Anahtar kelimeler: Seyahat Esaskarar Turizm Limited Ölüm Birleşen Ankara Katılma Karara Yazilma

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 11.09.2024NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat)KARAR TARİHİ
: 30.04.2026GEREKÇELİ KARARYAZILMA TARİHİ
: 30.05.2026İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl davada davacılar vekili, asıl ve birleşen davada davalılar ... Seyahat Turizm Ticaret Limited Şirketi ve ... vekili ile katılma yolu ile birleşen davada davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIAsıl davada davacılar vekili, dava dilekçesinde;15.03.2021 tarihinde, davalı ...’ın sürücüsü, davalı ... Seyahat Tur. Tic Ltd Şti’nin işleteni olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın, taşıt yolundan geçmekte olan ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, vefat edenin davacı ...’ın oğlu, ...’ın kardeşi olduğunu, kazanın meydana gelmesinde, davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve ayrıca davalı ... için 100.000,00 TL, davalı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken tahsilini istemiş, talep artırım dilekçesi ile davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebini 566.553,59 -TL olarak belirleyerek, sigorta şirketi haricindeki davalılardan bu miktarla, davalı sigorta şirketinden poliçe teminat limitleri dahilinde 164.536,69 TL'den sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiştir.Birleşen davada dosyasında, davacılar vekili dava dilekçesinde; vefat eden ...’ın, davacı ...’ın oğlu, davacı ...’ın kardeşi olduğunu, davalıların sürücüsü, işleteni ve sigortacısı olduğu aracın, ...'a çarpması neticesinde vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığı gibi manevi olarak da zarara uğradığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu, belirterek her bir davacı için 500,00 TL maddi tazminatın ve davalı ... için 200.000,00 TL, davacı ... için 200.000,00 TL manevi tazminatın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, talep artırım dilekçesi ile davacı ... için destek tazminatını 914.076,93 -TL olarak belirleyerek, sigorta haricindeki davalılardan bu miktarda, sigorta şirketinden poliçe teminat limitleri dahilinde 265.463,31 TL'den sorumlu olmak kaydıyla müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiştir.Davalı ... Seyahat Turizm Ticaret Limited Şirketi vekili asıl ve birleşen dosyadaki cevap dilekçesinde; davaya konu ... plakalı araca ilişkin olarak kaza tarihini kapsayacak şekilde ... Sigorta AŞ tarafından yapılan kaza sigortası olduğunu, davacı tarafın bu sigorta şirketinden zararlarını talep etmediğini, davacı yanın maddi- manevi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, müteveffa ...'ın olay yeri tutanakları, ceza dosyası ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere, otobüsün önüne atlayarak intihar ettiğini, bu nedenle otobüsün durması-çarpmamasının imkansız hale geldiğini ve bu eylemde davalı firmanın hiç bir kusuru bulunmadığını, ...'ın vefat tarihinde 18 yaşında olduğunu, çalışmayan boşta gezen, hiç bir şekilde ailesine maddi anlamda faydası olmayan, annesi başka şehirde yaşadığı için görmeyen birisi olması nedeniyle, davacıların maddi-destekten yoksun kalma taleplerinin yerinde olmadığını, maddi tazminat miktarlarının Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ E.sayılı dosyasındaki ara karar uyarınca ödenmiş olduğunu belirterek asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi AŞ vekili asıl ve birleşen dosyadaki cevap dilekçesinde; davaya konu kazaya ilişkin olarak, müteveffanın vefatından kaynaklı maddi tazminat davası olduğu ve Gölbaşı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile bağlantı olduğunu ve bu yüzden birleştirilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak olarak ileri sürülmesinin imkan dahilinde olmadığını, davacı tarafların davalı şirkete herhangi bir şekilde müracaat etmediklerini ve davanın yetkisiz mahkemede açıldığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; asıl ve birleşen dosyada, davacılar ... ve ...'