Anahtar kelimeler: Hammaddeler Asılsız Satımdan Süredir İrsaliyeler İtirazda Faturası Yansıtma Yazildiği İlişkileri

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 21.05.2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olup uzun süredir devam eden bir ticari ilişkileri Mevcut olduğunu, davalıya irsaliyeler ile hammaddeler gönderildiğini, davalı tarafından söz konusu faturalara ilişkin süresinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi uralara ilişkin ödeme de gerçekleştirmediğini, davalı tarafından dayanaksız ve asılsız faturalar düzenlenmiş olduğunu, İlgili faturalara ilişkin yansıtma faturası düzenlendiğini, ancak davalı tarafça ilgili faturalar işlenmemekte direnildiği gibi ödeme de yapılmadığını, davalı tarafın kendisine gönderilen ürünlere ilişkin olarak düzenlenen faturalara kaynaklı cari hesap alacağı bulunduğunu, davalı borçlunun faturalara süresinde yapılmış bir itirazı bulunmadığını, davalı tarafın davacı şirkete 459.449,81-TL cari hesaptan kaynaklı borcu bulunduğunu, davalı tarafa Bursa ...... Noterliği 14.08.2024 tarihli ..... yevmiye numaralı ihtarname ile Davacı şirkete cari hesap ekstresinden kaynaklı borcu olduğu ve ödeme yapılması hususu bildirildiğini, ancak davalı tarafından bugüne değin davacı şirkete bir ödeme gerçekleştirilmediğini ifade ederek; Davacı şirketin Cari hesap ekstresinden kaynaklı toplam 459.449,81-TL tutarındaki alacağının 14.08.2024 tarihinden (ihtarname tarihi) itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, davalı borçlunun mal kaçırma ihtimaline binaen ve borcun tahsilini mümkün kılmak amacıyla, tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesine ve Davalı borçlunun menkul ve gayrimenkullerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle
:Fatura ve defter kayıtlarının tek başına alacağın varlığını kanıtlamadığını, fatura konusu mal veya hizmetin teslimini/ifasının ispat külfeti alacaklı yana ait olduğunu, fatura düzenlenerek bir ticari ilişkinin şartları belirlenememekte yahut değiştirilemediğini, davacı tarafça bir takım faturalar ve imzasız irsaliye faturaları dayanak gösterilerek huzurdaki alacak davası açılmışsa da davaya konu edilen faturalara ilişkin malların teslim edildiğine dair ispat yükü davacı taraf üzerinde bulunduğunu, taraflar arasında vade farkı / kur farkına ilişkin bir anlaşma bulunmamakla birlikte, çekle yapılan ödemelerde kur-vade farkı talep edilemeyeceğini, fiyat farkı kabul edilebilmesi için taraflar arasında fiyat farkı faturası düzenleneceğine dair yazılı bir anlaşma bulunması gerektiğini, kur farkı talep edilebilmesi için ise öncelikle taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunması veyahut arada kur farkı uygulanması ile ilgili teamül bulunması gerektiğini, davacı tarafça teslimi yapılan mallar taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak ayıplı, eksik ve özellikle anlaşılan süreden sonra çok geç teslim edilmiş olduğunu, özellikle geç teslim nedeniyle davalı kendi müşterisine malları uçak ile göndermek zorunda kalmış ve bu nedenle zarara uğramış olduğunu, davacı tarafça dava konusu faturalara ilişkin malların çok büyük çoğunluğu davalı şirkete teslim edilmemiş, teslimi yapılan malların ise taraflar arasında bulunan anlaşmaya aykırı olarak ayıplı (Örgü kusuru, iğne kırığı vb. nedenlerle yüksek miktarda fire verilmiştir), eksik ve çok geç teslim edilmiş olduğunu, teslimi yapılan malların anlaşmaya aykırı olarak çok geç teslim edilmesi nedeniyle davalı şirket teslimi yapılan malları müşterisine uçak ile göndermek zorunda kalındığını ve buna ilişkin davalıya yansıtılan gider ve zararlar da davacı tarafa yansıtılmış olduğunu, teslimi yapılan malların büyük bir kısmında örgü kusurları, iğne kırığı gibi ayıplar bulunması sebebiyle yüksek miktarda fire verilmiş, söz konusu ayıplar gerek yazılı gerekse de sözlü olarak ivedilikle davacı tarafa bildirilmiş ve fire verilen kısımlar davacı tarafa iade edilmiş olduğunu ifade ederek ; davanın reddine, sayın mahkeme aksi kanaatte ise takas/mahsup defiinin göz önünde bulundurulmasına, davacı aleyhine asıl alacağın 20'sinden az olmayacak miktarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Takibe konu icra