Anahtar kelimeler: Işıklarına Ktk Gelmekte Promil Kaybederek Direksiyon Hakimiyetini İstikametinde Eylemden Hasarlı

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA/Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 30.09.2023 tarihinde saat 00:25 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile ... istikametinde seyir halinde iken ... no.lu trafik ışıklarına geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yönden gelmekte olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, sürücü ... ın kaza esnasında 3,12 promil alkollü olduğu, ve KTK Madde 56 ihlal etmiş olduğunu,... plaka sayılı aracın dava dışı kasko sigortacısı ile dava dışı maliki ... arasında yapılan mutabakat ile aracın rayiç değeri 730.000,00 TL ve Sovtaj Değeri 496.400,00 TL olmak üzere sovtajın tenzili ile 233.600,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, müvekkilin 30.09.2013 tarihinde hasar tarihi itibariyle 120.000,00 TL olan ve trafik limitini aşan 113.600,00 TL nin dava dışı ... A.Ş. ne ödenmiş olduğunu, alacağın tahsili için yapılan icra takibinin yapılan itiraz ile durdurulmuş olduğunu, bu vs. nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA/Davalı vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle 25.01.2024 tarihinde uzlaşma sağlanarak kazanın karşı tarafının başka maddi manevi talebi olmadığından bahisle 150.000,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, ancak davacı tarafından müvekkiline gönderilen yazıda ... plaka sayılı araç sigortacısına 113.600,00 TL ödeme yapılmış olduğunu ve rücu edildiğinin belirtilmiş olduğunu, kazanın alkolün etkisinde meydana gelmemiş olduğunu, ayrıca sü lün alkollü olmasının tek başına kusurlu olduğu anlamına gelmediğini, herhangi bir inceleme yapılmadan rücu talebinde bulunulmuş olduğunu, bu vs. nedenler ile davanın reddedilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE/Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.Dava konusu uyuşmazlığın, davacı tarafın dava dışı 3. Kişiye ödemiş olduğu bedelin davalıdan talep etme hakkı bulunup bulunmadığı, dava konusu meydana gelen trafik kazasının münhasıran alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığı, var ise talep edilebilecek alacak miktarının ne kadar olduğu hususlarından kaynaklandığı görülmüştür.Mahkememizin █████/2026 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 makine mühendisi, 1 sigorta uzmanı, 1 nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller kapsamında kusur ve hasar miktarı ile birlikte kazanın meydana gelmesinde dava dışı ...'ın alkollü olmasının etkisinin olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler..., ... ve ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Dava konusu aracın onarım maliyetinin araç piyasa rayiç değerinin % 50 sine yakın / geçmiş olması nedeni ile PERT TOTAL olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda dosya muhteviyatına sunulmuş olan Eksper Raporundaki aracın PERT TOTAL olduğu yönündeki görüş ve kanaatler ile aynı fikirde olduğumu, Bu kapsamda dava konusu araçtaki gerçek zararın 714.000,00 TL - 499.828,57 TL = 214.171,43 TL olduğu, Dava konusu kaza kapsamında; ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın %100 kusur oranı ile ASLİ VE TAM KUSURLU olduğu, Dava konusu kaza kapsamında aracın maliki ve işleteni yönünden KTK Madde 85 kapsamında müşterek ve müteselsil sorumluluk açısından değerlendirmenin Sn. Mahkemenin nihai taktirlerine maruz olduğu, Dava konusu kazanın ... plaka sayılı araç sürücüsü ... 'ın direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeritte seyir halinde olan ... plaka sayılı araca çarpması şeklinde meydana gelmiş olduğundan ...'ın KUSURSUZ olduğu, ... 3.12 promil alkol ile yasal sınırı 6 kat aşmış, güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiştir. Kazada tam ve asli kusurlu olduğundan, kazanın oluşumuna etki edecek ,yol,hava durumu v.s gibi başkaca bir sebep de olmadığından , kazanın münhasıran alkol etkisinde olduğu kanaati hasıl olmuştur. Sigorta şirketi, poliçe kapsamında ve riziko gerçekleştiği için ödeme yapmış ve kanuni halefiyet yoluyla zarara sebebiyet veren kişiye başvurma hakkını kazanmıştır. Zarara sebebiyet veren araç sürücüsü (alkollü, tam kusurlu) olup, işleten şirketin de yasal sorumluluğu bulunmaktadır. Sigortacının, yalnızca sigortalıya yaptığı ödeme kadar rücu hakkı bulunduğundan, fazlaya ilişkin taleplerin poliçe dışı ya da başka ödeme kalemlerine dayanıp dayanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeler ışığında, sigorta hukukuna dayalı rücuen tazminat hakkının koşullarının oluştuğu, kusurun sabit olduğu ve ödenen tutarın poliçe kapsamında gerçekleştiği anlaşıldığından, ... A.