Anahtar kelimeler: Cismani Müzakere Kızı İradesinde Karıştıkları Vefat Kazanın Sevk Heyetince Göremezlik

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ Karar
DAVA
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...'ın sevk ve iradesinde bulunan... plakalı araç ile davalı ...'nın sevk ve iradesinde bulunan ... plakalı aracın █████/2012 tarihinde karıştıkları trafik kazası sonucunda müvekkillerinin ayrı ayrı yaralandığını ayrıca davacıların kızı olan ...'ın vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı tarafın tamamen sorumlu olduğunu, yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik ayrıca yapılan hastane ve tedavi masraflarından dolayı ve kızları Simge'nin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında toplam 8.500,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, yaralanma nedeniyle davacılar ... ile ... için 5.000'er TL davacı ... için 50.000 TL ve ölüm nedeniyle davacılar ... ile ... için 100.000'er TL davacı ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 310.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalılar ... İle ...'dan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle kazanın oluşumunda davacı tarafın kusurlu olduğunu, ayrıca ıslah talebi kapsamında istenen tazminat yönünden kaza tarihi itibariyle zaman aşımının dolduğunu, bu nedenlerle ıslah talebinin zaman aşımı nedeniyle; diğer taleplerin de kazanın oluşumunda davacı tarafın kusurlu olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"1-Maddi tazminat yönünden davacıların davasının kısmen kabulü ile 894.434,38 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hükmedilen alacağa davalı sigorta yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden olay tarihi olan █████/2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, bilirkişi heyeti ... ve arkadaşları tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli heyet raporunun maddi tazminat yönünden mahkeme ilamı eki sayılmasına, manevi tazminat yönünden; davacıların yaralanması nedeniyle davacı ... için 4.000-TL, davacı ... için 3.000-TL, davacı ... için 30.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, ...'ın ölümü nedeniyle davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL olay tarihi olan █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, dahili davalı SGK Başkanlığı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; █████/2017 tarihli bilirkişi raporu 2918 sayılı KTK'nun geçiş üstünlüğünü düzenleyen kurallarına aykırı hatalı kusur tespiti içerdiğini, davalı ...'nın asli kusurlu olduğunu, bilirkişilerce 1.000,00TL defin gideri hesaplandığını, davalının mevcut kusur oranına göre (%30) 300,00TL defin gideri talep edildiğini, talep edilen defin giderinin reddi kararı yerinde olmadığını, davacı ... trafik kazası neticesinde uzun süren tedavi süreci nedeniyle 2012-2013 yılı eğitim öğretim döneminde 6.sınıfta sınıf tekrarı yapmak zorunda kalmış ve 6.sınıfı 2013-2014 döneminde ... (.... Tic. A.Ş.)'nde tamamladığını, ilgili kuruma 2013-2014 dönemi için ödenen 15.680,00TL tutarındaki eğitim ücreti makbuzu, dosyaya ibraz edildiği halde İlk Derece Mahkemesi tarafından ilgili taleplere yönelik ''dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından bahisle anılan taleplerin reddi'' yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin kısmen reddi yönünde karar verilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; poliçe 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartları'ndaki değişiklikten sonra düzenlendiğini, bu tarihten itibaren düzenlenen poliçeler bakımından uygulanması gereken hesaplama yönteminde kullanılacak formüller TRH 2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulamasına göre hesaplanması gerektiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca sigorta şirketlerinin bu tarihten sonra düzenlenen poliçeler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi düzenlemiş olduğu raporda sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden çok yüksek ve fahiş rakamlar hesapladığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde de açıkça belirtildiği gibi trafik kazası sebebiyle yapılan tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, tedavi giderlerinden müvekkili sigorta şirketin sorumlu olmadığını, kaza nedeniyle ölüm ve sakatlanma nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu olduğu tazminat miktarı kişi başı 225.000,00 TL'yi geçemeyeceğini, mahkemece bu miktarı göz ardı ederek ...'ın yaralanması nedeniyle 414.797,15-TL tazminata hükmettiğini, toplamda 189.797,15 TL poliçe limitini aşan miktardan müvekkili şirketin sorumluluğuna hükmedildiğini hatalı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri gereği maddi, manevi tazminat talepleri, bakıcı giderleri kurumca karşılanmadığını, davacının taleplerinin SUT kapsamında kalan kısmı konusunda yeterli araştırma yapılmadığını, davacının dava açmadan önce kuruma başvurmamış olmasının da davanın reddini gerektirdiğini, 5510 sayılı Kanunun 97.maddesinin 5.fıkrası ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü'nün 30.09.2013 tarih 15939686 sayılı yazısı kapsamında Genel Sağlık Sigortası ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin alacak hakkı doğuran olayın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde istenmezse zaman aşımına uğrayacağı hakkı doğuran olay tarihinden itibaren ise 5 yıl sonunda düşeceğini, bu nedenle davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının bir kısım talebi ise Sağlık Uygulama Tebliği'ne göre bedeli kurumca karşılanmayan evde bakım hizmeti vs kapsamında olduğundan bu talepler hakkında müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istihdam eden müvekkilinin, diğer davalı ...’ya zararın meydana gelmemesi için fiilin oluşuna göre, şartların gerektirdiği bütün dikkat ve özeni göstermiş, işin niteliğinin ve koşullarının gerektirdiği önlemler dikkatle alınmış, araç bakımları eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, davacı ... ...’