ın oğulları, diğer davacılar ... ve ...'ın kardeşleri ...'ın ölümü ile sonuçlanan kazada; davalı ... Seyahat ...Ltd. Şti'nin maliki, davalı ...'ın ise sürücüsü olduğu, diğer davalı sigorta şirketince ZMMS poliçesiyle sigortalanan aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle davacılar tarafından davalılara karşı destekten yoksun kalınması nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu; ZMMS poliçesinin incelenmesinde; ... plakalı ticari otobüs ... Seyahat adına kayıtlı iken 24.02.2021- 24.02.2022 tarihli arasında davalı ... Sigorta Şirketi'nde ZMMS ile sigortalandığı, poliçe limitinin 430.000,00 TL olarak belirlendiği, aynı ticari otobüsün 24.02.2021-24.02.2022 tarihleri arasında dava dışı ... Sigorta Şirketi'nde Genişletilmiş Otobüs Kasko ile İMMS'li olduğu, poliçe limitinin 1.000.000,00 TL, manevi tazminat limitinin ise 250.000,00 TL olarak belirlendiği; üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 16.12.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacılar yakını müteveffa yaya ...'ın, olayda %75 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın meydana gelen olayda %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, rapora itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'dan alınan 16.06.2023 havale tarihli raporunda; sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüs ile gündüz vakti seyri sırasında meskun mahal dışı hız limitinin 70/km/h olduğu yaya geçişi beklentisi olmayan bu yol bölümünde seyrine göre sağından kontrolsüzce yola giren yayaya karşı etkin önlem alamamış olmakla tali %10 oranında kusurlu olduğu; Yaya ...’a yerleşim yeri dışındaki oto korkuluk mevcut yolda, yayaların karşıdan karşıya geçişi için hiç uygun olmayan yerden geçiş yapmak istediğinde yaklaşan aracın hız ve uzaklığını göz önüne almamış, araca ilk geçiş hakkını vermemiş, kontrolsüzce ve can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde seyir alanına girip gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüsün çarpmasına maruz kaldığı olayda asli %90 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği; çelişkinin giderilmesi için İstanbul Teknik Üniversitesi üç kişilik kusur bilirkişi heyeti'nden alınan, 31.03.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda olayda; otobüs sürücüsü ...'ın birinci (asli) derecede ve %70 oranında kusuru bulunduğu, olayın gerçekleştiği kesimde yayaların bulunmasını, otobüs durağı uygulaması ile olağan kılan ve yaya trafiği için güvenli akış tesis edecek uygulamaları tesis etmemiş sorumlu idarelerin ikinci (tali) derecede ve %15 oranında kusuru bulunduğu, yaya ...'ın ikinci (tali) derecede ve %15 oranında kusuru bulunduğu kanısına varıldığının bildirdiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu; aktüer bilirkişiden alınan 12.05.2024 havale tarihli raporda; garamaten paylaşım ile yapılan hesaplama (davalıların %70 sorumlu olduğu kusur oranına göre) sonucunda; davacı anne ...’ın tazminat tutarının 914.076,93 TL olduğu , ZMSS poliçesi kapsamında talep edebileceği tazminat tutarının 265.463,31 TL olduğu, kalan tazminat tutarından diğer davalıların (sürücü-işleten) sorumluluğunun devam ettiği, davacı baba ...’ın tazminat tutarının 566.553,59 TL olduğu, ZMSS poliçesi kapsamında talep edebileceği tazminat tutarının 164.536,69 TL olduğu, kalan tazminat tutarından diğer davalıların (sürücü-işleten) sorumluluğunun devam ettiğinin ve kaza tarihinde (2021) ZMSS poliçesi sakatlanma ve ölüm teminat limit tutarının 430.000,00 TL olduğunun bildirildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, toplanan delillere göre davacı ... ve ...’