Anahtar kelimeler: Sonuçta Talepli Bonoların Bonolar Takiplere Takipler Takiplerinin Yolla Mahsus Kambiyo

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli dava dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sonuçta ----. İcra Müdürlüğü'nün --- Esas ve -----. İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyaları üzerinden yapılan takiplere dayanak bonoların teminat olarak verildiği, kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılamayacağı, protokollere göre iade edilmesi gereken senetlerin iade edilmediği ve söz konusu bonolar nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadıkları ileri sürülerek söz konusu takipler nedeni ile davacıların davalıya borçlarının olmadığının tespitine ve söz konusu icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Dava dilekçesinde ileri sürülen söz konusu ihtiyati tedbir talebi hakkında █████/2022 tarihinde oluşturulan ara karar ile icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Söz konusu █████/2022 tarihli ara karara karşı herhangi bir istinaf başvurusu olmamıştır.
Tahkikat aşamasında ve █████/2023 tarihli duruşmada davacılar vekilinin ıslah için süre talebi doğrultusunda diğer ara kararlara bağlı olarak davacılar vekiline süre verilmiş olup, davacılar vekili tarafından ibraz edilen █████/2023 tarihli dilekçe ile davanın tam ıslah edildiği, ıslahın mahiyetine göre harç ikmalinin gerekli olmadığı, tebliğe bağlı olarak davalı vekilince █████/2023 tarihli dilekçe ile cevap verildiği anlaşılmış olup, █████/2023 tarihli duruşmada taraf vekillerinin bu konudaki beyanları da alındıktan sonra HMK. Madde 178 düzenlemesine bağlı olarak davacı tarafın 40.000 TL teminat yatırması takdir edilerek bu konuda tanılan kesin süre içinde ve müteakip █████/2024 tarihli duruşmada söz konusu teminatın yatırılmış olduğu belirlendikten sonra █████/2024 tarihli söz konusu duruşmada teminat şartının yerine getirilmiş olmasına da bağlı olarak yargılamanın tam ıslaha göre yürütülmesine karar verilerek tam ıslahlı dava yönünden dilekçe teatisine dönülmek suretiyle dosya duruşmadan çekilerek dilekçe teatisinin tamamlanması yönünden █████/2024 tarihli "tam ıslaha bağlı ek tensip tutanağı" düzenlenerek tam ıslahlı dava dilekçesi yönünden dilekçe teatisi tamamlanmıştır.
Tedbir talepli █████/2023 tarihli ıslah dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU
: █████/2016 tediye ve █████/2015 Tanzim Tarihli
668.000 TL miktarlı senet ile █████/2016 tediye ve █████/2015 Tanzim Tarihli 2.250.000,00 TL miktarlı senetler ve bu senetlerin takibe
koyulduğu ---İcra Müdürlüğü ----- Esas ve
----İcra Md----- Esas sayılı dosyaları nedeni
ile davacıların alacaklı görünene hiç bir borcu olmadığının tespiti ve
%20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi
Talebimizdir (█████/2023 Tarihli Tarafımıza davamızı ıslah etmemiz için süre verilmiş olup süresi içerisinde davamızın ıslah edilmesidir)
Harca Esas Değer
: 2.918.000,00 TL (Toplam Senet Miktarı)
AÇIKLAMALAR
:
Müvekkiller aleyhine ---İcra Müdürlüğü ---- Esas (Borçlu görünen ----- Şirketi) ve ---.İcra Md---- Esas (Borçlu görünen-----) dosyaları ile takibe geçilmiş olup örnek 10 ödeme emri tanzim edilmiştir. MÜVEKKİLLERİN TAKİP ALACAKLISI GÖRÜNENENE HİÇ BİR BORCU BULUNMAMAKTADIR. Tarafımızca müvekkil şirket aleyhine başlatılan takibe, borca, faize ve tüm ferilerine ---.İcra Hukuk Mahkemesi'nin --- Esas sayılı dosyası üzerinden ----.İcra Müdürlüğü -----Esas dosyası için itiraz edilmiş olup "Teminat ilişkisinin tarafı olmayan borçlu böyle bir iddiada bulunamaz. Takibe dayanak senet metni incelendiğinde senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair açıkça bir ibare geçmediği, yazılı belge ile de ispatlanamadığı anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçe ile davamızın hukuka aykırı olarak reddine karar verilmiş olup mahkemece verilen karar tarafımızca istinaf edilmiştir.Dava dilekçemizde açıkça Takibe Dayanak Senetlerin TEMİNAT OLARAK VERİLDİĞİ; ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA CİRO EDİLEMEZ KAYDI İÇERDİĞİ; TEMİNAT SENEDİNİN BİR KAMBİYO SENEDİ OLMADIĞI; TEMİNAT SENEDİ İLE KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS TAKİP YOLUNA BAŞVURULUMAYACAĞI belirtilmiş olup İCRA MAHKEMESİ TARAFINDAN BU HUSUSTA HİÇ BİR İNCELEME VE DEĞERLENDİRME YAPILMAKSIZIN, ÜSTELİK NE ACIDIR Kİ,PROTOKOLÜN İÇERİĞİ DAHİ OKUNMADAN (ZİRA OKUNSA İDİ PROTOKOLDE AÇIKÇA SENET LEHDARI GERÇEK KİŞİLERİN İSİMLERİNİN YAZILI OLDUĞU GÖRÜLEBİLECEKTİ) HİÇ BİR DELİL TOPLANMAKSIZIN ,yalnızca bonoların üzerinde teminat senedi olduğuna dair ibare yer almadığından bahisle dosyaya sunulan protokol ve senetler hiç bir şekilde karşılaştırılmaksızın,miktarlarına bakılmaksızın,taraflar arasında başkaca bir hukuki ilişkinin var olup olmadığı hususları araştırılmaksızın hüküm kurulması açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekle İstinaf incelemesi halen ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----.Hukuk Dairesi---- Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmektedir. Halbuki davaya konu borcun yargılamaya muhtaç olduğu açıktır .Şöyle ki :
A. MÜVEKKİLLERİN ---- ve ---- İLE OLAN TİCARİ İLİŞKİSİNİN AÇIKLANMASI :
Müvekkil şirket ile ------ arasında HASILAT PAYLAŞIMI sözleşmesi imzalanmıştır. Hasılat paylaşımı sözleşmeleri bir nevi kat karşılığı inşaat sözleşmesi niteliğinde olup KAMU İKTİSADİ KURULUŞLARI YA DA DEVLET KURUMLARI TARAFINDAN GARANTÖRLÜK ÇERÇEVESİNDE İŞLEMKETEDİR.BUNA GÖRE ARSA SAHİBİ ( OLAYIMIZDA ---- / YÜKLENİCİ MÜTEAHHİT (OLAYIMIZDA MÜVEKKİL) BURADA ARSA ÜZERİNDE İHALEYE ÇIKILAN MEVCUT PROJEDE TÜM ALANLARIN BELLİ BİR YÜZDESİNİN ARSA MALİKİNE ( ----- VE ----- ) BELLİ BİR YÜZDESİNİN YÜKLENİCİYE ( MÜVEKKİLE) ELDE EDİLEN GELİRİN PAYLAŞILMASI ŞEKLİMNDEDİR. SATIŞI YAPILAN BAĞIMSIZ BÖLÜMLERİN/TAŞINMAZLARIN TAPULARI TÜM PROJE TAMAMLANIP ,BORÇLAR ÖDENDİĞİNDE HAK SAHİPLERİNE ARSA SAHİBİ TARAFINDAN (OLAYIMIZDA --- ) DİREKT OLARAK FERAĞ VE TESCİLİ ----- SINIRLARI İÇERİSİNDE BİR ÇOK --- VE -----PROJELERİNDE GARANTÖRLÜĞE ESAS " ---- İŞBİRLİĞİ İLE" VEYA " ---- İŞBİRLİĞİ İLE" ŞEKLİNDEKİ ÇOK BÜYÜK TABELALAR SÖZ KONUSU GARANTÖRLÜĞÜN VE TAPUDA FERAĞ VE TESCİLİ SONRA ALMAK ÜZERE GÜVEN OLUŞTURMAK AMACI İLE TABELA ŞEKLİNDE ASILMAKTADIR. NİTEKİM SÖZ KONUSU GARANTÖRLÜK ÇERÇEVESİNDE PROJELERİN BİTİRİLMESİNİN/TAMAMLANMASININ TEMİNATI DA TÜKETİCİ İÇİN SAĞLANMAKTADIR.İŞBU DURUM KEŞFEN BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ MARİFETİ İLE DE SABİT OLACAKTIR. SÖZ KONUSU PROJEYE DAİR İHALE ŞARTNAMESİ,TARAFLAR ARASINDA İMZALANAN HASILAT PAYLAŞIMI SÖZLEŞMESİ VE BU PROJEYE HAS YAPILAN HER TÜRLÜ GELİR-GİDERE AİT ÖDEMELERİ GÖSTEREN ----- DEFTER VE KAYITLARI VE BANKA HESAPLARINDAKİ KAYITLAR ÜZERİNDE ,SÖZ KONUSU TAŞINMAZIN TAPU KAYITLARININ VE TAKYİDATLARININ İNCELENMESİNDE KESİNLİKLE ORTAYA ÇIKACAKTIR. Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi uyarınca müvekkil şirket YÜKLENİCİ FİRMADIR. Buna istinaden tapu ve arsa tapusu ve üzerindeki daire ve ofislerin tapuları ---- üzerindedir. Satış gerçekleştiği vakit satış vaadi sözleşmesinde müvekkillerin de onayı ve imzası alınarak düzenlenir ve taksitlendirilen ödemeler ------ havuz hesabına gelir. Burada yüklenici firma ve ---- paylarını alır. Ayrıca yüklenici firma olması sebebi ile anlaşılan miktarın bir kısmı alıcı tarafından yüklenici firmaya yani müvekkil şirkete nakit veya takas olarak ödenmektedir. Çünkü yüklenici firmaya ödenecek miktar ve ------ ödenecek miktar ayrıdır. Zira yüklenici firma olarak müvekkil şirketin liste fiyatları üzerinde hakları bulunmaktadır. HASILAT PAYLAŞIMI SÖZLEŞMESİNE GÖRE SATIŞ VE PAZARLAMA YETKİSİ YÜKLENİCİ FİRMA OLARAK MÜVEKKİL ŞİRKETE AİTTİR. ---- verdiği yetkiye dayanarak satışı yüklenici firma yani müvekkil şirket yapar.Protokollerde belirtildiği üzere takas yolu ile ödeme alınan tek firma da dava dışı ---- ve--- değildir. Başka firma ve şahıslar ile de aynı takas sistemi ile ödeme gerçekleştirilmiş olup bakiye taksitler de ----- HAVUZ HESABINA ödenmiş yahut ödenmektedir.
................
TARAFLAR ARASINDA DAVA KONUSU ALIM SATIM VE TAKASLARA İLİŞKİN TÜM SÖZLEŞMELER VE TAAHHÜTLER DAVACI MÜVEKKİLLER İLE DAVA DIŞI --- VE--- ŞİRKETLERİ İLE YAPILAN TÜM SÖZLEŞMELER-DEVİRLER-TAAHHÜTLER-TAKASLAR SONUCU OLARAK MÜVEKKİLLERCE TAAHHÜT EDİLEN------ PROJESİNDE VERİLEN TAŞINMAZ-İŞYERLERİ İLE BUNLARA DAİR GERÇEKLEŞTİRİLEN SATIŞ VE DEVİR İŞLEMLERİ şu şekilde yapılmıştır. ----Noterliği'nin █████/2016 Tarih ve --- ve ----- Yevmiye Numaralı düzenleme şeklindeki sözleşmeler müvekkil şirketin yapılan protokoller doğrultusunda müvekkilin------- ŞİRKETLERİNE DEVRİNİN YAPILMIŞ OLUP BU SÖZLEŞMELER PROTOKOL KONUSU SENETLERİN HÜKÜMSÜZ KALDIĞININ KANITI NİTELİĞİNDEDİR.