dosyası, faturalar ve ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.SMMM Bilirkişi ve Tekstil Mühendisi bilirkişi heyeti raporunda özetle; Davalının 2024 yılına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda birbirini teyit eder şekilde ve kanunlara uygun olarak tutulduğu, e-defter beratlarının Maliye İdaresine kanuni süresinde yüklendiği, envanter defterinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı tespit edilmiş olup davalı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfının Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Davalının 30.09.2024 dava tarihi itibarıyla davacıdan 368.779,18 TL alacaklı olduğu, Sayın“ Mahkemenizce — talimatla —aldırılan 17.01.2025 tarihli bilirkişi“ raporunun incelemesinde, davacının 30.09.2024 dava tarihi itibarıyla davalıya 368.778,66 TL borçlu olduğu görülmüş olup davacının dava tarihinden sonra davalıya düzenlediği iade faturalarını ticari defter kayıtlarına alması ve davalının ise iade faturalarına kanuni süresi içerisinde itiraz ederek ticari defter kayıtlarına almayı reddetmesi hususundaki takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacının teslim ettiği kumaşlarda örgüden kaynaklanan hatalar tespit edildiğinden kumaşın fireli olarak kesildiği, e-mail ve ..... yazışmasıyla davacıya 300 kg kumaş firesinin oluştuğunun bildirildiği, 300 kg kumaş firesi bedeli 82.809,14 TL'nı davalının davacıdan talep edebileceği, Dosyaya sunulan e-mail ve ..... yazışmalarına göre; davacının kumaş tedarikinden kaynaklanan üretimde gecikme yaşandığı ve normal karayoluyla nakliye yapılacakken uçak nakliyesi yapılmak zorunda kalındığı, kumaşın gecikmesi nedeniyle davalının 737.686,76 TL zararı oluşmasına rağmen davalının davacıya (745.419,34 - 737.686,76 -7.132,58 TL fazladan gecikme zararı yansıttığı, davalının kumaşın gecikmesi nedeniyle oluşan 737.686,76 TL zararını davacıdan talep edebileceği, Taraflar arasındaki ihtilaf konusu 82.809,14 TL tutarındaki 29.07.2024 tarihli ..... no.lu reklamasyon faturası ve 745.419,34 TL tutarındaki 15.08.2024 tarihli .... no.lu reklamasyon faturası öncesinde davacının defterlerine göre davacının davalıdan 459.449,81 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre ise davalının davacıya 459.449,29 TL borçlu olduğu, Kumaş firesi nedeniyle oluşan 82.809,14 TL davalının zararı ve kumaşın gecikmesi nedeniyle oluşan 737.686,76 TL davalı zararının davacının 459.449,81 TL alacağından mahsubu sonrasında, dava tarihi itibariyle davalının davacıdan (459.449,81 — 82.809,14 — 737.686,76 -) 361.046,09 TL alacaklı hale geldiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.SMMM bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporu özetle; Davacı .... Tekstil İnşaat San. ve Tic, A.Ş. nin 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin GİB- ..... Gov.tr sitem programı üzerinden elektronik ortamda tutulduğu, Ticari defter tasdilerinin aylık dönemler halinde e-DEFTER BERATLARI ile yasal süreleri içinde onaylanmış olduğu, Ticari Defter Muhasebe kayıtlarının Tek Düzen Muhasebe Hesap Planı ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde belirtilen esaslara uygun olarak tutulmuş olduğu, Davacı Şirket Resmi Defterleri Sahipleri lehine delil niteliği, Davacı Şirket ticari defterlerine kaydedildiği görülen satış faturaları nedeniyle taraflar arasında 2023 ve 2024 yıllarında ticari mal alış-satışından kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğu, Davacı ..... Tekstil İnşaat San. ve Tic, A.Ş. Resmi Defterlerinde Davalı .... Tek Dış Ticaret Limited Şirketi cari hesapları incelendiğinde ; 120 Alıcılar Hesabı altında 120.001.001.D-0039 - ..... Dış Ticaret Limited Şirketi 320 Satıcılar Hesabı altında ..... Dış Ticaret Limited Şirketi Kodile, - 340 Alınan Sipariş Avansları Hesabı altında .... Tek Dış Ticaret Limited Şirketi Kodile takip edildiği, Ay sonlarında 320 hesabındaki bakiyenin 120 hesabına virman yapılarak hesabın birleştirildiği, aynı şekilde 340 Alınan Sipariş Avansları Hesabı hareketlerinde de 120 hesaba tamamen virmanlandığı, bakiyesi bulunmadığı, ana hesabın 120 hesapta tutulduğu, * Davacı Şirket ticari defterlerine mal satışı olarak kaydedilen dava konusu faturalarla