Anahtar kelimeler: Utk Taşere Yakası Beton Yaya Geometrik İşinin Sağlandığını Yapım Elemanlarının

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 08.10.2014 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ihale edilen “Anadolu Yakası Yol ve Yaya Alanlarında Beton Elemanlarının Yerinde Uygulanarak Geometrik Düzenleme (UTK) Bakım, Onarım ve Yapım İşi”nin taşere edilmesi konusunda anlaşma sağlandığını, ana yüklenicilerin... ile ... firmaları, alt yüklenicinin ... olduğu ve müvekkilinin bu kapsamda taşeron olarak sözleşme imzaladığını, işin başlangıçta ... tarafından yürütüldüğünü ancak 08.10.2014 tarihinden sonra kalan kısmın müvekkili tarafından tamamlandığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafından hak ediş ödemelerinin yapılmadığını, sözleşme kapsamındaki toplam hak ediş bedelinin KDV dahil 12.935.638,23 TL olduğunu, bu bedelin bir kısmının önceki taşerona ait olup müvekkiline düşen KDV dahil 1.692.220,76 TL’den davalı tarafından yapılan 664.016,63 TL ödeme düşüldüğünde bakiye 1.028.204,13 TL alacağın kaldığını, taraflar arasında alacak miktarının ihtilaflı olması nedeniyle bilirkişi marifetiyle iş bedelinin tespitinin gerektiğini, müvekkilinin alacağını tahsil edememesi nedeniyle ticari açıdan ciddi zarara uğradığını ileri sürerek öncelikle ifa edilen iş bedelinin tespiti ile tespit edilecek alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ... vekili, müvekkili... ile diğer davalı ...’ın adi ortaklık kurarak ... tarafından ihale edilen işi üstlendiğini, bu işin alt yüklenici sözleşmesi ile ...’a devredildiğini, davacının ise ... ile taşeronluk ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle... ve adi ortaklık yönünden husumet bulunmadığını, davacı ile doğrudan sözleşmesel ilişkinin mevcut olmadığını, davacı ... önceki taşeron ... şirketinin işi tamamlamadan terk ettiğini, işin ... tarafından tamamlandığını, davacıya yaptığı iş karşılığı ödemelerin fazlasıyla yapıldığını ve hatta davacının 75.410 TL borçlu durumda bulunduğunu, davacının SGK kapanışı yaptığı █████/2014 tarihinden sonra herhangi bir iş yapmadığını, 2015 yılına ait işlerin tamamen ... tarafından gerçekleştirildiğini, sözleşme gereği hak ediş ve idareden tahsil şartları oluşmadan ödeme talep edilemeyeceğini, davacının ne hak ediş düzenlediğini ne de ihtar çektiğini, bu haliyle alacak iddiasının dayanaksız olduğunu, davacının işi yapmadan yapılmış gibi göstermesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek öncelikle husumet yönünden, aksi halde esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ....Şti davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma, taraf beyanları, sözleşmeler, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında TBK’nın 470 ve devamı maddeleri kapsamında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, taraf ticari defterlerinin lehlerine delil teşkil ettiği, bu kayıtlara göre davacının davalıdan alacaklı olmadığı, aksine davalı şirketin davacıdan 75.410,01 TL alacaklı olduğu, davacının yüklenici sıfatıyla üstlendiği işi sözleşmede öngörülen şekilde ve sürede eksiksiz olarak yerine getirip teslim ettiğini ispat edemediği, bu kapsamda sözleşmenin 5. bölüm 2. ve 9. maddelerinde öngörülen tutanak, hakediş, metraj ve ataşman gibi belgeleri dosyaya sunmadığı, bu nedenle TBK’nın 471. maddesi kapsamında edimini gereği gibi ifa ettiğini kanıtlayamadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinafında; taraflar arasındaki taşeron sözleşmesine dayalı olarak hak edilen hakediş bedellerinin tahsili istemiyle açılan davada, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, ancak bu değerlendirmenin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ispat yükünü yanlış belirlediğini, oysa dosyaya sunulan fotoğraflar, raporlar ve özellikle davalı şirket çalışanları tarafından