Anahtar kelimeler: Kurdukları Otomasyon Kurulumların Yazılım Donanım Tedarik Firmanın Firması Satışı Programla

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
I- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili firmanın yazılım, donanım ve otomasyon firması olduğunu, bu kapsamda davalıya kendi kurdukları yazılım ve programla mal ve hizmet satışı gerçekleştirdiklerini, söz konusu ürünlerin de davalıya teslim edilerek gerekli kurulumların ve malzemelerin tedarik edilerek kullanıma hazır halde sunduklarını, bu işlemler için taraflar arasındaki sözleşme kapsamında belirlenen ücretin de davalıya fatura edildiğini, ancak davalının fatura bedellerini ödemediğini, kendilerine tebliğ edilen ihtarnameye de cevap vermediklerini, yapılacak tüm incelemelerde ve delillerin değerlendirilmesinde alacağın sabit olduğunun ortaya çıkacağını, davalının muaccel borcunu ödemediğini, temerrüde düştüğünü, asıl alacak olan 23.829,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyen en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı vekili cevap veren dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır inşaat veren dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır inşaat yapım-satımı işleriyle iştigal eden bir firma olduğunu, davacı firmanın hizmet alanına konu olan programın ise müvekkili şirketin satış ofisinde kullanılmak üzere proje sunum modülü olduğunu, davacı firmanın 12.05.2018 tarihinde müvekkili şirkete bir teklif yazısı gönderdiğini, işbu teklif yazısına göre Proje Sunum Modülü fiyatının 6.000 Euro olarak belirtildiğini, ancak davacının iddia etmiş olduğunun aksine, taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, bahse konu teklif yazısında ise “teklif edilen program bedelin yarısı, Teknopark kanunu kapsamında KDV’den muaftır, kalana ise %18 KDV uygulanır, ödeme; yarısı sözleşme onayında, kalan ise iş teslim edildiğinde aşağıdaki hesaplara nakit olarak yapılacaktır. Satıcı, alıcının revize taleplerini iş tesliminden sonraki ilk haftada ücretsiz yapacak, sonrasına ise ücret isteyecektir, proje teslim süresi üç hafta olduğunu, ödeme Türk Lirası (TL) tutarı, onay tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacaktır, "Teklif geçerliliği yedi gündür” şeklinde şartların belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından bahse konu teklif yazısına istinaden 14.05.2018 tarihinde 10.000,00 TL ön ödeme yapıldığını, ancak davacı yana ödeme yapılmasına karşın; bahse konu program teslim alınmadığını, müvekkili şirketin modülü kullanabilmesi için gerekli olan kullanıcı bilgilerinin paylaşılmadığını bu nedenle program kullanılamadığını, bu süreçte ise müvekkili şirketin daire satış işlemleri kalmadığından programı kullanma amacının ortadan kalktığını, bahse konu programın teslim edilmemesine ve kullanıcı bilgileri paylaşılmamasına karşın 26.06.2018 tarih ve 31.147,20 TL bedelli fatura tanzim edilerek müvekkiline gönderildiğini, ancak arz etmiş oldukları sebeplerle bakiye bedelin ödenmediğini, davacı yanın bahse konu malı müvekkili şirkete teslim ettiğinin şüpheye yer bırakmaksızın ispatına yönelik hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, davacı yanın, dava konusu alacağa esas teşkil eden programı müvekkili firmaya teslim ettiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, aksinin kabulünün taraflarınca mümkün olmayacağı gibi, hükme esas teşkil etmesinin de mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yan tarafından müvekkiline gönderilen teklif yazısında satış bedelinin döviz kuru olarak belirtildiğini ancak tanzim edilen faturanın hangi tarihli kur baz alınarak düzenlendiği dahi bilinmediğinden somut olayda likit, bilinebilir ve hesap edilebilir bir alacaktan söz edilemeyeceğini, haksız ve hukuka aykırı dava dilekçesinde iddia edilenleri kabul etmediklerini ve müvekkilinin davacı yana borcu olmadığını bildirmekle birlikte; işbu davanın tümden reddine, davacı yan aleyhine dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, incelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 21.147,20 TL faturaya dayalı hesap alacağının bulunduğu tarafların ticari defter ve belgelerinde kaydedilmiş olmasına göre sabit görüldüğü, her ne kadar davalının defter ve kayıtları lehine delil teşkil edecek mahiyette bulunmasa da HMK 222/4 maddesi gereğince aleyhine delil teşkil ettiği anlaşıldığı, davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK'nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olduğu, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğu gerekçesiyle, miktarın %20'si oranında İİK.'nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile, 21.147,20 TL'nin █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV-İSTİNAF
Davalı vekili istinafında, Mahkemenin kararı ve gerekçesi arasında çelişki bulunduğunu, itirazın iptali davası olarak 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davanın itirazın iptali olarak değil alacak davası olarak açıldığını, mahkemenin itirazın iptali davasıymış gibi yürüttüğünü, hükümle, gerekçenin çelişkili olduğunu, davalının defterinin aleyhine delil olarak kabul edildiğini, davacının dava konusu programı teslim ettiğini açıkça ispat etmesi gerektiğini, kendi edimini ifa etmeyen tarafın karşı taratın edimini isteyemeyeceğini, teslime dair belge bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V-DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeline dair davadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici davada, davalıya yazılım mal ve hizmet satışı yaptığını, davalıdan bedeli alamadığını, faturayı ödemediğini, ihtar gönderdiğini, davalının temerrüde düştüğünü belirterek, asıl alacak olan 23.829,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyen en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının 12.05.2018 tarihinde teklif formu gönderdiğini, proje sunum Modülünün fiyatının 6.000,00 Euro olarak belirlendiğini, yarısı sözleşme onayında, kalanı ise iş tesliminde ödeneceğini, davacıya 10.000,00TL ödendiğini ancak, ürünü davacıdan teslim almadığını, davacının teslimi ispatlamakla yükümlü olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkemece, bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmıştır. Davalı defterinin tasdikinin olmadığı, davacı defterine göre davacının 23.829,20 TL alacaklı olduğunu, davalı defterlerinde ise 2018 yılı sonu itibariyle davalının 21.147,20 TL borçlu gözüktüğünü tespit etmiştir. Mahkemece bu tespit dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile, 21.147,20TL'nin tahsiline karar vermiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme konusu işin iş sahibine teslim edilip edilmediği konusundadır. Dosyada alınan 20.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında davacının bedelini talep ettiği faturaların davalının ticari defterinde kayıtlı olduğu anlaşılmakta olup, davacı yüklenici iş bu irsaliyeli fatura ile işi yaparak teslim ettiğini ispatladığından, işin satış sözleşmesine göre sonuca bağlanmasının hatalı olduğu gibi, gerekçe kısmında da, itirazın iptali davası gibi değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne dair yeniden hüküm kurularak, davalının istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının gerekçe yönüden HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../███████ tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 21.147,20 TL'nin █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
1-Alınması gerekli 1.444,56 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 406,94 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.037,62 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 406,94 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 474,74 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 930,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 818,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren148,56 TL'nin davacıdan, 1.171,44 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 21.147,20 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.681,80 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 93,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 314,20 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere█████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!