Anahtar kelimeler: Bam Cismani Başkan Açılmadan Yazim Mahal Katip Ölüm Üye Karara

T.C. .... BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
.....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
...... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: ..../.....
KARAR NO
: ..../......
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KÂTİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: .../...
KARAR NO
: .../....
KARAR TARİHİ
: .......
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: .......
DAVACI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALILAR
: 1-... - ...
2-... - ...
VEKİLİ
: Av. ... -
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: .......
KARAR YAZIM TARİHİ
: ......
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dilekçesinde, davalı ... sevk ve idaresinde bulunan ........plakalı araç ile █████/2013 tarihinde müvekkili ...'ın kullanmakta olduğu ......... plakalı araca çarparak çarpmanın etkisiyle müvekkilinin araç hakimiyetini kaybetmesi neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kazada davalı ...'ın tam kusurlu olduğu, müvekkilinin omurga L3 kemiğinde parçalı kırıklar meydana geldiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00.-TL daimi işgöremezlik tazminatı ve tedavi giderleri tazminatının tüm davalılardan, 4.822,00.-TL bakıcı gideri tazminatı ile 1.256,00.-TL çekici ve otopark ücreti tazminatının davalılar sürücü ve işletenden, 40.000,00.-TL manevi tazminatın davalılar işleten ve sürücüden, olay tarihinden işleyecek yasal faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir.
Davacı vekili 14.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 280.885,01.-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 17.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğu limitle sınırlı kalmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde, ceza mahkemesindeki tespitler hukuk mahkemesini bağlamayacağından itirazları uyarınca keşif yapılarak kusur oranının hesaplanmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı......... cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun tespiti gerektiğini, davacı sigortalının araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlanması gerektiği, zararın kanıtlanmaması halinde müvekkil şirketin sorumluluğunun olmadığını, davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca sağlık kurulu raporlarının da yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, bu yönleriyle davacı vekilinin beyanlarını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 273.807,01 TL meslekte kazanma gücü-işgücü kaybı tazminatının █████/2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile tüm davalılardan müteselsilen tahsiline, 6.078,00 TL bakıcı gideri, çekici ve otopark ücretinin █████/2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müteselsilen tahsiline, maddi tazminat kalemleri yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, 30.000,00 TL manevi tazminatın █████/2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar davalılar ... ve ...'ten müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Davalılar ... ve ........ vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, görevsiz mahkeme tarafından alınan ilk rapora (18.04.2018 tarihli) davacı tarafın itirazı olmadığı halde, davacı taraf aleyhine usuli müktesep hak gerçekleşmişken yerel mahkemenin davacı tarafın itirazı varmış gibi, kendilerinin itirazı uyarınca alınan 29.01.2019 tarihli ek rapor uyarınca kurulan hükmün hatalı olduğu, davacı taraf açısından ilk raporun kesinleşmiş olduğu, dosya kapsamında toplam 3 tane bilirkişi raporu alındığı, hepsindeki tazminat miktarlarının farklı olduğu, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiği, gelir hesabında ilk iki raporda herhangi bir belgeye dayalı hesap yapılmadığı, sadece BTSO'ya yazılan bir yazı cevabına göre hesap yapılmasının hatalı olduğu, meslek odasına tekrar müzekkere yazılması taleplerinin değerlendirilmediği, davacının ücretinin fahiş olarak hesaplandığı, geçici iş gücü kaybı hesabında dava dilekçesindeki halen öğleden sonra çalıştığına dair davacı ikrarının değerlendirilmediği, yine dava dilekçesinde gördüğü tedaviye ilişkin davacının ikrar niteliğindeki beyanlarının da hesaplamalarda dikkate alınmadığı, meslekte kazanma gücü kaybının terditli hesaplanmamasının hatalı olduğu, davacının vergi kazancını (gerçek kazancını) yansıtan son rapor uyarınca hüküm kurulması gerektiği, manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalı......... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, KTK 86 md gereğince sigortanın sigortalısının kusuru kadar yükümlülüğü bulunduğu, kusur durumlarının araştırılması gerektiği, bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu, dosyadaki kaza tespit tutanağı ile kusur raporları arasında çelişki bulunduğu, emsal Yargıtay kararlarına göre de bu çelişkinin giderilmesi gerektiği, raporda tazminat hesabının hatalı olduğu, davacı gelirinin hatalı değerlendirildiği, mahkemece hükme esas alınan raporda vergilendirilmemiş gelir üzerinden hesap yapılmasının hatalı olduğu, vergilendirilmiş gelirini davacının ispat etmesi gerektiği, müvekkili aleyhine hükmedilen geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu, dosyada bakıcı giderine ilişkin sağlık raporu veya ATK raporu bulunmadığı, davacının talep ettiği otopark ve çekici giderlerinin teminat dışı olduğu, kusur oranı belirlenmesi için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden rapor alınması gerektiği, müvekkili şirkete yapılmış bir başvuru olmadığından temerrüt oluşmadığı, müvekkili yönünden kaza tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğu, faizin dava tarihinden itibaren işletilebileceği, yargılama giderlerinden müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, müvekkili şirketin zarardan poliçe limitiyle sorumlu olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:
Dava, trafik kazası nedeni ile maddi tazminat (sürekli iş görmezlik ve geçici iş görmezlik) ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Öncelikle kusura ilişkin sigorta şirketinin istinaf istemi değerlendirildiğinde;
Davalının kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğuna ilişkin ceza mahkemesinin kararı temyizi incelemesinden geçerek kesinleşmiş olmakla; ceza mahkemesi dosyası, kaza tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporları, kaza anı görüntüsüne ilişkin CD ve buna ilişkin inceleme tutanağı ve itirazlar incelendiğinde, davalı sürücünün kontrolsüz bir şekilde sağ şeride yönelerek sağ şeritte seyir halinde olan araca çarpıp, aracın seyir durumunu bozarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği olayda asli kusurlu olduğu sağ şeritte seyir halinde olan davacı sürücünün sağ şeritte seyir halinde olduğu esnada yönelme yapan aracın çarpması ile meydana gelen olayda kusursuz olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş göremezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir. 6098 Sayılı TBK 54 maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı KTK 90 maddesi gereğince, sigortacının sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı KTK 92 maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, geçici iş göremezlik tazminatından sigorta şirketi sorumlu tutulabilecektir. 2918 Sayılı KTK 98 maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu ileri sürülmüş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı KTK 98 maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır. 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmadığından davalı ... şirketinin geçici iş görmezlik tazminatından sorumlu olmadıkları yolundaki istinaf istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD ██████████ E- ████████ K sayılı ilam).
Diğer yandan, ZMSS şirketi, kaza sonucu meydana gelen gerçek zarardan azami poliçe limitine kadar sigortalının kusuru oranında sorumludur. Kazanç kaybı vs gibi dolaylı zararlardan sorumluluğu yoktur. Araçta meydana gelen değer kaybı ve aracın kaza mahallinden servise vs çekilmesi için yapılan giderler de gerçek ve doğrudan zararlardandır.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ████████-█████████ sayılı ilamı) bu bakımdan çekici ücretinden de sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmasına rağmen yalnızca gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilmesi usul ve yasaya aykırı ise de istinaf sebebi olarak ileri sürülmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Davalı ... ve .... vekilince davacının aktüer bilirkişi raporlarına itirazı olmadığı halde yeni alınan rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığını, usuli kazanılmış hak doğduğunu ileri sürmüşse de; bilindiği gibi, işçilerin yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlaması için gerekli olan en az ücreti ifade ettiği ve adil bir ücret elde edilmesi, böylece çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzeltilmesi amacına yönelik olduğu gözetildiğinde asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bunun altında bir ücretten söz edilemeyeceği, asgari ücretin altında kararlaştırılan ücretlerin ve buna ilişkin sözleşmelerin geçerli olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Kamu düzeni; toplumun temel yapısını ve bireylerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları için kamusal yararları koruyan; devletin güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki ilişkilerde hukuku sağlamaya yarayan kurallar bütününün oluşturduğu hukuk düzenidir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara, 2021 Baskı, Cilt-I, s.636).
Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2004 tarihli, ███████-24 E., ███████ K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.
Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/1991 tarih 1991/9-102 E., ████████ K. sayılı kararında da belirtilmiştir. Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak kaldırma ya da bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir (Yargıtay 4. HD ██████████ – █████████).
Bu nedenlerle, istinafa gelenlerin sıfatına göre, ilk karar tarihine en yakın tarihte güncel asgari ücret dikkate alınarak hesaplama yapılması kazanılmış hakkın istisnası olan kamu düzeninden bir durum olup, buna ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Diğer yandan, geçici iş görmezlik süresinin yanlış belirlendiği Adli Tıp Kurumu raporunda 9 ay olarak belirlemiş ise de, davalının daha az işten kaldığına ilişkin beyan ve ikrarı olduğu belirtilerek istinaf isteminde bulunulmuşsa da, aküerya raporunda tüm bu hususlar dikkate alınarak 6 ay 6 günlük geçici iş görmezlik süresi kabul edilmiş olmakla, bu hususa ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Tazminata esas maluliyet raporunun terditli olarak yapıldığı ileri sürülmüş ise de, olay tarihine uygun yönetmelik dikkate alınarak belirlenen maluliyet oranının, E cetveline göre: %42.0 (yüzdekırkikinoktasıfır) oranı usul ve yasaya uygun belirlendiğinden bu yöndeki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Davacının bakım ihtiyacı olup olmadığı yönünde tıbbi rapor alınmadan hesaplanan bakıcı giderinin gerçek kişi davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, bu eksiklik bakımından açık istinaf sebebi bulunmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, maddi tazminat istemli davalarda, zarar görenin gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. Sadece tanık beyanları ile kazanç tespiti mümkün olmayıp bunun bir takım belge ve kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.
Mahkemece alınan █████/2018 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda, PMF yaşam tablosu, davacının gelirinin asgari ücretin 3.73 katı olduğu kabulüyle yapılan 252.930,82 TL tazminat hesap raporuna davacının itiraz etmediği gibi, █████/2018 tarihli beyan dilekçesinde bu rapor doğrulusunda karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf rapora itiraz etmiştir.
Bu kez, aktüerya bilirkişisi, █████/2019 tarihli ek raporka, davacının kazancının aynı şekilde asgari ücretin 3.73 katı esas alınarak davalıların itirazını değerlendirerek ek rapor düzenlemiş ve davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının 273.807,01 TL olduğunun belirlemiştir. Davalıların ayrı ayrı bilirkişi raporundaki davacının tazminata esas kazancına itiraz üzerine kaza tarihi ve sonrası yılları kapsayan, davacının %50 ortağı olduğu şirketin kazancına esas vergi dairesi kayıtlarının celbi suretiyle yıllık kazancının tespiti ve ortaklık gereği hissesine düşen geliri dikkate alınarak kazancının asgari ücretin üzerindeki yıllarda, bu kazancının günlük miktarı ile, asgari ücreti karşılamayan yıllarda ise asgari ücretin günlük miktarı esas alınarak ve davacının aynı zamanda emekli olması nedeniyle AGİ hariç hesaplanan tazminata esas zararının 134,289,08.TL olduğu █████/2019 tarihli 2. Ek bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir.
Maddi tazminat hesabı yönünden Yargıtay en son içtihatları kapsamda tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınarak hesaplamalarda 1,8 teknik faiz uygulanmaksızın progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin █████/2021 tarih █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta, aktüerya bilirkişi raporunda, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi uygulanarak düzenlenen rapor doğrultusunda hüküm kurulmuş olup, davacı taraf istinafa gelmediği gibi, yaşam süresi itibariyle PMF tablosu davalılar lehine olduğundan kaldırma nedeni yapılmamıştır.
Ancak, davacının gelirinin asgari ücret olarak kabulünün gerektiğine yönelik istinaf istemine gelince, BTSO müzekkere cevabında davacının işi gereği aylık 3.000,00-3.500,00 TL gelir elde edebileceği bildirilmişse de, emekli de olan davacının ortağı olduğu işyerinin vergi dairesi kayıtlarındaki 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarındaki bilinen kazançları dikkate alınarak gerçek varken faraziye itibar edilemeyeceğinden █████/2019 tarihli ek raporda hesaplandığı şekilde, 134.289,08.-TL üzerinden davanın kısmen kabulü gerekirken yazılı şekilde BTSO müzekkere cevabı doğrultusunda davacının kazancının aylık 3000-3500 varsayımı esas alınarak hesaplanan tazminat miktarı esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, bu husustaki davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece gerekçe yönünden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek ve kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- .... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih ve ..../...-..../....sayılı kararı hakkındaki davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜNE,
2- HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile,
a) 134.289,08.-TL meslekte kazanma gücü-işgücü (sürekli ve geçici) kaybı tazminatının 17.08.2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile tüm davalılardan müteselsilen tahsiline,
b) 6.078,00.-TL bakıcı gideri, çekici ve otopark ücretinin 17.08.2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müteselsilen tahsiline,
c) Maddi tazminat kalemleri yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine,
d) 30.000,00.-TL manevi tazminatın 17.08.2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müteselsilen tahsiline,
e) Fazlaya ilişkin istemin reddine,
f) Alınması gereken 11.637,78.-TL nispi harçtan peşin alınan 160,80.-TL peşin harç ile 4.676,00.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.836,80.-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.800,98.-TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak (davalı ... şirketi bu tutarın 5.360,53.-TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) hazineye gelir kaydına,
g) Maddi tazminat davasında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 17.284,87.-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... şirketi 16.707,46.-TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
h) Maddi tazminat davasında davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT uyarınca 17.284,87.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
ı) Manevi tazminat davasında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 4.500,00.-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
i) Manevi tazminat davasında davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT uyarınca 3.400,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,
j) Davacı tarafça yapılan toplam 5.435,15.-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre 2.885,52.-TL'si ile davacı tarafça peşin olarak ödenen 4.836,80.-TL toplamı 7.722,32.-TL' nin davalılardan (davalı ... şirketi bu tutarın 6.086,73.- TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
k) Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca taraflara iadesine,
3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalıların istinaf başvurusu nedeniyle yatırdıkları karar ve ilam harcının istem halinde ilgilisine iadesine,
4- İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,
5- Karar tebliğ, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
6- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile █████/2023 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!