Anahtar kelimeler: Gar Pilot Yazma Tcdd Bam Sahasında Esaskarar Kayseri Olacak Ankara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ E.- ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesia
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN
: Taraf vekilleri
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZMA TARİHİ
: █████/2026
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket ile █████/2018 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi kapsamında, %70 pilot ortak kendisi, %30 özel ortak davalı olacak şekilde, TCDD 2. Bölge Müdürlüğü tarafından ihale edilen "Kayseri Gar Sahasında Bulunan Hizmet Evlerinin RRR ve Çevre Düzenlemesi Projelerinin Hazırlanması" işini üstlendiklerini, iş kapsamında toplam 10 binaya ilişkin proje çalışmalarının taraflar arasında fiilen paylaştırıldığını, kendi sorumluluğundaki işleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalının sorumluluğundaki 28, 31, 32, 33 ve 46 plan numaralı binalara ilişkin projeleri zamanında ve gereği gibi teslim etmediğini, idarenin eksiklik yazıları gönderdiğini, projelerin Koruma Kurulu tarafından reddedildiğini, bu nedenle idare nezdindeki sorumluluğun pilot ortak sıfatıyla kendi üzerinde kalması nedeniyle davalının yapması gereken işlerin önemli bir kısmını kendisinin tamamlamak zorunda kaldığını, davalıya çeşitli noter ihtarnameleri gönderilmesine rağmen eksikliklerin giderilmediğini, iş ortaklığının amacına ulaşmasını tehlikeye düşüren davranışlar nedeniyle TBK kapsamında davalının özen borcuna aykırı hareket ettiğini, ortaklığın sürdürülebilirliğinin kalmadığını belirterek, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu iş ortaklığının yalnızca ihale konusu işin yürütülmesi amacıyla kurulduğunu, iş tamamlanmadan adi ortaklığın feshedilemeyeceğini, işin yaklaşık %72'lik kısmının fiilen kendi şirketince gerçekleştirildiğini, çok sayıda binaya ilişkin üç boyutlu ölçümler, çizimler, raporlar, proje paftaları ve teknik verilerin kendi şirketince hazırlandığını ve davacıya teslim edildiğini, taraflar arasında davacının ileri sürdüğü şekilde bir sözlü iş paylaşımı bulunmadığını, ayrıca projelerin kontrolü ve teslim sürecinin pilot ortak yetkilisinin sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafın projeler üzerinde değişiklik yaparak projeleri kendi eseri gibi göstermeye çalıştığını, banka hesaplarında tek imza yetkisi tesis ederek hakedişler üzerinde hukuka aykırı işlemler yaptığını, bu hususlarda suç duyurusunda bulunulduğunu, fesih davası açılmadan önce sözleşmede öngörülen yönetim ve yürütme mekanizmalarının işletilmediğini, proje müdürü atanmadığını, sözleşmesel prosedürler yerine getirilmeden dava açıldığını, bu nedenle fesih ve tasfiye talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
MAHKEME KARARI
: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile ... Mimarlık Mühendislik Müşavirlik İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti ile ... Yapı İnşaat Restorasyon Mimari Proje . Müş. Ta. Ar. Kazı Ko. Tar. San. Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığının Ankara 2. Noterliğince düzenlenen 04.04.2018 tarihli iş ortaklığı ( Adi ortaklık ) sözleşmesi ve sözleşmedeki kar - zarar oranları esas alınarak tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ın atanmasına, aylık 15.000,00 TL tasfiye memuru ücretinin yapacağı işe karşılık tasfiye memuruna ödenmesine, kararın kesinleşmesinden sonra 6 aylık tasfiye memuru ücretinin davacı tarafın ileride tasfiye edilen adi ortaklığın mal varlığından karşılanmak üzere peşin olarak depo edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf talebinde, ilk derece mahkemesince adi ortaklığın TBK'nın m.639 kapsamında amacın gerçekleşmesi nedeniyle sona erdiği kabul edilerek adi ortaklığın tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş ise de; istinaf talebinde dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, kurul onaylı projeler, teknik veriler ve işin fiili yürütülme biçiminin hatalı değerlendirildiğini, davalının hazırladığı projelerin onay almadığını, birçok yapıya ilişkin projelerin davacı tarafından tamamlandığını, davalının iş akışını geciktirdiğini, davacının yoğun emek ve maliyet üstlenmesine rağmen bu hususların dikkate alınmadığını, özellikle █████/2025 tarihli 3. ek bilirkişi raporundaki tespitlerin hükme yansıtılmadığın, adi ortaklığın yalnızca tasfiyesiyle yetinilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili ise istinaf talebinde, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde belirleyici nitelikteki teknik ve dijital delilleri incelemeden, ara karar ile kararlaştırılmış olmasına rağmen davalı şirkete ait bilgisayarlarda bilirkişi incelemesi yaptırmadan ve kapsamlı bilirkişi itirazlarını