Ş.'nin rücu hakkının hukuken geçerli ve yerinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile taraf vekillerinin itirazlarının tek tek değerlendirilmesi için dosyamızın önceki Bilirkişiye tevdine karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli ek raporda özetle; "Dava konusu uyuşmazlık, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödeme sonrasında, zarara sebebiyet veren üçüncü kişilere karşı yöneltilen rücuen tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi (mülga 6762 sayılı TTK m.1301) uyarınca; sigortacı, sigorta tazminatını ödediği ölçüde, sigortalının zarara sebep olan üçüncü kişilere karşı sahip olduğu dava haklarına halef olur. Bu halefiyet kanundan doğan bir haktır ve ayrıca bir temlik işlemine gerek bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; Dava konusu kazanın sigorta teminatı kapsamında gerçekleştiği, Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya fiili ödeme yapıldığı, ödemenin poliçe limiti ve teminat kapsamı dahilinde olduğu, hususları sabittir. Bu itibarla, sigortacının halefiyet yoluyla rücu hakkının doğduğu, rücu hakkının doğumu bakımından aranan rizikonun gerçekleşmesi + ödeme şartlarının somut olayda birlikte gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Kusur- Alkol- Rücu İlişkisi yönünden; dosyada mevcut tespitlere göre, zarara sebebiyet veren ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın 3,12 promil alkollü olduğu, yasal sınırı yaklaşık 6 kat aştığı, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve kazanın münhasıran bu durumun etkisiyle meydana geldiği tespit edilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu, Genel Şartlar ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca; alkollü araç kullanımı, rizikonun gerçekleşmesinde ağır kusur teşkil eden ve sigortacının rücu hakkını doğuran hallerdendir. Bu kapsamda, zarara sebep olan sürü tam ve asli kusurlu olduğu yönündeki teknik tespitler igorta hukuku bakımından rücu şartları arasında uyumsuzluk bulunmadığı, aksine kusur tespitinin rücu talebini hukuken destekler nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. İşleten — Sürücü — Şirket Sorumluluğu Yönünden; Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca; motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zararlardan araç işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs, kusur aranmaksızın müşterek ve müteselsilen sorumludur. Bu çerçevede; Alkollü ve tam kusurlu sürücü ...'ın şahsi sorumluluğu, Araç maliki ve işleteni konumundaki davalı şirketin KTK m.85 kapsamında işleten sıfatıyla sorumluluğu, sigorta hukuku bakımından rücuya elverişli sorumluluk türleri arasında yer almaktadır. Davacı sigorta şirketinin, yaptığı ödeme tutarıyla sınırlı olmak üzere, hem de işletene yönelmesi hukuken mümkündür. Rücu Miktarı ve Sınırları Yönünden Sigortacının rücu hakkı, yalnızca sigortalıya fiilen ödediği tazminat tutarı ile sınırlıdır. Sigortalıya ödenmeyen, poliçe dışı kalan ya da başka bir hukuki ilişkiye dayanan talepler, rücu kapsamı dışında kalır. Dosya kapsamı itibarıyla, davacı sigorta şirketi tarafından talep edilen rücu bedelinin; poliçe kapsamında, fiili ödeme ile örtüşen, gerçek zarar hesabı ile uyumlu, olduğu anlaşılmakta olup, bu yönüyle rücu talebinin sigorta hukuku ilkelerine aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Rizikonun gerçekleştiği, Sigorta teminatı kapsamında ödeme yapıldığı, zarara sebep olan sürücünün alkollü ve tam kusurlu olduğu, Araç işleteninin KTK m.85 gereği sorumluluğunun bulunduğu, Sigortacının yalnızca ödediği bedel ile sınırlı rücu talebinde bulunduğu, hususları dikkate alındığında, davacı sigorta şirketinin rücucn tazminat talebinin sigorta hukuku yönünden dayanağının bulunduğu ve rücu koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.Mahkememizin █████/2026 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile İtirazlar üzerine alınan █████/2025 tarihli ek raporda davalı vekilinin itirazlarına dair bir değerlendirme yapılmamış olduğu görülmekle, özellikle ödeme hususuna ilişkin ve sebepsiz zenginleşmeye dair itirazların da değerlendirilmesi suretiyle dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile ikinci ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli ikinci ek raporda özetle; "Tüm dosya kapsamı ve yapılan ödemeler birlikte değerlendirildiğinde; Sigortacının halefiyet yoluyla rücu hakkının prensip olarak mevcut olduğu, Kazaya sebebiyet veren sürücünün alkollü ve tam kusurlu olduğu, Araç işleteninin KTK m.85 kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, ancak; gerçek zararın 214.171,43 TL olduğu, davalı tarafça yapılan toplam ödemenin 270.000,00 TL olduğu, Bu suretle zararın tamamen karşılandığı gibi aşan kısmın da mevcut olduğu, anlaşılmakla; Sigortacının rücu hakkının, gerçek zarar ve fiili ödeme ile sınırlı olması, Davalı tarafça yapılan ödemelerin dikkate alınmasının zorunlu bulunması, aksi halde sebepsiz zenginleşme sonucunun doğacak olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda rücuya konu edilebilecek bir alacak bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin talebinin sigorta hukuku ilkeleri bakımından karşılanabilir olmadığı " yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.Dava konusu uyuşmazlık, sigortalı araçta meydana gelen zararın giderilmesi amacı ile davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan tazminat ödemesi sonrasında, zarara sebebiyet verdiği tespit edilen işleten konumundaki davalı şirket aleyhine rücuen tazminat istemine ilişkindir.Sigortacının rücu hakkı, zarar sigortalarında geçerli olan halefiyet ilkesinden kaynaklanır. Halefîyet ilkesine göre sigortacı ödediği tazminat dolayısıyla sigortalının haklarına sahip olur ve üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya dava açabilir (TTK.m.1472; 1481). Bu ilkenin bir sonucu olarak sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kişinin yerine geçer, onun halefi olur. Böylece, zarara neden olan kişilere karşı sigorta ettirenin açabileceği tüm davaları sigortacı açar ve meydana gelen zararın tazminine ilişkin talep haklarını kullanır. Bu şekilde üçüncü kişilere karşı haksız fiilden kaynaklanan tazminat talep yetkisi, zararı tazmin ettiği takdirde sigortacıya intikal eder.İstanbul BAM 17. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında "6102 sayılı TTK‘nun 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. ‘nci maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür."Türk Ticaret Kanunu m.1472 gereğince, sigortacı, sigortalısına yaptığı ödeme oranında, zarar veren üçüncü kişiye karşı sigortalının haklarına halef olur. Bu hak devri, yasa gereği (kanuni halefiyet) olup, ayrıca bir sözleşmeye gerek yoktur. Aynı zamanda, Türk Borçlar Kanunu m.147 uyarınca da, alacaklının zararı karşılayan üçüncü kişiye karşı sahip olduğu rücu hakkı korunur.Somut olayda, 30.09.2023 tarihinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, meydana gelen kazada davalının işleteni olduğu dava dışı araç sürücüsü ...'ın KTK 47/d, 52/b, 84/b-c-g maddelerini ihlal etmesi nedeni ile yüzde yüz kusurlu olduğu, sigortalanan ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davalının işleteni olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsünün olay anında 3,12 promil seviyesinde alkollü olduğu, Nöroloji Uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre alkol seviyesinin sürücünün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırdığı, kazada tam ve asli kusurlu olduğundan kazanın oluşumuna etki edecek yol, hava durumu vs gibi başkaca bir sebep bulunmadığından kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleştiği yönünde kanaat bildirildiği, dosya kapsamında yer alan ekspertiz raporu ve Makine Mühendisi tarafından hazırlanan rapora göre, dava konusu kaza ile hasar durumunun uyumlu olduğu, dava konusu aracın 2. El rayiç değerinin 714.000,00 TL olduğu, dava konusu araçta KDV hariç ve işçilik dahil 371.189,22 TL hasar meydana geldiği, dava konusu aracın onarım maliyetinin araç piyasa rayiç değerinin % 50 sini geçmiş olması nedeni ile aracının onarımının ekonomik olmadığı ve pert total olarak değerlendirilmesi gerektiği (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar ) dava konusu aracın kaza sonrası 2. El rayiç değerinin 499.828,57 TL olduğu, bu kapsamda dava konusu araçtaki gerçek zararın 714.000,00 TL — 499.828,57 TL =214.171,43 TL olduğu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; dava konusu kazanın sigorta teminatı kapsamında gerçekleştiği, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya fiili ödeme yapıldığı ve ödemenin poliçe teminatı dahilinde