Düzenleme şeklindeki sözleşme incelendiğinde :
----.Noterliği'nden tanzim ve tasdikli █████/2016 Tarih ve ----- Yevmiye No'lu vekaletnameye istinaden ------ satmayı vaad eden sıfatı ile satış vaadi sözleşmesi tanzim ve imzalamaya mezun ve yetkili olmak üzere ------ ADİ ORTAKLIĞI'nı VEKİL TAYİN ETTİĞİ;
----.Noterliği'nin █████/2016 tarih ve ----- Yevmiye numaralı ----ORTAKLIĞI tarafından----- VEKİL TAYİN EDİLEREK ADİ ORTAKLIK ADINA hem ----- hem de müvekkil şirket için İŞLEM YAPTIĞI;
Yüklenicinin ---- ORTAKLIĞI olduğu ve projenin adının da ----- olduğu;
Sözleşmenin 19.maddesine göre satıcı sıfatı ile her türlü sorumluluğun yükleniciye YANİ MÜVEKKİL ŞİRKETE AİT OLDUĞU ve ---- sorumluluktan bağışık tutulduğu,
---- ortaklığının █████/2013 Tarih ve ---- sayılı yazısına istinaden ---- İli---- İlçesi 3317 ada 5 parselde gelir paylaşımı esasına göre yapımı ve satış işi sözleşmesi kapsamında sözleşme gereği şirket payı %37,50,------ adi ortaklığı hisse payı %62,50 olduğu
Yani protokole konu tüm iş ve işlemlerin müvekkil şirket ve müvekkil şirket yetkilisi diğer davacı müvekkiller tarafından bizzat gerçekleştirildiği ve █████/2015 Tarihli Protokolde "Ticari 5 " olarak adlandırılan ve yine █████/2015 Tarihli Protokolde de "Ticari 4" olarak adlandırılan taşınmazların devrinin dava dışı şirketlere devrinin yapıldığı bizzat davalı yanın kabulündedir.
30 Ekim 2015 Tarihli protokol imzalanırken --- --Bankası Genel Müdürlüğü'ne talimat geçerek --- Şubesi'nde bulunan ----- nolu hesaptan 90.000 TL tutarındaki EFT'nin müvekkil ----Şubesi IBAN ---- no'lu hesabına PROTOKOLE KONU --- BLOK ----- NUMARALI DÜKKAN ÖN ÖDEMESİ AÇIKLAMASI İLE gönderilmesini talep etmiş olup ilgili talimat dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. Davalı yan dilekçelerinde sürekli olarak protokole konu edilen taşınmazların----- satın alındığını ve ödemelerin de oraya yapıldığını dile getirmekte ise de bu iddianın hiç bir şekilde gerçeği yansıtmadığı BANKA KAYITLARI İLE SABİT OLUP protokolle aynı tarihli ödeme talimatı davamızı ispatlar niteliktedir. (Dava dilekçemiz ile müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarını açıkça delil olarak göstermiş ve incelenmesini talep etmiştik. Bu kapsamda müvekkil şirketin banka hesaplarına -, ------ve diğer ilgili ve şirket ortakları tarafından gerçekleştirilen her türlü ödemelerin ve ödemelere dair açıklamaların incelenmesini talep etmek zarureti hasıl olmuştur.) Daha önce de izaha çalıştığımız üzere müvekkiller EMLAKÇI DEĞİLDİR / ARACI DEĞİLDİR. MÜVEKKİLLER ADİ ORTAKLIK OLARAK ÜSTLENİLEN ----- PROJESİNİN ORTAĞI / YÜKLENİCİSİ / PROJE GELİŞTİRİCİSİ OLARAK ----- PROJESİNDE TEK SATICI OLARAK SATIŞ YAPANLARDIR. SÖZ KONUSU ----- PROJESİNDE YER ALAN VE DAVA DIŞI ---- VE ----- ŞİRKETLERİNE SATILAN YERLERİN SATIŞLARI GÜNCEL RAYİÇ DEĞERİNİN ÇOK ALTINDA MÜVEKKİLLERİN ABSORBE EDEBİLECEĞİ MİKTARLAR DA DÜŞÜLEREK VE TAKAS NİTELİĞİNDE İNDİRİM YAPILARAK BAKİYE BEDEL İÇİN DÜZENLENEN GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ (CEVAP DİLEKÇESİ EKİNDE SUNULAN) İLE VE İLAVE OLARAK VADE FARKI TANINMAK SURETİYLE TOPLAM 120 AY VADE FARKI TANINARAK GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ OLUP SÖZ KONUSU TAŞINMAZLARIN DEĞERLEMELERİ YAPILDIĞINDA BU DURUM AÇIK VE NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKACAK OLUP TAŞINMAZ DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRMALARINDAN DA HAKLILIĞIMIZ SABİT OLACAKTIR. ----- projesinde davaya konu gayrimenkullerin değerlemeleri/kıymet takdirleri yapıldığında ve davaya konu edilen takas yapılan taşınmazların değerleri ile karşılaştırıldığında DAVALI YANIN MÜVEKKİL ŞİRKETİN MÜZAYAKA HALİNDEN FAYDALANARAK MÜVEKKİL ŞİRKETTEN OLDUKÇA DÜŞÜK FİYATA TAŞINMAZLAR SATIN ALDIKLARI ALENEN GÖRÜLECEKTİR. Bu tarz uygulamalar ---- projelerinde uygulanagelen ve bilinen gerçektir; nitekim adi ortaklığın temel şart ve prensiplerinden birisi de müvekkillerin TEK SATICI VE TEK BELİRLEYİCİ OLMASIDIR.MÜVEKKİLİN İMZASI OLMADAN SATIŞ SÖZLEŞMESİ TAMAMLANAMAZ VE SATIŞ DA GERÇEKLEŞEMEZ. Dosyanıza sunulan protokollere davalı tarafça hiç bir açıklama getirilememektedir. Halbuki daha önce de izaha çalıştığımız üzere dava konusu taleplere esas teminat senetlerinin verilmesine sebep ve dayanak olan protokollerin görmezden gelinmesi mümkün değildir. Karşı taraf dava konusu taleplere esas senetlerin sebep ve dayanağı olan protokollerin görmezden gelinmesini yine bu protokollere konu karşılıklı taşınmaz alıp verilmesini takas olarak görülmemesini üstüne üstlük taraflar arasındaki ilişkinin başından itibaren bir bütün olmasına rağmen ve birbirleri ile iç içe geçmiş bağlantılı olmasına rağmen sadece kendi isteği ve lehine olanların doğru kabul edilmesini, diğerlerinin özetle görmezden gelinmesini talep etmektedir. PEKİ BU PROTOKOL VE SENETLERİN ANLAMI NEDİR ???? DAVA DIŞI ŞİRKETLERE NEDEN İÇERİĞİ DAVA KONUSU TAŞINMAZLAR OLAN FATURALAR KESİLMİŞTİR !!!?? DAVALI YAN BU AÇIKLAMAYI YAPMAK ZORUNDADIR !!!!! Gelinen noktada davacı müvekkillerin tüm protokoller ve bu protokollerden ortaya çıkan anlaşmalarına dair tüm edimlerini yerine getirdikleri ancak yerine getirilen bu edimler karşılığında davalıların derdest her 5 davamızda da (tüm menfi tespit davaları : ---Asliye Ticaret Mahkemesi --- Esas; --- Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas; ---. Asliye Ticaret Mahkemesi --- Esas; ---- Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas ---. Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Esas) ortak hareketle teminat olarak aldıkları senetleri iade etmedikleri sabittir. Nitekim davalı yanın protokollerdeki imzaları inkar etmemesi içeriklerini kendilerine göre yorumlama çabaları da bu protokollerin davanın içeriğini esasını teşkil ettiğini ortaya koymaktadır.
Daha önce de izaha çalıştığımız üzere davalı yan her ne kadar davaya konu senetlerin teminat senedi olmadığını kötü niyetli olarak dile getirmekte ise de bizzat davalı yanca dosyaya ibraz edilen ----Noterliği'nin █████/2016 Tarih ve --- ve ----- Yevmiye Numaralı düzenleme şeklindeki sözleşmeler müvekkil şirketin yapılan protokoller doğrultusunda müvekkilin ---- PROJESİ KAPSAMINDA İNŞA EDİLEN TAŞINMAZLARIN DAVA DIŞI----ŞİRKETLERİNE DEVRİNİN YAPILDIĞININ VE PROTOKOL KONUSU SENETLERİN HÜKÜMSÜZ KALDIĞININ KANITI NİTELİĞİNDEDİR.
B. PROTOKOL VE SENETLERE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ :
I. TAKİBE DAYANAK SENETLER TEMİNAT OLARAK VERİLMİŞ OLUP AÇIKÇA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA CİRO EDİLEMEZ KAYDI İÇERMEKTEDİR. TEMİNAT SENEDİ BİR KAMBİYO SENEDİ OLMADIĞINDAN TEMİNAT SENEDİ İLE KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS TAKİP YOLUNA BAŞVURULUMAZ .
Teminat senedi şarta bağlı olduğu için bir kambiyo senedi olan bonodan (borç senedi) ayrılır. Zira teminat senedinde kambiyo senetlerinin en temel özelliklerinden biri olan kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü yoktur. Tam aksine ödeme şarta bağlanmış olup teminat senedi, düzenlenmesine neden olan sebebe/asıl borç ilişkisine sıkı sıkıya bağlıdır ve bu ilişkiden bağımsız olarak ileri sürülemez. Teminat senetlerinde bonoda olduğu gibi mücerretlik ilkesi (soyutluk) de söz konusu değildir ki takibe konu senet üzerinde yer alan ciro edilemez ibaresi de senedin mücerretlik taşımadığını dolayısıyla takibe konu senedin bir Teminat senedi olduğunu açıkça göstermektedir. Teminat senediyle kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurulamaz.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ---- 23.2.2021
"İİK'nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısının kanıtlandığının ve belirtilen ek protokolün içeriğine göre senedin teminat amacıyla verildiğinin, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiğinin kabulü gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metni dışındaki belgelerle ispatlandığından İİK'nın 168/5 ve 169/a maddesi kapsamında borca itiraz olarak değerlendirilmelidir"
II. TARAFLAR ARASINDAKİ TİCARİ İLİŞKİYE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ :
Müvekkil şirket ile dava dış------ arasında █████/2015 Tarihli ve █████/2015 Tarihli Protokoller imza edilmiştir.
█████/2015 TARİHLİ PROTOKOL :
Dilekçemiz ekinde sunulan dava dışı ------ takip alacaklısı ----- şirketinin ortağıdır - (Protokolde belirtildiği üzere bundan böyle SATICI şeklinde anılacaklardır) ile müvekkil şirket (alıcı) arasında 30 Ekim 2015 Tarihli Protokol ile satıcının sahip olduğu taşınmazlar karşılığında (Protokolde Ticari1 Ticari2 ve Ticari3 olarak belirtilmiş ve açıklanmıştır) müvekkilin sahibi olduğu taşınmazın (Protokolde Ticari4 olarak belirtilmiş ve açıklanmıştır) TAKAS edilmesi; müvekkilin, Ticari4'ü dava dışı ----- ile müvekkil arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen satıcılara en geç █████/2016 tarihine kadar devredeceği hususları kararlaştırılmıştır. GÖRÜLECEĞİ ÜZERE PROTOKOLDEKİ TESLİM TARİHİ DE SENETLERİN VADE TARİHİ DE █████/2021 OLUP DAVAYA KONU SENEDİN PROTOKOL DOĞRULTUSUNDA VERİLEN TEMİNAT SENEDİ OLDUĞU AÇIKTIR.
PROTOKOLÜN 3.MADDESİ AYNEN ŞÖYLEDİR
:
"Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari4'ü ----- ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşıma binaen satıcılara en geç 31 Mart 2016 Tarihine kadar devredecektir. Bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli bir senet alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılara teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1,Ticari2,Ticari3'ün satışını 5.100.000 TL'lik ( Beş Milyon yüz bin TL) senedini aldıktan sonra alıcıya yapacaktır. Senette ----adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu-----olacaktır."
YİNE PROTOKOLÜN ÖZEL ŞARTLAR BAŞLIKLI BİRİNCİ MADDESİNDE DE TEMİNAT AMAÇLI VERİLEN 31 MART 2016 TARİHLİ SENEDİN,TİCARİ4'ÜN DEVRİNİN SATICILARA YAPILMASINDAN SONRA HÜKÜMSÜZ SAYILACAĞI VE ALICIYA İADE EDİLECEĞİ AÇIKÇA DÜZENLENMİŞ OLUP MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN PROTOKOL GEREĞİ TÜM İŞ VE İŞLEMLER YERİNE GETİRİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN SENETLER MÜVEKKİL ŞİRKETE İADE EDİLMEMİŞ VE MÜVEKKİL ALEYHİNE HAKSIZ İCRA TAKİPLERİ BAŞLATILMIŞTIR.
