Anahtar kelimeler: Özetlemüvekkili Satımdan Bam Borçluya Yazim İlişki Faturaların İzmir Eksiklik Geçildi

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişki sebebiyle, aşağıda bilgileri verilen faturaların davalı borçluya gönderildiği, işbu faturalara süresinde itiraz etmeyen davalının kendisine Beyoğlu 6. Noterliğinin 03907 yevmiye numaralı ve █████/2020 tarihli ihtarnamesi (Ek-2) gönderilmiş olmasına rağmen, borcunu ödemediği, ilgili faturalardan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhinde Torbalı İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyası ile takip başlatılmış ise de davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle takibin durduğu, davanın ikamesinden önce arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, fatura bilgilerinin; AK42019010000392 no.lu █████/2019 tarihli 26.575,50 TL tutarlı fatura, AK02019010000028 no.lu █████/2019 tarihli 8.827,00 TL tutarlı fatura, AK72019010000066 no.lu █████/2019 tarihli 1.764,00 TL tutarlı fatura olduğu, resmi kayıtlar ile tarafların ilgili tüm ticari defterlerinde yapılacak inceleme sonucunda davalının müvekkiline borçlu olduğunun ve itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunun açıkça anlaşılacağı belirtilerek açıklanan sebeplerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, izah edilen sebeplerle; icra takibine yapılan itirazın tümden iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle davalı borçlu aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği,
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davacı arasında takip konusu faturalara konu edilen sözlü veya yazılı herhangi bir sözleşmenin kurulmadığı, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında faturaya konu edilebilecek herhangi bir mal veya hizmet alımı gerçekleşmediği, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak herhangi bir fatura tebliğ edilmediği, takip konusu faturaların müvekkil şirketin ticari belge ve defterlerinde kayıtlı olmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydı ile takibe konu fatura bedellerine faiz işletilmiş olmasının, uygulanmış olan faiz oranlarının ve faiz başlangıç tarihlerinin de hukuka aykırı olduğu, takip konusu fatura alacaklarının likit olduğu, davacının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun da açık olduğu, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri, arz ve izah edilen nedenlerle davacının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddinin gerektiği belirtilerek açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği,
MAHKEMECE
: "...,Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından davalı aleyhine yukarıda belirtildiği şeklide faturadan kaynaklı ilamsız takip başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durduğu konularında bir uyuşmazlık olmadığı görülmüştür.
Yukarıda yapılan tespit göz önüne alındığında taraflar arası uyuşmazlığın takip konusu faturalar yönünden ticari bir ilişkinin kurulup kurulmadığı, yine taraflar arasında bu faturalara mahsuben herhangi bir mal veya hizmet alımına dair ticari bir ilişkinin olup olmadığı, faturaların davalı tarafa gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise davalı tarafça süresinde itiraz edilip edilmediği, faturaların her iki taraf nezdinde kayıtlı olup olmadığı bu kapsamda davacının davalıdan icra dosyasındaki tutar kadar alacaklı olup olmadığı ve dolayısıyla davalı tarafça yapılan itirazın haklılık teşkil edip etmediğinin ve ayrıca davacı yanca istem konusu edilen icra inkar tazminatının yerinde olup olmadığının tespit ve değerlendirilmesine esas açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarına yapılan itirazların bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; taraf ticari defter ve kayıtlarının uyuşmazlık dönemi bakımından usulüne uygun incelendiği, hazırlanan raporların alanında uzman bilirkiş-ilerce hazırlandığı gibi denetime elverişli ve yeterli teknik incelemeyi içerdikleri raporlara yapılan itirazların esasen mahkememce resen değerlendirilmesi gereken itirazlardan olduğu anlaşılarak raporların hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı ve davalı taraf ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davaya dayanak icra dosya alacağının fatura olduğu göz önüne alındığında faturaların