ün çocuklarının desteğinden mahrum kalmaları nedeniyle, davacıların zararlarını davalıdan talep edebileceği, birleşen davada ölenin kardeşi ... da destek tazminatı talep etmiş ise de, müteveffanın desteğine ihtiyacı olmadığından destekten yoksun kalma davasının reddi gerektiği, kabul edilecek bu tutarlara talep gibi sürücü ve işletenin kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketinin ise sigortalı aracın kullanım amacı nedeniyle temerrüt tarihi olan 24.08.2021 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte sorumlu oldukları anlaşılmış olup, dava ve talep arttırım dilekçesi nazara alınarak maddi tazminat yönünden asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmesi gerektiği; asıl ve birleşen davadaki davacıların manevi tazminat talebi yönünden ise asıl dosyada; müteveffa ...'ın ölümü nedeniyle mirasçı babası ... için 70.000,00 TL, müteveffanın kardeşi ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, birleşen dosyada; müteveffanın annesi ... için 80.000,00-Tl, kardeşi ... için 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şahıslardan tahsili gerektiği, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan maddi ve manevi tazminat yönünden kabul ve reddedilen tutarlar dikkate alınarak kendilerini vekille temsil eden her bir taraf hakkında vekalet ücreti nedeniyle hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; "Asıl dosyada davacı ...'ın açtığı destekten yoksun kalma tazminatının kabulü ile; 566.553,59 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... Seyahat Turizm Tic. Ltd. Şti'nin olay tarihi olan 15.03.2021 tarihinden itibaren, davalı ... Sİgorta yönünden 24.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, ( davalı sigorta şirketinin bu miktarın 164.536,69 TL'sinden sorumlu olduğunun tespitine) Asıl dosyada davacıların açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 70.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000,00 manevi tazminatın, davalılar ... ve ... Seyahat Turizm Tic. Ltd. Şti'nin olay tarihi olan 15.03.2021 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta yönünden 24.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara ödenmesine, Birleşen dosyada davacı ... ve ...'ın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasının kısmen kabulü ile, davacı ... için 914.076,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... Seyahat Turizm Tic. Ltd. Şti'nin olay tarihi olan 15.03.2021 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta yönünden 24.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, ( davalı sigorta şirketinin bu miktarın 265.463,31 TL'sinden sorumlu olduğunun tespitine), davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, Birleşen dosya da davacıların açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 80.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000,00 manevi tazminatın, davalılar ... ve ... Seyahat Turizm Tic. Ltd. Şti'nin olay tarihi olan 15.03.2021 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta yönünden 24.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara ödenmesine," karar verilmiş, hüküm asıl dava davacıları, davalılar ... ve ... Seyahat Turizm Tic. Ltd. Şti vekili ve katılma yolu ile birleşen dava davacıları vekili tarafından istinaf edilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİAsıl davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur, hesaplama ve diğer verilerin hatalı olması nedeniyle, usuli kazanılmış hak oluşmaması için kararı istinaf ettiklerini ve ek dava haklarını saklı tuttuklarını, yargılama giderine yönelik hükmün hatalı olduğunu, asıl davacı tarafından yapılan 11.500,00 TL masraf göz önünde bulundurularak, tüm davacıların yapmış olduğu ödeme oranlarına göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerektiğini, manevi tazminatın yetersiz olduğunu, kusur oranın kabul etmediklerini, davalı araç sürücüsünün kurallara uymaması nedeniyle kusurunun daha fazla olması gerektiğini, kaldırma kararı sonrası hesaplamanın güncel verilere göre yapılmasını talep ettiklerini, bakiye ömür hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Asıl ve birleşen davada davalılar ... Seyahat Turizm Tic. Ltd. Şti ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini; davacıların oğlu ve kardeşi olan ...'