ilgili, yasal süre içinde veya sonrasında, davalı alıcı şirketin itiraz edildiğine dair herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı,* 2024 Yılında; ..... Hesapta 22.07.2024 tarihine kadar hesabın normal işleyişinde ticari mal alış-satışından kaynaklanan ticari ilişki şeklinde olduğu, 22.07.2024 tarihinde bakiyenin 459.449,81 TL olduğu , bu tarihten sonra kesilen faturaların, alınan avansların karşılıklı iade edildiği ve 06.12.2024 tarihinde hesabın yine 459.449,81 TL bakiyeli olduğu görülmektedir. Davalının faturalara konu tekstil ürünlerinin ayıplı olduğu iddiasına ilişkin uzmanlık alanımız olmadığından yorum yapılamadığı, Davacı ve davalı arasında ticari alış verişlere ilişkin sözleşme bulunmadığı, * Davacı ve davalı arasında Sipariş ve Termin bilgisi bulunmadığından; geç teslim olup olmadığı, eksik teslim olup olmadığı, takas definin yerinde olup olmadığı hususlarında yorum yapılamadığı, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 2024 yılında yapılan ticari mal alış-satışları ile ilgili olarak davacı şirketin ticari defter muhasebe kayıtlarına göre, Davacı şirketin 31.12.2024 tarihinde Davacı şirketin 31.12.2024 tarihi bulunduğu, kanaatimizi,Davacı şirketin 31.12.2024 tarihi bulunduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır.TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;Dava, davalıya satılan ürünlere dayalı düzenlenen faturalar nedeniyle alacağın tahsili davasıdır.Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde, ayıp ve geç teslim iddiası yönünden ise davalı üzerinde olup taraf iddia ve savunmaları bu muvaceheye göre değerlendirilmiştir.İddia ve savunmalar kapsamında mahkememizce taraf defterleri ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve yapılan inceleme neticesinde, 2024 Yılında; ..... Hesapta 22.07.2024 tarihine kadar hesabın normal işleyişinde ticari mal alış-satışından kaynaklanan ticari ilişki şeklinde olduğu, 22.07.2024 tarihinde bakiyenin 459.449,81 TL olduğu , bu tarihten sonra kesilen faturaların, alınan avansların karşılıklı iade edildiği ve 06.12.2024 tarihinde hesabın yine 459.449,81 TL bakiyeli olduğu, davalının defterlerine göre ise davalının davacıya 459.449,29 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar taraf defterlerinde alacak borç kaydı uyumlu görünse de davalı tarafça geç teslim ve ayıptan kaynaklı zarar iddiası olduğu anlaşılmakla, bu iddialar bakımından da inceleme yaptırılmış ve inceleme neticesinde bir kısım ürünlere ilişkin verilen hizmetin ayıplı olduğunun ve davalıya geç teslim yapılmış olması nedeniyle davalının zararlarının oluştuğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere eser sözleşmelerinde ayıp sebebiyle sorumluluk Kanunun 474 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bütün sözleşmelerde olduğu gibi eser sözleşmesinde de ifa büyük bir önemi haizdir. İfa sözleşmede kararlaştırılan şekilde, ifa modalitelerine uygun olduğu takdirde, borç gereği gibi yerine getirilmiş olur. Eser sözleşmesi sonuca yönelik bir taahhüt içerdiğinden, bu sözleşmelerde tam ve gereği gibi ifa ayrı bir önem taşır. Sonuca yönelik taahhüt dolayısıyla eser sözleşmelerinde edim fiili sonucunda meydana getirilen eser, sözleşmede öngörülen veya dürüstlük kuralı gereği ondan beklenen niteliklere sahip değilse yüklenicinin kusuru olmasa da sorumluluğu doğar.Ayıp sebebiyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için lazım olan şartlar, maddî ve şeklî şartlar olarak ayrıma tâbi tutulabilir. Kanundaki düzenlemeden hareketle maddi şartlar; eserin iş sahibine teslimi, eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibine yüklenememesi, tarafların sorumsuzluk anlaşması yapmamış olması ve iş sahibinin ayıplı eseri kabul etmemiş olmasıdır. Şekli şartlar ise eserin gözden geçirilmesi, yükleniciye ayıbın bildirilmesi ve nihayet hakkın zamanaşımı süresi içerisinde kullanılmış olmasıdır.Yüklenicinin ayıp sebebiyle sorumlu tutulabilmesi için yalnızca maddi şartların varlığı yeterli değildir. Maddi şartların yanında birtakım şekli şartların da sağlanması hâlinde yüklenici ayıptan sorumlu olacaktır. İşsahibi, külfet niteliğindeki bu şartları yerine getirmez ise yükleniciye