davacı tarafta kayıtlı olmasına rağmen davalı nezdinde kayıtlı olmadığı gibi davacı tarafça BS bildirimine konu edilmesine rağmen davalı tarafından faturaların BA bildirimine konu edilmediği ve dolayısıyla takibe konu edilen fatura alacak toplam tutarı yönünden tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirleri ile uyumsuz oldukları bu kapsamda davacı taraf takibe konu ettiği 3 adet fatura içeriğinden kaynaklı davalıdan alacaklı olabilmesi için faturaların davalı yana yahut fatura içeriği ürünlerinin davalı yana tesliminin aksi iddia edilmekle birlikte davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla her ne kadar davacı yanca faturaların davalıya teslimine dair sevk irsaliyeleri, kantar fişleri ve fabrika çıkış belgeleri sunulmuş ise de teslim alan bölümlerinde herhangi bir isim ve imza bulunmadığından bu hususta mahkemece bu belgeler üzerinden davacı yanın isticvabına gidilmesinin gerekli olmadığı ve dolayısıyla davacının faturaların ve içeriği ürünlerin davalıya tesliminin davacı tarafça kanıtlanamadığı kanaatine varılmış, davacı tarafça yemin deliline dayanılmadığından başkaca araştırılacak bir husus kalmadığı değerlendirilerek her ne kadar davacı kayıtları nezdinde davacı taraf alacaklı görülse de davalı nezdinde bu alacağın varlığının bulunmadığı gibi alacağın dayanağını oluşturan söz konusu faturaların ve faturalara yönelik düzenlenen ve yukarıda belirtilen belgelerin davalı yana teslimi kanıtlanamadığından açılı davanın ispatlanamaması nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davalı yanca cevap dilekçesinde davalıdan kötü niyet tazminat talebinde bulunulmamış ve ancak tahkikatın devamı sırasında bu hususta beyanda bulunmuş ise de söz konusu talebin her zaman ileri sürülebilecek taleplerden olduğu ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadığından ayrıca davanın esası yönündeki yukarıdaki değerlendirme yanında davalının kötü niyet tazminat talebinin de değerlendirilerek reddi gerektiği kanaatine de varılmıştır." gerekçesiyle, Davanın REDDİNE,
- Davacının kötü niyetinin sübut bulmaması nedeni ile kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; resmi kayıtlar ile tarafların ilgili tüm ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda müvekkili şirketin ticari defterleri ve vergi beyannamelerinde kayıtlı olan iş bu faturalar nezdinde davalının müvekkile borçlu olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin müvekkil şirket lehine delil teşkil ettiğini, davalının tacir olduğunu, basiretli hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu, davaya konu faturalara davalının itiraz etmemesi neticesinde Yargıtay içtihatları doğrultusunda faturaların içeriğinin kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, zira 6102 sayılı TTK uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde, faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğduğunu, bu süreyi susmakla geçiren faturayı alan kimsenin artık malı almadığı veya imal ve teslim edilmediği, işin görülmediği, menfaatin sağlanmadığı iddiasında bulunulmasının beklenemeyeceği, şu halde itiraza uğramayan fatura münderecatı malın teslim edilmiş olduğunun ayrıca ispatının gerekmeyeceğini, edimin ifa edilmediğini iddia eden tarafın bu hususu ispat etmesi gerekeceğini, ancak davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğini, içeriği kesinleşmiş olan işbu faturaları ticari defterlerine kaydetmeyen ve vergi beyannamelerinde beyan etmeyen davalının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Bir satım  ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı tarafça, ticari ilişki sebebiyle faturaların davalı borçluya gönderildiği, faturalara süresinde itiraz etmeyen davalının kendisine ihtarname gönderilmiş olmasına rağmen borcunu ödemediği, alacağın tahsili amacıyla Torbalı İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde bir mal veya hizmet alımı gerçekleşmediğini, herhangi bir fatura tebliğ edilmediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, icra takibi ve davaya konu davacı ticari defter kayıtlarında bulunan faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmamasına, malın teslimine ilişkin belgelerde teslim alana ait herhangi bir isim ve imza bulunmamasına, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!