ın trafik kaza tutanakları, ceza dosyası ve tanık anlatımlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, arkadaşının engellemesine, elinden tutup çekmesine rağmen, dava konusu otobüsün önüne atlayarak intihar ettiğini, bu eylemde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otobüsü durdurabilmesi-çarpmaması imkansız olup, hiç bir kusuru bulunmadığını, vefat edenin bile isteye aracın önüne atladığının, davaya konu Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ E. Sayılı Ceza dosyasında sabit olduğu; olayın gerçekleştiği yerin, kavşak alanı olduğu ve kaza alanında hiç bir şekilde yaya geçişinin olmadığı, karşıdan karşıya geçişin yasak olduğu; kaza mahallinin, bölünmüş ve hem kenarlarında hem de iki yol arasında yüksek korkulukların bulunduğu, yaya geçişine bariz bir şekilde yasaklanmış bir yer olduğunu, Ceza dosyası, keşif tutanakları ve tanık anlatımları ışığında hazırlanan 16.06.2023 tarih ve Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı, Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bilirkişi raporunda; açıkça "yerleşim yeri dışındaki oto korkuluk mevcut olan yolda, yayaların karşıdan karşıya geçişi için hiç uygun olmayan yerden, yaya geçişi olmaması/yasağı nedeniyle otobüse ilk geçiş hakkının verilmemesi" nedenleri ile yaya ...'ın, %90 oranında asli kusurlu bulunduğu; ancak mahkemece, Adli Tıp Kurumunca verilen bu rapor sonrası bu kez İstanbul'dan rapor istediği, hükme esas alınan 31.03.2024 tarihinde bilirkişilerce; dosyaya, kaza mahalline ve gerçeğe tamamen aykırı, sırf varsayımlara göre bir rapor düzenlediği, bu raporda davalı sürücünün %70, müteveffanın %15, Karayollarının da %15 kusurlu bulduğunun belirtildiği, verilen bu raporun, gerçeklerle bağdaşmaması, raporun 4.maddesinin 2.bendinde "yayaların bulunması kuvvetle muhtemel" varsayımı ile ve trafik ikaz ve uyarıları, kaza mahallindeki yolun tamamen yaya trafiğine kapalı ve çift bariyerlerle çevrilmiş olduğu göz ardı edilerek, ayrıca ceza dosyasında dinlenen yolcular ile müteveffanın yanındaki arkadaşının "tutmaya çalıştım, benden kurtulup koşarak otobüsün önüne atladı" tarzındaki tanık ifadeleri ve CD kamera kayıtları dikkate alınmadan hazırlandığı ve gerçeği yansıtmadığının ortada olduğu; kaza mahallinden 400 metre ileride otobüs durağının olması, yolun 400 metre ileride yaya geçişine açık olmasını gerektirmeyeceği ve zaten yaya geçidi de olmadığı, otobüs durağının orada yaya geçişinin yasak olduğu, sorumlu idareye bu husus sorulmadan, 16.06.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından verilen bilirkişi raporu ile açıkça çelişen ve ayrıca idareye de kusur atfedilen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, mahkemenin, açık çelişki içeren ve gerçekle bağdaşmayan raporu kabul etmemesi, çelişkileri gidermesi gerekirken bu rapor doğrultusunda tazminat hesaplaması yaptırmasının da yasaya aykırı olduğunu; aktüerya bilirkişinin vermiş olduğu raporu kabul etmediklerini, çelişkili kusur raporu baz alınarak hazırlanmış olup, bu raporun da kabulünün tümden mümkün olmadığını; tazminat hesaplamasının hayatın normal akışına, müteveffa ...'ın ve tüm davacıların ekonomik ve sosyal şartlarına tamamen aykırı, gerçek hayat ile bağdaşmayacak şekilde yapıldığını, müteveffa ...'