İŞ BU PROTOKOLE KONU SENETLER AŞAĞIDAKİ GİBİ OLUP PROTOKOLDE AÇIKÇA LEHDAR OLACAKLARI BELİRTİLEN ŞAHISLARIN TİCARİ1,TİCARİ2 VE TİCARİ3 ÜN PROTOKOL TARİHİNDEKİ MALİKLERİ OLDUĞU AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR:
TANZİM TARİHİ VADE TARİHİ MİKTARI LEHTAR
█████/2015 █████/2016 2.250.000,00TL ----
█████/2015 █████/2016 2.250.000,00 TL ----
█████/2015 █████/2016 600.000,00 TL ----
_+___________________________________
5.100.000,00 TL
(PROTOKOLDE BELİRTİLEN SENET MİKTARI)
PROTOKOLÜN ÖZEL ŞARTLAR BAŞLIĞI ALTINDA DÜZENLENEN 1.MADDESİNDE AÇIKÇA TEMİNAT AMAÇLI VERİLEN █████/2016 TARİHLİ SENEDİN TİCARİ 4'ÜN DEVRİNİN YAPILMASINDAN SONRA HÜKÜMSÜZ SAYILACAĞI VE MÜVEKKLLERE İADE EDİLECEĞİ DÜZENLENMİŞ OLUP DAVALI YANCA SENET MÜVEKKİLLERE İADE EDİLMEYEREK HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI OLARAK KÖTÜ NİYETLİ TAKİPLER İKAME EDİLMİŞ VE ZATEN MADDİ ANLAMDA ZOR GÜNLER GEÇİREN OLAN MÜVEKKİLLERİN TİCARİ HAYATLARI ZEDELENMİŞ VE ZEDELENMEYE DEVAM ETMEKTEDİR.
█████/2015 TARİHLİ PROTOKOL
Dilekçemiz ekinde sunulan dava dışı ----TAKİP ALACAKLISI GÖRÜNEN ---- ŞİRKETİNİN ORTAĞIDIR- (Protokolde belirtildiği üzere bundan böyle SATICI şeklinde anılacaklardır) ile müvekkil şirket (alıcı) arasında 19 Ekim 2015 Tarihli Protokol ile satıcının sahip olduğu taşınmazlar karşılığında (Protokolde Ticari1 Ticari2 Ticari3 ve Ticari4 olarak belirtilmiş ve açıklanmıştır) müvekkilin sahibi olduğu taşınmazın (Protokolde Ticari5 olarak belirtilmiş ve açıklanmıştır) TAKAS edilmesi; müvekkilin, Ticari5'i dava dışı ----- ile müvekkil arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen satıcılara en geç █████/2016 tarihine kadar devredeceği hususları kararlaştırılmıştır.
PROTOKOLÜN 3.MADDESİ AYNEN ŞÖYLEDİR
:
"Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari5'i ---- ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşıma binaen satıcılara en geç 30 Ocak 2016 Tarihine kadar devredecektir. Bu nedenle 30 Ocak 2016 tarihli bir senet alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılara teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1,Ticari2,Ticari3veTicari4'ün satışını 4.950.000 TL'lik senedini aldıktan sonra alıcıya yapacaktır.Senette ,----- adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu----- olacaktır."
YİNE PROTOKOLÜN ÖZEL ŞARTLAR BAŞLIKLI BİRİNCİ MADDESİNDE DE TEMİNAT AMAÇLI VERİLEN 30 OCAK 2016 TARİHLİ SENEDİN,TİCARİ 5'İN DEVRİNİN SATICILARA YAPILMASINDAN SONRA HÜKÜMSÜZ SAYILACAĞI VE ALICIYA İADE EDİLECEĞİ AÇIKÇA DÜZENLENMİŞTİR.
ANCAK DAHA SONRA İŞ BU PROTOKOL DOĞRULTUSUNDA İMZALANAN SENETLERİN YERİNE AYNI MİKTARLI █████/2016 VADE TARİHLİ SENETLER TANZİM EDİLEREK PROTOKOLDE ALICI OLARAK BELİRTİLEN LEHDARLARA VERİLMİŞTİR.
İŞ BU PROTOKOLE KONU SENETLER VE KARŞILIK GELEN SENETLER AŞAĞIDAKİ GİBİ OLUP PROTOKOLDE AÇIKÇA LEHDAR OLACAKLARI BELİRTİLEN ŞAHISLARIN TİCARİ1,TİCARİ2,TİCARİ3 VE TİCARİ4'ÜN PROTOKOL TARİHİNDEKİ MALİKLERİ VE PROTOKOLDE LEHDAR OLACAKLARI AÇIKÇA BELİRTİLEN ŞAHISLAR OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR:
PROTOKOLDE BELİRTİLEN SENETLER
:
TANZİM TARİHİ VADE TARİHİ MİKTARI LEHTAR
█████/2015 █████/2016 1.750.000,00 TL ---
█████/2015 █████/2016 668.000,00 TL ---
█████/2015 █████/2016 1.266.000,00 TL ---
█████/2015 █████/2016 + 1.266.000,00 TL -----
_______________________________________________________________________
4.950.000,00 TL
(PROTOKOLDE BELİRTİLEN SENET MİKTARI)
YUKARIDAKİ SENETLER YERİNE VERİLEN SENETLER
TANZİM TARİHİ VADE TARİHİ MİKTARI LEHTAR
█████/2015 █████/2016 1.750.000,00 TL ---
█████/2015 █████/2016 668.000,00 TL ----
█████/2015 █████/2016 1.266.000,00 TL ----
█████/2015 █████/2016 + 1.266.000,00 TL ------
_______________________________________________________________________
4.950.000,00 TL
(PROTOKOLDE BELİRTİLEN SENET MİKTARI)
HER İKİ PROTOKOL İÇİN DE MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN GEREKLİ İŞ VE İŞLEMLER GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ OLUP SENETLER PROTOKOLLERE AYKIRI OLARAK MÜVEKKİL ŞİRKETE İADE EDİLMEMİŞ VE MÜVEKKİL ALEYHİNE HAKSIZ İCRA TAKİPLERİ BAŞLATILMIŞTIR.
TAKİP ALACAKLISI GÖRÜNEN TARAFIN SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME AMAÇLI KÖTÜ NİYETLİ OLARAK HUZURDAKİ DAVAYA KONU TAKİPLERİ BAŞLATMIŞ OLDUĞU AÇIK OLUP MÜVEKKİLİN TAKİP ALACAKLISINA HİÇ BİR BORCU BULUNMAMAKTADIR.
ÖNEMLE BELİRTMEK İSTERİZ Kİ MÜVEKKİLİN TAKİP ALACAKLISI İLE █████/2015 TARİHLİ PROTOKOL VE █████/2015 TARİHLİ PROTOKOL İÇERİĞİ HARİCİNDE HİÇ BİR HUKUKİ İLİŞKİSİ BULUNMAMAKTADIR. İŞ BU DAVAYA NEDEN OLAN TAKİBE KONU SENETLER DE ;
█████/2015 TANZİM-█████/2016 VADE TARİHLİ 668.000 TL MİKTARLI SENET (█████/2015 TARİHLİ PROTOKOL İÇİN) ;
█████/2015 TANZİM- █████/2016 VADE TARİHLİ 2.250.000,00TL MİKTARLI (█████/2015 TARİHLİ PROTOKOL İÇİN)
SENETLER OLUP CİRO EDİLEMEZ KAYDI BULUNAN SENETLERİN TEMİNAT SENEDİ OLARAK VERİLDİĞİ,DAVALININ MÜVEKKİLLERDEN HİÇ BİR ALACAĞI OLMADIĞI VE DOLAYISIYLA SENETLERİN KÖTÜ NİYETLİ OLARAK TAKİBE KOYULDUĞU ORTADADIR.
GEREK MÜVEKKİL ŞİRKET KAYITLARI ÜZERİNDE YAPILACAK BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ VE GEREKSE PROTOKOLLERE KONU TAPU KAYITLARINDA VE KEŞİF YOLU İLE TAŞINMAZLAR ÜZERİNDE YAPILACAK İNCELEMELER İLE MÜVEKKİLLERİN DAVALI YANA HİÇ BİR BORCU OLMADIĞI AÇIKLIK KAZANACAKTIR.
................
III. HUZURDAKİ DAVAYA KONU EDİLEN SENETLER İÇİN PROTESTO ŞARTI YERİNE GETİRİLMEMİŞ OLUP TTK 730 MADDESİNE GÖRE KEFİLE BAŞVURU HAKKI OLMADIĞI AÇIKTIR :
6102 Sayılı TTK m. 730, uyarınca hamil süresi içerisinde ödememe protestosu çekmemiş ise keşideci dışındaki diğer kişilere karşı kambiyo hukukundan kaynaklanan başvuru hakkını kaybeder. ----.İcra Md---- Esas dosyası üzerinden başlatılan takip ile açıkça kefillere (----) karşı takip başlatıldığı anlaşılmış olup başlatılan takibin usul ve yasalara aykırı olduğu izahtan varestedir. Yine unutulmamalıdır ki protesto edilmeyen davaya konu senede ilişkin alacaklı olduğunu ispat külfeti davalı alacaklı görünen yan üzerinde olup müvekkillerin dilekçemizde izah edilen nedenler ile davalı alacaklı görünene hiç bir borcu bulunmamakla davamızın kabulü ile müvekkillerin borçlu olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
IV. DAVALI YAN MÜVEKKİL ŞİRKETİN MÜZAYAKA HALİNDE FAYDALANARAK HEM DEĞERİ ÇOK DÜŞÜK TAŞINMAZLAR KARŞILIĞINDA MÜVEKKİL ŞİRKETTEN OLDUKÇA DEĞERLİ TAŞINMAZLARI ORTAĞI OLDUĞU ŞİRKET İÇİN SATIN ALMIŞ HEM DE MÜVEKKİL ŞİRKET PROTOKOLDE BELİRTİLEN TAŞINMAZIN DEVRİNİ YAPMASINA RAĞMEN TEMİNAT SENEDİ OLAN SENETLERİ MÜVEKKİLİN İFLAS ERTELEME SÜRECİ BİTER BİTMEZ TAKİBE KOYMAK SURETİ İLE HAKSIZ KAZANÇ ELDE ETME ÇABASINA GİRMİŞTİR.YİNE KEFİLLER ALEYHİNE DE USUL VE YASALARA AYKIRI OLARAK DAVALININ KÖTÜ NİYETLİ HAREKET ETTİĞİ VE SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME ÇABASI İLE MÜVEKKİLLERİ ZARARA UĞRATMA KASTI İLE HAREKET ETTİĞİ AÇIKTIR :
Öncelikle belirtmek gerekir ki protokollerde bahsi geçen ve müvekkil şirket taşınmazları ile takas edilen taşınmazların toplam değeri protokol tarihi itibari ile 10 Milyon TL yi bulmazken müvekkil şirketin davalı yana devrini yaptığı taşınmazların toplam değeri protokol tarihi itibari ile asgari 90 Milyon TL dir. Müvekkil şirket protokol tarihleri itibari ile çok ciddi bir ekonomik bunalımda olup iflas erteleme sürecine giren ve nakit sıkıntısı çeken müvekkil şirketten davalı yan açıkça faydalanmış ve değeri oldukça düşük taşınmazlar karşılığında müvekkil şirketten değeri çok yüksek taşınmazlar iktisap etmiştir. Bu konuda belirtilen taşınmazlar için bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması elzem olup yapılacak bilirkişi incelemeleri sonucunda da durum açıklığa kavuşacak ve müvekkilin alacaklı görünene değil tam tersine alacaklı görünenin müvekkil şirkete yüklü miktarlarda borçlu olduğu ve iş bu davamızın haklılığı açıklığa kavuşacaktır.
Müvekkil şirket █████/2016 Tarihinde --Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas Sayılı dosya nezdinde İFLAS ERTELEME talebinde bulunmuş olup (Müvekkil şirket yaşadığı finansal zorluklar nedeniyle ve bu zorluklar neticesinde ikame ettiği iflas erteleme davası ile dünyadaki ekonomik gelişmelerin, ülkemiz ekonomisinin kaynak açığının beslediği risklerin, gelişen siyasi olayların tüm setkördeki kadar müvekkilinin faaliyet alanı olan inşaat sektörünü de olumsuz yönde etkilediğini, iyileştirme projesi kapsamında müvekkili şirketin bir takım koruyucu önlemlerle aktif pasif dengesini düzelterek mevcut borçlarını, içinde bulunduğu ödeme güçlüğü ve borca batık konumdan kurtularak ödeme imkanına kavuşacağını belirterek, şirketin iflasının 1 yıl süre ile ertelenmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Müvekkil Şirket hakkında --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----sayılı dosyası ile 22.02.2017 tarihinde İFLAS kararı verilmiş ve Müvekkil Şirket yetkilileri iflas kararı verilmesinin ardından yasa gereği şirketin idaresinden hukuken ve fiilen çekilmişlerdir. İflas kararı akabinde aynı gün/aynı saat itibariyle Müvekkil Şirket hakkında ----. İcra ve İflas Müdürlüğü'nün -----. sayılı iflas dosyası açılmış ve bu süreçte iflas masası teşekkül ederek 22.02.2017 tarihinden sonra Müvekkil Şirket iflas masası tarafından idare edilmiş sonrasında iflas kararının bölge adliye mahkemesi tarafından kaldırılmasına karar verilmiş ve iflas erteleme tedbirleri devam etmiştir.) müvekkil şirketin iflas erteleme süreci ----Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası üzerinden senelerce devam etmiş olup █████/2021 tarihinde mahkemece karar verilmiştir.
