Anahtar kelimeler: Artı Mimarlık Restoran Mahsuben Danışmanlık İlamsız Kdv Projesine Alacağa Ortağı

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ... arasında restoran projesine ilişkin mimarlık, tasarım ve danışmanlık hizmetleri sunulması hususunda sözleşme ilişkisi kurulduğunu, sözleşme uyarınca davacının hak kazandığı toplam alacak miktarının 1.000.000 TL artı KDV olduğunu, davalı tarafça bu alacağa mahsuben 231.800 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, bakiye alacağın ödenmemesi üzerine -------- İcra Dairesinin ----------- Esas numaralı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafça haksız şekilde itiraz edildiğini, sözleşmenin şirket ortağı ---------- tarafından imzalandığını ve şirket yetkilileri --------- ile---------- de bu süreci bildiğini, davalı şirketin sözleşmeyi zımnen onadığını ve işin fiilen teslim alınarak ticari faaliyete konu edildiğini, davalı tarafın yetkisiz temsil iddiasının kötü niyetli olduğunu, proje kapsamında yapılan ödemelerin ve -------- yazışmalarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve borcun varlığını kanıtladığını, davalı tarafın mimari projeye aykırı şekilde pergola yaptığını ve müvekkilin eser sahibi olarak bu duruma itiraz ettiğini, davalının borcu inkar ederek icra takibini durdurduğunu belirterek --------- İcra Dairesi nezdindeki ---------- Esas sayılı dosyaya yapılan haksız itirazın iptaline, alacağın tahsilini teminen davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL tutarındaki alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkili şirket ile aralarında mimarlık, tasarım ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunduğunu iddia ederek 1.000.000 TL tutarında alacak talebinde bulunduğunu, ancak müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava konusu alacak iddiasının hukuki ve fiili temelden yoksun olduğunu, 30.09.2024 tarihli sözleşmenin şirketi temsile yetkili olmayan --------- tarafından imzalandığını, şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre temsile yetkili kişinin --------- olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca yetkisiz kişilerin şirketi bağlayıcı işlem yapamayacağını, sözleşme tarihinde şirketin henüz kurulmamış olduğunu ve tüzel kişiliği oluşmamış bir şirket adına yapılan işlemlerin hükümsüz olduğunu, davacının sözleşmenin zımnen onandığına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin söz konusu sözleşmeye hiçbir zaman icazet vermediğini, davacının ihtarına karşı 21.10.2025 ve 07.11.2025 tarihli ihtarnamelerle sözleşmenin geçersizliğinin bildirildiğini, davacıya verilen hizmetler karşılığında ödemelerin yapıldığını, davacının talebi üzerine ödemelerin eşi -------- ve babası --------- banka hesaplarına gerçekleştirildiğini, bu hususun ---------- kayıtları ile sabit olduğunu, davacının hileli yollarla haksız kazanç peşinde olduğunu, 30.09.2024 tarihli --------- numaralı fatura dışında başka bir fatura düzenlenmediğini, ticari işlemlerde fatura düzenlenmesinin zorunlu olduğunu, hakediş raporu veya hizmet tesellüm tutanağı gibi belgelerin bulunmadığını,--------- şirket ortağı olsa dahi şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, şahsi mal varlığından yapılan ödemelerin şirket borcu olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının pergola yapımına ilişkin müelliflik haklarının ihlal edildiği iddiasının asılsız olduğunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki iddiaların bu davanın konusu olamayacağını, müvekkilinin aktif faaliyet gösteren bir şirket olması nedeniyle ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını belirterek davanın tümden reddini, davacının kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili █████/2026 tarihli tarafların sulh olduklarına dair sunduğu beyan dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında tarafların sulh protokolü imzaladığını, karşılıklı anlaşmaya varıldığını, dosyanın kapatılmasının talep edildiğini, kararın kesinleştirilmesinin istendiğini, bu hususların mahkemeye sunulduğunu, talebin değerlendirilmesi gerektiğini, hukuki sürecin bu doğrultuda sonuçlanmasının beklendiğini, tarafların iradelerinin bu yönde oluştuğunu anlaşılmıştır.
Davacı vekili █████/2026 tarihli celsede; "Zapta geçen sulh protokolüne bir diyeceğimiz yoktur, taraflar sulh olmuştur, sulh olması sebebi ile davamız konusuz kalmıştır, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sunulan protokolun 3. maddesi uyarınca tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmamaktadır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
--------- İcra Müdürlüğünün ----------- E. sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır.
---------- Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
---------- Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe
:Dava, itirazın iptali davasıdır.6100 sayılı HMK 313.maddesinde:"(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."
6100 sayılı HMK 314.maddesinde
:"1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."
6100 sayılı HMK 315.maddesinde
:"(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." denmektedir.
Dava dilekçesi, cevap dilekeçsi, beyan dilekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tarafların sulh olduklarının anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK 313 ve devamı maddeleri gereği sulhün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, sulhün, ilgili bulunduğu davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu, mahkemenin taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre karar vereceği, taraflarca sulh nedeniyle davanın konusuz kaldığının beyan edildiği anlaşılmakla, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ayrıca sunulan sulh protokolünün 3.maddesine göre tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığından yargılama giderleri, yapan üzerinde bırakılmış, taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
Ayrıca sulh ön inceleme aşamasında yapılmış olduğundan Harçlar Kanunu 22.maddesi gereği karar ve ilam harcının 1/3'ü alınmıştır.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK madde 315 uyarınca tarafların sulh olduğu anlaşılmakla konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 244,00 TL harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubuyla artan kalan 371,40 TL harcın dosyanın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçede açıklanan sebeplerle Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Sunulan sulh protokolüne bağlı olarak taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!