ın, işsiz, hiç bir geliri olmayan, tamamen ebeveynlerine muhtaç yaşayan bir kişi olduğunun SGK kayıtlarından ve Emniyet araştırması raporlarından açıkça anlaşıldığını, askere gidene kadarki dönemde değil ebeveynlerine %25'şer destek olmak, kendisi ebeveynlerinin desteğine muhtaç olduğunu, askere gittiğinde de ebeveynlerine destek olması bir yana, yine ebeveynlerinin desteğine muhtaç olması gerekirken; bu dönemler için hesaplamalarda eksi indirim yapılmadığını, %25 oranında destek oranının hayatın gerçeklerine tamamen aykırı olduğunu, günümüz koşullarında hiç bir evlat ailesine kendisi veya ebeveynleri vefat edene kadar %25 destek olamayacağını, destek paylarını da kabul etmediklerini, davacılar ... ve ... ile davalıların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmadığını, bilirkişinin olaya uygulanacağını bildirdiği yasal faizi de kabul etmediklerini, hesaplamalar 31.12.2024 tarihi itibariyle yapılmış olup başkaca bir faiz yürütülmesini kabul etmediklerini, ...'ın, vefatında 18 yaşında olduğunu, davacı annesinin beyanının aksine, çalışmayan boşta gezen, hiç bir şekilde davacı annesine veya diğer kardeşine maddi anlamda faydası olmayan, annesini bile başka şehirde yaşadığı için görmeyen birisi olması nedeniyle davacıların maddi-destekten yoksun kalma taleplerinin yerinde olmadığını, davacı anne ... ve baba ..., Gölbaşı Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ E. Sayılı dosyasındaki ifadelerinde; maddi zararlarının 5.000.00'er TL olduğunu açıkça beyan ve kabul ettiklerini, bu 5.000.00'şer TL'nin de ceza mahkemesinin ara kararı uyarınca davacıların hesaplarına yatırılmış olup, davacıların başkaca talep edebilecekleri maddi tazminat alacakları kalmadığından maddi tazminat davalarının ayrıca reddi gerektiğini, mahkemenin her davacı için ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretleri takdir edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu; maddi ve manevi tazminatında fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Katılma yolu ile birleşen davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; alınan raporları kabul etmediklerini, kararın kaldırılması halinde usuli kazanılmış haklarının korunmasını talep ettiklerini, manevi tazminatın yetersiz olduğunu, araç sürücüsünün, yol kenarında gördüğünü, vefat eden ve arkadaşını en az 100 metre mesafede görebileceğini, 40 m. mesafede gördüğünün kabul edildiği durumda dahi bu mesafenin önlemlerin alınması için yeterli olduğunu, kaza yerine 400 m. mesafede hız levhası olduğunu ve araç sürücüsünün hiçbir trafik kuralına uymadığını, takagorafa göre 98 km hızla seyrettiği ve yasal hız limiti 70 km olan yerde hız limitlerini %40 aşarak kazaya sebebiyet verdiğini, sürücünün kazaya engel olmak için hiçbir önlemde almadığını, bu nedenle kusuru kabul etmediklerini, kararın kaldırılması halinde güncel verilere göre rapor alınmasını talep ettiklerini, bakiye ömür hesaplamasının da hatalı olduğunu, bu nedenle usuli kazanılmış hak oluşmaması için kararı katılma yolu ile istinaf ettiklerini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. Maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle; destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, Karayolları Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden alınan rapor ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporlar arasında çelişki olduğundan bahisle İTÜ Öğretim Üyelerinden oluşan heyetten kusur raporu alarak, söz konusu raporun raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiğinden bahisle, bu rapor esas alınarak, akabinde aktüer hesap bilirkişisinden alınan rapor sonrasında, asıl ve birleşen davada davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl dosyada davacılar vekili, davalılar ... Seyahat Turizm Ticaret Limited Şirketi ve ... vekili ile katılma yolu ile birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Trafik kazası neticesinde meydana gelen haksız fiilden kaynaklanan sorumluluk davalarında, kusur durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Kusur, neticeyi meydana getirecek fiil ve sonuç arasındaki illiyet bağı çerçevesinde değerlendirmeli, araç ve yayaların karıştığı kazada, araç ve yayaların haricinde kusuru olanların belirlenmesinde, bu kişi ya da kurumların eylemlerinin, araç kazalarında, araç kullananların seyir güvenliğini ne