Anahtar kelimeler: Bineceği Protez Sakat Asaleten Aleyhlerine Aracına Okul Bakıcı Adlarına Servis

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR
: 1- (DAVACILAR)... Adına Velayeten Kendi Adlarına Asaleten ... ve ...VEKİLLERİ
: Av. ...2- (DAVALI)...BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak aleyhlerine olan kısımların temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: █████/2015 tarihinde davacı ...'in okul servis aracına bineceği sırada meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanarak sakat kaldığı ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve protez bedeline karşılık davacı ... için toplam 5.000,00 TL maddi (miktar artırım sonrası 1.761.791,54 TL), 1.000.000,00 TL manevi, davacılar ... ve ...için ise ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.761.791,54 TL maddi ve 1.200.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece, eğitim kurumunda öğrenim gören öğrencilerin taşıma işi özel şahıslara ihale edilmiş olsa da, davalı idarenin söz konusu taşıma işinin mevzuatta belirtilen şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda kontrol etme ve denetleme görevinin bulunduğu, olay tarihinde ilköğretim öğrencisi olan davacı ...'in güvenli bir şekilde servise bindirilmesi konusunda yükümlü olan idarenin bu amaçla rehber personel bulundurması gerektiği, bu hususlara uymayan okul servis şoförünün somut olaydaki kusurlu ve sorumsuz davranışından dolayı, denetim görevini gereği gibi yerine getirmeyen davalı idarenin sorumlu tutulacağı, bu nedenle davalı idarenin olayda okul servis şoförünün kusuru oranında yani %50 oranında hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, olay nedeniyle davacıların uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının %50'sinin davalı idarece tazmini gerektiği sonucuna varılarak davacı ...'in kalıcı iş gücü kaybı (efor kaybı) tazminat tutarına ilişkin olarak hesaplanan 1.007.323,15 TL tazminatın, davalı idarenin olaydaki %50 kusuru dikkate alınarak, davacı tarafından talep edilen 503.661,57 TL'sinin, 5.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, geri kalan 498.661,57 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği █████/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine; davacı ...'in "kaza tarihinden dava tarihine kadar geçmiş dönem bakıcı gideri, dava süresince hesap dönemi boyunca oluşan bakıcı gideri ve işbu kararın verildiği yıl için oluşan bakıcı giderinin" toplamı olan 135.571,95 TL bakıcı giderinin davalı idarenin kusur oranına (%50) tekabül eden 67.785,97 TL'sinin, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği █████/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine, geri kalan 179.088,00 TL gelecek dönem bakıcı gideri tazminatının davalı idarenin kusur oranına(%50) tekabül eden 89.544,00 TL'sinin ise, davalı idarece re'sen davacı ...'in yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak davacıya ödenmesine, bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak, davacının muhtemel yaşam süresi boyunca kullanacağı ve adedi 137.600,00 TL olan 16 adet toplam 2.201.600,00 TL değerindeki protez bedelininin, dosyadaki belgelerden davacının bu zamana kadar kullandığı anlaşılan 2 adedine tekabül eden 275.200,00 TL'lik kısmının, davalı idarenin kusur oranına (%50) isabet eden 137.600,00 TL'sinden, Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanan 1.851,20 TL'nin mahsubu sonucu kalan 135.748,80 TL protez giderinin ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 27.05.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi geri kalan 1.926.400,00 TL gelecek dönem protez gideri tazminatının davalı idarenin kusur oranına (%50) tekabül eden 963.200,00 TL'sinin ise, davacılarca protez değişim zamanı yapılacak başvuru üzerine, davalı idarece davacı ...'in yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yılda kullanılması gereken protez modelinin bedeli dikkate alınmak suretiyle davacı ...'e ödenmesine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacılardan anne ...ve baba ... için ayrı ayrı 25.000,00 TL ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Davalı idarenin maddi ve manevi tazminat talebinin esasına yönelik istinaf başvurusunun ve davacıların maddi tazminatın esasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, davacıların manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına ve davacıların 400.