Anahtar kelimeler: Koltuğa Binen Ego Mahmut Fren Yılmaz Ani Vücudunu Cismani Otobüsüne

T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: █████████ Esas - ████████

T.C.
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA İHBAR OLUNAN
:
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
K. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.05.2024 tarihinde Mahmut Yılmaz sevk ve idaresindeki .... plakalı EGO otobüsüne yolcu olarak binen müvekkilin, otobüsün ani fren yapması sonucu vücudunu koltuğa çarparak yaralandığını, kaza tespit tutanağında davalı sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/1-d maddesini ihlal ettiğinin ve kazada tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilin ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca araç sahibinin de araç sürücüsü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilin kaza neticesinde ağır şekilde yaralandığını, kaburga kemiklerinin kırıldığını ve akciğerlerinin zarar gördüğünü, uzun süre tedavi gördüğünü, geçici ve daimi maluliyetinin bulunduğunu, tedavi gördüğü süre boyunca gelir getirici bir işte çalışamadığını, bakıcı ihtiyacı doğduğunu, tedavi ve ulaşım giderleri oluştuğunu, tüm bu maddi zararların tazmini gerektiğini, yaşanan kaza nedeniyle müvekkilin göğüs kafesine ve sırtına darbe alarak yere düştüğünü, kafasını çarptığını, nefessiz kaldığını, yoğun bakımda tedavi gördüğünü, genç yaşta yatağa mahkum olduğunu, hayatının geri kalanının olumsuz etkileneceğini, bu nedenle 250.000,00 TL manevi tazminat talep ettiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL tedavi gideri, 10.000,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı alacağı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı alacağı olmak üzere toplam 10.300,00 TL maddi tazminat ile 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı EGO vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule yönelik görev, yetki, husumet, dava ehliyetinin yokluğu, kesin hüküm, hak düşürücü süre, zamanaşımı, hukuki menfaat ve derdestlik yönünden itirazlarının bulunduğunu, davanın Tüketici Mahkemesi'nde açılması gerektiğini, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca davacının tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığını, bu nedenle Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının otobüste düşmesinin kendi kusuru olduğunu, Yargıtay içtihatlarında kişinin kendi kusurunun illiyet bağını kestiğinin belirtildiğini, davacının tutunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayakta yolcu taşımasına izin verilen taşıtlarda yolcuların kendi güvenliklerini sağlamakla yükümlü olduğunu, davacının bakıcı gideri ile geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ve SGK tarafından karşılanmayan tüm tedavi gideri taleplerinin reddi gerektiğini, bakıcı gideri talebinin ispatlanamadığını, iş göremezlik iddialarının belgelenmediğini, tedavi giderleri için somut delil sunulmadığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkil kuruluşun kusur ve sorumluluğu bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkil kuruluşun sadece aracın maliki olduğunu, olayın sürücü ....'ın işletimindeyken gerçekleştiğini, müvekkil kuruluşa ait araç şoförünün kusursuz olduğunu, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, yaralanan ve/veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacının müterafik kusurunun olup olmadığının mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, kaza esnasında davacının güvenlik önlemleri almadığını, kendi kusuru ile zarar gördüğünü, davacının tüm taleplerini sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca tazminat bedellerinin sigorta şirketi tarafından ödendiğini, 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkil kuruluşun geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, trafik kazası tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, bakıcı gideri tazminatı talebi için maluliyetin ispatlanması gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacının kendi kusurunun baskın olması, illiyet bağının kesilmiş bulunması ve iddiaların inandırıcılıktan uzak olması nedeniyle manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, talep edilen fahiş tutarın hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kurumları aleyhine açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan, husumet yokluğu ve zamanaşımı ile hak düşürücü süreler gözetilerek reddini, mahkemece işin esasına girilmesi halinde davanın esastan reddini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur.