şekilde bozabileceği, yine yayaların taşıt yolundan güvenli geçişi kapsamında alması gereken tedbirleri almaksızın geçtiği durumda, kişi ve kurumlarca alınması gereken önlemlerin alınmamasının, yayanın geçişinde uyması gereken kurallara uymasını engelleyecek ya da zorlaştıracak ne şekilde etkisi olduğu açıkça denetlenebilir bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Öte yandan kusurun kazanın oluş şekli çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, kazanın oluş şekline göre alınması gereken önlemin kazaya etkisi olmadığı durumda, kusur olarak görülen husus ile meydana gelen kaza arasında illiyet bağı olmayacağı göz ardı edilmemelidir. Bu çerçevede, kazanın oluş şekli, kaza yerinin özellikleri, sürücüler ve yayalar açısından KTK ve Yönetmelik hükümlerince uyması gereken kurallar, diğer kişi ve kurumlar yönünden ise KTK ve Yönetmelikte düzenlenen sorumlulukları çerçevesinde kusur değerlendirilmeli, kurallara aykırı davranış ile kaza arasında illiyet ölçüsünde sorumluluğuna gidilmelidir.Yine, 6098 sayılı TBK'nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., █████████K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Bu nedenle, kazanın oluş şeklinin tespiti açısından, ceza dosyasında kabul edilen maddi olgulardan tamamen bağımsız olarak kusur değerlendirilmesi yapılması da, mümkün değildir.Mahkemece daha önce alınan raporlar arasında çelişki olması durumunda, İTÜ Trafik Kürsüsünde görev yapmış öğretim üyelerinden rapor alınmış ise de, raporun önceki raporlar arasında çelişkiyi giderecek mahiyette denetime elverişli ve gerekçeli olması gerekir. Yine çelişkiyi gidermek üzere alınan raporda, öncesinde alınan raporlardan farklı şekilde maddi vaka değerlendirilmiş ve önceki raporlardan farklı şekilde kazanın oluş şekli kabul edilerek kusur durumunun tespit edilmiş olması halinde, söz konusu raporun çelişkiyi giderdiğinden söz edilemez. Önceki raporlarda aynı maddi olgu çerçevesinde kusur oranlarında farklılık olduğu durumda, maddi olgu farklı değerlendirilerek yeniden kusur belirlenmiş olması raporlar arasında maddi olguya (kazanın oluş şekline yönelik) ilişkin yeni bir çelişki oluşturacağından, farklılığın haklılığı gerekçeli ve denetime elverişli şekilde ortaya konulmadıkça, raporun salt son rapor olması nedeniyle diğerlerinden üstün tutulmasını gerektirmez. Bilirkişi raporları arasındaki kazanın oluş şekline yönelik kabule ilişkin farklılık oluşmuş ise bu hususu yeni çelişki olarak görülerek, varsa ceza dosyasının da değerlendirilmesi suretiyle alınacak yeni bir rapor ile çelişki giderilmeden karar verilmemelidir.Somut olayda, davacıların desteği şehirlerarası yol güzergahında, davalının seyir istikametine göre, yolun sağında bulunan Bala ilçesi kavşağında bir arkadaşı ile başka bir araçtan inerek, meskun mahal dışındaki şehirlerarası yol kenarında bir müddet bekledikten sonra, orta refüj ve çevresinde çok yüksek olmamakla birlikte demir bariyer (korkuluk) bulunan bölünmüş yolun karşısına, şeridinde seyreden araçlar arasından hızlı şekilde geçmeye çalıştığı esnada, bölünmüş yolda sol şerit üzerinde, davalı araç sürücüsünün manevrasına rağmen aracının sağ yan ön tarafı ile davacıya çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği kaza anına ilişkin görüntülerden anlaşılmıştır. Kaza, ana yol tali yol kavşağının bulunduğu kesimde meydan gelmiş ise de, kaza davalı araç sürücüsünün kavşaktan dönüşünde değil, şehirlerarası yol güzergahında şeridinde seyri sırasında meydana gelmiştir. İTÜ Öğretim üyelerinden alınan raporda ise olay yerinde yolun sağında Bala ilçesi yol kavşağı ve burada otobüs durağı olmasına göre yayaların bulunması olağan kılınan yolda,yaya trafiği için güvenli akışı tesis etmediğinden yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun tali %15 oranında, vefat edenin yolun karşısına geçişinde gerekli dikkati göstermemesi nedeniyle tali %15 oranında, araç sürücüsünün