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin 800.000,00-TL manevi tazminat isteminin reddine, kabul edilen 400.000,00-TL'nin; idareye başvuru tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, davacıların maddi tazminatın faiz başlangıcına yönelik istinaf istemi yönünden ise; 1.759.940,34-TL maddi tazminatın ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiziyle ödenmesine ilişkin kısım yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacılar lehine hükmedilen 1.759.940,34-TL maddi tazminat için ıslah edilen kısım için de davalı idareye başvuruda bulunulduğu █████/2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, Mahkemece protez bedeli ve bakıcı giderinin dönemsel irat şeklinde hükmedilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu yöntemin kendi içinde çok fazla çelişki ve belirsizlik barındırdığı ve idareyle anlaşmazlık yaşanmasına neden olacağı, ayrıca manevi tazminatın da düşük hükmedildiği; davalı idare tarafından ise davalı idarenin okul servisinde rehber personel bulundurma yükümlülüğünün olmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişme Yönetmeliği ve ilgili firma ile imzalanan 2024-2015 eğitim öğretim yılına ilişkin araç kiralama teknik şartnamesinin 6. maddesi uyarınca herhangi bir kazanın yaşanması halinde tüm sorumluluğun firmaya ait olduğu ve idarenin kusurlu kabul edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Taraflarca, savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kısmen reddi kısmen kabulü ile ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Davacılardan ...'in █████/2015 tarihinde okul servis aracına bineceği sırada meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanarak sağ kolunu kaybetmesine neden olan olayda, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve protez bedeline karşılık ... için toplam 5.000,00 TL maddi (miktar artırım sonrası 1.761.791,54 TL), 1.000.000,00 TL manevi, ... ve ...için ise ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.200.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen Sor. No:... ve ... sayılı iddianamede; İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda; şüpheli ...'in sevk ve idaresindeki araçla mahal şartlarına uygun hızda seyretmediği, önünde seyreden okul servis aracının yavaşladığı, yolun karşısına geçiş yapan mağdur çocuk yayayı dikkate alarak seyrini kontrollü ve müteyakkız şekilde sürdürmesi gerekirken sürdürmediği, yolun karşısına geçiş yapan mağdur çocuk yaya nedeniyle zamanında etkin fren tedbiri almadığı kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile kusurlu olduğu, yine şüpheli okul servis sürücüsü Mehmet'in mahal şartlarını dikkate alarak çocukların güvenliği açısından mağdur çocuk yayayı evinin bulunduğu taraftan araca alması gerekirken almadığı, yolun karşı istikamet şeridinden mağdur çocuk yayayı araca bindirmek istemesi esnasında meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile kusurlu olduğunun belirtildiği, dosyada yer alan Adli Tıp Kurumu raporunda da belirtildiği üzere şüpheli araç sürücülerinin trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek mağdurun yaralanmasına neden olunduğu, servis sürücüsü şüpheli ...'nin evin olduğu tarafta değil de yolun karşı tarafında bekleyerek mağduru almak istemesi eyleminde, yedi yaşında bir çocuğun şehirler arası bir yolda karşıdan karşıya geçerken kaza geçirebileceğini öngörmesine rağmen "birşey olmaz" mantığıyla hareket ettiği, dolayısıyla eylemi bilinçli taksirle işlediği kanaatine varıldığı, şeklinde tespitlere yer verildiği, yine ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayıtlı dava dosyasında █████/2016 tarihli talimat yazısı üzerine, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda, çekici sürücüsü ... ile okul servisi sürücüsü ...'nin eşdeğer kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, aynı şekilde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayıtlı dava dosyasında █████/2016 tarihli talimat yazısı üzerine Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda, söz