Anahtar kelimeler: Müdafisi Silahlı Suçuna Sıfatı İşleme Örgüt Örgütüne Olmamakla Görüşü Terör

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemeHÜKÜM
: 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozmaİlk derece mahkemesince, Anayasa Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli █████████ başvuru numaralı kararı üzerine yapılan yeniden yargılama neticesinde verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık müdafisi ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçuna yönelik olduğu, bu bağlamda sanık müdafisinin temyiz talebinin yalnızca vekalet ücretine yönelik olduğu, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin ise sanığın anılan suçtan cezalandırılmasına yönelik sanık aleyhine olduğu belirlenerek yapılan incelemede;1-Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden;İlk derece mahkemesinin kabulüne göre, görevi yaptırmamak için direnme suçundan neticeten verilen 12 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından onanarak 15.04.2013 tarihinde kesinleşmesi, 2911 sayılı Yasaya muhalefet suçundan da kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilerek, bu kararın da 19.07.2013 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle sanık lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,2-O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden;08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve ████████ esas - ████████ sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasakoyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve ███████ esas - ████████ sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve Yasakoyucu tarafından iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve ████████ sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve ████████ karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Sanık hakkında Diyarbakır (Kapatılan) 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.07.2012 tarih, 2011/4 23... /255 karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama neticesinde; silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/6 maddesi yollamasıyla 314/2 maddesi uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.04.2013 tarihli █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile onanarak █████/2013 tarihinde kesinleştiği, akabinde sanığın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu, başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli █████████ başvuru numaralı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan verilen ceza yönünden ihlal kararı verilmesi neticesinde sanık müdafiinin sanığın yeniden yargılanması yönündeki talebi üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılamada sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle atılı suçtan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği,TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve ███████ esas - ████████ sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bununla birlikte Yasakoyucu tarafından iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, kanunilik ilkesi gereğince Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 2'nci ve 7'nci maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek,Yapılan yargılama sonunda yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığına dair gerekçenin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.