Anahtar kelimeler: Kanalında Yapımcılığını Etmeye Yapım Taraflı İfa Programın Eser Bakirköy Bölüm

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
I- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında 23.06.2017 tarihinde yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden müvekkilinin 07.08.2017 tarihinden itibaren davalı şirketin kanalında yayınlanan programın yapımcılığını ifa etmeye başladığını, 39 bölüm sonra davalı şirketin tek taraflı kararı ile programın sebep gösterilmeksizin yayından kaldırıldığını, akabinde müvekkiline sözleşmeyle garanti edilen bakiye 31 bölüm ve yeni bir programın en geç Mart 2018 içinde yayına konulacağının belirtildiğini, buna rağmen 31 bölüm ücreti ödenmediği gibi, garanti edilen 31 bölüm ve yayınlanacak yeni programında tarihinin de bildirilmediğini, sözleşmesinin “Süre ve Fesih” başlıklı 15. mad. “Şirket, yapımcıya mücbir sebeplerin ortaya çıkmaması ve/veya yapımcının kendisinden kaynaklanan nedenlerle eserin yapımını sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirmemiş olması halleri hariç olmak üzere; eserin ilk yayınları saat 10.00-13.00 aralığında yayınlanırsa 2017 Ağustos ayında yayınlanacak bölümler ve buna ilaveten 50 bölüm yayın garantisi vermektedir” hükmü bulunduğunu, Ağustos/2017 ayında yayınlanan 20 bölüm ve buna ilaveten 50 bölüm olmak üzere toplam 70 bölüm garanti edildiğini, müvekkilinin de sözleşme hükmüne güvenerek ticari ilişkisini buna göre düzenlediğini, bunun haricinde sözleşmenin 12. maddesinde yer alan ve müvekkiline ödenmesi gereken 420.000,00 avanstan sadece 175.891,60' ödendiğini, müvekkiline garanti edilen 70 bölümden geriye kalan 31 bölüme ilişkin 1.302.000,00 + KDV davalının müvekkiline borcu olduğunu, ödenen avans tutarı mahsup edildiğinde 1.126.108,40+KDV davalının müvekkiline borçlu olduğunu, davalı şirkete gönderilen ihtarname ile bu bedelin ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak borcun ifa edilmediğini, davalıya 1.302.000,00+KDV olmak üzere fatura düzenlendiğini, faturaya itiraz edilmediği gibi bakiye kalan ödemenin de yapılmadığını, alacağın tahsili için icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, neticede; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II- Cevap
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin “...” logosu ile 6122 sayılı Kanun uyarınca yayın hizmeti ile iştigal eden bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin yayınlarının iç ve dış yapım olmak üzere hazırlanıp yayınlandığını, dış yapımın fikri ve prodüksiyonu yapım şirketi tarafından oluşturulan dizi film, yarışma ve eğlence gibi TV programlarının, tüm organizasyonunun, meydana getirilmesinin TV kanalından bağımsız olarak hazırlanarak yayın için kanala sunulması olduğunu, iç yapımın ise; programların TV kanalı tarafından hazırlanarak yayınlanması olduğunu, hazırlanan tüm yayınları, yayınlayıp yayınlamamanın ise o günün şartlarına ve programların ilgi çekiciliğine, görüntü ve ses kalitesine, yayın süresine, izlenirlik oranı gibi hususlar dikkate alınarak müvekkili tarafından belirlendiğini, dava konusu programın dış yapım olduğunu, yapımcı davacı tarafından hazırlanarak müvekkiline iletilecek programa ilişkin tüm şartların 23.06.2017 tarihinde akdedilen “Yapım Sözleşmesi” nde düzenlendiğini, bu sözleşme ile amaçlananın, davacı yapımcının, evli, nişanlı, sözlü ya da ilişkilerinde sorun yaşayan çiftlerin birlikte ya da ayrı ayrı başvurarak katılabilecekleri, geri dön çağrısı yapabilecekleri, ilişkisini düzeltmek için katılan ve locada bulunan diğer katılımcılarında yer aldığı ve zaman zaman işlenen konu hakkında yorumda bulunduğu, stüdyoda seyircinin de eşlik edeceği özgün zaman program üretmesi ve bunun karşılığında da müvekkili şirketin yayınlanan bölümlere istinaden davacı bölüm başı ücreti ödemesi olduğunu, davacının sözleşme hükümleri uyarınca eserin ilk bölümünü üreterek müvekkili şirkete teslim ettiğini, “...” ismi ile 7 Ağustos 2017 tarihinde yayınlandığını, bu bölümü takip eden 2 bölümünde aynı konsepte yayınlandığını, 3. bölümün yayınlanmasından sonra RTÜK'ün müvekkili şirket yetkililerinin toplantıya çağırdığını, “...” isimli programın 29.04.2017 tarihinde yürürlüğe giren OHK bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KHK”'nin