Davaya konu protokol ve senet tarihleri iflas erteleme ve hatta bir dönem iflas süreci ile birlikte dikkate alındığında müvekkil şirketin protokollerin ve senetlerin imza sürecinde ne kadar büyük bir maddi dar boğazdan geçtiği açıkça anlaşılabilir olup DAVALI YANIN DEĞERİ BUGÜN 120 MİLYONU GEÇEN TAŞINMAZLARI BEDELİNİN ÇOK ÇOK ALTINDA İKTİSAP ETMESİNİN MÜVEKKİL ŞİRKETİN MÜZAYAKA HALİNDEN FAYDALANDIĞININ AÇIK GÖSTERGESİDİR.
................
Gerek --- ve gerekse ---- olay tarihinde iş bu protokollere konu -----Odası'nda ---- nolu Meslek Grubu ---- Nace Faaliyet kodlu şirketin yetkilileridir aynı zamanda ortaklarıdır,yetkilileridir. Sıradan 3.şahıs vs.değildir. Bunun için ---- mahkemenizce yazılan yazıda da açıkça --- şirket yetkilisi olduğu belirtilmektedir.
Şirketin kendi internet sitesinde bile --- yıllardan beri hatta --- olmadan önce dahi firma işletme yetkilisi olduğu alenen belirtilmektedir.
................
Ayrıca bahse konu 19 Ekim 2015 ve 30 Ekim 2015 tarihli protokollerde ----- şirket yetkilisi sıfatıyla ----- bizzat kendi imzasının da olduğu sunduğumuz diğer belgelere bakarsanız çıplak göz ile bile açıkça anlaşılabilmektedir.
Gazete haberlerinde ve internetteki iş rehberlerinde dahi ilgililerin adı yetkili olarak geçmektedir. Bu senetlerin ne amaçla alındığının ilgililerce bilinmemesine bu durumda olanak yoktur. Olay tarihinde müvekkil firma hakkında açılan iflas davasını bir yandan engellemekle uğraşmakta diğer taraftan da borçlarını ödemekle uğraşmaktadır. Bu tarihte ---- ve----firmaları ve yetkililerinin müvekkilin bu durumundan yararlanarak haksız kazanç peşine düştükleri ortadadır. Dava dilekçesindeki müzayaka ve fahiş gabin hali ayrıca davalıların borcun kat ve kat fazlası kazanç elde etmelerine karşın geri vermesi gereken teminat senetlerini ilgili protokole göre iade etmek yerine haksız kazanç peşine düştüklerinin ispatı için bu protokole konu gayrimenkullerin değerinin incelenmesi mahkemenizden istenmiştir. Bu gayrimenkullerin incelenmesi değerinin tespiti dava dilekçemizin 8.sayfasında geçen MÜZAYAKA /FAHİŞ GABİN HALİNİN İSPATI İÇİN TARTIŞILMAZ ŞEKİLDE GEREKLİDİR.
Müvekkil şirket bu gün hala ülkemizde yaşanan ekonomik kriz dikkate alındığında kendini düze çıkarmaya çalışmaktayken davalı yanın ve diğer protokolde ismi geçen şahıs ve şirketlerin sebepsiz zenginleşme çabası yüzünden zor duruma düşmekte, belirtilen dosyalar üzerinden yapılan haksız haciz işlemleri neticesinde iktisadi faaliyetlerini olması gerektiği gibi yürütememektedir.
Yukarıdaki tüm açıklama ve itirazlarımız baki kalmak kaydı ile bilindiği üzere Menfi tespit davası, 2004 Sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun ( İİK ) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ( ---- ).Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır ---- Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı ( borçlu ) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6762 Sayılı TTK'nın 599. ( 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ( 6102 Sayılı TTK ) m.687 ) maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun ( BK ) 61 vd. ( 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( TBK ) 77 vd. ) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ( soyutluk ) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermektedir.
Somut olayda
:
A. █████/2015 tarihli protokol ile protokolde ticari4 olarak gösterilen ------NO'LU 355,65 M2 LİK DÜKKANIN müvekkil şirket tarafından davalının da ortağı olduğu dava dışı şirketlere devredileceği; bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli bir senedin tanzim edilerek dava dışı şirketlete verileceği; ticari1,ticari2,ticari3 olarak gösterilen taşınmazların satışının 5.100.000 TL'lik ( BEŞ MİLYON YÜZ BİN TL) senedini aldıktan sonra müvekkil şirkete yapılacağı; senetlerin ----, Davalı ----, ve ----- adına (alacaklı) olarak düzenleneceği; senetlerde esas borçlunun müvekkil şirket ---, kefillerin ise müvekkiller --- ve ----- olarak belirtileceğinin açıkça kararlaştırıldığı; davaya konu 2.250.000,00TL bedelli senetle birlikte dava dışı protokolde senet lehdarı olacakları açıkça kararlaştırılan ----- 2.250.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ve yine ----- 600.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ; BELİTTİLEN SENETLERİN TOPLAMININ PROTOKOLDE BELİRTİLDİĞİ ÜZERE 5.100.000,00 TL YE TEKABÜL ETTİĞİ ; taraflar arasında başkaca hiç bir ticari ilişki bulunmadığı, protokolde belirtilen ticaret 4 ün devrinin belirtilen dava dışı şirketlere gerçekleştirilmiş olduğu; protokolde Ticari 4'ün devriyle birlikte senetlerin müvekkillere iade edileceğinin düzenlenmiş olduğu ve böylelikle toplamı 5.100.000,00 TL ye tekabül eden senetlerin bedelsiz kaldığı açık olup davamızın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir ;
B. █████/2015 tarihli protokol ile protokolde ticari5 olarak gösterilen ----- NO'LU 299,25 M2 LİK DÜKKANIN müvekkil şirket tarafından davalının da ortağı olduğu dava dışı şirketlere devredileceği;ticari1,ticari2,ticari3,ticari 4 olarak gösterilen taşınmazların satışının 4.950.000,00 TL'lik (DÖRT MİLYON DOKUZYÜZ ELLİ BİN TL) senedini aldıktan sonra müvekkil şirkete yapılacağı; senetlerin ---- adına (alacaklı) olarak düzenleneceği; senetlerde esas borçlunun müvekkil şirket----kefillerin ise müvekkiller ---- ve ---- olarak belirtileceğinin açıkça kararlaştırıldığı; davaya konu 668.000,00 TL bedelli senetle birlikte dava dışı protokolde senet lehdarı olacakları açıkça kararlaştırılan ----- 1.266.000,00 TLbedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ; ----- 1.266.000,00 TLbedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır) ; ----- 1.750.000,00 TL bedelli aynı tanzim ve tediye tarihli senedin keşide edildiği (bu senet için de haksız icra takibine başlanmıştır); BELİRTİLEN SENETLERİN TOPLAMININ PROTOKOLDE BELİRTİLDİĞİ ÜZERE 4.950.000,00 TL YE TEKABÜL ETTİĞİ ; taraflar arasında başkaca hiç bir ticari ilişki bulunmadığı, protokolde belirtilen ticari 5'in devrinin belirtilen dava dışı, protokol tarafı ve protokol gereği senet lehtarlarının sahibi olduğu şirketlere gerçekleştirilmiş olduğu; protokolde Ticari 5'in devriyle birlikte senetlerin müvekkillere iade edileceğinin düzenlenmiş olduğu ve böylelikle toplamı 4.950.000,00 TL ye tekabül eden senetlerin bedelsiz kaldığı açık olup davamızın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
................
SONUÇ VE İSTEK
: Yukarıda arz ve izaha çalıştığımız üzere ;
Müvekkillerin █████/2016 tediye ve █████/2015 Tanzim Tarihli 668.000 TL miktarlı senet ile █████/2016 tediye ve █████/2015 Tanzim Tarihli 2.250.000,00 TL miktarlı senetler ve iş bu senetlere istinaden haksız ve kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşme niyeti ile ikame edilen ----İcra Md.--- Esas (---- şirketi) ve ---.İcra Md.--- Esas (-----) Takipler nedeni ile davacıların alacaklı görünene hiç bir borcu olmadığının tespitine ;
Yargılama sonuçlanıncaya kadar, müvekkilin mağduriyetinin önlenmesi için aleyhine başlatılan icra takip işlemlerinin durdurulması amacıyla İHTİYATİ TEDBİR kararı verilmesini;
Kötüniyetli takip nedeni ile davalının Harca Esas Değerin %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine;
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygı ile vekaleten dilerim. █████/2023
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan davanın tam ıslahına ilişkin dilekçede belirtilen sebeplere bağlı olarak sonuçta -----. İcra Müdürlüğü'nün --- Esas ve ----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyaları üzerinden yapılan takiplere dayanak bonoların teminat olarak verildiği, protokollere göre iade edilmesi gereken senetlerin iade edilmediği, söz konusu senetlere dayalı haksız ve kötü niyetli takiplerin sebepsiz zenginleşme niyetiyle başlatıldığı ve söz konusu bonolar nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadıkları ileri sürülerek söz konusu takipler nedeni ile davacıların davalıya borçlarının olmadığının tespitine ve söz konusu icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Söz konusu █████/2023 tarihli ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından ibraz edilen █████/2023 tarihli dilekçenin gerekli-yeterli kısımları:
"...
AÇIKLAMALAR
: Davacı tarafından ikame edilen huzurdaki dava ve cevap vermekte olduğumuz ıslah dilekçesi tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur. İşbu cevap dilekçemiz ile, ıslah dilekçesine karşı beyan ve itirazlarımızı aşağıda mahkemenizin bilgilerine sunmaktayız.
A. DAVACILARIN ISLAHI AÇIK BİR ŞEKİLDE KÖTÜNİYETLİDİR.
Mahkemenizce davacıları aynı, konusu aynı (sadece senet farklıdır.), hatta dilekçeleri dahi neredeyse tamamen aynı, davalıları farklı ---. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----. Sayılı davanın 11.10.2023 tarihli duruşmasında davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan duruşmanın hemen sonrasında işbu davanın duruşması yapılmış olup, aynı nitelik ve aşamadaki davada davacı taraf tamamen kötüniyetli olarak, salt müvekkillerimize rahatsız vermek ve yargılamayı geciktirmek amacıyla ıslah talebinde bulunmuştur.
Davacıların kötüniyeti, ıslah dilekçesi okunduğunda da açık bir şekilde görülmektedir. Anılan dilekçeye gereksiz ve dava konusu ile ilgisiz yaklaşık iki sayfa Yargıtay kararı eklenmesi, dava ile doğrudan ilgisi bulunmayan dava dışı ----- ile aralarındaki ilişkinin izahı, cevaba cevap dilekçelerinde yer alan müvekkillerimizin dava dışı “----- ortakları olduğuna dair beyanlarından başka bir iddia yer almamaktadır.
Yine, davacılar tarafından açılmış olan sadece davalıları ve senetleri farklı olan davalardan --- Asliye Ticaret Mahkemesinin--- Sayılı dosyasında ve ---. Asliye Ticaret Mahkemesinin -----Sayılı dosyasında da kötüniyetli olarak ıslah için süre talep etmişlerdir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacıların işbu ıslahı aslında duruşma sırasında karar verilmesi ihtimalini ortadan kaldırmak ve yargılamayı geciktirmek, müvekkilimizi rahatsız etmek amacıyla yapıldığını açık bir şekilde göstermektedir. Açıklanan nedenlerle davacıların HMK 182. Maddesi kapsamında disiplin para cezası ile cezalandırılmasına ve müvekkilimizin bu sebeple doğan tüm zararının tazminine karar verilmesini talep etmekteyiz.
B. USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ
DAVACI TARAFINDAN DAVA ÖNCESİ ZORUNLU ARABULUCULUK ŞARTI YERİNE GETİRİLMEDİĞİNDEN DAVANIN HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN REDDİNİ TALEP ETMEKTEYİZ.
................
2. DAVACI TARAFIN İDDİALARINI KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDI İLE, DAVA KONUSU ALACAK ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞTIR.