ın asli kusurlu olduğunu, zarar gördüğünü iddia eden ... ...’ın fiiliyle müvekkili sorumluluğuna dair illiyet bağı kesildiğini, davacının davada kısmi taleplerde bulunduğu göz önüne alındığında ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, davacılar tarafından yapıldığı iddia olunan belgesiz ödemelerin hesaplamaya dahil edilmesi nedeniyle ıslah edilen istemlerin reddinin gerektiğini, raporda; “Müteveffa ... 04.11.2012 vefat tarihinde 6 yaşında olup vefat etmemiş olsa idi, 18 yaşında anne ve babasına desteğe başlayacağı (28.11.2024) 25 yaşında evleneceği (28.11.2031), (Tüik verilerine göre) 4/27 27 yaşında 1. Çocuğunun olacağı (28.11.2033), 29 yaşında 2. Çocuğunun olacağı (28.11.2035) öngörülmüş olup, baba ... ...’ın, kızının vefat tarihinde 42 yaşında olması nedeniyle 75 yaşında/ 20.12.2045 tarihinde kızının desteğinden düşeceği, davacı anne ...’ın, kızının vefat tarihinde 37 yaşında olması nedeniyle 79 yaşında /20.10.2054 tarihinde kızının desteğinden düşeceği belirlendiğini, raporda ...’ın vefat etmemesi halinde annesine 20.10.2054 yılına kadar ¼’ten 1/7 oranına kadar babasına da 20.12.2045 tarihine kadar 1/4’ten 1/8 oranında destek sağlayacağı yönünde görüş bildirildiğini, söz konusu tespitler bununla da sınırlı kalmamış olup, davacı babanın kızlarının 18 yaşına gelmesine kadar %5 oranında yetiştirme gideri hesaplandığını, yapılmış olan hesaplamalarda çelişki bulunmakla beraber, yapılan hesaplamalar hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme kurumundan alınan verilere bakıldığında Üniversite Sınavı olarak bilinen Yükseköğretim Kurumları Sınavına giren her 2 adaydan biri üniversiteye yerleşmiş olup, bu durumun davacıların altsoyu için de gerçekleşme ihtimali bilirkişi heyeti tarafından görmezden gelindiğini, Türkiye'de üniversite öğrencisi olunması halinde çalışılmaması, anne ve babanın giderlerinin devam edeceği ve bu durumun göz ardı edildiği de irdelendiğinde bilirkişiler tarafından davacılar lehine yorum yapıldığını, müteveffa ...’ın 39 yaşına kadar babasına 48 yaşına kadar da annesine gelirinden en fazla ¼ en az 1/8 oranında ayırması mümkün olmayıp, sadece babanın kızlarının yetiştirilmesi için 1/20 oranında harcama yapması adil olmayıp, kabulü mümkün olmadığını, anne bakımından çocuğun yetiştirilmesi bakımından hesaplama yapılmaması ayrıca hatalı olup, destekten yoksun kalınan oranla aynı doğrultuda adil bir şekilde hesap yapılması gerektiğini, davacılar ... ve ... için geçici iş göremezlik ücretleri de söz konusu alacak kalemine dahil edilmesinin hatalı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşı tarafa ödenmiş olup, bu meblağın davacıya ödenmesi halinde ... ve ...’ın sebepsiz zenginleşeceğini, ... için belirlenen %17 oranındaki Meslekte Kazanma Gücü Kaybı oranının da kabul etmediklerini bu orana itirazla beraber davacıların iddialarının hiçbirini kabul anlamına gelmemekle beraber olay tarihinden itibaren efor kaybı tazminatı hesaplamasının asgari ücret üzerinden hesaplanması hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların talep ettikleri manevi tazminat miktarının davacı ... ...’ın asli kusurlu olduğu da göz önüne alındığında son derece yüksek olduğunu, söz konusu yargı kararları kapsamında yerel mahkeme ilamı ile davacının zenginleşeceği açık olmakla beraber müvekkilinin özen sorumluluğunu yerine getirdiği göz önüne alınarak sorumluluk altına alınmasının da hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı ve ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 04.11.2012 günü saat 15:10 sıralarında Çatalca yönünden gelerek Büyükçekmece yönüne gitmekte olan davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekicinin, ön kısmı ile kavşağı aracın gidiş istikametine göre sağ taraftan karşıya geçmek isteyen davacı ... ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobilin sol yan kısmına kavşak içerisinde çarpması neticesinde meydana gelen kazada otomobilde yolcu olan ...'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle; 500,00 TL cenaze ve defin gideri, her bir davacı için 1.000,00'er TL'den toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı yine ölüm nedeniyle baba ... ve anne ... için 100.000,00 'er TL, kardeşi ... için 50.000,00 TL toplam 250.000,00 TL manevi tazminat ile davacıların yaralanması nedeniyle; davacı ... için 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, davacı ... için 500,00 TL hastane ve tedavi masrafları, 500,00 TL geçici iş göremezlik, davacı ... için 1.000,00 TL hastane ve tedavi masrafı, 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik ile 2012-2013 yılı Eğitim ve Öğretim dönemine ara vermek zorunda kalması nedeniyle 1.000,00 TL kazanç kaybı ve davacıların yaralanmaları nedeniyle ... ve ... için 5.000,00 'er TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan heyet kusur bilirkişi raporuna göre davacı sürücü ... %70, davalı sürücü ... %30 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Bakırköy 3.Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı (davalı ...'nın mahkumiyetine dair verilen kararın Yargıtay 12.Ceza Dairesinin ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamı ile kusur yönünden reddi ile diğer yönlerden düzeltilerek onanmasına karar verildiği görülmüştür.) dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporuna ve Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davacı sürücü ... asli , davalı sürücü ... tali oranda kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E. - █████████ K., ██████████ E. - █████████ K. sayılı kararları).
TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden sigorta şirketinin geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ██████████ E. - ██████████ K. sayılı kararı).
KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten
: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.
2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı).
Davalı ..., ... plakalı çekicinin maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacılara karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."
Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan █████/2012 tarihi ile ıslah tarihi olan █████/2023 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacıların kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.
Kabule göre; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun yaralanan davacıların belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşları, vefat eden kızmarı Simge'nin kaza tarihindeki yaşı esas alınarak muhtemel yaşam sürelerinin TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlendiği, gelir asgari ücret üzerinden kabul edilerek, destek, anne ve babaya da pay verilerek, kazadaki kusur oranlarına göre yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ile 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacıların yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dosyada belediye tarafından cenaze giderlerinin ücretsiz yapıldığı belirtilmiş ve aksi de ispatlanamamış olmasına göre mahkemenin gerekçeli kararında açıkladığı cenaze ve defin gideri yönünden talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas karar eki olduğu belirtilen raporda; İstanbul Cerrahi Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. ...’nın █████/2021 tarihli yazısında “... 02.05.2017 tarihinden 23.06.2021 tarihine kadar tarafımızdan tedavi hizmeti almıştır. Hastamız halen tedavi hizmeti almaya devam etmekte
olup tedavi masrafları için toplam tarafımıza ödemiş olduğu ücret 27.650,00 TL’dır” denilmektedir. Ayrıca raporda; ... Sigorta A.Ş. tarafından ... için ödenen toplam meblağ: 56.064,00 TL + 501.448,26 TL = 557.512,26 TL olduğu da tespit edilmiştir. Bu durumda davacı ...'nin kaza nedeniyle yaralanmasından dolayı uzun tedavi dönemi olduğu ve dosya kapsamında ve istinaf dilekçe ekinde de sunulan eğitim masrafına ilişkin talebinin ıslah dilekçesi ile; ...'ın kaza nedeniyle sınıf tekrarı nedeniyle ödenen eğitim ücreti de 15.680,00 TL (%30=4.704,00TL) olduğuna dair belge sunulduğu halde bu talep yönünden bilgi belge olmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Davacılar vekili tarafından █████/2018 tarihli dilekçesi ile tedavi giderleri yönünden SGK'nın davaya dahil edilmesi talebi üzerine mahkemece dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek SGK davaya dahil edilmiş ise de; 6100 sayılı HMK uyarınca dahili dava yolu ile SGK'nın davaya dahil edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki gerekçeli kararda dahili davalı SGK yönünden herhangi bir hüküm kurulup kurulmadığı anlaşılamadığından istinaf talepleri incelenememiştir.
HMK'nın 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararında ve hüküm fıkrasında maddi tazminat talepleri yönünden her bir davacı ve talepler yönünden ıslah dilekçesi de nazara alınarak ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken bilirkişiler ... ve arkadaşları tarafından düzenlenen █████/2023 tarihli heyet raporunun maddi tazminat yönünden mahkeme ilamı eki sayılmasına," şeklinde infaz kabiliyeti bulunmayan hüküm kurulması usul yasaya aykırı olmuştur.
HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Dava dilekçesinde ulaşım gideri ile davacı ... için sürekli iş göremezlik talebi bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince ıslah dilekçesi ile talep edilen ulaşım gideri ile davacı ...'in sürekli iş göremezlik tazminatı talebi konusunda esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği halde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiş olduğundan hükümde davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olacağı belirtilerek limit miktarının gösterilmemiş olması da doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, dahili davalı SGK Başkanlığı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili, dahili davalı SGK Başkanlığı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacılar, davalı ... A.Ş., dahili davalı SGK Başkanlığı ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!