Anahtar kelimeler: İstemli Arkadaşları Kağıdı Çağrı Olmaksızın Kesinlik Şartı Eksiklikleri Davacıdavalılar Hazine

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.İlk Derece Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından, duruşma istemi olmaksızın davacı-davalılar Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davanın duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.09.2025 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı-davalılar ... ve arkadaşları vekili, Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve ... Başkanlığı vekili geldiler. Duruşma da hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosyanın incelenmesi sonucu tespit edilen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:K A R A RKadastro çalışmaları sırasında, Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 parsel sayılı 4.240.437 m² yüzölçümündeki taşınmazın edinme hanesinde vergi kaydı, irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edildiği, ancak taşınmazın mera vasfıyla tespit edildiği açıklanmıştır. ... ve...’nin taşınmazda miras payları bulunduğunu ileri sürerek yaptıkları itiraz üzerine, komisyonca itirazın miras payı ile ilgili olduğu ve uyuşmazlığın giderilmesinde komisyonun yetkili bulunmadığı belirtilerek, tutanak ve eklerinin Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiştir. Aynı çalışma alanında bulunan 11, 70, 71... parsel sayılı sırasıyla 232.200, 39.700, 66.7 00... .700 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu oldukları belirtilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.Davacı ... ve... tarafından tapulama komisyonuna sunulan itiraz dilekçesinde; Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.1952 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı veraset belgesi ile ...'in mirasçıları olduklarını belirterek, kendilerinin de 10 parsel sayılı taşınmazda hissedar gösterilmelerine karar verilmesini talep etmişlerdir.Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin ...’nun miras hissesini 22.03.2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile devraldığını belirterek, söz konusu hissenin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 parsel sayılı taşınmazın 25 dönümlük kısmını müvekkilinin ...’ndan 03.06.2004 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile devraldığını ileri sürerek, bu bölümün müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ve arkadaşları vekili yargılama sırasında sunduğu savunmasında; dava konusu 10 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve vergi kaydı kapsamında müvekkillerinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddine ve taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Müdahil-davalı Hazine vekili müdahale dilekçesinde; Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 parsel sayılı taşınmazın 30.09.1993 tarihinden önce mera niteliğinde olduğunu, ancak anılan tarihte imar planına alınarak cins değişikliği suretiyle ... Başkanlığı’na satıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Başkanlığı vekili yargılama sırasında sunduğu savunmasında; hak düşürücü sürenin dolduğunu, açılan davanın ketm-i verese hukuki sebebiyle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve müvekkilinin taşınmazı iyiniyetli olarak satın aldığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Polatlı Tapulama Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtayca bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın mera olarak tespit edildiği, tespite itiraz eden davacılar ... ve...'nin duruşmada davalarından vazgeçip beyanlarını usulen tasdik ettikleri gerekçesi ile davanın feragat nedeniyle reddine ve taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. 7.11.1966 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağının mahsus bölümünde taşınmazın vasfı mera olarak gösterilmekle beraber, edinme yerinde vergi kaydı ile ...ve müştereklerinin zilyetliğinde olduğundan adlarına tespit edildiği belirtmiş ve fakat malik sütunu boş bırakılmıştır. ... ve ...'nin miras payına dayanan itirazları üzerine komisyonca veraset belgelerinin çelişkili olduğu bu nedenle uyuşmazlığın mahkemece halli gerektiği düşüncesi ile tutanak ve eklerinin Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kural olarak kadastro davalarının tespit maliki yada komisyonca malik kılınan gerçek ve tüzel kişiler hasım gösterilmek suretiyle açılması gerekir. Taşınmaz mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmediğine göre tutanağın edinme yerinde adlarına tespit yapıldığı bildirilen kişiler ve mirasçılarının davanın doğal taraf olacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle davadan haberdar edilmeden ve dolayısıyla taraf teşkili yapılmadan davanın sonuçlandırılması doğru değildir. Kaldı ki taşınmazın mera olduğu kabul edildiğine göre Hazinenin davadan haberdar edilmemiş olması da doğru değildir. O halde, İlk Derece Mahkemesince tutanağın edinme yerinde adları geçen kişilerin ve mirasçılarının davanın doğal tarafı olduğu düşünülerek usulüne uygun biçimde adlarına çağrı belgesi çıkarılarak davadan haberdar edilmek, iddiaları ve gösterecekleri deliller toplandıktan ve gerektiğinde yerinde keşif ve yöntemine uygun mera araştırması yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.Davacı ... ve arkadaşları vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sundukları dava dilekçesinde; 18 parça tapu kaydı ve 82 adet vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, toprak tevzi komisyonunca Hazine adına gerçekleştirilen tespit ve tescilin