Davacı taraf, dilekçesinde “Sebepsiz Zenginleşme” esasına dayalı olarak, bedelsizlik iddiası ile menfi tespit talep etmektedir. Bu talebin esası Türk Borçlar Kanununa (“TBK”) dayanmaktadır. TBK 82. Maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
“Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
Davacılardan --- ve ---- karşı 18.01.2017 tarihinde ---. İcra Müdürlüğünün ----Sayılı dosyası ile dava dışı ----- alacaklı olduğu icra takibi başlatılmış ve borca esas senet ile birlikte ödeme emri borçlulara tebliğ edilmiş ve takip kesinleşmiştir. Bir an için davacıların senedi teminat senedi olarak verdiklerini düşünmeleri halinde dahi, bu icra dosyasından yapılan ödeme emri ve senet örneğinin tebliği ile davacılar takibe konu senetlerden haberdar olmuşlardır. Bilahare, aynı davacılara karşı 29.03.2019 tarihinde ----. İcra Müdürlüğünün ----Sayılı icra takipleri, müvekkilimizin de aralarında olduğu diğer müvekkillerce başlatılmış ve ödeme emri borçlulara tebliğ edilmiştir. Bir an için davacıların senedi teminat senedi olarak verdiklerini düşünmeleri halinde dahi, bu icra dosyalarından yapılan ödeme emri ve senet örneğinin tebliği ile davacılar takibe konu senetlerden haberdar olmuşlardır.
Yine, davacı --- o dönem devam eden iflas erteleme talepli --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Sayılı dosyasına 27.12.2016 tarihli dilekçe ile alacak bildirilmiş ve müdahil olarak kabul talep edilmiştir. (Müdahale talebimizin zapta geçtiği 22.07.2017 tarihli duruşma zaptı - Dosyada mübrez)Devamında verilen iflas kararı neticesinde ---. İflas Müdürlüğünün ---- Sayılı dosyasına davacı ve dava dilekçesinde adı geçen tüm alacaklılar adına alacak kaydı yapılmış anılan dosyada alacaklar ------ numara ile kayıt altına alınmıştır. (07.07.2017 Tarihli Alacaklılar Toplantı Tutanağı - Dosyada mübrez)
Tüm bu açıklamalarımızdan anlaşılacağı üzere davacılar, müvekkilimizin alacaklarından açıkça haberdardır ve ödeme için pek çok kereler görüşmeler yapılmıştır. Hal böyle iken davacıların devam eden haciz işlemlerinden duyduğu rahatsızlık neticesinde, afaki iddialarla bu davayı ikame etmişlerdir. Açıklanan nedenlerle, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile davanın zamanaşımı itirazımız doğrultusunda reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
3. İSPAT YÜKÜ DAVACI TARAFTADIR.
Davacı taraf dava dilekçesinde ispat yükünün davalıda olduğunu beyan etmiş ise de ispat yükü davacı taraftadır. Bu konuda Yargıtay---. Hukuk Dairesinin ----- Sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir;
“Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.”
Müvekkilimizin dava konusu senetlerden kaynaklanan alacağını ödememek için davacı tarafından ikame edilen, gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun beyanlardan oluşan bu davada, davacı taraf, dava konusu senetten kaynaklı borcu olmadığı hususunu ispat etmek durumundadır. Dosyada yer alan beyan ve deliller davacının iddialarını ispat edebilecek nitelikte olmadığından davanın reddini talep etmekteyiz.
C. ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ
4. ---. İCRA HUKUK MAHKEMESİNİN -----. SAYILI DOSYASI İLE DAVACININ SENETLERİNİN TEMİNAT SENEDİ OLMADIĞI AÇIK BİR ŞEKİLDE KARARA BAĞLANMIŞTIR VE KARAR USUL VE YASAYA UYGUNDUR.
Davacılar, dilekçenin açıklamalar kısmını öncelikle İcra Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ise de, anılan karar usul ve yasaya uygundur. İcra Mahkemesi dosyayı incelemiş ve davacıların mesnetsiz iddialardan oluşan davalarının reddine karar vermiştir. --- İcra Hukuk Mahkemesinin ------. sayılı gerekçeli kararında bu konuda şu ifadeler yer almaktadır;
“Öte yandan teminat senedi itirazında dayanak bononun hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı bir belge ile ispatlanması zorunludur. (HGK.'nun █████/2001 Tarih ve --- sayılı - yine HGK.'nun █████/2001 Tarih ve ------- sayılı kararları).
Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da takip dayanağı senede açık atıf yapan İİK'nın 169/a-1. maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile ispatlanması gerekmektedir (HGK'nun 06.03.2013 tarih ve---- ve 20.06.2001 tarih ve ----- sayılı kararları). Bu konuda tanık veya yemin deliline başvurulamaz.
Bono üzerinde "teminat" ibaresinin bulunması ayrıca açıklanmadığı sürece başlı başına teminat iddiasını ispatlamaz. Senet üzerinde hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılması halinde ise; senet, "kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini" içermediğinden TTK.nın 777.maddesi gereğince bono niteliğinde sayılamaz ve İİK.nın 170/a maddesi gereğince takibin iptali gerekir. Bu durumda teminat olgusu herkese karşı ileri sürülebilir.
Senet üzerine hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı değilse borçlunun yapacağı teminat iddiası borca itiraz niteliğindedir. Bu halde de teminat ilişkisi sadece bu ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Teminat ilişkisinin tarafı olmayan borçlu böyle bir iddiada bulunamaz. Takibe dayanak senet metni incelendiğinde senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair açıkça bir ibare geçmediği, yazılı belge ile de ispatlanamadığı anlaşılmıştır.”
Davacıların senetlerin teminat senedi olduğuna dair iddialarına dayalı davaları, yukarıda belirtilen mahkeme kararı ile reddedilmiş olup, davacıların huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın da reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
5. TAKİBE KONU SENETLER KAMBİYO SENEDİ VASFINI HAİZ OLUP, KESİNLİKLE TEMİNAT SENEDİ DEĞİLDİR.
Davacı tarafın dilekçesinde 19.10.2015 tarihli ve 30.10.2015 tarihli iki protokolden (“Protokoller”) bahsetmekte, bu protokollerde yer alan ve davacı tarafından ifa edilecek edimlerin teminatı olarak takibe konu senedin müvekkilimize verildiğini iddia etmektedir. Bu husus gerçeği yansıtmamaktadır. Sadece 19.10.2015 tarihli protokolde bahsi geçen teminat senetleri düzenlenmiş, bundan sonra yukarıda da açıklandığı üzere teminat senedi değil, taşınmazların karşılığı olarak senetler verilmiştir.
5.1. “Üçüncü Şahıslara Ciro Edilemez.” Kaydı, tek başına kambiyo senedini teminat senedi yapmaz.
Davacı taraf iddiasını senedin arka sayfasında “Üçüncü Şahıslara Ciro Edilemez.” Kaydı düşmüş olmasına bağlamaktadır. Halbuki bahsi geçen kayıt ifade ettiğinin dışında, böylesine geniş bir anlamda yorumlanamaz. Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ----. Sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir;
“Senet üzerinde "Ciro edilemez kaydını" nasıl ciranta koyabilirse, aynı şekilde keşideci de koyabilir. Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez. Bunun aksine keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir.
Bu şekilde, keşideci tarafından konan kayıtla nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkânı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro da alacağın temliki hükümlerine tâbi olur. (TTK.m.591) Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defilerini ileri sürebilir -----
Somut olayda takip konusu bono üzerine keşideci tarafından "ciro edilemez" şerhi konulmuş, lehtar tarafından senet ciro edilmemiş ve bizzat icra takibine konu edilmiştir. Hal böyle olunca, bono üzerine konulan "ciro edilemez" şerhinin senedin kambiyo senedi olma niteliğini engellemeyeceğinden Daire Bozması doğrudur.
Bu nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bozulmalıdır.”
Davacı tarafın bu iddiaya dayanarak takibe konu kambiyo senedinin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasının hukuki dayanağı olmadığından reddini talep etmekteyiz.
5.2. Davacı tarafça sunulan Protokoller’den ve aşağıda yer alan açıklamalarımızdan görüleceği üzere, takibe konu senetler, TEMİNAT SENEDİ DEĞİLDİR.
Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile, bir an için davacının iddiası dikkate alınarak Protokoller incelendiğinde; davacı tarafın dilekçesinde bir liste ile ifade ettiği senetlere bakıldığında, Protokoller’de bu şekilde bir ifade olduğu görüntüsü verilmekte ise de, bahse konu Protokoller’de işbu dava konusu kambiyo senedine atıf yapan bir ifade yer almamaktadır. Takibe konu senetlerin verilme şekli davacı tarafın beyan ettiği şekilde olmayıp, 30.10.2015 tarihli Protokol’de senet ile ilgili kısım aşağıdaki gibidir;
“3-) Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari4’ü ----- ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar’a en geç 31 Mart 2016 tarihine kadar devredecektir. Bu nedenle 31 Mart 2016 tarihli BİR senet Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılar’a teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3’ün satışını 5.100.000TL’lik (Beş milyon yüz bin TL) senedini aldıktan sonra Alıcı’ya yapacaktır. Senette ---- adına (Alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetlerde esas borçlu -----olacaktır.”
Yine, 19.10.2015 tarihli Protokol’de senet ile ilgili kısım aşağıdaki gibidir;
“3-) Alıcı yukarıda bahsi geçen Ticari5’i --- - ve Alıcı arasında gerçekleşmesi beklenen projede fiziki paylaşımına binaen Satıcılar’a en geç 30 Ocak 2016 tarihine kadar devredecektir. Bunun teminatı olarak 30 Ocak 2016 tarihli bir teminat senedi Alıcı tarafından düzenlenecek ve Satıcılar’a teslim edilecektir. Satıcılar ise Ticari1, Ticari2, Ticari3 ve Ticari4’ün satışını 4.950.000TL’lik senedini aldıktan sonra Alıcı’ya yapacaktır. Senette-----adına (alacaklı) olarak düzenlenecektir. Senetler de esas borçlu --- kefil ise ---- - olacaktır.”
Protokoller’de yer alan ifadelerden, takibe konu senedin teminat senedi olduğu anlamı hiçbir şekilde çıkmamaktadır. Bir senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için, teminat olduğunun açıkça anlaşılması gerekmektedir. Protokoller’de bu yönde açık bir ifade yer almamaktadır.
................
Yukarıdaki kararlardan da açıkça anlaşılacağı üzere, bir senedin teminat senedi olduğunun kabul edilebilmesi için, senedin neyin teminatı olduğunun açıkça anlaşılması gerekmektedir. İtiraz edilen icra takibine konu alacak, 31 Mart 2016 vadeli, 668.000TL bedelli kambiyo senedinden ve 31 Mart 2016 vadeli, 2.250.0000TL bedelli kambiyo senedinden kaynaklanan alacaktır. Davacı tarafından ibraz edilen Protokoller’de böyle bir bedel ve tarih yer almamaktadır. Gerçekten de bu senetler teminat amaçlı verilmemiş olup, Protokoller’den takibe konu senetlerin teminat amaçlı verildiği bedel yönünden de anlaşılamadığından işbu davanın reddini talep etmekteyiz.
5.3. Davacı tarafından sunulan “TAKİBE VE İŞBU DAVAYA KONU OLMAYAN” senetlerin bir kısmında teminat senedi olduğu ifadesinin açıkça yer almakta olması bile başlı başına takibe konu senetlerin teminat senedi olmadığını göstermektedir.
Dava dilekçesi ekinde sunulan 30.01.2016 vadeli senetler incelendiğinde, bu senetlerde açık bir şekilde; “19 Ekim 2015 tarihli sözleşmeye istinaden verilen teminat senedidir. Üçüncü şahıslara ciro edilemez.” İfadesinin bulunduğu görülmektedir. BU İFADENİN YER ALDIĞI SENETLER, DAVA KONUSU OLAN VE İCRA TAKİBİNE KONU EDİLEN SENETLER DEĞİLDİR. Davacı taraf, açıkça kötü niyetli bir yaklaşım ile bu senetleri mahkemenize sunmakta, bu şekilde takibe konu senetlerin de teminat senedi olduğu algısı uyandırmaktadır.
Diğer yandan, Protokoller’den 19.10.2015 tarihli protokole göre verilen senetlerde açıkça bu kayıtlar yer almakta iken, sonraki bir tarihte düzenlenmiş olan senede bu ifadenin yazılmamış olması, davacıların basiretli tacirler olduğu dikkate alındığında bu senetlerin açık bir şekilde kambiyo senedi olduğunu ispatlamakta olup, davacının aksi yöndeki beyanları davacı bakımından hayatın olağan akışına aykırıdır.
Bu sebeple de davanın reddini talep etmekteyiz.
