1 “Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabidir” düzenlemesi mevcut olup MÖHUK’un amir hükmü göz önüne alındığında yerel mahkemenin yetkili olmadığını, HUMK yerine özel düzenleme olan MÖHUK un uygulanması gerektiğini, kazanın meydana geldiği, tespit tutanağının düzenlendiği, tanık ifadelerinin alındığı ve soruşturmanın yapıldığı yani maddi gerçeğe kolayca ulaşılabilecek olan Romanya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazaya ilişkin yargılama Romanya- Baila Mahkemesinin ...sayılı dosyası ile aynı anda görülmekte olup derdestlik sebebi ile de davanın reddi gerektiğini, 31.10.2022 tarihli bilirkişi raporun 18.sayfasında '' Destekten yoksun kalma tazminat hesabında Moldova ülkesindeki asgari ücret verilerinin dikkate alınması gerektiği anlaşılsa da dosya kapsamından Moldova ülkesine kaza tarihi itibari ile hesap tarihi arasındaki değişen asgari ücretlere dair herhangi bir belge tespit edilemediğinden..'' demek sureti ile Türkiye'de geçerli asgari ücret verilerini esas aldığını, gerek yerleşik içtihatlar gereği ( Yargıtay 17.HD'nin 07.10.2019 tarih ve ████████ E., █████████ K. Sayılı İlamı vs) gereği davacının Moldova vatandaşı olması, kaza tarihi itibari ile Türkiye'de çalışma izninin olmaması, müteveffa ... ve ...'nun Moldovya vatandaşı olmaları ve o ülkede ikamet etmeleri dikkate alındığında esas alınması gereken ücret, Moldovya'da uygulanan asgari ücret tutarı olması gerektiğini, tazminat hesaplamasında Türkiye'deki yaşam tablosunu, Türkiye'deki öğrenim ve evlenme yaşını esas alması; meydana gelen kaza neticesinde davacı tarafa Moldovya veya kazanın meydana geldiği yer olan Romanya makamları tarafından davacıya herhangi bir tazminatın ödenip ödenmediği yönünde herhangi bir araştırma yapılmadan hesaplama yapılması da hatalı olduğunu, anne ve babadan ayrı ayrı %5'er oranında yetiştirme gideri düşülmesi gerekmekte ise de her bir çocuk yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılması hatalı olup, bu husus davacı anne yönünden sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin idaresindeki otobüsün kazanın meydana gelmesinde % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de yapılan tespitin kazanın Romanya da gerçekleşmesi sebebi ile bu hususun tespitinin maddi gerçeği tam olarak yansıtmayacağını, ıslahla talep edilen faiz türünün, bir hüküm kurulması durumunda talebe bağlılık ilkesi gereği hükmedilecek alacaklara uygulanan faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini, uyuşmazlığa konu davanın kısmi dava olduğu, kısmi davanın ıslah yoluyla belirsiz davaya dönüşmeyeceğinden dolayı yerel mahkemece karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ...A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Poliçesi yalnızca Türkiye sınırları içerisinde meydana gelen kazalarda geçerli olduğunu, dava konusu kaza yurtdışında meydana gelmiş olup davacı tarafın talepleri Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamında teminat dışında olduğunu, dosya kapsamına ... A.Ş. (HDI Sigorta A.Ş.) tarafından ... plakalı araç için düzenlenen 23668168 Y-0 numaralı 02.09.2014-02.09.2015 tarihli ... Sigorta Poliçesi sunulmuş olup yurtdışında meydana gelen dava konusu talepler işbu poliçenin kapsamında olduğunu, davacı tarafın talepleri teminat kapsamında bulunmamakla birlikte yukarıdaki itirazlarının saklı kalmak kaydıyla KTK md.97 gereği; dava öncesi başvuru yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketçe sigortalanmış aracın dava konusu olayda kusurunun bulunmadığını, davacının Moldova vatandaşı olması, kaza tarihi itibari ile Türkiye'de çalışma izninin olmaması, müteveffa ... ve ...'nun Moldovya vatandaşı olmaları ve o ülkede ikamet etmeleri dikkate alındığında esas alınması gereken ücret, Moldovya'da uygulanan asgari ücret tutarı olması gerektiğini, bilirkişinin tazminat hesaplamasında Türkiye'deki yaşam tablosunu, Türkiye'deki öğrenim ve evlenme yaşını esas alması; kaza