konusu trafik kazası olayında çekici sürücüsü ...'nın %50, okul servisi sürücüsü ...'nin %50 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, sözü geçen bu raporların yanında muhtelif tarihlerde alınan bilirkişi raporlarında ise kusura dair çelişkilerin ortaya çıktığı, örneğin █████/2015 tarihli bilirkişi raporunda, sürücü ...'nın tali kusurlu, davacı yaya ...'in asli kusurlu ve okul servis minübüsü sürücüsü ...'nin tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, sonuç olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayıtlı dava dosyası kapsamında, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yoluyla, söz konusu olaya ilişkin kusur durumu hakkındaki çelişkili raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla aldırılan █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda, bahse konu kaza olayında çekici sürücüsü ...'nın %50, okul servis sürücüsü ...'nin ise, araçta rehber personel bulundurması gerekirken, bulundurmadığına yer verilerek %50 oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği görülmektedir....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayıtlı dava dosyasında verilen Ara Kararı üzerine davacı ...'in çalışma gücü kaybı oranına ilişkin, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp birimi tarafından düzenlenen █████/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacı ...'in "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri uyarınca, yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma oranının %76 olduğu ve 18 yaş bitimine kadar bakıma muhtaç olduğuna yönelik rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.İdare Mahkemesince; davacılardan ...'in sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderine ilişkin zararın hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda dosyaya sunulan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "█████/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve %76 oranında beden gücü kaybına uğrayan ve 18 yaşına kadar bakıma muhtaç olan davacı ...'in TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre, iş gücü kaybı(efor kaybı) tazminatının toplam 1.007.323,15 TL, bakıcı gideri tazminatının ise, kaza tarihinden dava tarihine kadar geçmiş dönem bakıcı giderinin 27.827,55 TL, dava süresince hesap dönemi boyunca oluşan bakıcı giderinin 77.043,60 TL, işbu kararın verildiği yıla ilişkin oluşan bakıcı giderinin 30.700,80 TL, gelecek dönem bakıcı giderinin ise 179.088,00 TL olmak üzere toplam 314.659,95 TL" olarak hesaplandığı, protez giderine ilişkin zararın hesaplanmasına yönelik dosyaya sunulan █████/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda ise özetle, "dosyada yer alan Hacettepe Üniversitesi... Ana Bilim Dalınca hazırlanan raporda davacı ...'in bir adet dirsek üstü 6 kanallı myoelektrik kontrollü protez kullanılmasının uygun olduğu, 18 yaşına kadar 3 yılda bir 18 yaşından sonra ise 5 yılda bir protezin değişmesi gerektiği dikkate alınarak, Sağlık Uygulama Tebliği'ne göre söz konusu protez ücretinin 137.600,00 TL olduğu, davacı ...'in TRH 2010 Yaşam Tablosu verilerine göre yaşam boyu 16 adet protez kullanabileceği varsayılarak protez giderinin 2.201.600,00 TL" olarak hesaplandığı, sonuç olarak davacının sürekli iş gübü kaybı zararı, bakıcı gideri ve protez giderine karşılıkl toplam 3.523.583,10 TL olarak hesaplandığı görülmüştür.İLGİLİ MEVZUAT
:Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı; 2. fıkrasında, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir.█████/2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği'nin 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile tanınan eğitim hakkından yoksun kalması muhtemel ilköğretim, ortaöğretim ve özel eğitim okul/kurum/sınıflarına devam eden öğrenciler ile yaygın eğitim hizmetinden yararlanan özel eğitim kursiyerlerinin resmî okul/kurumlara taşıma yoluyla eğitime erişimlerini sağlamak için gerekli usul ve esasları belirlemektir." hükmüne yer verilmiş olup; 13. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde taşıma işini yüklenenlerin, servis şoförlerinin ve rehber personelin █████/2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğine, bu Yönetmelik ve sözleşme hükümlerine uyup uymadıklarının kontrol ve takibinin günlük olarak yapılmasını sağlamak, aksaklıkları önlemek ve gidermek üzere gerekli tedbirleri almak ve giderilemeyen aksaklıkları rapor hâlinde millî eğitim müdürlüğüne bildirmek taşıma merkezi okul/kurum müdürünün öğrenci taşıma uygulamasına ilişkin görevleri arasında; 15. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bendinde ise aracın tam olarak durduğundan ve kurallara uygun şekilde park edildiğinden emin olmadan öğrenci/kursiyerlerin iniş ve binişlerine izin vermemek, öğrencilerin belirlenen noktalardan alınarak taşıma merkezi okul/kurumlara taşınması ve taşıma merkezi okul/kurumlardan alınıp belirlenen noktalara ulaştırılması aşamalarında öğrencinin can ve mal güvenliğini tehlikeye atacak davranışlardan kaçınmak ise okul servis aracı şoförlerinin görevleri arasında sayılmıştır.█████/2004 tarih ve 25671 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tacir ve Sanayiciler Tarafından Üretilen Mal Ve Hizmetlerin Azami Fiyat Tarifelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununa tâbi odalarca, üyeleri tarafından üretilen ve 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununa tâbi esnaf ve sanatkârlar odaları tarafından belirlenmiş tarifelere konu mal ve hizmetlerin azami fiyat tarifelerinin kendi üyeleri için düzenlenmesi, uygulamaya konulması ve denetimi ile diğer usul ve esasların bu Yönetmelikle düzenlendiği, 4. maddesinde ise odaların, bu Yönetmeliğin 1. maddesinde belirtilen mal ve hizmetlere ilişkin tarifeleri kendi üyeleriyle ilgili olarak düzenleyebileceği, birden fazla odaya kayıtlı bulunan üyelerce üretilen mal ve hizmetlere ilişkin tarifelerin, üretilen mal ve hizmetin tacir, deniz taciri ve sanayici vasfıyla bağlantısı dikkate alınarak ilgili oda tarafından tanzim edileceği, odaların, tarifeleri serbest bırakamayacağı ve tarife vermekten kaçınamayacağı, tarifelerde yer alan fiyatların azami hadleri gösterdiği düzenlemesi yer almaktadır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:a)Temyize konu kararın davacı ... için hükmedilen sürekli/kalıcı çalışma gücü kaybına ilişkin maddi tazminat istemi yönünden incelenmesi;Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde özel olarak düzenlenmiş olup; bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.Bedensel zarar kalemlerinden biri olan çalışma gücü kaybının; yalnızca "mal varlığında bir azalma ya da artış olanağından yoksun kalma" şartıyla tazmin edileceği anlayışı; kalıcı sakatlığa maruz kalmış olmalarına rağmen ev hanımları, emekliler, işsizler, yaşlılar ve 0-18 yaş arası küçüklerin, gelir getirici bir işte çalışmamalarına bağlı olarak mal varlığı zararına uğramadıkları gerekçesiyle bedensel zararların tazmin edilmemesi sonucunu doğurmaktadır.Oysa bu kişilerin, kalıcı sakatlık nedeniyle -mal varlığı zararı oluşmamış olsa dahi- günlük yaşamsal faaliyetlerini (yeme, içme, alışveriş yapma, tuvalet vb. zaruri ve yaşamsal ihtiyaçlarını giderme yönünden) eskisine ve emsallerine nazaran daha zor, bir başka ifadeyle daha fazla efor (güç) harcayarak yerine getirdikleri bir gerçektir. Kalıcı sakatlığa uğrayan bu kişilerin, klasik anlamda bir "mal varlığı zararı" doğmamış olsa bile bedensel bütünlüğün ihlalinden kaynaklanan "beden varlığı zararı"na uğramış olmaları gerçeği görmezden gelinerek, çalışma gücü kaybı tazminatı ödenmemesi, bir yandan bedensel olarak zarara uğrayan kişinin zararın sonuçlarına bizzat katlanmasına (zararın kişinin üzerinde bırakılmasına), diğer yandan bedensel zararın doğmasına neden olan taraftan zararın tazmin edilememesine, dolayısıyla hakkaniyete aykırı bir sonuca yol açacaktır.Bu çerçevede, efor (güç) kaybı kavramı, kalıcı iş gücü kaybına uğrayan kişinin, gelir getirici bir işte çalışmamakla birlikte günlük yaşamını emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek sürdürmesinden kaynaklanan zarar olarak tanımlanmış ve zararı, bir anlamda bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu kabul edilmiştir.Efor kaybı, sürekli çalışma gücü kaybının özel ve istisnai bir görünümü olup, aynen çalışma gücü kaybı gibi maddi ve bedensel bir zarar kalemidir. Diğer bir anlatımla, kişinin mevcut zararını bizzat kendisinin "daha fazla güç" harcayarak gidermiş olması nedeniyle zarar verenin tazmin sorumluluğuna gidilmiştir.Efor kaybı tazminatı ile ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2021 tarihli, E:2018/(21)10-927 K:████████ sayılı kararında, sürekli kısmî işgöremezliğin, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün belli bir oranda azalması durumu olduğu, bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından, kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkının bulunduğu, sürekli kısmî işgöremezlik durumundaki kişi, çalışan ve kazanç elde eden biri olmayıp da işsiz, yaşlı, emekli, ev kadını, çocuk olsa bile, bunlar günlük yaşamlarını sürdürürlerken "sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları" nedeniyle tümünün "güç kaybı tazminatı" isteme hakları bulunduğu belirtilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, kural olarak, 18 yaşından küçük iken kalıcı sakatlığa uğrayan kişinin, gelir getirici herhangi bir faaliyette bulunmadığı olay/zarar tarihi ile 18 yaş arası dönemde de efor kaybı zararı doğmakta olup; ... İdare Mahkemesince esas alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda; olay/zarar tarihi ile 18 yaş arası dönemi kapsayacak şekilde efor kaybı zararının hesaplanmadığı görülmektedir.Bu durumda, hesaplanmayan efor kaybı zararı için ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle hüküm kurulması gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadırb) Temyize konu kararın davacı ... için hükmedilen bakıcı gideri ve protez bedeline ilişkin maddi tazminat istemi yönünden incelenmesi;... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayıtlı dava nedeniyle davacı ...'in █████/2017 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü'nde değerlendirilmesi sonucunda düzenlenen █████/2017 tarihli rapora göre; ...'in kullanması için belirlenen protezin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) Ek 3C-5 "Özel Hallerde Karşılanan Tıbbi Malzemeler" listesinde yer aldığı, SUT Kodu "100004 Dirsek Üstü 6 Kanallı Myoelektrik Kontrollü Kol Protezi" olan protez modelinin 86.000,00 TL olduğu, uygulanacak protezlerin 18 yaşına kadar 3 yılda bir, 18 yaşından sonra 5 yılda bir değiştirilmesi gerekmektedir.Davacı ...'in protez giderinin hesaplanması amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, Hacettepe Üniversitesi'nin █████/2017 tarihli raporu dikkate alınarak; █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda, rapor tarihi itibarıyla SUT liste fiyatı 137.600,00 TL, TRH 2010 yaşam tablosu uyarınca davacının bakiye ömrü 67 yıl 7 ay kabul edilmiş, hesap devresi sonu itibarıyla 3 adet, bakiye ömrü süresi boyunca 13 adet olmak üzere toplam 16 adet modüler dirsek üstü protez kullanılacağı varsayımıyla 2.201.600,00 TL ( 137.600,00 TL x 16) protez gideri hesaplanmıştır.İdare Mahkemesince; bilirkişi incelemesi neticesinde hesaplanan tazminat miktarından davacının karar tarihine kadar kullandığı anlaşılan 2 adet protez gideri mahsup edilmiş; kalan tutar yönünden ise davacılar tarafından protez değişim zamanı yapılacak başvuru üzerine, davalı idarece davacı ...'in yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yılda kullanılması gereken protez modelinin bedeli dikkate alınmak suretiyle davacılara ödeme yapılmasına karar verilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde özel olarak hükme bağlanan vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle ortaya çıkan maddi zararlar arasında "tedavi giderleri" de yer almaktadır. Zarar gören kişinin vücut bütünlüğünü eski hâle getirmek yani iyileştirmek veya hastalığın artmasına engel olmak için yapmış olduğu masraflar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu anlamda vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin iyileşmesi için yapılan muayene, tahlil, tedavi, ambulans, ameliyat, hastane, ilâç ve bakım gibi masraflar bu kapsamda değerlendirilir. Bunun dışında zarar görenin bir organını kaybetmesi hâlinde bu organ yerine kendisine takılan organ veya protezler için yapılan masrafların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. (Fikret, Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 28. Basım, Ankara 2023, s.854 vd; Oğuzman, Kemal Turgut, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 2, 12. Basım, İstanbul 2016, s. 95 vd.)