Anahtar kelimeler: Valiği Bam Cismani Esaskarar Başkan Açılmadan Yazim Bursa Ölüm Üye

T.C. BURSA BAM ...HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A.... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
:...KARAR NO...BAŞKAN
:...ÜYE
:...ÜYE
:.........İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ...KARAR NO
:...KARAR TARİHİ
: █████/2022İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2022 Davalı Türkiye Sigorta█████/2023 Davalı ... ValiğiDAVACI
: ...VEKİLİ
: Av....DAVALILAR
: 1 -...VEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )B.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Sigorta A.Ş. nezdinde 8-3-... Acente No, ... Poliçe Nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı ... Emniyet Müdürlüğü adına kayıtlı olan vedavalılardan ... ... idaresinde olan ... plakalı aracın sebep olduğutrafik kazası neticesi müvekkili ... (...) Kaynar’ın yaralanmış olduğunu, kaza sonucu ... Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından tutulan 10.10.2013 tarihli yaralamalı trafı̇k kazası tespit tutanağına göre kaza 1... plakalı araç sürücüsü Fatih Yıldırım'ın "...Ankara geliş Ankara Caddesi yan yoldan ...... Kavşağına giriş yaptığı esnada aracının ön kısımları ile ... Bulvarı Gökdere istikametinden ... istikametine seyreden sürücü ... ... idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin sağ yan kısımlarıyla çarpışması neticesi ...plaka sayılı araçta arka koltukta oturan yolcu ... ... yaralanması ile meydana gelmiş olduğunu, ...tepe bulunan özel Hastanede fizik tedavi ücretini müvekkilinin ödediğini, ameliyat sonrasında 3 ay boyunca ilk önce her gün sonra gün aşırı, daha sonrada 2 günde bir pansuman için evine geldiklerini, sürekli her geliş için günlük 50 TL ödeme yapmış olduğunu, kazadan önce ... ... Enjeksiyon isimli işyerinde 10 kişi ile birlikte çalışırken (yaşının küçük olduğu gerekçesiyle sigortası yaptırılmamış) kazadan sonra 2 sene süresince herhangi bir işte çalışamadığını, 2 sene sonra yine aynı işyerinde bu kez sigortalı olarak çalışmaya başlamış, ancak sadece 3-4 ay çalışabilmiş, tekrar ameliyat olması gerektiği için işten ayrılmak zorunda kalmış oluğunu, çok fazla ayakta kalır yada yürürse ameliyat yerleri ağrımakta ve sızlamakta olduğunu beyanla, davacının kaza neticesi bir maluliyet yaşadığı için çalışamaması ve bundan sonra da eskisi gibi çalışmasının mümkün görünmemesinden dolayı mahrum kaldığı ve kalacağı kayıp sonunda belirlenecek olan, fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak kaydıyla, 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden bu güne işleyecek olan faizi ile birlikte tahsiline, (maddi tazminatına ilgili fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına ve davalı sigorta şirketinin poliçe sınırlamasıyla maddi tazminattan sorumlu tutulmasına) karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili █████/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu maddi tazminat talebini ıslah yolu ile 10.000,00.-TL den 49.843,00.-TL ye çıkartmıştır.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; usul yönünden davanın zamanaşımına uğradığını, davacının bindiği motosikleti kulanan ... ... motosiklet kullanma (A-A2) ehliyeti bulunmadığını, davacının bulunduğu motosikletin tam kusuru olduğunu, Emniyet araçların öncelikle geçiş hakkı olduğunu, kusur tespiti yönünden keşif yapıldıktan sonra dosyanın İstanbul ATK Trafik İhtisas Daire Başkanlığından kusur oranlarını belirtir rapor alınması gerektiğini, davacının ehliyeti bulunmayan kişinin kullandığı motosiklete binmesi tek başına BK. 52. maddesi gereği "müterafik kusur" oluşturduğu gibi, "hatır taşımacılığı" kapsamında değerlendirildiğini, davacının ayrıca fizik tedavi gördüğünü ve SGK nın bu tedavi masraflarını ödemediğinden kendisinin ödemek zorunda kaldığını beyan ettiğini, fizik tedavi masrafları dahil tüm tedavi giderleri SGK tarafından karşılandığını, alamadığı faturalı bir tedavi masrafı varsa SGK ya karşı dava açması gerektiğini beyanla usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Bursa Valiliği vekili cevap dilekçesinde; davacının davasının taraf sıfatı yönünden usule aykırı olduğunu, usul yönünden dava zamanaşımına uğradığını, davayı kabul etmemekle birlikte, müvekkili idareye bir kusur izafesi halinde bile davacının tazminat talebinin fahiş miktarda olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, kazadan dolayı müvekkili idareye bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, davanın reddi ile, mahkeme masrafı ve vekil ücretinin davacıya ödettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Fatih Yıldırım'ın cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 49.843,30 TL'nin davalı Türkiye Sigorta A.