Anahtar kelimeler: Farkından Satımdan Kur Satılan Aşağı Durduğunu Ödemediğini Cari Yazildiği Geç

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 20.05.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, davalıya satılan ürünler için faturalar düzenlendiğini, davalının faturaları ödemediğini veya geç ödediğini, bu nedenle kur farkından kaynaklı alacakları olduğunu, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini ve takibinin durduğunu, itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle
: Davacının kur farkı talep edebileceğine ilişkin herhangi bir sözleşme ve teamülün bulunmadığını, kur farkı faturasının kabul edilmeyerek iade edildiğini, davacının düzenlediği faturaların TL tutarlar ile ödendiğini, davanın reddine, kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy ..... İcra dairesi ..... Esas sayılı icra takip dosyasından .... Kimyevi Maddeler Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından ..... aleyhine 3.492,83-Euro toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine █████/2024 tarihinde borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelendiği 29.04.2025 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının 2024 yılındaki fiziki ticari defterlerinin açılış/kapanış noter tasdikleri ile e-defterlere ait berat onaylarına ilişkin tespitlerin yapıldığının, ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil etmesi hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığının bildirildiği, 2022-2023 yılı ticari defterlerinin incelemeye sunulmadığının beyan edildiği, davacı tarafın davalı taraf hakkında 3.492,83 EURO asıl ve toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık bankalarca 1 yıla kadar vadeli EURO mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi oranlarıyla tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası üzerinden 09.05.2024 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın takibe itiraz ettiği, takip talebine açıklama olarak “..... Numaralı, 25.04.2024 Tarihli, 3.492,83 EURO Bedelli Kur Farkı Alacağı Faturası” bilgisinin yazıldığı, davacı tarafın davalı taraf olan ile cari hesap ilişkisinin TL ve döviz olarak tutulduğu, 02.09.2022 tarihli ve 15.578,69 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 11.01.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 109.410,42 TL alacaklı olduğu, dosya muhteviyatına sunulan davalı tarafın ticari defterlerinin incelendiği 29.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ile davalının ticaret erbabı olduklarının, taraflar arasında ticari faaliyetin olduğunun, ticari faaliyet nedeniyle cari hesap çalıştığının ancak taraflarca imzalanan yazılı protokol, sözleşme veya anlaşmaya rastlanılmadığının, ticari faaliyete ilişkin cari hesabın 320.01.093 .... Maddeler San. ve Tic. A.Ş. hesabından takip edildiğinin, davalının cari hesap ekstresinin TL olarak düzenlendiğinin, ekstrede davalının takip tarihi 09.05.2024 itibariyle davacıya 140.753,09 TL borcun kaldığının ancak cari hesaba ait borç işlemleri, cari hesap ödeme işlemleri ile cari hesaptan kalan borç tutarının teyidinin, davalının fiziki ve e-ticari defterlerinin ibraz edilmediğinden teyit edilemediğini, ayrıca taraflar arasındaki - ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan kur farkına dayalı alacağının olup olmadığının, davalının savunmalarının yerinde olup olmadığının, taraflar arasındaki ilişkinin döviz cinsinden olup olmadığının, döviz cinsinden ilişkiye dair yazılı bir durumun olup olmadığının, bunun haricinde taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamındaki ödemelerin döviz cinsinden olup olmadığına ilişkin bir teamülün bulunup bulunmadığının, takibe konu faturalar ile yapılmış ödemeler var ise ödemelerin cinsinin hangi para birimi üzerinden yapıldığının, davacının kur farkına dayalı alacağı var ise ne kadar olduğu hususlarında herhangi bir tespitte bulunmanın mümkün olmadığının bildirildiği, Yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarında, kur değerlemesi/farkı tutarlarının talep edilebilmesi için taraflar arasında imzalanan/yapılan bir sözleşmenin veya uygulanan bir teamülün bulunmasının/oluşmasının gerektiğinin bildirildiği, taraflar arasında “Kur Farkı” değerlemesi veya uygulaması yapılabilmesine dayanak teşkil edebilecek dosya muhteviyatına sunulan herhangi bir “Sözleşmenin” bulunmadığı, taraflar arasında “Kur Farkı” uygulamasına yönelik herhangi bir teamül bulunup bulunmadığı ile ilgili hususun dosya muhteviyatına sunulun tüm belge ve bilgiler ile tarafların ticari defter ve kayıtlarıyla birlikte aşağıda incelendiği ve takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, takibe konu davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 25.04.2024 tarihli, ..... numaralı, KDV dahil 3.492,83 EURO tutarlı 1 adet kur farkı faturasının olduğu, davacı tarafın 3.492,83 EURO toplam fatura tutarının tamamı üzerinden takibe geçtiği, faturanın açıklama kısmına “Kur Farkı” diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenmediği, takibe konu kur farkı faturasından önce davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2023 yılında toplam 2 adet ve 4.619,63 Euro tutarlı kur farkı faturasının olduğu, iş bu faturaların açıklama kısmına “Kur Farkı” diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu, 01.06.2023 tarihli ilk faturanın davacı tarafın ticari defterlerine işlendiği ancak daha sonra çıkarıldığı, 23.11.2023 tarihli ikinci faturanın davacı tarafın ticari defterlerine işlenmediği, başkaca herhangi bir kur farkı kayıt işleminin olmadığı, Davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği satış faturalarının Euro-Usd para birimi olarak düzenlediği, faturalar üzerinde döviz kurlarının ve TL karşılıklarının belirtildiği, davalı tarafın davacı tarafa yaptığı ödemelerin TL para birimi olarak yapıldığı, Vergi Usul Kanunu 215'inci maddesine göre fatura, kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılması şarta bağlanmış durumda olduğu, bununla beraber Türk Lirası karşılığı gösterilmesi koşuluyla bu fatura ve belgelerin yabancı para birimine göre de düzenlenmesinin mümkün olduğu, döviz kurunun, bir ülkeye ait para biriminin diğer para birimleri karşısındaki fiyatı olduğu, kur farkının ise yabancı para birimi ile yapılan ticari ilişkilerde faturanın düzenlendiği tarih ile faturanın ödendiği tarih arasında paranın değerinde olan değişimden kaynaklı tarafların lehine ya da aleyhine olan farka verilen isim olduğu, netice itibariyle, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 3.492,83 Euro tutarlı 1 adet kur farkı faturası üzerinden takibe geçtiği, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği satış faturalarının Euro tutarları ile davalı tarafın yaptığı TL tutarlı ödemelerin Euro tutarları arasında kalan farkı kur farkı olarak hesapladığı, hesaplamaların TCMB'nin döviz kurları üzerinden yapıldığı, buna göre fatura tutarları ile ödeme tutarları arasındaki 15.159,42 Euro tutarlı farkın kur farkı olarak ortaya çıktığı, davacı tarafın 3.492,83 Euro tutar üzerinden takip talebinde bulunduğu, davacı tarafın kur farkından kaynaklı takibe konu alacak talebinin takdirinin yukarıda yapılan tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ışığında sayın mahkemeye bırakıldığı, davacı tarafın takibe konu alacak talebinin yerinde bulunması durumunda 3.492,83 Euro tutarı talep edebileceği, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin sonuç ve kanaati ile rapor sunulmuştur.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, ticari ilişki kapsamında davalıdan alacaklı olunduğu iddiası ile bu alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerinden 2024 yılına ait defterlerini sunmuş ise de uyuşmazlığın esasını teşkil eden 2022 ve 2023 yılına ait defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 3.492,83 Euro alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davalının mukayeseli incelemeye esas olacak şekilde 2022 ve 2023 yılına ait defterlerini incelemeye sunmaması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkinin döviz cinsinden olduğu iddiasını davacının ispatlamış olduğu, zira davalının belirtilen tarihlere ilişkin defterleri sunmayarak ispat yükünü üzerine aldığı, yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 3.492,83-EURO asıl alacak yönünden iptaline, takibin takdir edilen asıl alacak miktarı üzerinden DEVAMINA,
2-Takdir edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren fiile ödeme gününde EURO cinsinden devlet bankaları nezdinde açılmış kısa vadeli hesaplara uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına,
3-Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 36.765,52-TL (█████/2026 tarihli itibariyle efektif satış kuru 52,63-TL dikkate alınarak) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 12.557,26-TL harçtan davacı tarafça yatırılan ( Başvurma, Peşin, Vekalet harcı olmak üzere) 1.953,13-TL harcın mahsubu ile bakiye 10.604,13-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.953,13-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 13.294,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilinin yüzüne karşı karar verildi.█████/2026
Katip .....
Hakim .....
¸E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!