Anahtar kelimeler: Cümle Kastamonu Süreç Edenin Görüşü Mahkûmiyet Neticesinde Edilebilir Tehdit Cezalandırılmasına

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli tehditHÜKÜM
: İlk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet kararı kaldırılarak yeniden mahkûmiyet kararı kurulmasıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceKastamonu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. cümle, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.B. İstinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun' un (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, nitelikli tehdit suçundan sanığın 5237 sayılı Kanun' un 106/2,a, 62/1, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve kazanılmış hak kuralı dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi uyarınca uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiSanığın konuşma ve sesleri tam olarak çıkaramadığından sorulan sorulara doğru yanıt veremediğini, tek başına ikrarın yeterli delil sayılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve lehine tüm hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede " ..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın 09.01.2017 tarihli duruşmada müdafii huzurunda alınan beyanında " Daha önce vermiş olduğum ifademi tekrar ederim, olay günü babamın yanına gitmedim, alkol almıştım, annem babamın yanına gittiğimi düşünerek benimle tartışmaya başladı, kavga ettik, ben sadece annemin sol koluna vurdum, başına burmadım anneme'' seni öldürürüm'', elindeki içki şişesini göstererek '' bunu senin kafanda parçalarım '' dedim." şeklinde beyanda bulunarak üzerine atılı suçu kabul etmiş ise de, bölge adliye mahkemesince duruşma açılması üzerine 23.10.2023 tarihli duruşmada sanığın "Gerçekleştirilen mülakatta sanığın kendisini düzgün ifade edemediği, cümlelerinin kesik kesik olduğu görüldüğü, işitme kaybının olduğu, dudak okuyarak anlaştığı görülmesi" üzerine sanığı müdafii huzurunda tercüman bilirkişi atanması üzerine sanığın "Ben alkollüydüm. Annem bağırınca onun koluna elimle yavaşça vurdum. Elimde şişe yoktu. Onu tehdit etmedim" şeklinde savunmada bulunarak üzerine atılı silahla tehdit suçunu kabul etmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın tercüman olmadan verdiği önceki savunmalarına itibar edilemeyeceği, bu nedenle sanığın, mağduru tehdit ettiğine ilişkin mağdurun soyut beyanları dışında, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın nitelikli tehdit suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. Maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,23.12.2025 tarihinde karar verildi.