Ş. yönünden █████/2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına), davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ... ve ... Valiliği (... Emniyet Müd.)'nden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı Bursa Valiliği istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; valiliğin tüzel kişiliği bulunmadığını bu nedenle müvekkili yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında motosiklet süresine kusur izafe edilmesine rağmen bilirkişi raporununda hatalı olarak kusur verilmediğini, davacının kaza anında kask takmadığından müterafik kusuru bulunduğunu, davacının yaralanmasının kaza nedeniyle olup olmadığının belli olmadığını, bilirkişi tarafından davacının uzun süreli çalışmasının olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olmadığından hatalı olduğunu, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, fizik tedavi ve pansuman ücretlerinin SGK tarafından karşılanması gerekli tedavi giderleri olduğundan hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiğini, kazanın araçtaki eksiklik ve bozukluktan kaynaklanmadığından müvekkili idarenin sorumluluğu bulunmadığını, kaza tarihi ile dava tarihi arasındaki uzun süre nedeniyle manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiği ya da daha az hükmedilmesi gerektiği ile kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davalı Fatih Yıldırım lehine manevi tazminatla ilgili vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... Sigorta vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davacının ıslah talebinin zaman aşımına uğradığını, maluliyetini hatalı yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, kaza tarihinde 15 yaşında bulunan davacı için 16 yaş altı için belirlenen net asgari ücret uygulanması gerekirken 16 yaş üstü için belirlenen asgari ücret uygulanmasının hatalı olduğunu, 18 yaşına kadar AGİ siz asgari ücretin uygulanması gerektiğini, fizik tedavi masraflarının SGK ya başvurulması halinde alınabileceğini, davacının ehliyetsiz motosiklet sürücüsünün aracına binmesi nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu, kaza tarihinde evli olmadığından hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kaza tespit tutanağı ile ATK raporundaki kusur değerlendirmesinin çelişkili olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Dava; yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık kusur durumu, maluliyet oranı, müterafik kusur, hatır taşıması, ıslaha karşı zamana aşımı süresinin dolup dolmadığı, gelir hesabında uygulanan asgari ücret miktarı ile manevi tazminat miktarının yüksek olup olmadığı hususu olduğu anlaşılmıştır.Davalı idare vekili, müvekkilinin tüzel kişiliği bulunmadığını, tüzel kişiliğin Emniyet Müdürlüğü ve Valilik adına İç İşleri Bakanlığına ait olduğunu ve bu nedenle müvekkili yönünden husumetten davanın reddine karar verilmesini gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Kazaya karışan aracın polis otosu olması nedeniyle Emniyet Müdürlüğü ya da Valiliğin tüzel kişiliği bulunmadığından husumetin İç İşleri Bakanlığına yöneltilmesi gerekmekte olup bu hususun yargılama sırasında hakim tarafından HMK 124 maddesi uyarınca hasımda yanılgı kapsamında düzeltilebilir bir eksiklik olduğu ancak düzeltilmeden bu hali ile ... Valiliğinin davalı gösterilmesi doğru değil ise de, sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından davalı idarenin karar başlığında sıfatının İç İşleri Bakanlığı olarak düzeltilmesi ile istinaf taleplerinin bu sıfat ile değerlendirilmesinin usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf istemi bu yönüyle dikkate alınmıştır.Olaydan sonra tanzim edilen kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş üstünlüğü kuralına aykırı hareket ettiğinden kusurlu olduğu, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ise kavşaklarda hızını yavaşlatma kuralına aykırı hareket ettiğinden kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.İlk derece Mahkemesinin yargılaması sırasında ATK dan alınan raporda kazanın oluşumunda tüm kusurun kavşakta geçiş üstünlüğü kuralına aykırı hareket ettiğinden davalı araç sürücüsüne ait olduğu, motosiklet sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığının tespit edildiği görülmekle kaza tespit tutanağında belirlenen kusur durumu ile ATK dan alınan raporda belirlenen kusur durumu çelişkili ise de, davalı araç sürücüsünün gerek kaza tespit tutanağında gerekse ATK raporunda kavşakta geçiş üstünlüğü kuralına aykırı hareket ettiği bu yönüyle kusuru bulunduğu ve kusursuz çıkma ihtimali bulunmadığından ve davacının araçta yolcu olması nedeniyle kazanın oluşumunda kusurundan bahsedilemeyeceğinden araçların sürücülerinin kazadaki kusur oranlarının yolcu konumunda davacı açısından önem arz etmeyip müteselsil sorumlular arasında iç ilişkide önem arz ettiğinden davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir.Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır.Somut olayda; davacının, motosiklette arka koltukta yolcu olduğu ve yaralanmasının bacak bölgesi ile ilgili olduğu ve kaza anında kask takmadığı görülmüştür.Motosiklette yolculuk yaparken kask takılması zorunlu olup KTK'nun 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği, yaralanmasının bacak bölgesi ile ilgili olması nedeniyle kask kullanmaması ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadığı gibi motosiklet sürücüsünün geçerli ehliyetinin bulunmamasının zararın oluşması ya da artmasına etkili bir unsur olmadığı anlaşılmakla TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması söz konusu olmadığından ilk derece mahkemesi tarafından bu husustaki itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 4.HD █████/2021 tarih █████████ E █████████ K)Maluliyete ilişkin alınacak raporlar █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).Somut uyuşmazlıkta, Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Ana bilim Dalı Başkanlığının █████/2019 tarihli raporunda iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin ve %3,3 oranında maluliyeti bulunduğunun bildirildiği anlaşılmış ve rapor hükme esas alınmıştır.Anılan bu raporun tanziminde, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken █████/2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin yaptığı atıf nedeniyle ve bu yönetmeliğin % 60 ve üstü maluliyet için belirleme yapma esasını kabul etmesi nedeniyle, █████/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellerin kullanılması, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamalarıyla kabul edildiğinden kullanılan cetvel bakımından rapor usule uygun olup, rapor içerik itibari ile de mevuzata ve dava konusu yaralanmanın niteliğine uygun düşer şekilde hazırlandığı anlaşılmakla, alınan raporlar arasında çelişki bulunmadığı gibi yaralanmanın kaza ile illiyetli olduğu hususunun de tespit edilmiş olması karşısında davalılar vekillerinin maluliyete ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.2918 Sayılı KTK'nın 85. maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmü mevcuttur. Somut olayda davalı aracın polis otosu olduğu ve davalı İç İşleri Bakanlığının aracın işleteni olduğundan, kazanın oluşumundan davalının işleteni bulunduğu aracın sürücüsünün kusuru bulunduğundan maddi ve manevi tazminattan sürücü ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı İç İşleri Bakanlığının bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davalı Sigorta vekili davacı yönünden hatır taşıması hususunun değerlendirilerek tazminattan indirim yapılmadığı hususunda istinaf isteminde bulunmuş ise de; davacının davalı araçta yolcu olmadığı dikkat alındığında hatır taşıması indiriminin ancak hatır için taşınan araç maliki, sürücüsü ve sigorta şirketi yönünden yapılacağından bu hususta davalılar lehine hatır taşıması indirimi söz konusu olamayacağından davalı Türkiye Sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD █████/2020 tarih █████████ E █████████ K)Davacının kaza tarihinde 15 yıl 7 ay 27 günlük olduğu ve kaza tarihinde aktif çalışmasının bulunduğunun dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu bu yönüyle davacı çocuk için kaza tarihinden itibaren efor kaybına uğrayacağı kabul edilip, maluliyet oranı üzerinden daimi iş göremezlik zararı hesap edilerek sürekli iş görmezlik tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi, ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, kaza tarihinde çalışan davacı yönünden dolayı uğranılan zararın hesaplanması sırasında dikkate alınmasında usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığından davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Ancak davacının kaza tarihinde 16 yaşından küçük olması nedeniyle tazminat hesabında işlemiş dönem yönünden 16 yaşa kadar olan süre için dikkate alınacak asgari ücretin 16 yaşı altı için kabul edilen 877,50 TL yerine 16 üzeri için kabul edilen 1.021,50 TL olarak kabul edilmesi doğru olmadığından davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.Kaza nedeniyle zarar görenin sağlığına kavuşması için gerekli olan muayene, tahlil, ambulans ve benzeri taşıma giderleri ile ameliyat, ilaç, protez, bakım, fizik tedavi gibi giderler tedavi giderleri kapsamı içerisindedir. Zira, sadece iyileşmeyi sağlayan giderler değil, sakatlık ya da hastalığın artmasını önlemek için yapılması zorunlu giderler de tedavi giderlerinden sayılır. İleride yapılması zorunlu olan tedavi giderleri de henüz bu giderler yapılmadan önce talep edilebilir.6111 sayılı Yasanın 59.maddesi ile 2918 sayılı Yasanın 98.maddesinde yapılan değişiklikle "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı" düzenlenmiştir.Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir.Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerinin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır.Somut olayda davacı tarafın yaralanması nedeniyle tedavisinin tamamlanmasında sonra evde pansuman yapılması için masraf yaptığını beyanla bu masrafı talep etmiş olup talep edilen bu bedel belgesiz tedavi giderine ilişkin olup SGK nın sorumluluğunda olmadığından davalı işleten, sürücü ve sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere” şeklinde beyanda bulunarak 10.000TL maluliyet tazminatı talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmadığından sonuç itibariyle davanın kısmi dava şeklinde açıldığı anlaşılmıştır.2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi), fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir.Somut olaya bakıldığında; davaya konu trafik kazası sonucu davacı yaralanmıştır. Davacı taraf açtığı davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu belirterek, kısmi dava şeklinde davasını açmış; daha sonra alınan bilirkişi raporuyla saptanan miktara göre, davacı için talep edilen maddi tazminat miktarını artırmıştır. Davacı tarafın ıslah yoluyla, talep edilen maddi tazminat miktarını artırdığı tarih █████/2020 olup, davalı sigorta vekili tarafından, █████/2020 tarihinde yasal sürede ıslah edilen kısma ilişkin olarak, zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü görülmektedir. Kazanın taksirle yaralama suçunu oluşturması nedeniyle ceza zaman aşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren 8 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan ıslah ile dava değerinin arttırılmış olması karşısında davalı Türkiye Sigorta vekilinin ıslaha karşı zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve ███████-1098 E., █████████ K.; 02.03.2021 tarihli ve ███████-41 E., ████████ K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davacının yaralanması, kaza tarihindeki yaşı, davalının kusur durumu, paranın alım gücü, tarafların ekonomik sosyal durumu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince, davacının uğranılan zarar nedeniyle, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olandan fazla manevi tazminata hükmedilmemiş olduğundan davalı İç İşleri Bakanlığı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.Mahkeme tarafından manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi ile davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de davalı gerçek kişi sürücünün vekili bulunmadığından lehine vekalet ücreti hükmedilmesi doğru olmadığından davalı İç İşleri Bakanlığı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.HMK 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı İç İşleri Bakanlığı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1.fıkrası (b-1) bendi gereğince esastan reddine, davalı İç İşleri Bakanlığı vekili ile davalı Türkiye Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı İç İşleri Bakanlığı vekili ile Davalı ...... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin █████/2022 tarih ve ... sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,Davacının davasının kabulü ile;a) 49.843,30 TL'nin 49.558,44.-TL'sinin davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden █████/2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı Türkiye Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına), bakiye 284,86 TL sinin davalı ... ... ile İç İşleri Bakanlığından kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,b)Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ... ve İç İşleri Bakanlığı'ndan alınarak davacıya verilmesine,c)Harçlar yasası gereği alınması gereken 3.951,27.-TL harçtan 204,93.-TL peşin harç ve 700.00.-TL ıslah harcının mahsubu ile 3.046,34.-TL harcın 2.610,01 TL sinin davalılar ...ih ... ile ... Sigorta A.Ş den , bakiye 436,33 TL sinin sadece davalı ... ... tahsili ile hazineye irad kaydına,d)Davacı tarafından yapılan 35,90.-TL başvurma harcı, 700,00.-TL ıslah harcı ve 204,93.-TL peşin harç olmak üzere toplam 940,83.-TL'nin davalılar ... ... ile ... Sigorta A.Ş den alınarak davacıya verilmesine,e)Davacı tarafından yapılan 672,4.-TL tebligat gideri, 171,85.-TL posta masrafı ve 900.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere 1.744,25.-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.494,42.-TL sinin tüm davalılardan , bakiye 249,83 TL sinin davalılar ... ... ve İç İşleri Bakanlığı'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,f)Maddi tazminat yönünden; davacı yararına ölçümlenen 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,g)Manevi tazminat yönünden; davacı yararına ölçümlenen 8.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ... ve İç İşleri Bakanlığı'ndan alınarak davacıya verilmesine,h)Manevi tazminat yönünden; İç İşleri Bakanlığı yararına ölçümlenen 8.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak İç İşleri Bakanlığına verilmesine,ı)Artan gider avanslarının hükmün kesinleşmesine müteakip taraflara iadesine,3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalıların istinaf başvurusu nedeni ile yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine,4- İstinaf başvurusu aşamasında taraflarca yapılan yargılıma giderinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,5-Karar tebliğ, harç iade, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi....Başkan......Üye......Üye-......Katip...