olduğu, bu itibarla, sigortacının halefiyet yoluyla rücu hakkının doğduğu, kusur durumu yönünden yapılan teknik değerlendirmelerde; kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün yüksek promil düzeyinde alkollü olduğu, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve kazanın münhasıran bu durumdan kaynaklandığı, bu haliyle sürücünün tam ve asli kusurlu olduğu, bu kusur durumunun sigorta hukuku bakımından rücu hakkını desteklediği görülse de, ödeme dekontlarından görüldüğü üzere davalı tarafından zarar görene 270.000 TL ödeme yapıldığı, dava konusu araçta oluşan gerçek zararın 214.171,43 TL olarak hesaplandığı, bu durumda, yapılan ödemelerin gerçek zararı 55.828,57 TL aştığı görülmektedir.Halefiyet kurumu sayesinde sigortalının aynı zarar için hem sigortacıdan hem de zarar sorumlusundan ayrı ayrı tazminat alması, bundan dolayı da riziko yüzünden zenginleşmesi önlenmiş olmaktadır. ( Omağ, Sigortacının Halefiyeti, s.43) Sigortalı eğer sigortacıdan sigorta tazminatını almamışsa, sigortacı veya zarar sorumlusundan dilediğine başvurup zararını tazmin ettirebilir. Hatta zararını ettirmek için he ikisine birden de başvurabilir. Birden fazla kişi farklı hukuki sebeplerle zarar görene karşı tazminat ödeme borcu altındadır. Sigortacı, sigorta sözleşmesi sonucu üstlendiği borç gereği tazminat ödemekle yükümlü iken, zarar sorumlusu haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılıktan dolayı sorumludur. Sigortalı, toplamda zararını aşan miktarda tazminat alamaz. Buna her şeyden önce sorumluluk hukukunun ilkesi olan "zenginleşme yasağı" engel teşkil eder. ( Buz, a.g.m, s.9 ) Sigortalı, zarar sorumlusuna başvurup zararını tazmin ettirmiş ise, artık sigortacıya tazmin ettirebileceği bir zararı kalmamıştır. Yine sigortalı, sigortacıdan sigorta tazminatını almışsa , tazminat alacağı halefiyet sonucu sigortacıya intikal ettiğinden artık zarar sorumlusuna başvurma hakkına da sahip değildir. Sigorta tazminatının ödenmesinden önce tazminat alacağı üzerindeki tasarruf hakkı sigortalıda bulunduğundan , sigortalı bu hak üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir. Sigortalı, sigortacıya müracaat etmeyerek, zararını zarar sorumlusundan tazmin ettirir ise, sigortacıdan, sigorta sözleşmesine dayanarak rizikonun gerçekleştiğinden bahisle bir talepte bulunamaz ( Atabek, Halefiyet ve Rücu, s.178) Zira artık tazmin ettirebileceği bir zararı kalmamıştır. Eğer sigortacıdan da sigorta tazminatını alacak olursa zarar sigortalarındaki zenginleşme yasağı ilkesi ihlal edilmiş olur. Sigortalı, zarar sorumlusundan meydana gelen zarar için tazminat aldığında, tazminat alacağı sona erdiğinden tekrar sigortacıdan sigorta tazminatını alması sonucunda sebepsiz zenginleşme durumu ortaya çıkacaktır. Sigortacı, sigortalının ancak gerçek zararlarını karşılamakla yükümlüdür. Burada sigortanın amacı zaten gerçekleşmiştir. Sigortacının sorumluluk nedeni zarar sorumlusunun ödemesi ile ortadan kalkmıştır. Sigortacınn ödemesi borç olmayan şeyin ifasıdır.( (Memiş, Sorumluluk Sigortalarında Sebepsiz Zenginleşme Hükümlerinin Uygulanması ile İlgili Bir Yargıtay Kararının İncelenmesi, s.191) Somut olayda davalı tarafından █████/2024 tarihli uzlaşma tutanağı ve ödeme tutanağı kapsamında 150.000 TL ve █████/2024 tarihinde sigorta şirketine 120.000 TL olmak üzere toplamda 270.000 TL hasar ödemesi yapıldığı, gerçek zararın 214.171,43 TL olduğu, davalı tarafça yapılan toplam ödemenin 270.000,00 TL olduğu, bu suretle zararın tamamen karşılandığı gibi aşan kısmın da mevcut olduğu, Sigortacının rücu hakkının, gerçek zarar ve fiili ödeme ile sınırlı olması, davalı tarafça yapılan ödemelerin dikkate alınmasının zorunlu bulunması, aksi halde sebepsiz zenginleşme sonucunun doğacak olması ve hükme esas alınan █████/2026 tarihli ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; rücuya konu edilebilecek bir alacak bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin talebinin sigorta hukuku ilkeleri bakımından karşılanabilir olmadığı görülmekle davanın reddine, ispatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-) Davanın REDDİNE,2-) İspatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 1.430,37-TL harçtan mahsubu ile bakiye 698,37-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,4-)Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,5-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına7-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır