Anahtar kelimeler: Bigadiç Krediden Ödenekten Bankaca Balıkesir Kanalizasyon Finansmanının Projelerini İnşaatı Yazim

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ███████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E-████████ K
DAVANIN KONUSU
: İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Asıl davada davacı vekili
: Bigadiç (Balıkesir) kanalizasyon inşaatı finansmanının %50'si belediyelerin su ve kanalizasyon alt yapı projelerini gerçekleştirmek üzere tahsis edilen ödenekten kalan %50 nin ise davalı bankaca belediyeye açılan krediden karşılanmak üzere 27.688.943,00 TL ihale bedeli üzerinden müvekkili ile davalı arasında 23.12.2013 tarihinde sözleşme akdedildiğini, işin sözleşmeye göre 150 gün yapım süresi olduğu, iş programına göre 05.06.2014 tarihinde bitirilmesi planlanan işte yaklaşık %24 oranında gerçekleşme sağlandığı konusunda ana hatlar itibariyle uyuşmazlık bulunmadığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra işe devam edilirken müvekkili şirketin bilgi ve iradesi dışında davalı tarafça müvekkiline gönderilen 17.04.2014 tarihli yazıyla Bigadiç Belediyesince mevcut kanalizasyon şebekesinin ihtiyaca cevap verdiğinden bahisle kanalizasyon şebeke imalatlarının konu açıklığa kavuşturuluncaya kadar çalışmaların mevcut haliyle durdurulması talimatının verildiğini, bilahare muhtelif tarihli yazılarla işin devam ettirilmesi istenilmiş ise de davalı ve BASKİ Genel Müdürlüğü yetkililerince 04.08.2015 tarihinde iş mahalline gidilerek süreç dikkate alınarak işin sözleşmesi kapsamında bulunan ve yapımı gerçekleştirilmeyen hatların yapımına başlanılmamasının istendiğine dair tutanağın tanzim edilerek imzalandığını, buna istinaden davalı tarafın 05.08.2015 tarihli yazıyla müvekkiline herhangi bir imalatın yapılmaması talimatı verildiğini, bu aşamadan sonra davalının 02.12.2015 tarihli yazısında söz konusu işin tasfiye adı altında feshedildiğinin öğrenildiğini, akabinde davalı tarafından gönderilen 21.01.2016 tarihli yazıyla müvekkilinin tasfiyeye ve tasfiye hakedişi yapılmaya zorlandığını, ihale dosyasından da görüleceği üzere işin müvekkilinin istek ve bilgisi dışında davalı ... ile BASKİ ve Bigadiç Belediyesi adına çeşitli kere yazışmalara konu edildiğini, işin tasfiyesi için mücbir sebep olmadığı ve konuya dair yapılan yazışmalardan anlaşıldığı üzere kanalizasyon yapımına ihtiyaç olduğu halde davalı tarafından sözleşmenin Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve Borçlar Kanunundaki eser sözleşmelerine ilişkin hükümlere aykırı olarak tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, tazminat ödememek için de iş tasfiye edilmiş gibi gösterilmek istenildiğini, taraflar arasında sözleşmenin sonlandırılması hususunda bir irade uyuşması veya işin yapılmasını objektif ve kesin olarak engelleyen bir ifa imkansızlığı olmadığı için irade veya zorunlu tasfiyeden bahsedilemeyeceğini, sözleşmenin davalı yanca tek taraflı olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin olumlu-olumsuz tüm zararlarının davalı tarafça karşılanması gerektiğini, müvekkili tasfiyeye yanaşmadığından davalının tasfiye kesin hesabı yapmaya zorlayamayacağını, bu nedenle fesih kesin hesabının mahkemece çıkarılması ve kar kaybı hesabının yapılması gerektiğini, sözleşme de davalı yanca haksız feshedilmiş olduğundan teminatların iadesinin zorunlu olduğunu belirterek, fesih kesin hesabının mahkemece bilirkişi heyeti marifetiyle çıkartılarak sözleşme kapsamında müvekkilinin yaptığı işlerin bedeli ile kalan işlerden elde edilecek kar miktarının hesaplanmasına, bu bedeller bilirkişi incelemesi sonucu kesinlik kazanacağından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin fesih tarihine kadar sözleşme kapsamında yaptığı işlerin bedeli ile kalan işten elde edeceği kar miktarına mahsuben şimdilik 10.000,00 TL'nin davalı idarenin haksız fesih tarihinden, olmadığı takdirde ihtarla temerrüde düştüğü 08.07.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, sözleşme uyarınca davalıya verilen ve haksız fesih nedeniyle idarede kalma zorunluluğu ortadan kalkan ... Şubesinden verilme 20.12.2013 tarih ve 249TM KE3479 nolu teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiş, 25.09.2025 tarihli açıklama dilekçesiyle 10.000,00 TL'lık talebin 9.900,00 TL'lık kısmının kar mahrumiyeti, kalan 100,00 TL'sının iş bedeline ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Asıl davada davalı vekili
: Davacı ile akdedilen sözleşmeye ilişkin olarak 17.04.2014 tarihinde tanzim edilen 4 nolu hakediş itibari ile toplam 6.610.769,67 TL tutarında iş yapılarak %23,88 oranında gerçekleşme sağlandığını, Bilgadiç Belediyesinin isteği doğrultusunda alınan BASKİ'nin 02.10.2015 tarihli yönetim kurulu kararında Bigadiç Belediye Başkanlığının mevcut kanalizasyon tesisinin yeterli olduğuna ilişkin 06.05.2014 tarihli belediye meclisi kararı neticesi Bigadiç ilçesinde kanalizayson sisteminin yeni yapılan hatlarla birlikte bir bütün olarak işler olduğu ve hali hazırda yeterli durumda bulunduğu göz önüne alınarak yeni çalışma yapılmaması ve bu duruma bağlı olarak yüklenici ile yapılan sözleşmeye esas işlemlerin ihale makamı olan ... Genel Müdürlüğünce Kamu İhale Mevzuatı esaslarında yürütülmesi ve kredi işlemlerinin kredi sözleşmesi esaslarında tasfiye edilmesinin uygun olacağına karar verildiği belirtilerek, söz konusu yapım işinin sonlandırılmasının müvekkili bankadan talep edildiğini, bu talep doğrultusunda müvekkili banka genel müdürlüğünün 30.11.2015 tarihli oluru ile Bigadiç Kanalizasyon Yapım işinin tasfiye edildiğini, müvekkili banka teknik elemanları, BASKİ Genel Müdürlüğü ve yüklenici temsilcisinin katılımı ile teşkil edilen heyet tarafından 18.12.2015 tarihinde işin tasfiye geçici kabulünün yapıldığını ve 30.11.2015 tarihli olura istinaden müvekkili tarafından 25.12.2015 tarihli yazı ile de onaylandığını, tasfiye geçici kabul tutanaklarının yüklenici şirket tarafından herhangi bir itiraz kaydı olmadan imzalandığını, bankanın 2013 yılı faaliyetleri ile ilgili Sayıştay denetim raporu gereğince söz konusu kanalizasyon inşaatı işinde davacının yararlandığı ve harç tutarı için verdiği kesin teminatların tamamına bloke konulduğunu, 03.08.2016 tarihli ihtarname ile bu durumun davacıya bildirildiğini, nitekim davacı kendisine rücu edilen bahse konu vergi, resim ve harç tutarının işlem tarihine kadar faizleriyle birlikte yatırdığına dair belge ve dekontları müvekkili bankaya sunmadığından teminatın iadesinin gerçekleştirilemediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 27.maddesine göre sözleşme kapsamındaki ilave işler, iş eksikliği ve işin tasfiyesine ilişkin hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağının kararlaştırıldığını, söz konusu şartnamenin “Sözleşmenin Feshi ve Tasfiye Durumları” başlıklı 47.maddesinin 9 ve 14 nolu bentlerinde ve “Kesin Teminatın İadesine Ait Şartlar Başlıklı” 45.maddesinde yer alan hükümler ile 4735 Sayılı Kanunun “Mücbir Sebeplerden Dolayı Sözleşmenin Feshi” başlıklı 23.maddesindeki yükümler nazara alındığında müvekkili bankaca yerine getirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz açıldığını, ayrıca talep edilen faizin niteliği ve başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili
: Taraflar arasında akdedilen 23.12.2013 tarihli Bigadiç (Balıkesir) kanalizasyon inşaatı yapımı işine ilişkin sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, tazminat ödememek için de gerçekte sözleşme feshedildiği halde tasfiye olarak gösterilmeye çalışıldığını, müvekkilince keşide edilen 30.06.2016 tarihli ihtarname ile haksız fesih nedeni ile oluşan zararlarına karşılık fazla hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000.000,00 TL’nin faizleriyle ödenmesinin istenildiğini, ihtarın neticesiz kalması üzerine Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esasında müvekkili tarafından açılan dava ile fazla hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nın talep edildiğini, bundan sonra sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararlardan kaynaklanan alacaklarının bakiye kısmına ilişkin ... aleyhine Ankara 16. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış ise de davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, TBK’nun 484.maddesi gereğince eser tamamlanmadan önceki bir aşamada iş sahibinin yapılmış işlerin bedelini vermek ve yüklenicinin bütün zararlarını tazmin etmek şartıyla herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshedebileceğinin öngörüldüğünü, bu durumda yüklenicinin sadece kendi zararlarının değil tasfiye adı altında yapılan haksız fesih nedeniyle ortaya çıkan kar mahrumiyetini de kapsayan tüm zararlarının tazmini gerektiğini, bu zararın hesaplanabilmesi için de öncelikle kalan iş bedelinin tespiti ve bu bedelden yüklenicinin sözleşme konusu işi tamamlamaması sebebiyle tasarruf ettiği malzeme ve işçilik bedellerinin düşülmesi gerektiğini belirterek, davalının Ankara 16. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyasında başlatılan takibe ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili
: Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, işin 30.11.2015 tarihli genel müdürlüğün oluru ile tasfiye edildiğini, gerek tasfiye geçici kabul tutanakları ve gerekse tasfiye hali durum tespit tutanaklarının davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt olmadan imzalandığını, dolayısıyla davacı yüklenici işin tasfiyesini koşulsuz kabul ettiğinden vee işin tasfiye edildiği tarihe kadar yüklenici tarafından yapılan imalatların bedeli de ödenmiş olduğundan, bahse konu talebin zamanaşımına uğradığını, esas bakımından ise dava konusu işe ilişkin sözleşmenin tarafların karşılıklı iradeleri ile tasfiye edildiğini, davacı Sayıştay denetim raporu gereğince ödemesi gereken vergi, resim ve harçları ödemediğinden ödeyip dekontlarını sunmadığından teminatın iadesinin gerçekleştirilemediğini, bankanın 2013 yılı faaliyetleri ile ilgili Sayıştay Başkanlığı Denetim Raporu gereğince, davacının yararlandığı Vergi, Resim ve Harç tutarı için Banka Yatırım Koordinasyon Dairesi Başkanlığı'nın 22.12.2014 tarih ve 55344 sayılı Makam Olur’u doğrultusunda kesin teminatların tamamına konulan blokenin davacının bahse konu işe ait sözleşme karar pulu ile damga vergilerinin toplamı ve yasal faizlerini kabul etmesi ve davacının bu borçlarının, 6736 Sayılı Kanun çerçevesinde 18 taksit olarak yapılandırılması neticesinde, müvekkili bankanın 11.04.2017 tarihli Makam Olur'u doğrultusunda kaldırılarak; söz konusu yapım işi ile ilgili Soğuk Damgalı SGK İlişiksiz Belgesinin Bursa Bölge Müdürlüğü’ne ulaşmasını müteakip müvekkili banka nezdinde saklı tutulan 1.665.000,00 TL. tutarındaki kesin teminat mektuplarının Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 20.06.2017 tarih ve E.2993 sayılı Olur'u ile davacıya iade edildiğini, davacının sözleşmenin müvekkili bankaca tek taraflı olarak feshetmiş olduğu iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi işe ilişkin sözleşme müvekkilince tek taraflı olarak feshetmiş olsa idi 4735 Sayılı Kanununun 19., 20. ve 21. maddelerine göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, davacının kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlarının gelir olarak kaydedilmesi gerektiğini, ancak söz konusu işte davacının yararlandığı vergi, resim ve harç tutarı için işe ilişkin verilmiş olan kesin teminatlar gelir olarak kaydedilmemiş, sadece bloke konulduğunu, akabinde de kesin teminatların tamamına konulan blokenin kaldırılarak davacıya iade edildiğini, taraflar arasındaki ilişkide sözleşmenin haklı-haksız feshini irdelemeyi gerektirecek bir sürecin yaşanmadığını, müvekkilince yerine getirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu, davacının herhangi bir kar kaybı ve masraf talep etmesinin mümkün bulunmadığını, davacı iddialarının tamamına, ayrıca icra takibi ve dava dilekçesinde dile getirilen faizin niteliğine ve başlangıç tarihine itiraz etiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince
: Taraf delillerinin toplandığı, Bigadiç (Balıkesir) kanalizasyon inşaatı yapım işine ilişkin bilgi ve belgelerin Balıkesir Büyükşehir Belediyesi BASKİ'nden temin edildiği, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyanın incelenmesinde alacaklı ... Yapı İnş. Taah. Tic.A.Ş.'nin borçlu ... AŞ. hakkında 4.990.000,00 TL asıl alacak, 2.962.385,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.952.385,27 TL alacak talebi ile ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durmuş olduğu, tüm dosya kapsamı ve tarafların ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde mali müşavir, inşaat mühendisi ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler tarafından inceleme yapılarak 30.01.2018 tarihli rapor, 05.07.2018 tarihli ek rapor, bilirkişi heyetine emekli Sayıştay denetçisi dahil edilmek suretiyle düzenlenen 01.04.2019 tarihli ek rapor ve 12.02.2020 tarihli ek raporun ibraz edildiği, bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli görülmediğinden inşaat mühendisi nitelikli hesap uzmanı ve kamu ihale mevzuatı uzmanından oluşan bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile 02.04.2021 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği, bu kez 22.09.2021 tarihli duruşmada inşaat mühendisi, hukukçu ve muhasebe alanlarında öğretim üyesi bilirkişilerden rapor alınması yönünde verilen ara karar gereğince 08.08.2022 tarihli rapor, 12.02.2024 tarihli ek rapor, muhasip bilirkişinin görevinden affı talebi nedeniyle yerine mali müşavir bilirkişi ataması yapılarak düzenlenen 05.08.2024 tarihli ek rapor, inşaat mühendisi bilirkişinin vefatı nedeniyle yerine inşaat mühendisi ataması yapılarak düzenlenen 03.03.2025 tarihli ve 15.08.2025 tarihli ek raporların dosya kapsamına alındığı, asıl davanın; eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ve ödenmeyen hakediş alacağının tahsili ile teminat mektubunun iadesi talebine, birleşen davanın ise bakiye kar mahrumiyeti alacağının tahsili yönünde başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon İnşaatı işine ilişkin 23.12.2023 tarihinde 27.688.943,00 TL bedelli sözleşme imzalanarak 06.01.2014 tarihinde yer teslimi yapıldığı, işin gerçekleşme seviyesi %23,88 iken Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresinin 02.10.2015 tarih ve 187 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile kanalizasyon tesisinin yeterli olduğu ve yeni çalışma yapılmaması talebi üzerine davalı tarafından 30.11.2015 tarih ve 55522 sayılı Makam Olur'u ile işin sonlandırıldığı, BASKİ Genel Müdürlüğü, ... A.Ş Bursa Bölge Müdürlüğü ve davacı yüklenici tarafından düzenlenen 18.12.2015 tarihli Tasfiye Hali Durum Tespit Tutanağı ile davacı yüklenicinin yapmış olduğu imalat miktarlarının belirlendiği, yine 18.12.2015 tarihinde taraflar arasında Tasfiye Geçici Kabul Tutanağının imzalanmış olduğu, asıl ve birleşen davada davacı yan, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğini iddia ederken, asıl ve birleşen davada davalının sözleşmenin tarafların iradesi ile tasfiye edildiğini ileri sürdüğü, taraflar arasında düzenlenen tutanaklar ile yapılan yazışmaların içeriği tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu işin davalı bankanın 30.11.2015 tarihli genel müdürlük oluru ile sözleşmenin 27.1 maddesi Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 47/9 maddesi ve 4735 Sayılı Kanunun 23. maddesi gereğince tasfiye edildiği ifade edilmiş olup sözleşmenin 27.1 maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesine atıf yapıldığı , YİGŞ 47/9 maddesinde ve yine 4735 Sayılı Kanunun 23. maddesinde mücbir sebeplerle sözleşmenin feshi ve genel hükümlere göre tasfiyesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta mücbir sebebin varlığından söz edilemeyeceğinden 23. maddenin uygulanması koşulları oluşmadığı gibi YİGŞ █████.maddesine uygun bir tasfiye protokolünün de bulunmadığı, tasfiye hali durum tespit tutanağının davacı yüklenicinin yapmış olduğu imalat miktarlarının belirlenmesinden ibaret olduğu, sözleşme konusu yapım işi %23,88 seviyesinde iken BASKİ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 02.10.2015 tarihli kararı ile kanalizasyon tesisinin yeterli olduğu ve yeni çalışma yapılmaması talebi üzerine davalı tarafından işin sonlandırılmış olması karşısında davacı yüklenicinin kusuru olmaksızın işin yapımından vazgeçen davalı iş verenin davacı yüklenicinin kar mahrumiyeti zararından sorumlu olacağının mahkemece kabul edildiği, asıl davada, davacının ödenmeyen hakediş alacakları ve kar mahrumiyeti alacaklarının tahsili talebinde bulunmuş olup 18.09.2025 tarihli duruşma ara kararı kapsamında sunulan 25.09.2025 tarihli dilekçelerinde asıl dava değeri olan 10.000,00 TL'nin 100,00 TL'sinin iş bedeli 9.990,00 TL'sinin kar mahrumiyeti alacağı olduğu ifade edilmiş, yapılan bilirkişi incelemelerinde davacı yüklenici tarafından yapılan %23,875 imalatın seviyesine ilişkin 6.610.769,67 TL + KDV bedelli iş yönünden 3 adet toplam KDV dahil 7.917.667,74 TL tutarında fatura tanzim ettiği, fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmiş olduğu anlaşılmakla asıl davada davacının ödenmeyen bakiye hakediş alacağı bulunmadığından 100,00 TL iş bedeli talebine ilişkin davanın reddi gerektiği, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden davacı yüklenicinin kusuru bulunmaksızın davalı idare tarafından dönülmüş olması nedeniyle davacının müspet zararı kapsamında kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği, kar mahrumiyeti hesabının TBK 408. maddenin 2. cümlesi kapsamında kıyasen kesinti yöntemine göre yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların yapılmayan iş bedelinden düşülmesi suretiyle hesaplanması gerektiğinin mahkemece kabul edildiği, üçüncü bilirkişi heyetinin 03.03.2025 tarihli ek raporunda kanalizasyon yapım işinin tamamının sözleşmeye konu olduğu, davalı idarenin iş bedelinin azaltılmasına ilişkin bir talebinin bulunmadığı, işin ilerleme oranı %23,875 esas alınarak müteahhit karının %8 olarak kabul edilmesiyle kar mahrumiyeti hesabına KDV dahil edilmemesi gerektiği hususu da dikkate alınmak suretiyle eksik kalan iş bedeli (27.688.943,00 TL - 6.610.769,67 TL) 21.078.173.30 TL nin %8'i olan 1.686.253,86 TL yüklenici karından fesih tarihi ile işin yapılması gereken süre içerisinde davacı yüklenicinin elde edebileceği/elde etmekten kaçındığı giderler ve kâr tutarının hesaplanan karın %25'i nispetinde olacağı değerlendirmesi ile bulunan 421.563,47 TL kaçınılan gider ve kâr tutarının mahsubu neticesinde davacı yüklenicinin müspet zarar kapsamında kâr mahrumiyeti alacağı 1.264.690,36 TL olarak tespit edilmiş olup yapılan hesaplama dosya kapsamına uygun bulunmakla asıl ve birleşen davada hükme esas alındığı, asıl davada davacı yüklenici dava dilekçesi ve netice-i taleplerini açıklayan 25.09.2025 tarihli yazılı beyanları kapsamında 9.900,00 TL kâr mahrumiyeti talebinde bulunmuş olmakla müspet zarar kapsamında kanıtlanan 9.900,00 TL kâr mahrumiyeti alacağı yönünden kanıtlanan asıl davanın kabulüne karar vermek gerektiği, asıl davada bir diğer talep 20.12.2013 tarih ve 249TM KE3479 nolu teminat mektubunun iadesi talebi olup bu talebe ilişkin peşin harç ikmal edilmemiş olmakla yargılama safahatında asıl davada davacı vekiline 1.665.000,00 TL bedelli 20.12.2013 tarihi teminat mektubunun iadesi talebi yönünden teminat mektubu değeri üzerinden eksik peşin harcı ikmal etmek üzere süre verildiği, davacı vekili tarafından 08.06.2017 tarihli duruşmada teminat mektubunun iadesi taleplerini atiye terk ettiklerinin ifade edildiği, asıl davada davalı vekilince 29.03.2024 tarihli dilekçelerinde atiye terk talebine muvafakat etmedikleri bildirilmekle HMK 123. maddesi gereğince davalının açık rızası bulunmadığından davacı yanın atiye terk beyanına itibar edilmemiş, 20.03.2025 tarihli duruşma ara kararı ile teminat mektubu iadesi talebi yönünde eksik peşin harcı ikmal etmek üzere HMK. 94 maddesi uyarınca verilen kesin sürede harç ikmali yapılmadığından 29.05.2025 tarihi itibariyle bu talebin işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve nihayetinde 3 aylık yasal sürede peşin harcın ikmal edilmemiş olması nedeniyle asıl davada teminat mektubunun iadesi talebinin Harçlar Kanunu 30, HMK. 150 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, birleşen davada; davacı yüklenici, bakiye kar mahrumiyeti zararlarını ilamsız takibe konu ederek itirazın iptali talebinde bulunmuş olup yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davada davacı yüklenicinin iş sahibinden 1.264.690,39 TL kâr mahrumiyeti alacağının bulunduğu kanıtlanmış olmakla asıl davada hüküm altına alınan 9.900,00 TL'yi aşan bakiye 1.254.790,39 TL kâr mahrumiyeti alacağının birleşen davaya esas olan ilamsız takip kapsamında talep edilebileceği sonuç ve kanaatine varılarak davacı tarafından davalıya keşide edilen Ankara 56. Noterliğinin 30.06.2016 gün 10886 yevmiye nolu ihtarnamenin davalıya 11.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 7 iş gün sürenin ilavesi ile davalının 12.07.2016 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek 12.07.2016 temerrüt tarihi ile 02.10.2020 takip tarihi arasında değişen avans faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanan 724.589,88 TL işlemiş faiz tutarı hükme esas alınmak suretiyle birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 9.900,00 TL kar mahrumiyeti alacağının 12.07.2016 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya ödenmesine, asıl davada teminat mektubunun iadesi talebinin Harçlar Kanunu 30, HMK 150 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, asıl davada fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile Ankara 16. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı takibe davalı itirazının 1.254.790,39 TL asıl alacak, 724.589,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.979.380,27 TL üzerinden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa %13,75 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, birleşen davada fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit bulunmadığından birleşen davada davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sabit bir oran üzerinden kar mahrumiyeti hesabı yapılmış olup, yapılan hesaplamanın yüksek mahkemenin yerleşik kararlarına uygun olmadığını, mahkeme tarafından da tespit edildiği üzere, dava konusu olayda sözleşmenin feshini gerektirir haklı bir sebep bulunmamasına rağmen, iş sahibi davalı idare tarafından sözleşmenin tasfiye adı altında haksız olarak feshedildiğini, haksız fesih halinde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kesinti yönteminin uygulanması gerektiğini, kesinti yöntemine göre yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden, yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa, kazanabileceği miktarlar belirlenip, bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden çıkartılarak hesaplanması gerektiğini, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli 1. ek ve █████/2024 tarihli 2. ek raporlarda( itirazları saklı kalmak kaydıyla )buna uygun hesaplama yapılmış olmasına rağmen █████/2025 tarihli 3. ek raporda önceki raporda kesinti yöntemi ile yapılan hesaplamalardan dönülerek, mahkemece yapılan görevlendirmeye ve yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarına aykırı şekilde eksik kalan iş bedeli üzerinden tamamen farazi şekilde belirlenen sabit bir oranın yüklenici kârı olarak kabul edilerek, bu şekilde hesaplanan bedelden aynı dönemde elde edilecek veya elde etmekten kaçınılmış olan giderlerin yine hiçbir somut gerekçe ve hukuki dayanak gösterilmeksizin % 25 nispetinde olabileceğinden bahisle hesaplama yapıldığını, itirazlar üzerine alınan █████/2025 tarihli 4.ek raporda da bu husustaki itirazları görmezden gelinerek önceki rapordaki aynı hatalı hesapta ısrar edildiğini, diğer taraftan kaçınılan kazanç miktarının davalı tarafça ileri sürülüp ispatlanması gerektiğini, davalı tarafça böyle bir durum ileri sürülüp ispat edilmemesine ve de yargılama aşamasında tespit edildiği şekilde kaçınılan bir kazanç da bulunmamasına rağmen, tüm itirazlarına rağmen yine tamamen varsayıma dayalı sabit bir oran üzerinden kaçınılan kazanç miktarının hesaplandığını, hakkaniyete göre kaçınılan kazanç miktarı hesaplaması yapılması mümkün bulunmadığı gibi ve bunun yine varsayıma dayalı olarak %25'lik bir oran şeklinde tespit edilmesinin kabul edilemez olduğunu, belirtilen emsal nitelikteki Yargıtay kararında da sabit yüzdelik oran üzerinden hesaplama yapılması hukuka aykırı görülerek bozma sebebi yapılmış olduğunu, gerek dosyaya █████/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan uzman görüşü gerekse itirazları saklı kalmak üzere bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan █████/2024 ve █████/2024 tarihli ek raporlarda yapılan hesaplamaların asıl ve birleşen davadaki taleplerin üzerinde olup, mahkeme tarafından dahi kesinti yöntemine göre hesap yapılması gerektiği kabul edildiği halde, bu yönteme uygun olmayan şekilde hesap yapılan bilirkişi kurulu raporu benimsenerek karar verilmesi, ayrıca davalı haksız bulunmasına ve şartları oluşmasına rağmen inkâr tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, birleşen davada kabul edilen alacağa işletilecek faizin %13,75 ile sınırlanmasının hatalı olup takip talebinden görüleceği üzere asıl alacağa avans faizi işletilmesi talep edilmiş, takip tarihindeki avans faizi %13,75 olduğu için parantez içerisine yazılarak fazlaya dair hakların saklı tutulmuş olduğunu, buna göre "avans faizine" veya "değişen oranlarda avans faizine" hükmedilmesi gerekirken, faiz oranının sınırlanmasının hatalı olduğunu, birleşen davaya ilişkin yapılan harç hesabının hatalı olup harç hesabı yapılırken taraflarınca icra takibi başlatılırken ödenen 39.761,93 TL peşin harç ve dava açılırken icra aşamasında yatırılan bu harç mahsup edilerek ödenen 96.044,93 TL peşin harç olmak üzere toplamda 135.806,86 TL peşin harç yatırıldığını, buna göre yapılan harç hesabı hatalı olup, davalıdan tahsiline karar verilmesi gereken harcın eksik hesaplandığını, temerrüt tarihinin hatalı tespit edildiğini, dosyada bulunan tebliğ şerhinden görüleceği üzere sözü edilen ihtarnamenin tebliğ tarihi █████/2016 tarihi olup, buna göre temerrüt tarihinin █████/2016 olduğunu, nitekim takip talebinde de temerrüt tarihinin █████/2016 olarak belirtildiğini, davalı tarafça, hükme esas alınan bilirkişi raporuna temerrüt tarihi yönünden bir itirazda bulunulmadığı halde, temerrüt tarihinin re'sen ve de üstelik hatalı tespit edildiğini, mahkeme kararının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla asıl ve birleşen davanın kabulü ile; asıl davada 10.000,00 TL' nin davalının ihtarla temerrüde düştüğü █████/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, birleşen davada davalı tarafın Ankara 4. Genel İcra Müdürlüğü (eski: Ankara 16. İcra Müdürlüğü)'nün █████████ sayılı dosyasıyla başlatılan takibe ilişkin haksız itirazının iptali ile takibin devamına, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı aleyhine %20' den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın mesnetten yoksun olduğunu, davanın sözleşme ve ekleri ile mevzuatta öngörülen itiraz ve hak düşürücü süreler geçirildikten sonra açılmış olması nedeniyle zamanaşımı yönünden incelenerek reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin talebi doğrultusunda, müvekkili Banka Genel Müdürlüğü’nün 30.11.2015 tarih ve 55522 sayılı Olur’u ile, Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon İnşaatı yapım işine ilişkin sözleşmenin 27.1. maddesi, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 47/9. maddesi ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 23. maddesi gereğince Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon inşaatı yapım işinin tasfiye edildiğini, davacı yüklenici temsilcisinin müvekkilinin teknik elemanları ve BASKİ Genel Müdürlüğü'nün katılımıyla teşkil edilen heyet tarafından 18.12.2015 tarihinde işin tasfiye geçici kabulünün yapıldığını ve tasfiye geçici kabul tutanakları müvekkili Banka Genel Müdürlüğünün 30.11.2015 tarih ve 55522 sayılı Oluru'na istinaden müvekkili Bankanın Altyapı Uygulama Dairesi Başkanlığı’nın 25.12.2015 tarih ve 31054 sayılı yazısı ile onaylandığını, gerek tasfiye geçici kabul tutanakları ve gerekse tasfiye hali durum tespit tutanaklarının davacı tarafından herhangi bir itirazi kayıt olmadan imzalandığını, dolayısıyla davacı yüklenicinin işin tasfiyesini hiçbir itiraz ileri sürmeksizin koşulsuz kabul etmiş ve işin tasfiye edildiği tarihe kadar yüklenici tarafından yapılan imalatların bedeli de ödenmiş olduğundan, bahse konu talebin zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla talebin zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak mahkemece zamanaşımı itirazları hakkında hüküm tesisi yoluna dahi gidilmediğini, Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon İnşaatı yapım işinin 27.688.943,00 TL. bedel üzerinden ... Yapı İnş. Taah. ve Tic. A.Ş.’ne ihale edildiğini ve 23.12.2013 tarihinde sözleşmesinin imzalandığını, 06.01.2014 tarihinde yer teslimi yapıldığını, 17.04.2014 tarihinde tanzim edilen 4 nolu hakediş itibarı ile toplam 6.610.769,67TL. tutarında iş yapılarak %23,88 oranında gerçekleşme sağlandığını, 6630 Sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu gereği yürütme işleri Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BASKİ)’ne devredildiğinden Bigadiç Belediye Başkanlığı’nın isteği doğrultusunda alınan Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin 02.10.2015 tarih ve 187 nolu Yönetim Kurulu Kararı’nda özetle; Bigadiç Belediye Başkanlığı’nın mevcut kanalizasyon tesisinin yeterli olduğuna ilişkin 06.05.2014 tarih ve ███████ nolu Belediye Meclisi kararı neticesi “Bigadiç ilçesinde kanalizasyon sisteminin yeni yapılan hatlarla birlikte bir bütün olarak işler halde olduğu ve halihazırda yeterli durumda bulunduğu göz önüne alınarak yeni çalışma yapılmaması ve bu duruma bağlı olarak yüklenici ile yapılan sözleşmeye esas işlemlerin ihale makamı olan ... Genel Müdürlüğünce Kamu İhale Mevzuatı esaslarında yürütülmesi ve kredi işlemlerinin kredi sözleşmesi esaslarında tasfiye edilmesinin uygun olacağına” karar verildiği anlaşılmış olup, söz konusu yapım işinin sonlandırılmasının müvekkilinden talep edildiğini, Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin talebi doğrultusunda, müvekkili bankanın 30.11.2015 tarih ve 55522 sayılı Olur’u ile, işe ilişkin sözleşmenin 27.1. maddesi, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 47/9. maddesi ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 23. maddesi gereğince Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon inşaatı yapım işinin tasfiye edildiğini, nitekim müvekkili Bankanın Altyapı Uygulama Dairesi Başkanlığı’nın 02.12.2015 tarih ve 29027 sayılı dağıtımlı yazıları ile gereği için müvekkilinin Bursa Bölge Müdürlüğü - BASKİ Genel Müdürlüğü - ... Yapı İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti’ne yazı yazılarak 30.11.2015 tarih ve 55522 sayılı Makam Olur’u ile işin tasfiye edildiğinin bildirildiğini, tasfiye iş ve işlemlerinin müvekkili Bankanın Bursa Bölge Müdürlüğü’nce yürütülmesi, Bölge Müdürlüğü, BASKİ Genel Müdürlüğü ve davacının katılımıyla tasfiye geçici kabulünün yapılarak tutanaklarının müvekkilinin Altyapı Uygulama Dairesi Başkanlığı’na onaylanmak üzere Genel Müdürlüğe gönderilmesinin istenildiğini, Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 07.12.2015 tarih ve 1869 sayılı davacı ... Yapı … Ltd. Şti.’ne yazdığı yazı ile, tasfiye işlemlerine 15.12.2015 tarihinde başlanılacağı belirtilerek, anılan tarihte davacı şirket yetkililerinin iş mahallinde bulunmalarının istenildiğini, akabinde Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 11.12.2015 tarih ve 1906 sayılı davacı ... Yapı …Ltd. Şti.’ne yazdığı yazı ile; tasfiye işlemlerine işlerin yoğunluğu nedeni ile 17.12.2015 tarihinde başlanacağı belirtilerek, anılan tarihte davacı şirket yetkililerinin iş mahallinde bulunmalarının istenildiğini, davacı şirket temsilcisinin müvekkilinin teknik elemanları ve BASKİ Genel Müdürlüğü yetkililerinden teşkil edilen heyet tarafından 18.12.2015 tarihinde Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon İnşaatı yapım işinin tasfiye geçici kabulünün yapıldığını, bahse konu yapım işinin tasfiye hali durum tespitleri yapılarak tasfiye hali durum tespit tutanağının tanzim edildiğini ve söz konusu tutanakların Bursa Bölge Müdürlüğü’nce 21.12.2015 tarihinde onaylandığını, müteakiben tasfiye geçici kabul tutanakları müvekkili Banka Genel Müdürlüğünün 30.11.2015 tarih ve 55522 sayılı Makam Olur'una istinaden Altyapı Uygulama Dairesi Başkanlığı'nın 25.12.2015 tarih ve 31054 sayılı yazısı ile onaylandığını, dava konusu yapım işine ilişkin sözleşmenin tarafların karşılıklı iradeleri ile tasfiye edildiğini, gerek tasfiye geçici kabul tutanakları ve gerekse tasfiye hali durum tespit tutanaklarının davacı tarafından herhangi bir itirazi kayıt olmadan imzalandığını, müvekkilinin 2013 yılı faaliyetleri ile ilgili Sayıştay Başkanlığı Denetim Raporu gereğince Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon İnşaatı işinde davacının yararlandığı vergi, resim ve harç tutarı için söz konusu işe ilişkin verilmiş olan kesin teminatların tamamına bloke konulduğu, ilgili mevzuat çerçevesinde iş ve işlemlerin neticelenmesini müteakip teminatların iadesi hususunun sözleşme ve ilgili mevzuat doğrultusunda değerlendirileceğinin Ankara 33. Noterliği’nce keşide edilen 03.08.2016 tarihli cevabi ihtarname ile davacıya bildirildiğini, nitekim davacının kendilerine rücu eden bahse konu vergi, resim ve harç tutarını işlem tarihine kadar olan faizleri ile birlikte yatırdığına dair belge ve dekontları müvekkiline sunmadığından, teminat iadesinin gerçekleştirilemediğini, Bursa Bölge Müdürlüğü’nün davacıya göndermiş olduğu 21.01.2016 tarih ve 104 sayı ve 16.12.2016 tarih ve 1991 sayılı yazıları ile, 18.12.2015 tarihinde tanzim edilen Tasfiye Durum Tespit Tutanağında belirtilen hususlar çerçevesinde Tasfiye Durumu Kesin Hakedişinin hazırlanarak Bursa Bölge Müdürlüğü’ne gönderilmesinin istendiğini, ancak davacı tarafından Bursa Bölge Müdürlüğü’ne Tasfiye Durumu Kesin Hakedişi sunulmadığını, Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 13.04.2017 tarih ve 890 sayılı yazısı ile; işe ait Tasfiye Durumu Kesin Hakedişinin Bölge Müdürlüğü’nce hazırlandığı, onaysız bir süretinin incelenmek üzere ekte gönderildiği, söz konusu Tasfiye Durumu Kesin Hakedişin yazı tarihinden itibaren 60 gün içerisinde incelenerek, imzalamak üzere 60 günlük sürenin bitimi olan 13.06.2017 tarihine kadar davacı firma yetkilisinin Bursa Bölge Müdürlüğü’nde hazır bulunması istenildiğini, ancak, konu ile ilgili olarak davacının 20.04.2017 tarihli yazısında; Bankaca tesis edilen işlemin bir fesih işlemi olduğunu ve söz konusu haksız fesihten kaynaklı zararlarının tazmini için Banka aleyhine Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkemece yapılacak yargılama sonucunda fesih kesin hesabının mahkemece çıkarılacağını ve taraflarınca bu aşamada yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığını bildirdiğini, Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 27.03.2017 tarih ve 701 sayılı yazısı ile bahse konu yapım işinin tasfiye kesin kabulünün 31.03.2017 tarihinde yapılacağı hususu davacıya bildirilmesine rağmen davacının tasfiye kesin kabule iştirak etmediğini, Bigadiç (Balıkesir) Kanalizasyon inşaatı yapım işinin tasfiye kesin kabulünün müvekkili bankanın teknik elemanları ve BASKİ Genel Müdürlüğü yetkililerinden oluşturulan heyet tarafından 31.03.2017 tarihinde yapıldığını, tasfiye kesin kabul tutanaklarının Altyapı Uygulama Dairesi Başkanlığı’nın 06.04.2017 tarihli yazısı ile onaylandığını, işin daha fazla sürüncemede kalmaması ve davacının kesin teminatlarının iadesinin gerçekleştirilebilmesi için işe ait tasfiye durumu kesin hakedişinin Bursa Bölge Müdürlüğü’nce 21.04.2017 tarihinde onaylanarak, 21.04.2017 tarih ve 968 sayılı yazı ile onaylı tasfiye durumu kesin hakedişin bir suretinin davacıya gönderildiğini, müteakiben müvekkilinin 2013 yılı faaliyetleri ile ilgili Sayıştay Başkanlığı Denetim Raporu gereğince, davacının yararlandığı vergi, resim ve harç tutarı için müvekkilinin Yatırım Koordinasyon Dairesi Başkanlığı'nın 22.12.2014 tarihli Makam Olur’u doğrultusunda kesin teminatların tamamına konulan blokenin; davacının bahse konu işe ait sözleşme karar pulu ile damga vergilerinin toplamı ve yasal faizlerini kabul etmesi ve davacının bu borçlarının, 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun’un 3. maddesi çerçevesinde Gelirler İdaresi Başkanlığı Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 07.11.2016 tarihli yazısı ve 21.09.2016 tarihli tecil fişi ile 18 taksit olarak yapılandırılması neticesinde, müvekkilinin 11.04.2017 tarihli Makam Olur'u doğrultusunda kaldırılarak; söz konusu yapım işi ile ilgili Soğuk Damgalı SGK İlişiksiz Belgesinin Bursa Bölge Müdürlüğü’ne ulaşmasını müteakip müvekkili nezdinde saklı tutulan 1.665.000,00TL. tutarındaki kesin teminat mektuplarının Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 20.06.2017 tarihli Olur'u ile davacıya iade edildiğini, gerek tasfiye geçici kabul tutanakları ve gerekse tasfiye hali durum tespit tutanaklarının davacı tarafından herhangi bir itirazi kayıt olmadan imzalandığını, davacı yüklenicinin işin tasfiyesini hiçbir itiraz ileri sürmeksizin koşulsuz kabul ettiğini ve işin tasfiye edildiği tarihe kadar yüklenici tarafından yapılan imalatların bedeli de ödenmiş olduğundan, davacı tarafın zararının tazmininin hukuken söz konusu olamayacağını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alındığında karşılıklı irade ile tasfiye edilmiş olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alındığında karşılıklı irade ile tasfiye edilmiş olduğunun kabulü gerekirken istinafa konu mahkeme kararında; 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'ndan, Yapım İşleri Genel Teknik Şartnamesi'nden hiç bahsetmeyerek, davacı lehine kar mahrumiyeti hesaplanması yoluna gidilen bilirkişi raporları esas alınmak suretiyle hüküm tesis edildiğini, oysaki idarenin işi %80 inden daha aşağıda iş yaptırması halinde: 4735 sayılı Kamu İhaleleri Kanunu'nun 23. maddesi "Sözleşme bedelinin % 80'inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenici kârına karşılık olarak, sözleşme bedelinin % 80'i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının % 5'i geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir." hükmüne göre işlem tesis edileceğini, nitekim kalan işler için kar mahrumiyeti hesabı yapmasının 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin feshedilmesi halinde, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların gelir kaydedilmekte olduğunu, söz konusu işin tasfiye edilmesinin akabinde davacının yararlandığı vergi, resim ve harç tutarı için işe ilişkin verilmiş olan kesin teminatların gelir olarak kaydedilmediğini, kesin teminatlara sadece bloke konulduğunu, müteakiben kesin teminatların tamamına konulan blokenin müvekkilinin 11.04.2017 tarihli Makam Olur'u doğrultusunda kaldırılarak 1.665.000,00-TL. tutarındaki kesin teminat mektuplarının Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 20.06.2017 tarihli Olur'u ile davacıya iade edildiğini, dava konusu işe ilişkin sözleşme müvekkilince tek taraflı olarak feshedilmiş olsa idi sözleşmenin feshedilmesi halinde, davacının kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlarının gelir olarak kaydedilmesi gerektiğini, ancak söz konusu işte davacının yararlandığı vergi, resim ve harç tutarı için işe ilişkin verilmiş olan kesin teminatların gelir olarak kaydedilmediğini, sadece bloke konulduğunu, akabinde de kesin teminatların tamamına konulan blokenin kaldırılarak davacıya iade edildiğini, dolayısıyla mahkeme kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dosya kapsamında daha önce alınan bilirkişi raporlarının tümünde tasfiye geçici kabul tutanakları ve tasfiye hali durum tespit tutanaklarının davacı tarafından herhangi bir itirazi kayıt olmadan imzalandığı belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı lehine kar mahrumiyeti hesaplanmasının izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla hüküm tesisine esas alınamayacak mahiyetteki bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, bir işin sözleşmesinin feshi ve tasfiye durumlarının; 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 24. maddesinde ve Yapım İşleri Genel Teknik Şartnamesi'nin 47/9. maddesinde belirtildiğini, söz konusu durumun hem kanun ve hem de Yapım İşleri Genel Teknik Şartnamesi'nde belirtilmesine rağmen çözümün Türk Borçlar Kanunu'nda aramasının izahının mümkün olmadığını, nitekim özel hüküm bulunan konularda genel hükmün uygulanmayacağı, özel hükmün genel hükümden önce uygulanması gerektiğinin hukukun temel prensipleri arasında yer aldığını, dolayısıyla özel bir düzenleme yer aldığı takdirde genel hükümlere başvurulmasının söz konusu olamayacağını, işin tek taraflı feshedilmediğini, tasfiye tarihine kadar sözleşmesine göre yapımı tamamlanan tüm imalatların bedelinin davacı yükleniciye ödendiğini, dolayısıyla davacının dava konusu yapım işinin tasfiyesi nedeniyle tamamlanmayan kısımlar için herhangi bir kar kaybı ve masraf talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ilişkide sözleşmenin haklı-haksız feshini irdelemeyi gerektirecek bir süreç yaşanmadığını, mahkeme kararında davacı lehine hesaplama yapılmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, kararda müvekkili aleyhine yapılan hesaplamaların tamamının mesnetsiz olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, teminatın iadesi ve birleşen dava ise itirazın iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin ifa edilmeden sonlandırıldığı ihtilafsız olup, asıl dava; sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı hakediş alacağı, kar kaybı ve teminat mektubunun iadesi istemiyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak alacak talebi yönünden 10.000,00 TL üzerinden açılmış olup, davacı vekilinin 25.09.2025 tarihli dilekçesiyle davada talep edilen bedelin 100,00 TL'sının hakediş bedeli alacağı, 9.900,00 TL'sının ise kar kaybı alacağı olduğu belirtilmiş, teminat mektubunun iadesi talebi bakımından ise mahkeme ara kararına karşın bu talep yönünden harcın yatırılmadığı görülmüş, birleşen davada ise; aynı sözleşmeye dayalı davalı aleyhine yapılan Ankara 16. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda mahkemece; asıl davada bakiye hakediş alacağı bulunmadığı gerekçesiyle buna ilişkin talebin reddine, teminat mektubunun iadesi talebi yönünden harç yatırılmadığından açılmamış sayılmasına, kar kaybı talebi yönünden davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin işler tamamlanmadan işin %23,88 gerçekleşme seviyesinde iken sonlandırıldığı ihtilafsız olup, dosya kapsamı itibariyle davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında bakiye hakediş alacağı bulunmadığı anlaşılmış, taraflar arasında sözleşmenin sonlandırılması hususunda 18.12.2015 tarihli tasfiye durum tespit tutanağı, 30.11.2015 itibar tarihli tasfiye geçici kabul tutanağının taraflarca herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan düzenlendiği görülmüş olmakla, taraflar arasındaki akdi ilişkinin taraf iradeleri ile tasfiye edilmek suretiyle sonlandırıldığından davacının sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı talebinde de bulunamayacağı anlaşılmakla, bu nedenle asıl davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kar kaybı talep kalemi yönünden kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen davaya ilişkin istinaf nedenlerine gelince; birleşen dava, İcra İflas Yasası'nın 67. maddesine dayanılarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İİK'nın 67/1. maddesine göre; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptâlinin dava edebilir." düzenlemesi hüküm altına alınmıştır. Birleşen davaya dayanak Ankara 16. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı icra dosyasının Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemesinde davalı borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine, borca itiraz dilekçesi verildiği, borçlu vekilinin 30.03.2021 günlü dilekçesiyle icra müdürlüğünden itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğe çıkarılması yönünden talepte bulunduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline 05.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, İİK'nun 67.maddesi gereğince borca itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptalinin dava edebileceği, birleşen davanın ise 27.05.2022 tarihinde bir yıllık yasal süresinden sonra açıldığı anlaşılmakla, yasanın aradığı özel dava şartı gerçekleşmediğinden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl davanın hakediş alacağı ve kar kaybı talebi yönünden reddine, teminat mektubu talebi yönünden HMK'nun 150.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, birleşen davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş buna ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
3-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.10.2025 tarih ve ████████ E- ████████ K sayılı kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
4-Asıl Davada;
a) Hakediş alacağı ve kar kaybı yönünden davanın reddine,
b)Teminat mektubu talebi yönünden davanın HMK'nın 150.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,
c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,22 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına
d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
e)Davalı tarafından yapılan 137,50 TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
5-Birleşen Davada
:
a)Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
b) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 96.044,93 TL'den mahsubu ile bakiye 95.312,93 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine,
c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ,
e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden;
6-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın asıl davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın birleşen davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8- Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen davada davalı tarafından asıl ve birleşen davanın istinafı için ödenen 615,40 TL ve 33.802,87 TL peşin istinaf karar harçlarının talep halinde kendisine iadesine,
9- İstinaf talep eden asıl ve birleşen davada davacı tarafından ödenen istinaf başvurma harçları ve yaptığı istinaf masraflarının kendisi üzerinde bırakılmasına,
10-İstinaf başvurusunda bulunan asıl ve birleşen davada davalı tarafından ödenen 1.683,10 TL ve 1.683,10 TL istinaf başvuru harçları, 15,00 TL tebligat gideri ve 570,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.951,20 TL istinaf yargılama giderinin asıl ve birleşen davada davacıdan tahsili ile asıl ve birleşen davada davalıya ödenmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 07.05.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!