5.4. Davacı tarafın 668.000TL bedelli senedin 19.10.2015 tarihli protokolün ve 2.250.000TL bedelli senedin de 30.10.2015 tarihli protokolün teminatı olduğu yönündeki beyanı yukarıdaki sebeplerle birlikte, metindeki tarihle uyumlu olmaması yönünden de ayrıca gerçeği yansıtmamaktadır.
Protokol metinlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, dava konusu senet teminat senedi değildir. 668.000TL BEDELLİ SENEDİN 19.10.2015 TARİHLİ PROTOKOLE, 2.250.000TL BEDELLİ SENEDİN DE 30.10.2015 TARİHLİ PROTOKOLE İSTİNADEN VERİLEN TEMİNAT SENEDİ OLDUĞU İDDİA EDİLMEKTE İSE DE, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, Protokoller’de böyle bir bedel ve taraf yer almadığı açıkça görülmektedir. Bu afaki ifadelerden yola çıkarak, takibe konu senetlerin teminat senedi olduğu yönündeki gerçeğe aykırı beyanları kabul etmemekte, davanın işbu nedenlerle de reddini talep etmekteyiz.
6. DAVACI TARAF PROTOKOLLERDE BELİRTİLEN EDİMLERİN HİÇ BİRİSİNİ İFA ETMEMEMİŞTİR.
Davacı taraf dilekçesinin 3.sayfasında “… Protokol gereği tüm iş ve işlemler yerine getirilmiş olmasına rağmen senetler müvekkil şirkete iade edilmemiş ve müvekkil aleyhine haksız icra takipleri başlatılmıştır.” İfadesi ile ve dilekçede pek çok kısımda Protokoller’e konu edimlerin ifa edildiğini beyan etmiştir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile, BU BEYAN AÇIK ŞEKİLDE GERÇEĞE AYKIRIDIR. DAVACI TARAF, HİÇBİR ZAMAN DAVA DIŞI PROTOKOLLER’İN TARAFLARINA HİÇBİR TAAHHÜDÜNÜ YERİNE GETİRMEMİŞTİR.
Diğer yandan, davacıların teslim etmeyi taahhüt ettiği dava konusu taşınmazlar, ekte yer alan delillerle sabit olduğu üzere 18.03.2016 tarihinde SATIN ALINMIŞTIR. Bu satın alma işleminde, Protokoller’in imza sürecinde oluşan tanıdıklık neticesinde davacılar, taşınmaz alımına bir nevi aracılık etmiş, satın alma işlemlerini kolaylaştırmışlardır. (Satın alma sürecinde ----- ile olan mail yazışmaları - Dosyada mübrez) Bu konuda --- da aynı şekilde desteğini iletmiş ise de fiilen bu işleri yapan kişi, oğlu ---- olmuştur.
Anılan Protokoller’e konu ----- Projesinde yer alan -- ve --- nolu dükkanlar, Protokoller’in tarafı olan dava dışı “-- Şirketi (“----”) ve ----- Şirketi (“----”) anılan --- ve ---- bağımsız bölüm numaralı gayrimenkuller Noter huzurunda imzalanmış olan Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile bu şirketlerce satın alınmış ve bedeli halen ödenmektedir. Yani davacılar tarafından ifa edilmiş bir edimden bahsedilmekte ise de, anılan taşınmazlar, dava dışı Protokollerin taraflarınca satın alınmıştır. (----. Noterliğinin 18.03.2016 tarihli, ----- Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi, Ödemelere İlişkin Hesap Ekstresi, -----. Noterliğinin 18.03.2016 tarihli, ------ Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi, Ödemelere İlişkin Hesap Ekstresi- - Dosyada mübrez)
Bu satış sırasında aracılık yapan -----, süreci bizzat bilmekte ve takip etmektedir. Bir an için anılan senetlerin teminat senedi olduğu düşünüldüğünde ve devrin Protokolde anıldığı gibi bedelsiz yapıldığı kabul edilmesi halinde, davacının senedi iade almadan devir yapması basiretli tacir tanımına uygun bir davranış olmadığı gibi, hayatın olağan akışına da aykırıdır. Diğer yandan, yukarıda da açıklandığı üzere, Noter huzurunda imzalanarak ve ödeme taahhüdünde bulunarak, ve halen taksitleri ödenmekte olan taşınmazlar satın alınmıştır. Davacı tarafın iddiası bu bakımdan da hukuki dayanaktan yoksundur. İlgili mail yazışmaları dilekçe ekinde sunulmaktadır.
Bu sırada davacı taraflardan ---- iflas erteleme başvurusu duyulmuştur. ---- iflas erteleme talepli davasını ikame tarihi 22.02.2016 olup anılan dava ----. Asliye Ticaret Mahkemesinin -----. Sayılı dosyası ile görülmüş, istinaf sonrası----. Numarası almış ve nihayetinde de ---- borca batık olmaması sebebiyle iflas erteleme talebinin reddine karar verilmiştir. Bu süreçte de davacılar ile müvekkilimiz pek çok kereler borcun ödenmesi konusunda görüşmüşler, fakat davacıların makul bir ödeme tekliflerinin olmaması neticesinde bir anlaşma sağlayamamışlardır.
Hal böyle iken dava dışı ---- ve --- tarafından --- ve ---- numaralı bağımsız bölümler kredi kullanarak satın alınmış iken ve bu taşınmazların bedelleri halen ödenmekte iken, davacının nasıl olup da bu Protokollerdeki edimleri ifa ettiklerini beyan ettiklerini anlamak mümkün değildir. Bu ifadeler açıkça gerçeğe aykırı ve tamamen kötü niyetlidir. Davacılar, icra dosyalarından uygulanan gerek kaydi, gerekse de adreslerine yapılan fiili hacizler neticesinde, tamamen müvekkillerimizi yıldırmak amacıyla, hiçbir somut dayanağı olmayan ve tamamen eskiden verilmiş olan ve dava ya da herhangi bir takip konusu olmayan teminat senetlerini kullanarak hak iddia etme çabası olarak değerlendirilebilecek bu davaları açmışlardır.
Davacı taraf ıslah dilekçesinde dava dışı --- ve ----- aralarındaki ilişkiden uzun uzun bahsetmiş ise de bu beyanların dava ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Beyanlardan da anlaşıldığı üzere, satış işlemleri Adi Ortaklık adına ve ---- vekaleten yapılmaktadır. Bu durum, anılan taşınmazların bedelleri ödenerek satın alındığı gerçeğini değiştirmemektedir. Dava dışı ---- ve ----, kendilerine bildirilen bedelli sözleşmeleri imzalamış, halen de sözleşme ile belirlenen taksitleri ödemektedir. Davacı tarafın iddiaları, üzerlerine düşen edimin taksitlendirme yapmak ve (ne olduğu açıklanmamış olan oranda) indirim yapmak olarak belirtilmiş ve buna dair bir delil de sunulmamıştır. İspat külfeti iddia sahibinde olduğundan ve davacının bu iddiasını ispata yarar bir delili mevcut olmadığından davanın reddini talep etmekteyiz. Yine, taşınmazın sözleşme imzası ile devredilmiş olduğu beyanı da akıl ve mantık ilkeleri ile çelişmektedir. Bu taşınmazların bedeli pek çok kere belirttiğimiz üzere dava dışı ---- ve ----- tarafından ödenmiş ve ödenmektedir. Bu husus davacıların da beyanları ile sabittir. Bu durumda davacının devri gerçekleştirdiği iddiasının hiçbir temeli yoktur.Yine, davacılar tarafından dosyaya sunulmuş olan faturalar, dava konusu olmayan taşınmazlara da ilişkin olup, bu şekilde davacıların yanıltma amaçları açıkça ortadadır. Dosyada mübrez noter satış sözleşmeleri ile de sabit olduğu üzere, davacıların ortağı olduğu ----- Adi Ortaklığı'nın da bu ilişkinin tarafı olduğunda tereddüt yoktur. Burada asıl konu, bu taşınmazların davacıların iddia ettiği gibi protokoller gereği verilmediği, dava dış--- ve ----- tarafından satın alınmış olduğudur. Dava dışı adi ortaklıkça düzenlenen faturalardan, davacı şirket tarafından düzenlenmiş faturalar gibi bahsedilmiş olması açıkça kötüniyetlidir ve davacıların iddialarının hiçbirini desteklememektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının iddia ettiği gibi bir ifa da söz konusu olmadığından davanın bu nedenle de reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
7. DAVACI TARAF ÖDEME AMACIYLA DAVA DIŞI FAKAT DİLEKÇELERİNDE KENDİSİNDEN BAHSETTİKLERİ -------VEKİL OLARAK TARAFIMIZA ÖDEME AMACIYLA TEKLİFLERDE BULUNMUŞ OLDUKLARINDAN VE DAVA DIŞI ----- ALACAKLI OLDUĞU DOSYADAN HACİZ İÇİN GİDİLDİĞİNDE BORÇLU VEKİLİNİN BEYANINDAN SENETLERİN TEMİNAT SENEDİ OLMADIĞI AÇIKTIR.
Her ne kadar davacı taraf müvekkilimize herhangi bir borcu olmadığını ve Protokoller’e göre üzerine düşen edimleri ifa ettiğini belirtmekte ise de, --- ve --- karşı başlatılan ---İcra Müdürlüğünün ----. Sayılı İcra takibi sonrasında, ----- tarafından, aşağıda belirtilen dava dışı ----- gönderilen e-posta ile, borcun ödenmesi için yapılan teklifler iletilmiştir. Bu ve benzeri teklifler, bu tarihten önce olduğu gibi, sonrasında da söz konusu olmuş, pek çok şifahi görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
Yine ----- numaralı ---- hatı üzerinden dava dışı fakat benzer iddialarla kendisine karşı da dava açılmış olan---- göndermiş oldukları mesajların bir kısmı şöyledir;
16.04.2016 tarihinde; “Günaydın -----, İnanın sizin için para arıyorum şuan.”
14.06.2016 tarihli, -------- tarafından dava dışı ----- gönderilen mail ile, telefon görüşmesinde ipotekleri ile kabul ediliyorsa devredebilecekleri gayrimenkul listesi sunulmuştur. Bu excell listesinin adı, “Vefa Hakkı Verilecekler”dir. Bu konuda dava dışı -----da bu konuda aşağıdaki şekilde ------ mesajı atılmıştır;
“Tabii ki neden olmasın. Ayrıca bankalara vefa hakkıyla verdiğimiz mülkler var. Eğer onların banka risklerini ödeyebilirseniz size mülk de önerebilirim. Siz kredi limitlerimiz doldu dediniz diye bu yöne gitmemiştik.”
08.12.2017 tarihli, ---- tarafından dava dışı ----- gönderilen mail ekindeki dokümanda şu ifadeler yer almaktadır;
1-Almer üzerine kayıtlı leasing ipotekli 75 nolu bağımsız bölüm tarafınıza ipotekli olarak devredilecektir. Fek Taahhüt yazısına istinaden Leasing'e ödemeler yapılacak ödeme tutarı olan 400.000 TL ödendiğinde ipotek fek edilecektir.
2-Faktoring 80.000 TL peşinata istinaden gayrimenkulleri tarafınıza devir edeceğine dair taahhüt yazısı verecektir. Ödemeler yapıldıkça boşa çıkan mülkler vade sonunu beklemeden devir işlemi yapılacaktır.
3-Almer ödeme planlarındaki tutarlara çek yazılarak ciro işleminden sonra tarafımızca borcumuza istinaden faktoringe teslim edilecektir.
4-Ödeme Planı kapsamında yer alan tutarlara faiz işletilmemiştir.
5- Tüm işlemler eş zamanlı yürütülecek olup 10.050.000 TL senet iadeleri tarafımıza yapılacak ve tüm davalardan feragat edilecektir.
6-Tarafınızdan herhangi bir ipotek istenilmeyecektir. Sadece taahhüt yazıları ile süreç işletilecektir.
14.12.2017 tarihli mail ile başlayan ve karşılıklı yazışmalar ile devam eden maillerde --- tarafından dava dışı ----ve ------ gönderilen mailde şu ifadeler yer almaktadır;
“…10.050.000 senet bakiyesini 889'a bolersek metrekaresi 11.300 TL'yi zaten o gun kabul etmistiniz. Bizim size su anki faktoringi ikna ettigimiz sekilde guncel teklifimiz de kurusu kurusuna ayni rakamdir. (10.050 + 2.930 / 1.149m2 = 11.300) Hicbir degisiklik yok. 260 metrekare fazladan yeri 2.930.000 TL karsiliginda satin aliyormus gibi dusunebilirsiniz.”