neticesinde davacı tarafa Moldovya veya kazanın meydana geldiği yer olan Romanya makamları tarafından davacıya herhangi bir tazminatın ödenip ödenmediği yönünden herhangi bir araştırma yapılmadan hesaplama yapılması da hatalı olduğunu, anne ve babadan ayrı ayrı %5'er oranında yetiştirme gideri düşülmesi gerekmekte ise de raporda belirtilen yetiştirme giderinin düşürülmemesi nedeniyle de hesaplama hatalı yapıldığını, destekten yoksun tutarlar hesaplanırken,her bir çocuk yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılması hatalı olup, bu husus davacı anne yönünden sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, Genel Şartlar uyarınca sigorta şirketinin sorumluluğu genel şartlarla sınırlı bulunduğunu, hesaplamaların TRH 1,8 teknik faiz ve aktüeryal yöntem ile yapılması gerekirken, progresif rant esasına göre hesap yapılmış olması hatalı olduğunu, genel şartlar uyarınca tazminat hesabının özürlülük ölçütüne göre yapılması gerektiği hususu halen mevzuat hükümlerinde yer aldığından, raporda yanlış yönetmeliğin esas alınmış olmasına da itirazları olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 12.2.2009 tarih █████████ E. ████████ K. Sayılı kararında desteğin müterafik kusuru dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatları ve Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, hasarın sigorta tazminatı kapsamında yer alıp almadığının, kusur durumunun yani ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce sigorta şirketinin temerrüdü gerçekleşmeyeceğini, aktüer raporu en son veriler ve en son bilinen asgari ücrete göre hazırlandığını, bu nedenle rapor hazırlandığı an tazminat belirttiğini, 2023 yılı asgari ücretine göre hazırlanan rapora, 2016 veya daha öncesi bir tarihten faiz işletmek, faizin mantığı ile bağdaşmadığını, bu nedenle faiz yönünden de karar hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı .... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili olduğu varsayılsa bile kazanın Türkiye dışında gerçekleşmesi, davacı ve olayda vefat eden çocukların Türkiye vatandaşı olmamaları nedeni ile kazanın meydana geldiği yer hukukunun uygulanmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece zamanaşımı define yönelik itirazlarının reddinin hatalı olduğunu, ıslah ile talep edilen alacaklar zaman aşımına uğradığını, bu sebeple zamanaşımı itirazlarının kabulü ile ıslah edilen alacaklar zamanaşımına uğradığını, kazada vefat eden şahısların kaza anında emniyet kemerlerinin bağlı olup olmadığı, tali da olsa ölüm neticesinin gerçekleşmesinde kusurlarının bulunup bulunmadığına ilişkin hiçbir tespit yapılmadan, eksik inceleme neticesinde % 100 oranında kusur atfetmesi ve bu oran üzerinden maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf dava dilekçesi ile kısmi dava açmış olup, yasal faiz talep etmiş, ıslah dilekçesi ile bu kez davanın niteliğini değiştirerek HMK 107/2.maddesi gereğince belirsiz alacak davası ikame etmiş ve faiz türü olarak Ticari Avans Faizi talep etmiştir. Islah dilekçesine karşı sunduğumuz itiraz dilekçesinde kısmi dava olarak açılan davanın ıslah yoluyla belirsiz davaya dönüşemeyeceği itirazında bulunulmuştur. Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen gerekçeli kararda da kısmi dava olarak açılan davanın belirsiz alacağa dönüştürülemeyeceği vurgulanmasına karşın, davacının talebi doğrulusunda tüm tazminatlar ve toplam tutarlar üzerinden haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren maddi tazminat yönünden ticari avans faizi ile ödenmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu Türkiye'de yürürlükte bulunana asgari ücret tutarları esas alınarak düzenlendiğini, Moldova'da geçerli olan aylık asgari ücret tutarı yaklaşık olarak 100 USD civarında, Türkiye'de ise yaklaşık olarak 400,00 USD civarında olduğunu, hesaplanan tazminat tutarları 4 kat fazla olup, davacı taraf lehine haksız kazanç oluşturulduğunu, manevi tazminat yönünden; dosya