Altıncı Bölümünde düzenlenen Medya Hizmet Sağlayıcılarla İlgili Düzenlemeler başlıklı 60. mad. aykırılık teşkil ettiğini, programa bu şekli ile devam edilirse 61. mad. düzenlenen yaptırımların uygulanacağının bildirildiğini, RTÜK'ün programın “...” olan ismini ve programın içeriğini, arkada bulma amacıyla kişilerin buluşturulduğu türden programlara benzettiğini, programın ilk bölümlerinde daha önce izdivaç programlarına da katılmış kişilerin katılması ve bu kişilerin nişanlısına, eşine seslenmesinin programın bu şekilde algılanmasına sebep olduğunu, taraflarca akdedilen sözleşmede konukların temini ve bunlara ilişkin tüm sorumluluk davacıya ait olduğundan, sözleşmenin 8. mad. davacının, programın 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonlarının Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanuna ve bu Kanunla ilgili yönetmeliklere, RTÜK yayın hizmeti ilkelerine vs. diğer ilgili mevzuata aykırı olmayacağını kabul ettiğini ve davalı müvekkiline veya kanala sözleşme konusu ile ilgili bir uyarı, idari bir ceza ve/veya herhangi bir müeyyide uygulanması ya da uygulanacağının bildirilmesi durumunda, müvekkili veya kanalın yayında müdahale sorumluluğunu müvekkili ile birlikte derhal üstleneceğini, program sebebiyle uygulanan idari para cezaların yaptırımından %50 sorumlu olduğunu kabul ettiğini, bu nedenle RTÜK tarafından yapılan uyarının davacıya iletildiğini, akabinde programın isminin “...'...” olarak değiştirildiğini, isim değişikliği ile birlikte programın formatının da değiştirildiğini, suç cinayet temalarının işlendiği program formatına dönüştürüldüğünü, akabinde programda sunucu değişikliğine gidildiğini ve ...'un programı sunmaya başladığını ve programın isminin “...” olduğunu, özetle programın; 07 Ağustos 2017 tarihinden 16 Ağustos 2017 tarihine kadar ... sunumu ile 8 bölüm boyunca “...” ismi ile, 17 Ağustos 2017 tarihinden 31 Ağustos 2017 tarihine kadar 11 bölüm boyunca “... ...” ismi ile, 4 Eylül 2017 tarihinden 29 Eylül 2017 tarihine kadar 20 bölüm boyunca ... sunumu ile “...” ismi ile olmak üzere toplam 39 bölüm yayınlandığını ve son verilmek zorunda kalındığını, müvekkilinin sözleşmenin ayakta kalması için her türlü çabayı gösterdiğini, ancak teslim edilen yeni bölümlerin izlenirlik oranlarının düşük olması, sözleşme kurulurken varolan koşulların değişmesi ve bu değişimin sonucu olarak sözleşmedeki dengenin müvekkili aleyhine katlanamayacak derecede bozulduğunu, programın müvekkili şirketten kaynaklanmayan nedenlerle 4. bölüm itibari ile sözleşmede tarafların yayınlamayı amaçladıkları formattan çıktığını, başka bir programa dönüştüğünü, bu şekli ile sözleşmedeki mücbir sebep halinin gerçekleştiğini, 15. mad. batıl hale geldiğini, 15. mad. ile 50 bölüm veya 40 bölüm sürmesinin sözleşmedeki tanımlanan formatta ki tv programına ait olduğunu, RTÜK uyarısından sonra ortaya çıkan programın 15. mad. ile 40 veya 50 bölüm sürmesinin arzulandığı eser olmadığını, sözleşmenin ilk kurulduğu andaki iradenin dışına çıkılarak farklı eserler sunulduğunu, tarafların gerçek iradesinin sözleşmenin 16-0 maddesinde açıkça tespit edildiğini “Şirket yapımcı tarafından hazırlanan bölümün yürürlükteki mevzuat hükümlerine ve/veya kanalın yayın politikasına aykırı olması, içeriğinin beğenilmemesi vs. hallerinde ilgili bölümü yayınlamama hakkına sahip olup, yapımcı bu hususu peşinen kabul etmiştir. Yapımcı bölümünde yayınlanmaması nedeniyle şirket ve/veya kanaldan herhangi bir nam altında hak ve/veya alacak talep edemeyeceğini peşinen beyan, kabul ve taahhüt eder.” hükmüne havi olup, herhangi bir garanti bölüm ayrımı yapmaksızın, müvekkilinin mevzuat hükümlerine aykırı olan, içeriği beğenilmeyen bölümleri yayınlamama ve yayınlamadığı bölümlerin bedelini ödememe hakkına sahip olduğunu, davacı tarafından tahsili talep edilen 31 bölümün davacı tarafından hiçbir zaman çekilmediğini, bu bölümler için herhangi bir emek ve mesai harcanmadığını, giderlere katlanılmadığını, ödeme yapılmak zorunda kalınmadığını, davacının herhangi bir zarara uğradığını beyan ve ispat etmediğini, ortada bir zarar olmadığından davacının sebepsiz zenginleşeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, somut olayda davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme uyarınca davacı tarafından hazırlanan TV programının davalıya ait TV kanalında yayınlandığı ve garanti edilen 70 bölümden 31 bölümün yayınlanmadığı ve bu bölümlere ilişkin iş bedelinin ödenmediği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından hazırlanan TV programının yayından kaldırılmasının mücbir sebebe dayanıp dayanmadığı, sözleşmede belirtilen garanti taahhüdünün geçerli olup olmadığına ilişkin olduğu, mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2017, s. 582) Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılacağı, mücbir sebebin bir takım unsurları olduğu, öncelikle mücbir sebep, zorlayıcı bir olaydır. Bu olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay, zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir olay olmalıdır. Mücbir sebep nedeniyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir borcu ihlal etmiş olmalı, mücbir sebep, davranış normunun ihlali ya da borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış olması gerektiği, kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve önlenemezlik kavramını da kapsadığı, mücbir sebebin bir diğer unsuru ise öngörülmezlik olduğu, davacı ile davalı arasında, 23.06.2017 tarihli Yapım Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeyle davacı/yapımcı, davalıya ait TV kanalında yayınlanmak için, sözleşmenin 2/h no'lu maddesinde “konusu ve içeriği (konsepti)” belirlenmiş olan program bölümlerini yapmayı borçlandığı, davalı/yayıncı da, program başına ücret ödemeyi borçlandığı, davalı/yayıncı, mücbir sebeplerin ortaya çıkmaması halinde, toplam 70 programı yayınlayacağı yönünde davacı/yapımcıya garanti verdiği, sözleşme konusu programlar bir süre boyunca “Sözleşmede belirlenmiş olan konu ve içerikle (yani çiftleri barıştırma konusu ve içeriğiyle/konseptiyle) yayınlanmıştır. Fakat sonra, RTÜK tarafından, bu konu ve içerikle yayınlanan program bölümlerinin “toplumun evlilik kurumuna verdiği değeri zayıflatıcı unsurlar içerdiği için RTÜK ile ilgili mevzuat hükümlerini ihlal ettiği”, davalı/yayıncıya bildirildiği, davacı ile davalı anlaşmak suretiyle, sözleşme konusu programın sözleşmede belirlenmiş olan konu ve içeriğini (konseptini) değiştirmişlerdir. Dolayısıyla, sözleşmenin kurulmasından sonra, “TV Programları” ile ilgili konularda uzman “Tacir” durumunda olan her iki tarafça da tahmin edilememiş olan bir “olağanüstü durum” ( ki “olağanüstü durum” hukuki açıdan, “mücbir sebep” ile aynı etkiye/fonksiyona sahiptir) sebebiyle sözleşme konusu programın sözleşmede belirlenmiş olan “konu ve içeriği (konsepti)” tarafların anlaşması ile değiştirildiği, dolayısıyla da sözleşmenin “esaslı bir unsuru” tarafların anlaşması ile değiştirilmiştir. Davalı/yayıncı ise, hayatın olağan akışında, sözleşme konusu programın sözleşmede belirtilen “konu ve içerik” ile yayınlanacağı inancıyla (bu hususa güvenerek) 70 adet program bölümün yayınlamayı garanti ettiği, sözleşmede belirtilen konu ve içeriğe (konsepte) sahip programlar ülkemizde büyük ilgi toplamakta ve oldukça yüksek reyting (izlentoplamakta ve oldukça yüksek reyting (izlenme oranı) elde ettiği, söz konusu “olağanüstü durum (hal)” sebebiyle sözleşme konusu programın sözleşmede belirlenmiş olan “konu ve içeriğinin (konseptinin)” ve dolayısıyla da sözleşmenin “esaslı unsurunun” tarafların anlaşması ile değiştirilmesi nedeniyle; 70 adet programı yayınlama garantisini (garanti taahhüdünü) içeren sözleşme hükmü de, kendiliğinden geçersiz hale geldiği, diğer bir deyişle söz konusu hükümde yer alan “garanti taahhüdü” ortadan kalktığı, bu nedenle davacının, işbu garanti taahhüdünün davalı tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle uğradığını iddia ettiği zararın (kâr mahrumiyeti zararının) tazminini davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine ve davalı, davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunu ispat edemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV-İSTİNAF
