Anahtar kelimeler: Açmaksızın Sayıldığı Verebileceği Hallerin Görüşü Neticesinde Ankara Sahte Sınırlı Bentlerinde

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ███████ K.SUÇ
: Sahte belge düzenlemekHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 04.11.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile " Sanık hakkında 2016, 2017, 2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında, sanığın " mükellef şirkette muhasebeci olarak çalıştığını, ... ve diğer sanığın ortak olduğunu, bir kısım faturaları düzenlediğini ancak bunların gerçek olduğunu, sahte faturaları kendisinin düzenlemediğini" savunduğu, vergi tekniği raporundaki tespitlere göre mükellef kurumun yoklamalarda bilinen adreslerinde bulunmadığı, işçisi, aracı, taşınmazı ve deposunun bulunmadığı, vergi mükellefiyetlerinin yerine getirilmediği ve borçlarının ödenmediği, işyeri kapasitesinin ve organizasyonunun 2016 yılında 28.308.265. TL, 2017 yılında 39.401.397.TL, 2018 yılında 21.847.950. TL'lik düzenlediğini belirttiği faturaları düzenlemeye yeterli olmadığı, diğer sanığın "kaybettiği kimliğinin kullanılarak adına 3 şirket kurulduğunu" beyan ettiği, bu hususların açıkça mükellef şirketin gerçek bir ticari faaliyetinin olmadığını ve sahte fatura ticareti için kurulduğunu gösterdiği, mükellef şirketin gerçek ticari faaliyeti bulunmamasına karşın sanık ...'un şirkette muhasebeci olarak çalıştığını ve bir kısım faturaları düzenlediğini savunmasının kaçamaklı ikrar niteliğinde olduğu, kaldı ki bir kısım sahte faturalardaki yazı ve imzaların sanık ...'un eli ürünü olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği, sanık ...'un 3 ayrı mükellefiyet kapsamında sahte fatura düzenleme suçlarından sabıka kaydının ve devam eden davaların mevcut olduğu, sanığın savunmasında adı geçen ... benzer bir vergi incelemesinde verdiği ifadesinde sanık ...'un sahte fatura ticareti yaptığını beyan ettiği, bu hususların sahte fatura düzenleme eylemlerini sanık ...'un gerçekleştirdiğini ispatlamasına karşın yüklenen suçlardan mahkumiyet kararı verilmesi yerine, sahte faturaların başkasına düzenlettirilip imzalatılmasının mümkün olduğu ve yukarıda açıklanan hususların sanığın eylemlerinin sabit olduğunu ortaya koyduğu gözetilmeden, faturalarda sanığın imzasının bulunmadığı biçimindeki yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi,Hükümlerden sonra █████/2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Yasanın 4. maddesi ile 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesine eklenen fıkralar uyarınca 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı suçlar yönünden etkin pişmanlık hükümleri öngörülmüş ve zincirleme suç hükmünün uygulanması yönünden özel düzenleme getirilmiş olmakla, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 04.11.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.02.2026 tarihinde karar verildi.