Anahtar kelimeler: Durmuştur Açmadan Doları Satımdan Yapmaması Davalıborçlu Olunmuştur Usd Yazildiği Bakirköy

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Davalı borçlu şirketin, müvekkil şirkete 9.677,19 USD doları ve 14.510,28 TL borcu bulunmaktadır. Davalı-borçlu şirketin ödeme yapmaması üzerine müvekkil şirket tarafından davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi yapılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasında 9.677.19 USD ve 14.510,28 TL alacağın ödenmesi talep olunmuştur. Davalı borçlu şirket, vekili aracılığı ile icra takibine itiraz etmiş ve takip durmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi gereğince dava açmadan önce arabuluculuk için başvuruda bulunulmuştur. Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna ...... tarihinde yaptığımız başvuru üzerine █████/2023 tarihinde toplantı yapılmış ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır. Dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap örneğinden anlaşıldığı üzere ve Sayın Mahkemece taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ispat edileceği üzere müvekkil şirketin davalı- borçlu şirketten icra takibine konu miktar alacağı bulunmaktadır. Taraflar arasında hesap mutabakatı bulunmakta olup mutabakat örneği dava dilekçesi ekinde sunulmuştur. Davacı şirket ile davalı şirket arasında ..... mutabakatı sağlanmış olup Sayın Mahkemece ilgili vergi dairesinden ilgili belgelerin celbini talep ederiz. Taraf ticari defter ve kayıtları ve davalı şirket ile yapılan hesap mutabakatından da anlaşılacağı üzerine davalı-borçlunun, müvekkil şirkete takip miktarı kadar borcunun bulunduğu tartışmasızdır. Davacı- alacaklı şirketin, davalı-borçlu şirketten takip miktarı kadar alacağı bulunmakta olup duran icra takibine devam edebilmek için Sayın Mahkeme huzurundaki dava açılmıştır. Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında davalı-borçlunun yapılan icra takibine tüm itirazları yersizdir. Davalı-borçlu yan sadece zaman kazanmaya çalışmakta olup kötü niyetle icra takibine itiraz etmiştir. Sunulan nedenler ile haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmekteyiz. Yukarıda arz edilen nedenler ve Sayın Mahkemece re” sen ele alınacak hususlar ışığında; Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ........ Esas sayılı dosyasına vaki İtirazın İptali ve Takibin Devamına, Haksız ve kötü niyetle takibe itiraz ederek takibin durmasına sebep olan davalı-borçlunun alacağın *..'sinden az olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına Mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı-borçlu yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini.” Arz ve talep etmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
:a-Tarafların ..... formları için ilgili vergi dairelerine,b-İTSM'yec-Bakırköy ... İcra Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır.3- Bilirkişi tarafından ...... tarihinde sunulan raporda "1) Davacı tarafından ibraz edilen 2023 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacının lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, 2) Yukarıdaki ayrıntılı tespitler ışığında; a) Yanlar arasında 2022-2023 yılları Davacı şirket ile Davalı şirket arasında yapılan ticari alım-satım işleminden kaynaklanan ilişkiden dolayı davacının 9.677,19 USD asıl alacak * 14.510,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 276.587,93 TL bedelli icra takibi başlattığı, davalının iti le huzurdaki davanın ikame edildiği, b) Davacının Ticari defter ve kayıtlarını Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun tutulduğu ve lehine delil tespitine haiz olduğu, €) Öncelikle, Taraflar arasında düzenlenen ve ticari kayıtlara yansıyan faturaların USD bazında ve TL karşılıkları ile düzenlenerek, düzenleme tarihindeki Merkez Bankası döviz kurunun da faturalarda yer aldığı görülmüştür. Buna göre borcun kararlaştırılan gündeki döviz kuru üzerinden ödenmiş olması halinde kur farkı istenemeyeceği sabittir. Ancak, fatura düzenleme gününde ödenmesi gereken döviz karşılığı borcun, Vergi Usul Kanunu gereğince zorunlu olarak TL üzerinden faturalandırııp ödeme günü yerine daha sonraki bir günde ödenmesi halinde ise leme günündeki kur ile fatura da belirtilen kur uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkının istenebileceği, Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören bir sözleşme bulunmamakla birlikte, dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde hizmetin döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığının da gösterildiği, dolayısı ile davalının kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yapılan inceleme ile Davacının Kur farkı talebinin ağırlıklı olarak, Davalı tarafından gerçekleştirilen TL bedelli çek ödemelerinden kaynaklandığı, ve emsal Yargıtay kararlarında yer aldığı üzere TL bazında kabul edilen çek karşılığı ödemeler için Kur farkı talep edilip edilemeyeceği hususu Sayın Mahkemenin takdirindedir. “...davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Ceklerle vapılan ödemelerde kur farkı (Yargıtay ... Hukuk Dairesi 11.03.2021 Tarihli ..E. .... K. Sayılı Kararı) İzah edilen sebeplerle hesaplama ticari alınarak iki farklı şekilde yapılacaktır. kayıtlar yönünden ve Yargıtay kararları dikkate Davacı kayıtları incelendiğinde, USD bazında düzenlenen faturalara karşılık Davalı tarafından ödenen banka transferi ve çek ödemelerine ilişkin TL bazında yapılan ödemelere, fatura tarihinden itibaren ödeme tarihi ve çeklerin teslim tarihleri ile tahsil tarihleri arasındaki vadelere ay sonlarında kur farkı tahakkuk ettirilmesi gerektiği ancak kur farkı tahakkuk ettirilmediği görülmüştür. Buna göre Davacı kayıtlarında USD bazında tutulan hesaplar nezdinde ve yukarıda tarafımdan, icra takip tarihinde tespit edilen 9.677,19 USD bakiye nezdinde Davacının Davalıdan alacaklı olduğunun kabulü halinde Davacı Alacağı 9.677,19 USD olacağı, Bununla birlikte Davacı tarafından TL bazında çek ile kabul edilen ödemelere ilişkin kur farkının talep edilemeyeceği yönünde, Sayın Mahkeme tarafından takdir edilmesi halinde Davacı Şirket'in 61.546,68 TL Davalıya borçlu olacağı dolayısı ile alacak talebinde bulunamayacağı, e) Davacı alacağının kabulü halinde, icra takip tarihinden önce her ne kadar işlemiş faiz talep edilmiş ise de, takip tarihinden önce davacının davalıyı temerrüde düşürmediği, bu nedenle davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, icra takip tarihinden sonra talep edilen 96 16,75 faiz oranının, 3095 Say. Kanunla tacirler arasında uygulanan faiz oranı olduğu ve dolayısıyla uygun olduğu," şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.5-Dava sırasında davalı şirket iflas etmiş olup, davacı sıra cetveline alacak kaydı talep etmiş, davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir.6-Mahkememizce iflas dairesine yazılan müzekkerelerde davalı şirketin basit tasfiye usulüne göre iflasının tasfiyesinin yapıldığı, bu sebeple alacaklılar toplantısının olmadığı bildirilmiş, dava dosyası iflas dairesine tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.7-Mahkememizce iflas dairesine müzekkere yazılmış olup, iflas dairesi verdiği müzekkere cevabında davalı müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarını iflas dairesine teslim etmediğini bildirmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı müflis şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından kesilen faturalar ödenmediği gibi başlatılan takibe de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptalini talep etmiş, dava sırasında davalının iflası nedeniyle davacı alacak kayıt talebinde bulunmuş davaya alacak kayıt davası olarak devam edilmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için SMM bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulduğu yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı müflis şirketin ise iflas dairesine ticari defter ve kayıtlarını teslim etmediği, davalı müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı iflas dairesi tarafından Mahkememize bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 11.02.2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; davacı ve müflis şirket arasında 2022 - 2023 yılları arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturaların davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsup edildiği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı, davalının 61.546,68-TL davacıdan alacaklı göründüğü anlaşılmaktadır.Buna karşılık davacı tarafından USD olarak tutulan taraflar arasındaki açık hesaba göre davacının davalıdan 9.677,19-USD alacaklı göründüğü anlaşılmaktadır.Davacı tarafından davalıya kesilen faturaların USD üzerinden TL karşılıkları gösterilerek kesildiği anlaşılmaktadır.6098 sayılı Kanun'un ödemeye ilişkin 99. Maddesi şu şekildedir:"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."İlgili hükümden görülebileceği üzere döviz borçlarının ödenmesi hususunda alacaklının seçimlik hakkı bulunmakta olup, alacaklı tarafından ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı, döviz borcunun aynen ödenmesi, temerrüt tarihindeki kur karşılığı TL bedelin ödenmesi yönünde seçimlik hak kullanılabilecektir.Seçim hakkı, hukuki niteliği itibariyle, tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. İrade beyanı, karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur; borcun konusu, tek bir edim hâlinde kesin olarak belli olur. Böylece edim, sanki başlangıçtan beri borçlanılmış kesin ve belirli bir edim hâlini alır. Seçim beyanı, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu niteliği ve özelliğiyle seçim hakkı, yenilik doğuran bir hak olup, değiştirici yenilik doğuran haklar grubuna girer. Bunun sonucu olarak, seçim hakkının kullanılması ile mevcut hukukî (durum) ilişki değişir. Seçim hakkı, yenilik doğuran hak olduğu için kullanılmakla sona erer. Bu nedenle seçim beyanından dönülemez (Eren, s. 986-987).Bu sebeple seçimlik hak niteliği gereği yenilik doğuran hak olup, kullanılmakla tükenecek ve taraflar arasındaki döviz kaynaklı alacak borç ilişkisinin tasfiyesi alacaklının seçimlik hakkını kullanması sonucunda kullandığı seçimlik hakka göre tasfiye edilecektir.6102 sayılı Kanun uyarınca çek bir ödeme aracı olup, çekin döviz alacağı için döviz hesabına bağlı olarak döviz üzerinden düzenlenmesi mümkündür. Bu bağlamda davacı alacaklının davalı tarafından TL olarak düzenlenerek teslim edilen çeki 6098 sayılı Kanun'un 99. Maddesi gereğince TL karşılığı olarak kabul ettiği gözetildiğinde seçimlik hakkın tükendiği, tekrar başa dönülerek döviz olarak talep etmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Bu bağlamda ilgili hükümler kapsamında dava konusu olay değerlendirildiğinde; davacı ve davalı müflis arasında para borcunun mutlaka yabancı para cinsi ile aynen ifa edileceğine dair bir anlaşmanın bulunmadığı bu sebeple davalı müflisin TL üzerinden davacıya yaptığı ödemelerin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Bu kapsamda davacının davalı tarafından teslim edilen çeki tevdi ettiği tarihteki kur üzerinden ödemeyi kabul ettiği, çekin ödeme aracı olması sebebiyle çekle yapılan ödemelerden tekrar kur farkı talep edilemeyeceği, nitekim yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. (Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ..... E-█████████ K sayılı kararı) Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide ise asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Yabancı para cinsinden olan borcun, TL üzerinden düzenlenen çek ile ödenmesi halinde ise kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edileceğinden alacaklı artık kur farkı isteminde bulunamayacaktır.Bu açıklamalar gözetilerek davacının ticari defter ve kayıtları ile davalı ile arasındaki ilişkin incelendiğinde; davacı tarafından davalıya USD üzerinden TL karşılığı gösterilerek fatura kesildiği dolayısıyla taraflar arasında dövize endeksli bir alım satım ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, davacının bu sebeple kur farkı talep edebileceği anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacı tarafından davalıya herhangi bir ayrıca kur faturası kesilmemiş olup, davacı kendi ticari kayıtlarında davalı tarafından çek ile yapılan ödemeleri tahsil tarihinde kendi kayıtlarında USD'ye çevirmiş ve alacağını USD olarak talep etmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre; TL olarak tutulan kayıtlarda davacı davalıya 61.546,68-TL borçlu iken davacının USD olarak tuttuğu kayıtlara göre davalıdan 9.677,19-USD alacaklı olduğu görülmektedir. Davacının kayıtlarındaki bu farklılığın sebebinin ise davalı tarafından çek ile yapılan ödemelerden kaynaklı kur farkından ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.Davacının kur farkından kaynaklı olarak iddia ettiği alacağının USD cinsinden talep edilebilmesi ise mümkün değildir. Yukarıda detaylıca belirtildiği ve açıklandığı üzere kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklı olup ancak Türk Lirası cinsinden talep edilebilecektir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Makhemesi ... Hukuk Dairesi ..... E., ████████ K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Davacının alacak talebi kur farkı istemine ilişkin olup, davalı hakkında USD cinsinden takip yapılmış olması dikkate alındığında TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün değildir. Davacı tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinden bahsedilemeyeceğinden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilesi gerekirken ( Emsal Yargıtay .... HD'nin 26.05.2022 tarih, .... esas ve ..... karar sayılı ilamı) kur farkı talep edilemeyeceğinden bahisle reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur."Bu bağlamda her ne kadar davacı tarafından davalı müflise başlatılan icra takibinde 9.677,19-USD asıl alacak talep edilmiş ise de davacının ticari defter ve kayıtlarına göre bu alacağın kur farkından kaynaklandığı, kur farkı alacağının TL para biriminden talep edilebileceği USD üzerinden talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra takip talebindeki söz konusu alacak talebinin usulüne uygun olmadığı gibi davanın kayıt kabul davasına dönmesi nedeniyle kayıt kabul davasında da kur farkı alacağının USD olarak talep edilemeyeceği anlaşılmıştır.Bir diğer incelenmesi gereken husus ise davacının müflis şirketten kur farkı alacağı talep edip edemeyeceğidir. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; Davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin çek ile yapıldığı, davalı tarafından davacıya yalnızca 04.03.2022 tarihinde 50.000,00-TL banka havale, 25.08.2022 100.000,00-TL havale ile ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacıya yapılan diğer tüm ödemelerin çek ile yapıldığı ve çek ile ödemesi yapılan bu tutarın 3.000.000,00-TL'den fazla olduğu yani davalının kalan borcunun tamamını çek ile ödeyerek kapattığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere çek bir ödeme aracı olup, ödemelerin çekle kabul edilmesi halinde çekin üzerinde yazılı tarihe göre bankadan tahsil edildiği tarihteki kur üzerinden ödeme bedelinin tespit edilerek açık hesaptan bu suretle mahsup edilerek kur farkı alacağı yaratılması mümkün değildir.Yargıtay .... . Hukuk Dairesi ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dava, kur farkı ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunmaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir."Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir.Ayrıca çek bir ödeme aracı olup, çekle ödemenin söz konusu olduğu durumlarda çekin döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilecektir. Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı istemesi mümkün değildir.Taraflar arasında kur farkı istenebileceğine dair bir sözleşme bulunmamaktadır. Ayrıca bu yönde bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının çekle yapılan ödemeyi kabul etmiş olduğu da nazara alındığında eldeki davada kur farkı istenebilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir."Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde bulunan 25.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde cari hesaba yönelik yapılan ve hesaplamaya esas alınan 342.430,00 TL davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir."Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ...... E., ......... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi de .... E. ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Yine kur farkının dayanağı olan faturaların bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir, zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir. (Yargıtay ... HD’nin .... E., ...... K. sayılı ve █████/2016; ..... E., ...... K. sayılı ve ..... tarihli ilamları). Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay ..... HD'nin ...... E., .... K. sayılı ve █████/2021; .... E., .... K. sayılı ve █████/2022 tarihli ilamları).Somut olayda, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının davalıya sattığı mallar için USD üzerinden faturalar düzenlediği, davalının da bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek aralarındaki uzun süre devam eden ticari ilişkide kur farkı hususunda davalıya karşı her hangi bir ihtarda bulunarak hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır."Bu bağlamda davaya konu somut olay ve davacının 9.677,19-USD alacağa yönelik kur farkı talebinin yerinde olmadığı, davalı müflis şirket tarafından davacıya çek ile ödeme yapıldığı, yine davacı tarafından USD üzerinden mahsubu yapılan davalı tarafından kesilen iade ve karşı faturaların da USD üzerinden mahsubunun yapılamayacağı ve bu iade faturalar bakımından kur farkı talep edilemeyeceği, davalı tarafından yapılan tüm ödemeler değerlendirildiğinde ödemelerin çok küçük bir kısmının TL ile bankadan yapıldığı ve 6098 sayılı Kanun'un 100 vd. Maddeleri gereğince buradan kaynaklanan kur farkı alacağının da sonraki ödemeler ile kapatıldığı, davalı tarafından sonradan yapılan 3.000.000,00-TL'den fazla ödemenin çek ile yapıldığı ve davacı tarafından çek ile yapılan bu ödemelerin tamamının kabul edilerek davacı tarafından tahsil edildiği ve davalı müflis şirket tarafından ödenmeyen çek olmadığı gözetildiğinde davacının kur farkından kaynaklanan alacak talebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.Nitekim davacının TL üzerinden tutmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarına göre davalı davacıdan 61.546,68-TL alacaklı olarak görünmekte olup bu da davacının alacağının kur farkından kaynaklandığını göstermektedir.Davacı tarafından taraflar arasındaki TL olarak düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak 14.510,28-TL ayrıca alacak talebinde bulunulmuş olup, her ne kadar davacının davalı ile arasındaki TL faturalardan kaynaklı takip dosyasında takibe dayanak belgeler içerisinde bulunan TL cari hesap değerlendirilmemiş ise de davalının davacıdan USD hesap yönünden 61.546,68-TL alacaklı olduğu, ilgili TL faturaların bilirkişi raporunda USD cinsinden değerlendirilen cari hesapta bulunmadığı anlaşılmakla değerlendirilmesi neticesinde davalının alacağının 14.510,28-TL davacı TL alacağından mahsubu sonucunda davacının yine alacağının kalmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 3.607,98-TL peşin harcın mahsubu ile artan 2.875,98-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen DENİ AKKAYA MAR' in toplam ücreti olan 5.000,00-TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı iflas idaresinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ....e-imzaHakim ....e-imza