karşılamadan hüküm kurduğunu, buna karşın yalnızca davacı tarafa ait veriler üzerinden değerlendirme yapıldığını, bu nedenle bilirkişi raporlarının eksik, çelişkili ve denetime elverişsiz olduğunu, ayrıca dava konusu restorasyon ve proje işlerinde kullanılan lazer tarama verileri, CAD kayıtları, metadata, dijital üretim kayıtları, e-posta trafiği ve log kayıtlarının incelenmediğini, üretim sürecinin teknik verilerle ortaya konulabileceğini, buna rağmen "tespit edilemedi" şeklindeki bilirkişi değerlendirmelerinin gerçeği yansıtmadığını, bunun yanında davacı tarafın dava açarken işlerin yürütülemediğini ve ortaklığın fiilen sona erdiğini ileri sürdüğünü, ancak yargılama sürecinde projelerin tamamlandığını, cezai yaptırım uygulanmadığını ve işlerin sonuçlandırıldığını, dolayısıyla davanın açılış gerekçesinin ortadan kalktığını, ayrıca projelerin idareye teslim edilememesinin davalıdan değil, pilot ortak sıfatıyla davacının imza ve temsil yetkisini kullanmamasından kaynaklandığını, bilirkişilerin bu hususu hatalı değerlendirdiğini, mahkemenin eksik inceleme, delillerin toplanmaması, taraflar arasındaki eşitlik ilkesinin ihlali ve hakkının kısıtlanması suretiyle karar verdiğini ileri sürerek, kararın kaldırılması, teknik delillerin yeniden incelenmesi, gerekirse yeni uzman bilirkişi heyeti oluşturulması, davalı tarafından yapılan işlerin güncel rayiç bedellerinin belirlenmesi ve nihayetinde davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, taraflar arasında kurulan iş ortaklığı kapsamında üstlenilen proje işinde, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği, proje teslimlerinde eksiklik ve gecikmelere neden olduğu, bu durumun ortaklığın amacını gerçekleştirmesini imkansız hale getirdiği iddiasına dayalı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir.
Somut olayda; davacı taraf, bu dava ile tasfiye, sermaye ve ortaklık payını talep etmiş olup, davacı tarafın alacağı tasfiye sırasında yapılacak hesap ile ortaya çıkacaktır.
Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. ( TBK. 620/1 md. )
Türk Borçlar Kanununun adi şirkete ilişkin 620 ve onu izleyen maddeleri gereğince, adi ortaklığın kurulabilmesi için, yazılı şekil gerekli olmayıp, sözlü olarak da yapılabilir.
Adi ortaklık, ortakların anlaşması durumunda, onların kendi aralarında tasfiye edilebilir. Şayet ortaklar arasında tasfiye konusunda anlaşma sağlanamamışsa, bu durumda her ortağın mahkemeye başvurarak tasfiye talebinde bulunabileceğini kabul etmek gerekir. Bu başvuru açıkça ortaklığın tasfiyesini istemek şeklinde olabileceği gibi, tasfiyeyi ifade eden başkaca talepler de tasfiye yapılması için yeterlidir. Örneğin; ortaklığın feshi istemi veya ortaklığa getirilen sermayenin iadesinin talep edilmesi, ortaklığın tasfiyesini isteme anlamına gelir.
Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık mal varlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, katılım payları ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.
Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir.
Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır.
Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir:
Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde Mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli.
İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı,
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru, tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
HMK'nın 294/1.maddesinde " Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür" denilmektedir.
Ayrıca, HMK'nın 297/2.md'sinde " Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü getirilmiştir.
İstinafa konu edilen mahkeme kararında "tasfiye memuru atanması" şeklinde kurulan hüküm infaz edilebilir, taraflara hak ve borçlar doğuran, şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde "nihai karar" niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; tasfiye aşamalarının uygulanmadığı, tasfiye bilançosunun tam olarak belirlenmediği, tarafların hak ve yükümlülüklerinin saptanmadığı görülmektedir.
O halde mahkemece; bütün bu açıklamalar ışığında, uyuşmazlığın; yukarıda açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi ile yetinilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile (tarafların sair tüm istinaf itirazları şimdilik incelenmeksizin) HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-)Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin, █████/2026 tarih, ████████ E.- ████████ K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-)Dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-)Taraflarca yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde başvurana iadesine,
5-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!