Davacı vekili istinafında, mahkeme kararının eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak verildiğini, mücbir sebep nedeniyle sözleşmede esaslı değişikliğe gidildiği değerlendirmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen bir durumun söz konusu olmadığını, KHK'nın 29.04.2017 tarihinde yürürlük tarihinin olduğunu, KHK hükmünün bilindiğini, garanti hükmünün kendiliğinden geçersiz hale gelmediğini, sözleşmenin H bendinde açıkça sözleşmenin geliştirilebileceği ve değiştirilebileceğinin düzenlendiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin kötü niyet tazminatına hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V-DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşme gereğince yapılması gereken ancak yapılmayan ve bedeli ödenmeyen 31 program bedeli için itirazın iptali davasıdır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı program yapımcısı olan yüklenici davada, müvekkili ile davalı arasında 23.06.2017 tarihinde yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden müvekkilinin 07.08.2017 tarihinden itibaren davalı şirketin kanalında yayınlanan programın yapımcılığını ifa etmeye başladığını, 39 bölüm sonra davalı şirketin tek taraflı kararı ile programın sebep gösterilmeksizin yayından kaldırıldığını, akabinde müvekkiline sözleşmeyle garanti edilen bakiye 31 bölüm ve yeni bir programın bedeli için icra takibi açtıklarını, davalının itirazının iptalini talep etmiştir. Davalı iş sahibi, yapımcı davacı tarafından hazırlanarak müvekkiline iletilecek programa ilişkin tüm şartların 23.06.2017 tarihinde akdedilen “Yapım Sözleşmesi”nde düzenlendiğini, bu sözleşme ile amaçlananın, davacı yapımcının, evli, nişanlı, sözlü ya da ilişkilerinde sorun yaşayan çiftlerin birlikte ya da ayrı ayrı başvurarak katılabilecekleri, geri dön çağrısı yapabilecekleri, ilişkisini düzeltmek için katılan ve locada bulunan diğer katılımcılarında yer aldığı ve zaman zaman işlenen konu hakkında yorumda bulunduğu, stüdyoda seyircinin de eşlik edeceği özgün zaman program üretmesi ve bunun karşılığında da müvekkili şirketin yayınlanan bölümlere istinaden davacı bölüm başı ücreti ödemesi olduğunu, davacının sözleşme hükümleri uyarınca eserin ilk bölümünü üreterek müvekkili şirkete teslim ettiğini, “...” ismi ile 7 Ağustos 2017 tarihinde yayınlandığını, bu bölümü takip eden 2 bölümünde aynı konsepte yayınlandığını, 3. bölümün yayınlanmasından sonra RTÜK'ün müvekkili şirket yetkililerinin toplantıya çağırdığını, “...” isimli programın 29.04.2017 tarihinde yürürlüğe giren OHK bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KHK”'nin Altıncı Bölümünde düzenlenen Medya Hizmet Sağlayıcılarla İlgili Düzenlemeler başlıklı 60. Mad. aykırılık teşkil ettiğini, programa bu şekli ile devam edilirse 61. mad. düzenlenen yaptırımların uygulanacağının bildirildiğini, format değişikliği yapıldığını, 39. bölümden sonra müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplerle yayından kaldırıldığını, davacının garanti kapsamında olduğunu belirttiği 31 bölümün hiç çekilmediğini, garantinin sözleşmenin ilk hali için geçerli olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Yerel Mahkemece, dosya kapsamını ve bilirkişi raporunu da nazara alarak, OHAL düzenlemelerinin mücbir sebep olduğunu, garanti sorumluluğunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davacının kar mahrumiyeti talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 23.06.2017 tarihli Yapım Sözleşmesi olup, bölüm başı fiyatı 42.000,00TL.+KDV'dir. Bu sözleşmeye göre yapımcı RTÜK düzenleme ve ilkelerine uymayı taahhüt etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı yüklenici garanti kapsamında kalan 31 bölümün ücretini alıp alamayacağına ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen kararda taraf iddialarının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Davalı cevap dilekçesinde taraflar arasındaki dayanak yazılı sözleşmenin açıklanan olaydan sonra revize edildiği iddia edilmiş ise de bu husus değerlendirilmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin bazı yönlerle revize edilip edilmediği değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebi incelenmeden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, Davalının istinaf talepleri incelenmeksizin, davacının istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf talepleri incelenmeksizin, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../███████ tarih, 2020/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!