15.11.2018 tarihli mail ile, o dönem için ----- projesinin satış yetkisine sahip tek emlakçısı olan --- gelen mailde de, ----- bahsedilmiş ve mahsup tutarları gönderilen listede de ---- mahsup tutarları yer almaktadır. Mail içeriğinde de ----bu rakamlar üzerinden pazarlığa açık olduğu belirtilmiştir.----- yukarıdaki delilleri ve hususları destekleyecek niteliktedir. Bu mail, soyadını bilmediğimiz ------ isimli kişi ile vekil olarak yaptığımız görüşmeler neticesinde yine internette yapılan kısa bir araştırma ile bulunabilen ---- asistan olarak çalışan ---- tarafından 02.03.2022 tarihinde tapu örnekleri gönderilmiştir. Bu tapu örnekleri de yine daha önce teklif edilmiş olan ----- projesinden bazı taşınmazlara ilişkindir. Bu mailin gönderim tarihi, görüleceği üzere yaklaşık 10 ay öncesidir. Yani, senetlerin düzenlenmesinden neredeyse bugüne kadar, anlaşmak amacıyla pek çok görüşme ve yazışma mevcuttur. Hal böyle iken davacıların iddia ettiği gibi senedin teminat senedi olması ya da borcun ödenmiş olması gibi iddiaların dinlenemez olduğu açıkça ortadadır.
Bu ifadelerden ve mail ekinde sunulan evraktan senetlerin teminat senedi olmadığı açıkça görülmektedir. (Mail ve ----- Yazışma Örnekleri - Dosyada mübrez)
24.08.2022 tarihli ---- İcra Müdürlüğünün------. Sayılı dosyası üzerinden haciz için gidilen adreste borçlu vekilinin beyanı “… ödeme konusunda bir planları olduğunu ancak şu an ödeme yapamayacaklarını, işlem yapılabileceğini söyledi.” Şeklinde zapta geçmiştir. Borcun olmadığı bir yerde ödeme planından bahsedilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu beyan dahi davacıların müvekkilimize borcu olduğunun açık bir göstergesidir. (24.08.2022 tarihli Haciz Tutanağı - Dosyada mübrez)Açıklanan nedenle de işbu davanın reddini talep etmekteyiz.
8. MÜZAYAKA HALİ İDDİASI GERÇEĞİ YANSITMADIĞI GİBİ BUNDAN BAHSEDİLMESİNİN DAVA KONUSU İLE BİR İLGİSİ BULUNMAMAKTADIR.
Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacıların müzayaka halinden bahsetmelerinin dava konusu ile bir ilgisi bulunmamaktadır. İzahı gerekmemekle birlikte, müzayaka hali bir gabin iddiasının varlığı halinde ve süresinde ileri sürülmesi halinde anlam ifade edebilecektir. Davacı tarafın iddiası temelinde senetlerin teminat senedi olduğu ve Protokoller’de bahsi geçen edimlerin ifa edildiğine dayanmaktadır. Bu iki iddianın da gerçeği yansıtmadığını, davacıların takiplerden önce ve sonra ödeme tekliflerinde bulundukları ve bu şekilde borcun varlığını kendilerinin de açıkça kabul ettiğini ve edimlerin kesinlikle ifa edilmediği, aksine bedelleri ödenmek suretiyle dava dışı --- ve ------ tarafından satın alındığı ve dilekçemizde, delil listemizde ve dava dosyasında yer alan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde açıkça ortadadır.Davacıların müzayaka halinde olduğunu bilmek bir yana, davacılar tarafından ekonomik durumları normal durumlarını gizlemek üzerine kurulu görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu durumda müvekkillerimizin davacıların zor durumunu bilirken bu Protokoller’i imzalamış olması ve taşınmazlarını devir karşılığında senet kabul etmiş olması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Yine davacılar dilekçelerinde;
"SÖZ KONUSU ----- PROJESİNDE YER ALAN VE DAVA DIŞI ---- VE ------ ŞİRKETLERİNE SATILAN YERLERİN SATIŞLARI GÜNCEL RAYİÇ DEĞERİNİN ÇOK ALTINDA MÜVEKKİLLERİN ABSORBE EDEBİLECEĞİ MİKTARLAR DA DÜŞÜLEREK VE TAKAS NİTELİĞİNDE İNDİRİM YAPILARAK BAKİYE BEDEL İÇİN DÜZENLENEN GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ (CEVAP DİLEKÇESİ EKİNDE SUNULAN) İLE VE İLAVE OLARAK VADE FARKI TANINMAK SURETİYLE TOPLAM 120 AY VADE FARKI TANINARAK GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ OLUP SÖZ KONUSU TAŞINMAZLARIN DEĞERLEMELERİ YAPILDIĞINDA BU DURUM AÇIK VE NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKACAK OLUP TAŞINMAZ DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRMALARINDAN DA HAKLILIĞIMIZ SABİT OLACAKTIR."Demektedir. Bu ifadeler ile davacıların özetle "takas niteliğinde indirim yaptıkları ilave vade farklı tanındığından" bahsedilmektedir. Davacı tarafın bu iddiası kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Keza iddia, herhangi bir hukuki dayanaktan da yoksundur.Bu iddialar, davacıların cevaba cevap dilekçesinde de yer alan, senetlerin bu nedenle bedelsiz olduğuna dayanmaktadır. Davacılar da dava dışı ---- ve ------ ayrıca Noter huzurunda akdedilmiş ve dosyada mübrez sözleşmeler ile, bedelleri ödenerek satın aldıklarını bilmekte, bu gerçeği gizlemek ve yanıltıcı olarak bu kabulü mümkün olmayan, ilginç iddialarda bulunmuşlardır. Bu iddia yeni bir iddia olup, davacı tarafın menfi tespit davasında farklı bir iddiadan bahsetmesi halinde ispat yükü yer değiştirir. Davacıların delil olarak sundukları protokollerde bu yönde herhangi bir ifade yer almamakta olup, dosyaya bu yönde sunulmuş başka bir delil de mevcut değildir. Açıklanan nedenlerle, davacıların gerçeği yansıtmayan, hukuki dayanaktan yoksun iddialara dayanan haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
9. DAVACININ MÜZAYAKA HALİNE İLİŞKİN BEYANLARI, AÇIK BİR ŞEKİLDE TARAFLAR ARASINDAKİ ALACAK BORÇ İLİŞKİSİNİ VE SENETLERİN BORÇ SENEDİ OLDUĞUNU KABUL ANLAMINDADIR.
Davacı tarafın dilekçesinin 7. sayfasında;
“… Bu konuda belirtilen taşınmazlar için bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması elzem olup yapılacak bilirkişi incelemeleri sonucunda da durum açıklığa kavuşacak ve müvekkilin alacaklı görünene değil tam tersine alacaklı görünenin müvekkil şirkete yüklü miktarlarda borçlu olduğu ve işbu davamızın haklılığı açıklığa kavuşacaktır.”
Denilmektedir. Davacı tarafın bu ifadesi, bir borcun varlığı konusunda tereddüt içermemekte, aksine miktarını tartışmaktadır. Davacının bu davalardaki yegane amacı, müvekkilimizin alacağının tahsili için gösterdiği çabayı sona erdirmek, yukarıda bahsedilen ve kabulü mümkün olmayan anlaşma şartlarına razı etmektir.
Diğer yandan trajik olan davacıların Protokoller gereği devrini taahhüt ettiği taşınmazları DEVRETMEMİŞ OLMASI, DAVA DIŞI ŞİRKETLERİN BU TAŞINMAZLARI BEDELİNİ ÖDEYEREK SATIN ALMIŞ OLMASIDIR. Davacılar, dava dışı ---- ve ---- bedelini ödeyerek satın aldığı ve Protokoller kapsamında davacılarca devredilmemiş olan bir taşınmazın değerinin konu edilmesi kabul edilemez. Davacılar dilekçelerinin yine 7. Sayfasında;
“Öncelikle belirtmek gerekir ki protokollerde bahsi geçen ve müvekkil şirket taşınmazları ile takas edilen taşınmazların toplam değeri protokol tarihi itibariyle 10 Milyon TL yi bulmazken müvekkil şirketin davalı yana devrini yaptığı taşınmazların toplam değeri protokol tarihi itibariyle asgari 90 milyon TL dir.”
Bu ifadede davacının itiraz ettiği temel husus müvekkillerimizin taşınmazlarının değeri değil, kendi verdiklerini iddia ettikleri ama vermedikleri taşınmazın değerine ilişkindir. Bu kapsamda bir teslim de söz konusu olmadığından davacının bu iddialarının dinlenemez olması sebebiyle davacının bu iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğu açık olup davanın reddini talep etmekteyiz.
Davacıların dilekçesinde yer alan Yargıtay kararı, dava konusu ile ilgisiz olup, kararda bahsedildiği gibi davacıların durumlarının müvekkilimizce bilinmesi o dönem için mümkün değildir. Müvekkilimizin dava dışı ---- ortağı olmasına bağladığı sonuçların tamamı hukuki dayanaktan yoksundur ve davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle de davanın reddini talep etmekteyiz.
10. TARAFLARIN BASİRETLİ TACİR OLMALARI VE MÜZAYAKA HALİNİN VARLIĞINA İLİŞKİN İDDİALARININ DAVA KONUSU TALEPLE İLGİLİ OLMADIĞI DİKKATE ALINARAK, TAŞINMAZLAR ÜZERİNDE DEĞER TESPİTİ YAPILMASI TALEBİNİN REDDİNİ TALEP ETMEKTEYİZ.
Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı tarafından taşınmazların bedeli gündeme getirilerek hem mesnetsiz davaya bir mesnet oluşturulmaya çalışılmaktadır hem de bu şekilde davacıların tamamen kötüniyetli olarak bu işlere giriştiği ve senetlerin de tahsil edilememesiyle bir ölçüde amaçlarına da ulaştıklarını açıkça göstermektedir. Keza, taşınmazların değeri, davacının dava konusu talepleri ile ilgili dahi değildir. Taşınmazların bedelleri, tarafların o dönemki şartları ile, kendi ticari risklerini öngörerek aldıkları karar neticesinde belirlenmiştir. Öyle ki bu karar neticesinde davacıların böyle bir iddiası var ise de, davalı ve diğer müvekkillerimiz yönünden tahsil kabiliyeti olmayan senetler ile kaldıkları açıkça ortadadır. Açıklanan nedenlerle, davacıların yersiz değer tespiti talebinin reddini talep etmekteyiz.
11. PROTESTO ŞARTI YERİNE GETİRİLMEDİĞİNDEN BAHİSLE KEFİLE BAŞVURU HAKKI OLMADIĞI İDDİASI HUKUKİ DAYANAKTAN YOKSUNDUR.
Öncelikle belirtmek isteriz ki, senette borçlu dışında adı ve imzası bulunan kişiler kefil değil AVAL VEREN’dir ve aval verenler de aynı asıl borçlu gibi borçtan sorumludurlar. Türk Ticaret Kanununun (“TTK”) 701. Ve 702. Maddesi şöyledir;
“MADDE 701 - (1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.
(2) Aval "aval içindir" veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.
MADDE 702- (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder.”
Açık yasa hükmüne rağmen davacı taraf, ispat yükünden bahsetmekte, aval verenlerin sorumluluğunun bulunmadığını ifade etmektedirler. Yukarıda belirttiğimiz açık yasa maddeleri ile de sabit olduğu üzere, --- ve ----- aval veren oldukları konusu tereddütsüzdür. Kanunun 2. Fıkrasında açıkça düzenlendiği üzere, aval verenler – kabul anlamına gelmemek kaydı ile- asıl borçlunun borcunun olmadığı tespit edilse ve batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü geçerli kalmaya devam edecektir. Yine, bir senedin asıl borçluları lehine aval veren kişiler de senette asıl borçlu konumundadırlar.
................
12. DAVACININ KÖTÜNİYET TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİNİ TALEP ETMEKTEYİZ.
Yukarıda detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı tarafın işbu itirazının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Diğer yandan davacının talebi her ne kadar haksız takip nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ise de, bu şekilde bir tazminata hükmedilebilmesi için, alacaklının “kötü niyetli” olması gerekmektedir. Olayda müvekkilimiz kesinlikle kötü niyetli değildir ve davacı tarafın bu yönde bir iddiası var ise, kötü niyetli olunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ---- Sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir;“Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen veya kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan alacaklı, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi anlamında kötü niyetli sayılmalıdır. ( Bu konudaki bilimsel görüşlere ve Yargıtay uygulamasına örnek olarak:------ karar sayılı kararları )”
Somut olayda bu ve benzeri, ya da bir şekilde kötü niyet olarak yorumlanabilecek herhangi bir durum mevcut olmadığından ve davacının da bu yönde yani kötü niyetli olunduğu yönünde bir iddiası bulunmadığından davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
13. DAVACININ %20 DEN AŞAĞI OLMAMAK KAYDI İLE GEÇ TAHSİLDEN KAYNAKLANAN ZARARIMIZIN TAZMİNİNİ TALEP ETMEKTEYİZ.
Davacı taraf, alacağın tahsilinin önüne geçmek ve müvekkillerimizi bir şekilde istediği şartlarda anlaşmaya mecbur kılmak amacıyla, tamamen kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame etmiştir. Bu davalar neticesinde müvekkilimizin alacağına ulaşması zorlaşmakta ve gecikmektedir. Bu nedenlerle geç tahsilden kaynaklanan zararımızın tazmini amacıyla, %20’den az olmamak kaydı ile davacıların müvekkilimize tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmekteyiz.