başvurma hakkını kaybeder.TBK’nin 474/I hükmüne göre, “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek…zorundadır.” Buradaki zorunluluk aslında bir iş sahibinin teknik anlamda yerine getirmesi gereken bir borç değildir. İşsahibi gözden geçirmeyi ihmal ederse, bunun sonucu kendisine tanınan hakkı kaybetmesidir. Başka bir deyişle iş sahibinin gözden geçirme yükümlülüğü hukuki niteliği bakımından külfettir. Gözden geçirme tamamlanıp teslim edilen eserin sözleşme şartlarına veya ondan beklenen niteliklere uygun olup olmadığının araştırılıp, tespit edilmesi faaliyetidir. Gözden geçirme hayatın olağan akışı içerisinde, fırsat bulunur bulunmaz yapılmak zorundadır. Gözden geçirme süresi, iş sahibinin meslek çevresine, eserin niteliğine ve amacına yani kısacası somut olayın şartlarına göre belirlenmektedir.TBK m.474’te düzenlenen gözden geçirme külfeti(yükümlülüğü) ancak açık ayıplar için söz konusudur. Zira eserde mevcut olan gizli veya gizlenmiş ayıplar gözden geçirme ile tespit edilemezler. Bunlar kullanım ile birlikte zamanla ortaya çıkacak olan ayıplardır. İşsahibinin bildirim yükümlülüğü, TBK m.474/I hükmünde, “işsahibi…eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bildirim de hukuki mahiyeti bakımından külfet niteliğindedir. İşsahibi, ister gözden geçirme isterse de sonradan ortaya çıksın her türlü ayıbı bildirmek zorundadır. Bildirim külfeti yerine getirilmezse iş sahibi ayıptan doğan haklarını kaybeder. Gözden geçirme sırasında ortaya çıkan ayıplar, gözden geçirmeden sonra uygun bir süre içerisinde; sonradan ortaya çıkan gizli ya da gizlenmiş ayıplar ise gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi için genel nitelikteki(eser ayıplıdır vs. şeklinde) bir bildirim yeterli değildir. Yapılacak bildirim, ayıbı tam olarak yansıtmalı, ayıba ilişkin detaylı bilgiler vermelidir.Somut olayda taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu ihtilafsız olup, yapılan inceleme neticesinde davalı tarafça, davacının kendisine verdiği hizmetin ayıplı olduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ve ayrıntıları ile davacıyı bilgilendirdiğini ispat etmek durumundadır. Aksi takdirde imal edilen eser ayıplı olsa dahi kabul edilmiş sayılır ve yüklenici ücrete hak kazanır. Davalı tarafça dosya kapsamında davacıya bu durumun ihbar edildiğine whatsapp yazışmaları, mail içerikleri sunulduğu, bu deliller vasıtası ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kanaatine varılmıştır. Bu aşamada ayıp ve geç teslim nedeniyle davalının oluşan zararı var ise bunu davacı alacağından mahsup ettirebileceği gibi, gecikmeden kaynaklı zararı var ise TBK madde 112'ye göre bu zararı da talep etme ve davcının bir alacağı var ise bu alacaktan mahsup yapılmasını isteme hakkı olacaktır. Nitekim somut olayda davalıya teslim edilen ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğu, ayıplı kısmın değerinin 82.809,14 TL olduğu, davalının ayıp nedeniyle süresinde ihbarda bulunduğu anlaşılmış, ayıba denk gelen bedelin davacı alacağından mahsubu şartları oluşmuştur. Yine, davacının geç teslim yapması nedeniyle davalı tarafça söz konusu ürünlerin nakliyesi için bir takım masraflara katlandığı, bundan ötürü ürünlerin hava yolu aracılığı ile dava dışı kişilere ulaştırılmaya çalışıldığı, bu haliyle davalının katlandığı masrafın 737.686,76 TL olduğu, davacının geç teslimi olmasaydı davalının buna katlanmak gibi bir durumunun olmayacağı, meydana gelen zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, TBK madde 112 uyarınca sözleşmeden kaynaklı bu zararın da davacıya yansıtılmasının mümkün olduğu, tespit edilen ulaşım nakliye masraflarının da davacı alacağından mahsubu neticesinde (459449,81-TL-82.809.14 TL-737.686,76 TL) davacı alacağının kalmadığı anlaşılmakla dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından yatırılan (Başvurma, Peşin, vekalet harcı olmak üzere ) 8.334,66-TL harçtan mahsubuna, bakiye 7.602,66-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya İADESİNE,3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 73.511,97-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilinin yüzüne karşı karar verildi. █████/2026Katip .....¸E-imzaHakim ....¸E-imza