gönderilen e-posta içerikleriyle davacı tarafından işlerin yapıldığının sabit olduğunu, buna rağmen davalı tarafın bu delillerin aksini ispat edemediğini, bilirkişi raporunda dahi davacının yaptığı işlere ilişkin hesaplama yapılmasına rağmen mahkemenin bu hususu göz ardı ederek salt ispat yükünün davacıda olduğu gerekçesiyle davayı reddettiğini, oysa somut olayda ispat yükünün yer değiştirdiğini, en azından taraf delillerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafça tanık deliline dayanılmasına rağmen şantiye şefinin dinlenmediği, harita mühendisi ve diğer çalışanlar tarafından gönderilen yazışmaların dikkate alınmadığı, keşif yapılmaksızın ve yalnızca ticari defterlere dayalı inceleme ile karar verildiği, oysa uyuşmazlığın çözümü için mahallinde keşif yapılarak işin kim tarafından gerçekleştirildiğinin teknik olarak tespit edilmesi gerektiği, davalı tarafın yapılan işlere ilişkin herhangi bir ihtar ya da eksiklik bildiriminde bulunmadığı, işin asıl iş sahibi idareye teslim edildiği ve buna ilişkin hakedişlerin düzenlendiği dikkate alındığında davacının alacağının en azından yaklaşık ispat seviyesinde ortaya konulduğu, bu nedenle eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verilen ret kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ... alt yüklenici, diğer davalılar ise ana yüklenicidir. Davacı vekili, ... tarafından ihale edilen yol bakım ve yapım işinin alt yüklenicisi olarak üstlendiği işleri tamamlamasına rağmen hak edişlerinin ödenmediğini, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde bakiye alacağının bulunduğunu ileri sürerek alacağın tespiti ve tahsilini talep etmiş; davalılar ise davacı ile doğrudan sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının işi tamamlamadan bıraktığını, yapılan ödemelerin yeterli olduğunu ve hatta davacının borçlu durumda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olmadığı, ayrıca davacının üstlendiği işleri sözleşmeye uygun şekilde tamamlayıp teslim ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamına göre yapılan incelemede, davacı ile davalı ... arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının özellikle ....Belediyesi tarafından düzenlenen 8 ve 9 nolu hakedişlerde yer alan işlerin kendisi tarafından yapıldığını ileri sürerek bu işlere ilişkin bakiye alacağını talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu alacağın dayanağını oluşturan 8 ve 9 nolu hakedişlerin belirli veya en azından belirlenebilir nitelikte olduğu açıktır.Öte yandan dosya kapsamından, ihale konusu işin nihayetinde tamamlanarak asıl iş sahibi idareye teslim edildiği, ana yüklenici ile dava dışı iş sahibi idare arasında kesin kabul işlemlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerine ilişkin genel ilkeler uyarınca, yapılan işin iş sahibi tarafından kabul edildiği ve kesin kabul işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmakla, davacı taşeronun üstlendiğini ileri sürdüğü işlerin de fiilen gerçekleştirilip esere dahil edildiği değerlendirilmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; eser sözleşmesi ilkeleri uyarınca işin davacı tarafından yapıldığı kabulü ile, davalının işin yarım bırakıldığı ve fazla ödeme yapıldığı yönündeki savunmalarına ilişkin tüm delillerin toplanması, hakedişler, ödeme kayıtları, idare kayıtları ve taraf defterleri birlikte değerlendirilerek davacının üstlendiği iş miktarı ile buna karşılık hak ettiği bedelin belirlenmesi, davalının fazla ödeme ve işin tamamlanmadığı yönündeki savunmalarının da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesidir.Bu itibarla, davacının talebine konu hakedişlerin kapsamı ve davalıların savunmaları yeterince araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../███████ tarih, 2017/.... Esas, 2021/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!