İdarenin eylemi sonucu ağır engelli konumuna gelen ve başkasının desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini yerine getiremeyecek olanların bakımının üstlenilmesi nedeniyle açılan davalarda, muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak yapılan hesaplamalara dayalı olarak belirlenen toplu tazminat miktarlarının idarelerce ilgilisine ödenmesine karar verilmesi durumunda, bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmekte ve ödenen tazminatların geri istenebilmesi yoluna gidilebilmektedir.Bakıcı gideri kişinin yaşamasına bağlı olarak ortaya çıkacak bir gider olduğundan, bakıcı giderlerine ilişkin tazminatın toplu olarak verilmesi ancak ilgilinin öngörülen yaşam süresinden önce ölümü halinde idare aleyhine ortaya çıkması muhtemel sebepsiz zenginleşme sorununun bertaraf edilmesi amacıyla Mahkemelerce bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat hesabının, aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılması gerektiği konusunda yargısal içtihatlar bulunmamaktadır. (Danıştay 8. Dairesi █████/2025 tarihli ve E:█████████, K:█████████, Danıştay 10. Dairesi █████/2023 tarih ve E:████████, █████████)Yargısal içtihatlara göre;Bakımı üstlenilen kişinin hayatta olduğu belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesine karar verilmesi, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunun esas alınması,Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak yapılması,Bakımı üstlenilen kişinin bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması,Olay tarihi ile mahkemece verilecek karar tarihi arasında geçen süre için bakıcı gideri tazminat tutarının bir bütün olarak hesaplanması, bu tutarının yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi ve bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi,Mahkemece verilecek karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak bakıcı gideri tazminatına ilişkin ödemelerin, davalı idarece re'sen kişinin yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına karar verilmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.Yukarıda yer verilen yaklaşım; tedavi giderleri kapsamında değerlendirilen protez bedeline ilişkin tazminat davalarında da geçerli olup; bakıcı gideri tazminatına ilişkin ödemelerde ilgili yıldaki brüt asgari ücretin esas alınması zarara uğrayana her takvim yılının başında yapılacak ödemeler yönünden bir belirlilik ve öngörülebilirlik sağlamaktadır.Özellik ve gereklilik konusunda seçenekleri oldukça fazla olan protez bedelinin tespiti için rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki farkın esas alınması gerektiği kabul edilmekle birlikte; her somut olaya göre kullanılması gereken protezin farklı özellikler taşıması, protez modellerinin fazlalılığı, yurt içi ve yurt dışı fiyatların farklılaşması rayiç bedelin tespitini zorlaştırmaktadır.Bu bağlamda; Ticaret ve Sanayi Odalarının tacir ve sanayiciler tarafından üretilen mal ve hizmetlerin azami fiyat tarifelerini düzenleme yetkisi dikkate alındığında; davacının protez değişim zamanında idareye sunacağı fatura bedelinin -ticaret odalarınca tasdiklenmiş olması şartıyla- rayiç bedel olarak kabul edilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili yıldaki SUT bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması suretiyle rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki farkın davacıya ödenmesi gerekmektedir.Özetlemek gerekirse, protez giderine ilişkin maddi tazminat hesabı aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılacaktır:Protez uygulanacak kişinin hayatta olduğu belgelendirildiği sürece protez giderlerinin ödenmesine devam edilmesi, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosunun esas alınması,Ödemenin her protez değişim periyodunda peşin olarak yapılması,Anılan kriterler dikkate alınarak, olay tarihi ile mahkemece verilecek karar tarihi arasında geçen süre için protez gideri tazminat tutarının bir bütün olarak hesaplanması, bu hesaplama yapılır iken olay tarihinden itibaren her protez değişim zamanı için davacı tarafından Mahkemeye sunulacak fatura bedelinin -ticaret odalarınca tasdiklenmiş olması şartıyla- rayiç bedel olarak esas alınması, Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili yıldaki SUT bedelinin davacıya ödenip ödenmediğinin araştırılması, ödeme yapılması halinde rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki farkın hesaplanması ve yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi, bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi,Mahkemece verilecek karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak protez gideri tazminatına ilişkin ödemelerin, protez değişim zamanında davalı idarece re'sen kişinin yaşadığı tespit edilmek ve davacı tarafından idareye sunulacak fatura bedelinin ticaret odalarınca tasdiklenmiş olması şartıyla rayiç bedel olarak kabul edilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili yıldaki SUT bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması suretiyle rayiç bedel ve SUT bedeli arasındaki fark üzerinden hesaplanmak suretiyle her protez değişim zamanında peşin olarak ödenmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.Bu itibarla; yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde davacının protez giderine ilişkin tazminat miktarının Mahkemece yeniden hesaplanması gerektiğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.Diğer yandan; bakıcı giderleri yönünden Mahkemece karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak tazminat ödemelerine ilişkin üst sınır olarak 89.544,00 TL'nin belirlendiği görülmüş olup; İdare Mahkemesinin hüküm fıkrasında yer alan ".. geri kalan 89.544,00 TL'sinin ise, davalı idarece re'sen davacı ...'in yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak davalı idare tarafından davacı ...'e ödenmesine," kısmının "..davalı idarece re'sen davacı ...'in yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak davalı idare tarafından davacı ...'e ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.c) Temyize konu kararın davacıların manevi tazminat istemi yönünden incelenmesi;Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.d) Temyize konu kararın nispi karar harcı, faiz ve vekalet ücretleri yönünden incelenmesi:492 sayılı Harçlar Kanunu'nun yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Yargılama giderlerine hükmedilmesi' başlıklı 332. maddesinde; "Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır." hükmü yer almıştır.İdarenin, davacı sıfatını haiz olduğu davalarda harçtan muaf olduğu ve yargılama sonucunda haksız çıksa bile harç tahsili yoluna gidilemeyeceği açıktır. Buna karşın; davalı sıfatını taşıdığı ve yargılama sonucunda haksız taraf olduğu durumlarda, dava açılırken davacı tarafından yatırılan veya adli yardım nedeniyle yatırılması ertelenen ve dava sürecinde yargılama giderine dönüşen yargılama harçlarının-haklılık oranı gözetilerek-davalı idarece ödenmesine hükmedilmesi gerekmektedir.Bu itibarla, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletileceği, nispi karar harcı dışında kalan yargılama giderleri için haklılık oranına göre değerlendirme yapılacağı açıktır.Diğer yandan; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun █████/2024 tarihli ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararı uyarınca tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 'Manevi tazminat davalarında ücret' başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında; "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiş olup maddi ve manevi tazminat istemlerinin birlikte yer aldığı davalarda, manevi tazminat istemi yönünden ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerekmektedir.Bu çerçevede, bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, hükmedilen nispi karar harcı, faiz ve vekalet ücretleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;a) Davacı ... için hükmedilen kalıcı iş göremezlik zararına (efor kaybına) yönelik maddi tazminat kısmı ile protez giderine ilişkin maddi tazminat kısmının BOZULMASINA,b) Davacı ... için hükmedilen bakıcı giderine ilişkin kısmının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,c) Davacıların manevi tazminat istemlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,4. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.