iptali ile 12.512 dönüm taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Müdahil-davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddiasının zilyetliğe dayandığını, ancak 27.11.1954 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sahipsiz olarak Hazine ve muhtaç çiftçi adına tescil edilen taşınmazlar bakımından bu iddianın dinlenemeyeceğini, ayrıca zilyetlikle kullanıldığı iddia edilen taşınmaz miktarının dönemin teknik imkanlarıyla ekilip biçilmesinin fiilen mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.Polatlı Kadastro Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtayca bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "Dava konusu 11, 70, 71... sayılı parsellerin mera olarak tespit edilen 10 sayılı parselle bir bütünlük arzettiği, dava dışı 10 sayılı parselle ilgili davanın derdest olduğu, toprak tevzi çalışmaları sırasında mera olarak sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın otlakiye olarak vergide kayıtlı olduğu ileri sürülerek ve zilyetliğe dayanılarak dava açıldığı belirlenmiştir. 10 numaralı parsel ile bu parselle bir bütünlük arzeden 11, 70, 71... numaralı parsellerin davalarının birlikte görülmesi hem arazinin niteliğinin belirlenmesi hem de 10 numaralı parsele ait olduğu iddia edilen tapu ve vergi kayıtlarının kapsamının doğru olarak belirlenmesi için zaruri bulunmaktadır. Bu nedenle bu dosyada davalı 11, 70, 71... sayılı parsellerle ilgili davaların tefriki ile halen Polatlı Kadastro Mahkemesinin ███████ Esasında kayıtlı dava dosyasının birleştirilmesi ve yargılamanın o dosya üzerinden yürütülmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince bu gereğe riayet edilmemesi isabetsiz olduğu gibi özel meradan söz edilebilmesi için bu meranın mutlaka kişi adına tapuda kayıtlı olması gerektiğinin göz ardı edilmesi de kanuna aykırıdır. Bu nedenle bu dosya ile davalı 11, 70, 71... sayılı parsellerle ilgili hükmün" bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamlarına uyularak ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; "aşamalarda alınan beyanlardan 1309 tarihli ve 53 numaralı tapu kaydının hudutlarının tam olarak nereye isabet ettiğinin belirlenemediği, nitekim bir kısım taraflarca aynı tapu kaydına dayanarak dava dışı 62 parsele ait olduğu iddialarının da bulunduğu bu haliyle tapu kaydının somut parsellerle kesin örtüşmesinin sağlanamadığı; 10 parsel sayılı taşınmazın, 19 50... yılına ait hava fotoğraflarında tespit tarihi (1966) itibarıyla mera niteliğinin bulunduğu; edinme sütunundaki kullanımın hayvan otlatma ile sınırlı ve ekonomik amaca elverişli bir zilyetlik teşkil etmediği gerekçesiyle, taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına; 11... parsel sayılı taşınmazların 1963 yılına ait toprak tevzi tapusu kapsamında kaldığı, taşınmazlara ilişkin 1940 yılına ait hava fotoğraflarının bulunmadığı, aşamalarda alınan beyanların değerlendirilmesi suretiyle taşınmazların 19 40... yılları arasında kıraç alan niteliğinde olduğu ve 1950’li yıllarda traktörle sürülerek tarla haline getirildiği; bu haliyle toprak tevzi tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlikle kazanım koşullarının gerçek kişiler lehine oluşmadığı gerekçesiyle taşınmazların Hazine adına tarla vasfıyla tesciline; 70... parsel sayılı taşınmazların 1963 yılına ait toprak tevzi tapusu kapsamında kaldığı, taşınmazlara ilişkin 1940 yılına ait hava fotoğraflarının bulunmadığı, 1950 yılına ait hava fotoğrafında ise tarla vasfında olduklarının belirlendiği, aşamalarda alınan beyanların değerlendirilmesi suretiyle taşınmazların 19 37... yılları arasında tarla olarak kullanılmaya başlandığı ve mera ile ayırıcı unsurun bulunduğu; bu haliyle toprak tevzi tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle 70 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... mirasçıları, 72 parsel sayılı taşınmazın ise ... oğlu ... mirasçıları adına tesciline; kadastro tespitinden sonra mülkiyeti değiştiren satış ve satış vaadi gibi işlemlerin kadastro yargılamasının konusu olamayacağı gerekçesiyle asli müdahil ... ve ...'ın müdahale talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı-davalılar ... ve arkadaşları vekili, Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/1. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesince verilen kararlara, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi kararı 10.08.2024 tarihinde davacı-davalı ... ...'na bizzat tebliğ edilmiş; temyiz süresi 26.08.2024 tarihi itibarıyla dolmuş olmasına rağmen davacı-davalı ... ... vekili tarafından temyiz dilekçesi kanuni sürenin geçirilmesinden sonra 22.09.2025 tarihinde sunulmuştur. Bu nedenle, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı-davalılar ... ve arkadaşları vekili, Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve ... Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı-davalı ... ... vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı-davalılar ... ve arkadaşları vekili, Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve ... Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,732,00 TL maktu harcın temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,732,00 TL maktu harcın temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,732,00 TL maktu harcın temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,732,00 TL maktu harcın temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,732,00 TL maktu harcın temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ... Başkanlığı'ndan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.