ise taşıt yolu üzerinde seyir yönüne göre geçişini tamamlamak üzere olan yaya çarpması nedeniyle asli %70 kusurlu olduğu tespit edilmiş, rapora davalılar tarafından itiraz edilerek, vefat edenin arkadaşı yol kenarında durduğu halde ölenin koşar adımlarla taşıt yoluna girdiğini, kaza olan yerde şehirlerarası bölünmüş olan yolun, orta refüj ve bariyerle kapatılmış olması nedeniyle yaya geçişinin yasak olması nedeniyle, vefat edenin geçiş önceliği olmayacağını, kaza neticesinde araç sürücüsünün alabileceği önlem olmadığını belirterek rapora itiraz etmiştir.Alınan raporda, kaza yerinin kavşak noktası olduğu ve vefat edenin, davalı araç sürücüsünün seyir yönüne göre taşıt yolundan geçişini tamamlamak üzere kazanın meydana geldiği değerlendirilmek suretiyle davacıya kusur izafe edilmiş ise de; söz konusu raporun davalının rapora yönelik itirazlarını karşılamadığı gibi, yolun özelliği (şehirlerarası yol olması, yol üzerinde orta refüj ve orta refüjde korkuluk olması, olay yerinde yol durumuna göre yayaların taşıt yolunu kullanmaları durumunda yayanın alması gereken geçiş güvenliğine yönelik tedbirler üzerinde kazaya etki edebilecek ne şekilde bir bir kusur olduğu vs) denetime elverişli şekilde değerlendirilmediği gibi, desteğin taşıt yolu üzerinde kat ettiği mesafe olmasına rağmen davalının, vefat edenin karşıya geçişin yasak olduğu noktada koşarak yola girdiğine yönelik iddiaları da denetime elverişli şekilde değerlendirilmemiştir.Bu durumda, hüküm esas alınan raporda, kazanın oluşu, ceza mahkemesince alınan rapor ve mahkemece daha öncesinde Karayolları Fen Heyetinden alınan rapor ve Adli Tıp Kurumundan alınan rapordan farklı olarak değerlendirildiğinden, bu haliyle kazanın oluş şeklinde farklılaşma neticesinde raporlar arasında yeni bir çelişki oluştuğundan, Ceza dosyası da dosya içerisine kazandırılarak, ceza dosyasında kesinleşen maddi olgu, kaza anına ilişkin görüntülerin denetime elverişli şekilde değerlendirildiği, ayrıca desteğin taşıt yolunda kat ettiği bir mesafe var ise de, görüntüler çerçevesinde yolun yoğunluğu ve yayanın yola giriş şekli değerlenmek suretiyle şehirlerarası yol güzergahında meydana gelen kazada kusur durumlarının tespit edildiği, kazanın meydan geliş şekiline göre, sürücücü ve yayanın eylemlerine etki edecek ve kaza ile illiyeti olabilecek başka kişi ya da kurumların kusuru olup olmadığı, bu kişi ya da kurumların kusuru olması halinde, kazaya etki eden kusurlu davranışlarının kaza ile illiyetinin denetime elverişli şekilde değerlendirildiği, tüm raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, ceza dosyasındaki kabul ve öncesinde alınan raporlar ile maddi vakanın tespiti açısından yeni bir çelişki oluşturan rapor esas alınarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve asıl ve birleşen dava davalıları davalılar ... Seyahat Turizm Ticaret Limited Şirketi ve ... vekili'nin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle ceza dosyası dosya içerisine kazandırılarak, ceza dosyasındaki kesinleşen maddi vaka, kaza anına ilişkin görüntüler çerçevesinde yayanın ve sürücünün kusurlu olabilecek eylemlerinin değerlendirildiği, yol durumu ve desteğin geçmek isteği yerin özelliklerinin nazara alındığı, sürücü ve yaya dışında kaza ile illiyetli kusuru olan kişi ya da kurumların olup olmadığı varsa bu eylemlerin sürücüsü ve yayanın trafikte seyir sırasında alması gereken önlemler üzerinde kazayla illiyeti bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davalıların sair, davacıların tüm istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Asıl ve birleştirilen dosyada davacılar vekili ve davalılar ... Seyahat Turizm Ticaret Limited Şirketi ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,2-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,4-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.BaşkanÜyeÜyeKatip* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.