14. DAVACININ TANIK DELİLİNE BAŞVURMASI USUL VE YASAYA AYKIRIDIR.
Davacı taraf, huzurdaki davaya konu toplam 2.918.000TL bedelli senetten kaynaklanan yani o tarihteki 2.918.000TL bedelli bir dava için tanık deliline dayanmış ve tanık bildirmiştir. Tanık dinlenmesine muvafakatimiz yoktur. A Tanık dinletilmek istenilen hususlar davacılar tarafından bildirilen ticari kayıtlar ile de tespiti mümkün hususlar olup, tanık dinlenmesi talebinin bu nedenle de reddini talep etmekteyiz.
15. TEDBİR TALEBİNE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ
Takip sonrası menfi tespit davasında takip işlemlerinin tedbiren durdurulması İİK gereği mümkün olmadığından davacıların hukuki dayanaktan yoksun tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
16. DAVACILARIN MÜVEKKİLİMİZE %20 DEN AZ OLMAMAK ÜZERE TAZMİNAT ÖDEMESİNİ TALEP ETMEKTEYİZ.
Davacılar işbu davayı ikame ederken açıkça kötüniyetli olduklarından müvekkilimize dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep etmekteyiz.
Oluşan/oluşacak munzam zararımıza ilişkin ve dosyada mübrez Protokoller’den kaynaklanan alacaklara ilişkin her türlü talep ve dava haklarımızı ve davacıların eylemlerine uyan suçlar ile ilgili olarak haklarında suç duyurusunda bulunma ve her şekilde davacılara karşı her türlü hukuki/cezai/icrai yollara başvurma haklarımızı saklı tutmaktayız.
................
SONUÇ VE İSTEM
: Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile, mahkemenizce takdir edilecek ve yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının ıslah talebinin kötüniyetli olması nedeniyle HMK 182. Maddesi kapsamında kötüniyetli ıslahı dikkate alınmaksızın davanın reddine, davacıların idari para cezası ödemesine ve müvekkilimizin uğradığı zararın tazminine,
Arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın davanın açılmış olması sebebiyle davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine,
Kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davanın zamanaşımı itirazımız doğrultusunda reddine,
Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın yukarıda açıklanan nedenlerle reddine,
Davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
Geç tahsilden kaynaklanan zararımızın giderilmesi için davacının %20den az olmamak üzere müvekkilimize tazminat ödemesine,
Davacının müvekkilimize %20'den az olmamak üzere tazminat ödemesine,
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dilekçede ileri sürülen usule ve esasa ilişkin itirazlara bağlı olarak davanın ve takipten sonra açılan menfi tespit davasında İİK. gereği takibin tedbiren durdurulmasının mümkün olmadığından bahisle tedbir talebinin reddine karar verilmesi istenmiştir.Söz konusu █████/2023 tarihli ıslah dilekçesinde ileri sürülen tedbir talebi yönünden █████/2024 tarihinde oluşturulan ara karar ile bu ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak İİK. Madde 72 düzenlemesi, taleple bağlılık, "icra takibinin durdurulmasına" münhasır olarak talepte bulunulmuş olması ve dosya kapsamı gözetilerek İcra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Tam ıslahlı davanın █████/2026 tarihli duruşmada yapılan ön inceleme duruşmasında yapılan irdelemede 7445 sayılı yasayla getirilen değişikliğin █████/2023 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe girmiş olması ve eldeki davanın bu tarihten önce açılmış olması nedeniyle dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması karşısında bu yöndeki itiraz yerinde görülmeyerek reddedilerek buna da bağlı olarak dava şartları yönünden bir eksiklik olmadığı belirlendikten sonra ihtilaf noktaları tespit edilerek zaman aşımı itirazının irdelemesi yapılmış olup, alınan beyanlar ve yapılan irdelemeler gözetilerek söz konusu ön inceleme duruşma tutanağının buraya aynen alınması uygun görülen gerekli-yeterli kısımları:
"... Tam ıslahlı dava yönünden ön inceleme duruşması tensip tutanağına uygun olarak taraf vekillerine tebligatların yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşıldı.
Davalı vekili tarafından █████/2026 tarihli dilekçe ekinde emsal olduğu belirtilen ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden verilen davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair ---- BAM --- Hukuk Dairesinin █████/2026 tarih ve ---- Esas, ---- Karar sayılı karar örneğinin ibraz edildiği anlaşıldı.
Davacılar vekilinden soruldu
: dava dilekçemizi aynen tekrar ederiz, zapta geçen BAM kararına karşı temyiz yoluna başvurduk, karar henüz kesinleşmedi, zapta geçen dilekçeyi ve cevapları kabul etmiyoruz, dava konusu bonolar nedeniyle neden dolayı borçlu olunmadığına ilişkin olarak dosyaya uzman görüşü sunduk, ön inceleme duruşmasının yapılmasını istiyoruz, daha sonra ön inceleme duruşma tutanağını elektronik ortamda veya fiziki olarak imzalayacağız, dedi. Beyanı okundu imzası alındı.
Davacılar Vekili
(e-Duruşma)
Davalı vekilinden soruldu
: zapta geçen dilekçemizi ve cevap dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, söz konusu BAM kararına karşı temyiz yoluna gidildiği için henüz kesinleşmedi, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenerek daha sonra ön inceleme duruşmasının yapılmasını istiyoruz, davacılar vekili tarafından dayanılan uzman görüşü diğer dosyalara da sunulmuş olup bu hususlar da değerlendirilerek red kararları verilmiştir, zapta geçen emsal BAM kararına konu kararda da söz konusu uzman görüşü de dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir, ön inceleme duruşması yapılması durumunda zapta geçen BAM kararı da dikkate alınarak dosya tekemmül etmiş olduğundan öncelikle davanın reddine karar verilmesini istiyoruz, aksi halde tanık dinlenemeyeceğine ilişkin BAM kararının da gözetilmesini istiyoruz, dedi.
Tam ıslahlı davanın ön inceleme duruşmasına geçildi.
█████/2024 tarihli "tam ıslaha bağlı ek tensip tutanağı" başlıklı tensip tutanağında da belirtildiği gibi davada HMK’nun 118 ila 186. Maddelerinde düzenlenen yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiği anlaşıldı.
Tensip ara kararlarının yerine geldiği anlaşıldı.
HMK-119-121 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ve ekleri incelendi, Dava dilekçesi ve eklerinde herhangi bir eksikliğe rastlanmadı.
HMK-114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde davanın zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmeden açıldığına ilişkin itiraz yönünden ve ayrıca ıslahın kötü niyetli yapıldığına ilişkin itiraz yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, sair dava şartlarının mevcut olduğu görüldü.
Söz konusu itirazlar yönünden soruldu
:
Davalı vekili
: söz konusu itirazlarımızı tekrar ediyoruz ayrıca tam ıslahla yeni dava olduğu ihtimali yönünden de tam ıslah tarihinin de gözetilmesini istiyoruz, dava dilekçesi ve tam ıslah dilekçesi yan yana getirildiğinde dilekçelerin anlamlı bir fark içermediği ve hemen hemen aynı olduğu anlaşılacağından ıslah kötü niyetlidir, dedi.
Davacılar vekili
: bu konuda yazılı beyanlarımızı tekrar ediyoruz, dava tarihi itibariyle dava şartı arabuluculuk şartı söz konusu değildir, dilekçeler karşılaştırıldığında görülecektir ki iddialar genişletilmiş ve deliller arttırılmıştır, kötü niyet söz konusu değildir, itirazların reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.
Davalı vekili söz aldı
: zapta geçen iddiaların genişletilmesi ve delillerin arttırılması ifadesinden de ıslahın kötü niyetli olduğu anlaşılmaktadır. Zira bu sebeplerle ıslah yapılamaz, dedi.
Dosya incelendi
:
GGD
:
Tam ıslah olsa da ilk davanın devamı niteliğinde olması, menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına yönelik 7445 sayılı yasa ile getirilen değişiklik █████/2023 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe girdiğinden eldeki davanın bu tarihten önce açılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle menfi tespit niteliğindeki bu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması nedeniyle bu yöndeki itiraz yerinde görülmediğinden itirazın reddine,
Tam ıslaha yönelik yasal hakkın kullanılmış olması nedeniyle yerinde görülmeyen kötü niyetli itirazların reddine,
oy birliği ile karar verildi, tefhimle açık yargılamaya devam olundu.
Yukarıdaki ara kararlara da bağlı olarak dava şartları yönünden bir eksiklik olmadığı anlaşıldı.
.........
Dosya incelendi.
GGD
:
Tarafların arasındaki uyuşmazlığın davacı şirket ile ilgili olarak ---. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe diğer davacılar ---- ve ---- ile ilgili olarak--- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup █████/2015 tanzim tarihli, █████/2016 vade tarihli ve 2.250.000 TL bedelli bono ile █████/2015 tanzim tarihli, █████/2016 vade tarihli ve 668.000 TL bedelli bono olmak üzere bu iki adet bononun teminat olarak verilip verilmediği, bonoların protokollerle ilgisinin olup olmadığı, davalının protokollere bağlı olup olmadığı, protokollere göre iade edilmelerinin gerekip gerekmediği ve bu hususlara bağlı olarak sonuçta her bir davacının her bir bono yönünden borçlu olup olmadığı, borçlu olunması ihtimalinde hangi davacının hangi bono nedeniyle ne kadar borçlu olduğu hususlarının aydınlatılmasına yönelik olduğuna, (HMK-140/3),
Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu.
Dosya kapsamına nazaran incelenmesi gereken herhangi bir hak düşürücü süre olmadığı ve fakat zaman aşımı itirazının karara bağlanması gerektiği anlaşıldı.
Davalı vekilinden soruldu
: zaman aşımı itirazımızı tekrar ediyoruz, dedi.
Davacılar vekilinden soruldu
: zaman aşımı itirazını kabul etmiyoruz, dedi.
Dosya incelendi
: zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşıldığından yargılamanın bittiği bildirildi...."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Toplanan deliller, gerekli-yeterli UYAP içerikleri temin edilen icra dosyaları, zaman aşımı itirazına ilişkin veriler yönünden dosya kapsamıyla uyumlu Olup yukarıda gerekli kısımları aynen aktarılan █████/2023 tarihli ıslah dilekçesine karşı sunulan cevap dilekçesinde B/2 başlığı altında ileri sürülen zaman aşımı itirazına ilişkin tespitler, TBK . Madde 82 düzenlemesi, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören iflas davasına █████/2016 tarihli dilekçe ile yapılan müdahale talebi, bu talebin █████/2017 tarihli duruşmada zapta geçmiş olması, 1. Alacaklılar toplantısının █████/2017 tarihinde yapılmış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın TBK. Madde 82 düzenlemesine göre "öğrenme" olgusunun varid olduğu ve buna göre 2 yıllık zaman aşımı süresinin fazlasıyla geçmesinden çok sonra █████/2022 tarihinde davanın açılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde zaman aşımı itirazının yerinde olduğu, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığı sonuç ve kanaatine varılmadığından zaman aşımı itirazının kabulü ile tam ıslahlı davanın bu nedenle reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuş olup, takiplerin kötü niyetli olarak yapıldığı hususunda herhangi bir veri olmaması ve kararın mahiyeti gözetilerek davacı aleyhine icra tazminatına karar verilmemiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki toplam dava değeri 2.918.000 TL'dir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Zaman aşımı itirazının kabulü ile tam ıslahlı davanın bu nedenle reddine,
Maktu karar harcının Mahkemeler Veznesine yatırılan 49.832,15 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 49.100 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
Davacı tarafça yapılan harç ve giderin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
Davalı vekili için tarife gereğince hesap ve takdir edilen 421.340,00 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, İlişkin olmak üzere davacılar vekili yönünden e-Duruşma sistemi üzerinden, davalı vekili yönünden huzuren olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!