Anahtar kelimeler: Defterdarlık Halefiyet Muğla Bedelden Bürosunun Valiliği Borcuna Akabinde Malvarlığı Kefil

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)
: ...Vekili
: Av. ...Karşı Taraf (Davalı)
: ... Valiliği / ...Vekili
: Av. ...İstemin Özeti
: Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılarak malvarlığı Hazineye devredilen ... Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş.'nin İş Bankasına olan kredi borcunun, kefil sıfatıyla kendisinden tahsil edilmesi akabinde anılan kredi borcuna karşılık olarak ipotek alınan taşınmazın Hazine adına tescilinin yapılması üzerine taşınmazın satışından elde edilecek bedelden öncelikli olarak 1.057.000,00-TL'nin █████/2018 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte halefiyet ilkesi gereğince tarafına ödenmesine ilişkin yapılan █████/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin Muğla Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosunun ... tarih ve E... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu, talep edilen alacağın herhangi bir kefalet ilişkisinden kaynaklanmadığı, borcun kaynağının kapatılan şirketin İş Bankası ile akdettiği kredi sözleşmesi olduğu, alacaklı İş bankası Muğla Şubesinin FETÖ/PDY ile aidiyetinim, iltisakının veya irtibatının bulunmadığı ve borcun gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayandığı, █████ aralık sürecinde kendisinin de dahil olduğu şirket ortaklarının bir kısmının şirket ortaklığını devretmek istediği, ancak şirketin mevcut kamu borçlarının şirket hisse devrine engel olduğu, şirketin kamu borçlarının kapanması için İş Bankasından kredi çekildiği, kapatılan şirkete ait yurtların bulunduğu gayrimenkullerin kredinin teminatı olarak ipotek verildiği ve kredi borcunun teminat altına alınması nedeniyle borcun ödeneceği veya en azından rücu edilebilecek bir mal varlığının olması nedeniyle kefil olarak kendisinin kredi sözleşmesini imzaladığı, yasal düzenlemenin amacının █████ aralık sürecinden sonra şirketlerin muvazaalı olarak borçlandırılması nedeniyle örgüte aktarılacak paraların önüne geçilmesi ve daha fazla kamu zararının oluşmasının engellenmesi olduğu, ancak davalı idarenin, yasal düzenlemeyi yanlış yorumlayarak, kendisinin başta mülkiyet hakkı gibi anayasal haklarını, temel hak ve hürriyetlerini ihlal edecek nitelikte idari işlem tesis ettiği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, anılan yasa maddesinde kefilin değil alacaklının FETÖ/PDY ile aidiyetinin, iltisakının veya irtibatının olmaması şartının arandığı, kapatılan şirketin somut olayda borçlu sıfatında olması ve kefaletinin olmaması aksine kendisinin kapatılan şirkete kefil olması nedeniyle dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti
: Savunma verilmemiştir.Danıştay Tetkik Hakimi
:...Düşüncesi
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.Öte yandan; 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un ''Devir işlemlerine ilişkin tedbirler'' başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. fıkrasında, ''20/7/2016 tarihli ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.'' kuralı yer almakta idi.Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararıyla, █████/2018 tarih ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ''...aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle...'' ibarelerinin iptaline karar verilmiştir. Anılan kararın gerekçesinde; dava konusu kuralın kapsamına giren alacakların ödenmemesinin öngörülmesinin bunların muvazaalı olmasına veya varlığının kuşkulu görülmesine dayanmadığının anlaşıldığı, dava konusu kuralın bulunduğu fıkranın dava konusu edilmeyen bölümü gözetildiğinde idarenin, hileli işlemlere dayandığı tespit edilen alacakları ödememe konusunda yeterli araçlarla zaten donatıldığı, dolayısıyla dava konusu kuralın amacının terör örgütlerine aidiyeti, irtibatı veya iltisakı görülenlerin alacaklarının ödenmesinin engellenmesi olduğunun anlaşıldığı, diğer bir ifadeyle dava konusu kuralda belirtilen alacakların ödenmemesinin sebebinin bu alacakların terör örgütüne aidiyetinin, irtibatının veya iltisakının bulunduğu düşünülen kişilere ait olması olduğu, temelindeki hukuki ilişkinin varlığı ve hukuka uygun olarak doğduğu hususunda kuşku bulunmayan bir alacağın sırf alacaklısının terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğunun değerlendirilmiş olması sebebiyle ödenmemesinin demokratik bir hukuk devletinde meşru görülmesinin mümkün olmadığı, kuşkusuz terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı oldukları somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulan kişilerle ilgili olarak makul ve ölçülü tedbirlerin alınmasının Devletin takdir yetkisi kapsamında olduğu ancak bunların özel hukuk ilişkileri çerçevesinde ifa ettikleri yükümlülüklerinin bir sonucu olarak doğan alacaklarının ödenmemesi yolunda düzenleme yapılmasının başvurulabilecek makul ve meşru tedbirler arasında kabul edilemeyeceği, bu durumda dava konusu kuralın kamu yararına yönelik meşru bir amaca dayandığığının söylenemeyeceği belirtilerek anılan kuralın Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.Dava konusu işlemin dayanaklarından birini oluşturan (7091 sayılı Kanunla kanunlaşan) yukarıda yer verilen 670 sayılı KHK kuralı, yine yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilmiş olan işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Anayasa'nın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.Bu bağlamda, her ne kadar temyize konu Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında ''...Somut olayda, davacının 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş.'nin kredi borcuna karşılık müteselsil kefil olduğu ve bu kefilliği dolayısıyla ödemek durumunda kaldığı borçtan dolayı dava konusu alacak başvurusunu yaptığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının dava konusu yaptığı alacağın dayanağının kefalet ilişkisinden doğduğu açıktır. Ayrıca davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu nedenle de davacının Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu sabittir. Sonuç itibarıyla, davacıya ödeme yapılabilmesi için mevzuatta açıkça belirtilen hem alacağın kefaletten doğmaması hem de Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle olan gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartlarının gerçekleşmediği...'' gerekçelerine yer verilerek davanın reddi yönünde karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararı neticesinde 7091 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ''...aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle...'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verildiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY ile aidiyetinin, iltisakının veya irtibatının bulunmasının davanın reddi yönünde verilen Mahkeme kararına gerekçe olarak gösterilemeyeceği açıktır.Bununla birlikte, davacının halefiyet ilkesi gereği tarafına ödenmesini talep ettiği alacağın kefalet ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.