kapsamına alınan Braila Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde davacı taraf lehine manevi tazminata hükmedildiğini, aynı haksız fiilden dolayı kazanın meydana geldiği yer mahkemesi tarafından manevi tazminata hükmedilmesine ve manevi tazminat yönünden davanın konusuz kalmasına karşın yerel mahkemece bu husus değerlendirilmeksizin ve gerekçe olmaksızın mükerrer şekilde manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, meydana gelen olayın tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeni ile meydana geldiği dikkate alındığında hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının pek fahiş olduğu ve davacı açısından zenginleşme yarattığını, sigorta poliçesi gereğince sorumluluğu bulunan ... A.Ş.'nin davaya dahil edilmeleri yönündeki taleplerinin mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davacı vekili, ıslah dilekçesinde maddi tazminat tutarı olan 1.471.945 TL'nin 1.121.525 TL'sinin diğer davalı ... Sigorta Şirketinden, müvekkil şirket ile diğer davalı araç sürücüsü ...'ten toplam 350.420 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmesine karşın mahkemece talep aşılarak müvekkili şirket aleyhinde 771.107,56 TL'nin tahsiline karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın ayrıntılı incelenmesi neticesinde mahkeme tarafından hüküm altına alınan maddi tazminat tutarı esas alınarak hesaplanıp karar altına alınan nispi karar harç tutarı, vekalet ücreti ve yargılama masrafları hatalı tespit edildiğinden kararın bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, █████/2015 tarihinde Romanya'da meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yolcu olan davacının çocukları ... ile ...'nun ölümü nedeniyle aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Sigortası Poliçesi düzenleyen sigortacı ile, araç işleteni ve araç sürücüsüne yönelik destekten yoksun kalma maddi tazminatı ile manevi tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (MÖHUK) Kanunlar İhtilâfı Kuralları
nı belirleyen 2. Bölümünde yer alan "Haksız Fiiller" başlıklı 34. maddesinde "Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tâbidir." hükmü getirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki söz konusu değildir. Haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu göz önüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Yine HMK'nın 19/2 maddesine göre yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
Somut uyuşmazlıkta davada, haksız fiil niteliğinde trafik kazası nedeniyle maddi manevi tazminat talep edildiğinden kesin yetki kuralına tabii değildir. Bu durumda mahkemece davacının Türkiye' de ikamet etmesi çalışma izni bulunması nedeniyle mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."
Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan █████/2015 tarihi ile dava tarihi olan █████/2016 tarihi ve █████/2023 ıslah tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava ve ıslah zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafların zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olmadığından bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir.
Kazanın meydana geldiği yabancı ülkede dosya kapsamında bulunan tercümelerden davalı sürücü hakkında ceza yargılamasının yapıldığı anlaşılmakla iş bu dava ile derdest olamayacağından buna ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.
6100 sayılı HMK 176 vd maddeleri gereğince ıslahın kapsamı, özelliği vs düzenlenmiş olup, davacı tarafın ıslah ile dava dilekçesi ile talep etmediği faizi ıslah dilekçesi ile talep etmesi mümkün olup, bu davayı genişletme yasağı kapsamında değerlendirilmez. Bu halde somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde yasal faiz isteminde bulunmuş olup kazaya neden olan aracın ticari araç olmasını dikkate alarak yasal faiz talebini ticari avans faizi olarak talep etmesi ile mahkemece avans faizine hükmedilmiş olmasında usul yasaya aykırılık görülmemiştir.
Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Bu nedenle davalı işleten ve sürücü bakımından talebe uygun olarak ıslah edilen kısım için de kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde de usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davalı sürücü ... in tek taraflı yaptığı kazada %100 oranında asli derecede kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu raporun Romanya Braila Ceza Mahkemesi kararı tespiti ile de uyumlu olduğu anlaşılmakla ayrıca kazada vefat edenler yolcu konumunda olup kusurlarından söz edilemeyeceğine göre kusura ve kazaya karışan araç otobüs olup emniyet kemeri takılması zorunlu olmadığı aksinin de ispat edilememiş olmasına göre müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri de yerinde değildir.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
HMK da dava açıldıktan sonra taraf eklenmesi davaya dahil edilmesine ilişkin düzenlenme bulunmadığından kaza yapan aracın Yeşil sigortacısının davaya dahil edilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalılardan işleten ve sürücü hesaplanan tazminatın tamamından KTK 85 maddesi gereği sigorta şirketi ile birlikte sorumlu olduklarından yalnızca limit dışında kalan tutardan sorumlu olması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Yine kazada ölen iki kişi olduğundan ayrı ayrı destek tazminatı hesaplanmış olmasında da isabetsizlik yoktur.
Dosya kapsamında bulunan tercümesi yapılan belgelerden kaza nedeniyle davacıya manevi tazminat verildiğine rastlanmamıştır.
Mahkemece hükme esas alınan █████/2023 tarihli ek hesap raporunda; destekten yoksun kalma tazminatı hesabında Moldova Ülkesindeki asgari ücret verilerinin dikkate alınması gereği anlaşılsa da dosya kapsamında Moldova ülkesine ait kaza tarihi ile hesap tarihi arasındaki değişen asgari ücretlere dair herhangi bir belge tespit edilemediğinden, müteveffanın aktif dönem başı itibariyle gelirinin Türkiye ‘deki asgari ücret düzeyinde olacağı varsayılarak hesaplamaların yapıldığı, yetiştirme gideri tenzili ile destek ... için 715.154,49 TL, diğer destek için ise aynı şekilde 756.791,07 TL hesaplanmış olup bu miktarlar esas alınarak poliçe limitlerine göre hükümde belirtilmiş ise de tahsilde tekerrür olmamak üzere karar verilmemiş olması ile yerleşik yargıtay içtihatlarına göre destekler yabancı ülkede yaşadığı ve yabancı olduğundan o ülkenin asgari ücretine göre hesaplama yapılması gerekirken Türkiye ‘deki asgari ücret düzeyinde olacağı varsayılarak hesaplamaların yapılması doğru olmamıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde davacının çocukları ... ve ...'nun hayatını kaybetmesi nedeniyle ... plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur. Dava konusu kaza Romanya'da meydana gelmiş olup her iki poliçenin de "..." başlıklı "Önemli Uyarılar" alt başlıklı bölümünde "Sigortanın coğrafi sahası sadece yurtiçinde geçerli olacaktır." ibaresi bulunduğundan davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer istinaf itirazları bu nedenle inceleme konusu yapılmamıştır.
KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Islah edilen kısım içinde temerrüt tarihi aynı tarih olacaktır.
Kabule göre somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, davadan önce davalı Sigorta Şirketine herhangi bir başvuru yapılmamıştır. Bu durumda, davalı sigorta şirketi dava tarihinde temerrüde düşmüş olacağından ıslah edilen kısım için de temerrüt tarihi aynı tarih olacağından faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği gözetilmeksizin ıslah edilen kısım için ıslah tarihi olarak belirlenmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazı yerindedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ...A.Ş. vekili ile davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ...A.Ş. vekili ile davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı, davalı ..., davalı ...A.Ş. ile davalı .... Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!