Davalı Mahmut Yılmaz vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkili aleyhine açtığı haksız fiil kaynaklı tazminat taleplerinin fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, aksi kanaat oluşması halinde ise davacının "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik" ibarelerini kullanması sebebiyle davanın kısmi alacak davası olarak görülmesi gerektiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri değil Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacının aldığı ulaşım hizmetinin tüketici işlemi niteliğinde olması sebebiyle davanın görevsiz mahkemede açıldığından usulden reddinin gerektiğini, meydana gelen trafik kazasında müvekkilin kusurunun bulunmadığını, müvekkilin güzergahı üzerinde yolcu alıp indirdiği sırada, durakta bekleyen başka yolcuları görmesi üzerine tekrar duruşa geçmesi anında otobüs içerisinde tutunmayan davacının düşerek yaralandığını, müvekkilin hız kayıtlarının düşük olduğunu, müvekkilinin freninin ani fren olmadığını, davacının kendi ihmali davranışıyla tutunmayarak düştüğünü, müvekkilin taşıma hizmetini yürütürken tüm gerekli önlemleri aldığını ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, kusurun tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin kusurlu olduğu varsayımında dahi talep edilen alacak kalemlerinin haksız ve fahiş nitelikte olduğunu, tedavi ve bakım giderleri talebinin müvekkil yönünden mümkün olmadığını, BK.43. maddesi gereği zararın artmasında davacının dış etkilere duyarlı vücut yapısı ve hastalığının indirim nedeni sayılması gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebi için iş kazası olması ve SGK tarafından bakıma muhtaçlık tespiti gerekliliği bulunmadığını, sürekli iş göremezlik tazminatı için davacının kalıcı iş göremezliğine ilişkin bir sağlık sebebinin olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı için sağlık raporları ve aktüerya uzmanı bilirkişi raporu alınması gerektiğini, talep edilen 250.000.000 TL manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu, müvekkilin işçi olup mesleğinin ailesinin tek geçim kaynağı olduğunu, talep edilen miktarın manevi tazminatın amacına ve kanuna aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin kusurlu olması halinde sorumluluğun Mali Sorumluluk Sigortaları poliçeleri kapsamında sigorta şirketlerine ait olduğunu, EGO Genel Müdürlüğü tarafından işletilen tüm araçlarda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Muhtelif Sorumluluk Sigortası ve Artan Maliyet Sigortası bulunduğunu, ... Sigorta A.Ş. tarafından ihtiyari Mali Mesuliyet Sigortası bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilin mali sorumluluğunun bulunduğu varsayımında ve sigorta poliçe limitlerinin doğduğu koşullarda, sorumluluğun adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında BUGSAŞ ve EGO Genel Müdürlüğü ile Toplu İş Sözleşmesi gereği işveren BUGSAŞ'a ait olduğunu, müvekkilin Demiryolu İşçileri Sendikası üyesi olduğunu, Toplu İş Sözleşmesi'nin 55. maddesi gereği üçüncü kişilere verilen zararlar ile bu kazalar sebebiyle doğacak tüm idari, cezai ve hukuki maddi zarar ve tazminatların işveren tarafından karşılanacağını, dolayısıyla müvekkile yöneltilecek herhangi bir mali sorumluluğun bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle, işbu davaya konu olayın 19.05.2024 tarihinde meydana geldiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından sigortalı .....plakalı aracın 31.10.2023 - 31.10.2024 tarihli zorunlu trafik sigortası kapsamında olduğunu, davacının sigortalı araç içerisinde yolcu olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlar için kişi başına 1.800.000,00 TL ile sınırlı bulunduğunu, başvurucunun usulüne uygun rapor ile sigorta şirketine başvuru yapmamış olması nedeniyle eksik başvuru söz konusu olduğunu, başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sigorta kuruluşuna yapılan başvuruda usul ve esasa ilişkin eksiklikler bulunduğunu, dosyadaki maluliyet bildirir uzman raporunun hatalı olduğunu, sigorta kuruluşuna dava için yeterli derecede düzenlenmemiş olup usul ve esasa ilişkin eksiklikler bulunduğunu, sigorta kuruluşuna yapılan başvurunun eksik olması, tazminat ödemesini güçleştirdiğini, yaralanmaya ilişkin bilirkişi raporunun alınmamış olması, bu sebeple dosyada mevcut raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin savunmasında yer verdiği medikal değerlendirme raporunun dosyaya kazandırılması ve davalı itirazları değerlendirilerek yeniden rapor alınması gerektiğini, maluliyet oranları arasında çelişki giderilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen maluliyet oranı hususunda taleple bağlılık ilkesi geçerli olduğunu, ıslah edilmesine muvafakat etmediklerini, uzlaşma ve feragat hususunun açıklığa kavuşması ve kusur hususunda farklı bir tespit için kazaya ilişkin soruşturma dosyası evraklarının tam olarak ibraz edilmediğini, uzlaşma belgesinin varlığı halinde davanın reddi gerektiğini, ceza dosyasından evrakların celbi gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm tesis edilemeyeceğini, tazminat belirlenirken müterafik kusur incelemesinin eksiksiz yapılabilmesi için sekel oluşan bölge ile kaza arasında illiyet bağının tespitinin uzman doktor aracılığıyla yapılması gerektiğini, sigortalı araç yönünden kusur durumunun ispat edilmesi gerektiğini, talepte yer verilen kusur oranına itiraz ettiklerini, bu yönde uzman bilirkişi eliyle rapor düzenlenmesi gerektiğini, müterafik kusur sayılacak durumlar ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının doktor bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesi gerektiğini, tazminata hükmedilmesi halinde tazminat tutarına uygulanacak faiz ve faiz başlangıç tarihi ile vekalet ücreti, zamanaşımı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebi konularına ilişkin açıklamalarının değerlendirilmesini, kaza tarihinde geçerli olan genel şart kapsamında 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, aksi kanaat olsa dahi 04.12.2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, yasal faiz işletilmesi gerektiğini, davacının avans faizi talebinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihi açısından sigorta şirketine yapılan başvuru sırasında zorunlu belgelerin sunulmaması sebebiyle temerrüt oluşmadığından faiz başlangıç tarihinin, yargılama sırasında yapılan aktüer hesap tarihine göre olması gerektiğini, dava zamanaşımı süresinde açılmadığını, sürekli bakıcı gideri, sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini, SGK Tescil ve Hizmet Dökümünün incelemeye alınması ve ödeme yapıldığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, tedavi gideri, geçici iş görmezlik ve bakıcı taleplerinin teminat dışı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, öncelikle davacı tarafın, davaya konu belgeleri iyi niyet kuralları çerçevesinde eksiksiz olarak sunmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, HMK 119/ğ hükmü kapsamında açık bir şekilde talep sonucu gösterilmemişse davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmesini, tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davacının, huzurdaki davayı açmadan önce, sigorta kuruluşuna yapmış olduğu başvurunun eksik olması, sigorta kuruluşuna usulüne uygun başvuru zorunluluğu dava şartının Sig.K. ve KTK ile özel kanunla düzenlenmiş olması sebebiyle, HMK m.114/2 hükmü kapsamında bu husus tamamlanabilir dava şartı olmadığından, davanın öncelikle dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmesini, maluliyet raporuna ilişkin itirazlarının giderilmesi kapsamında usulüne uygun rapor alınması için davacının mevzuatta belirtilen şartlara haiz sağlık kuruluna sevkini, davanın esasa girilmesi halinde kabul anlamına gelmemekle, esas yönünden savunmaları kapsamında dosyanın esastan reddine karar verilmesini, aksi yönde kanaat halinde yine savunmaları kapsamında ve resen tespit edilecek müterafik kusur indirimlerinin uygulanmasını, yargılama esnasında davacının, yolcu olduğu ve taşımanın maddi ve/veya manevi karşılık kapsamında yapılmamış olduğu hususunun sonradan anlaşılması halinde şartları varsa TBK mad. 50 vd. kapsamında hatır indirimi uygulanmasını, ödeme tutarı, anılan indirimler yapılıp tazminat tutarı belirlendikten sonra kalan bakiyeden güncellenerek düşülmesini, ayrıca "fazlaya dair haklar saklı tutularak" açılan davaların, kısmi dava sayılacağından, bu durumda taleple bağlı kalınması gerektiğini belirterek ıslah edilen kısım açısından muvafakatleri olmadığını belirterek, bu kısım üzerinden davanın reddine karar verilmesini, diğer yandan uzlaşma tutanağının varlığı araştırılarak, ilgili ceza dosyasının akıbetinin sorulmasını, bu hususta soruşturma sonucu gösterir evrak tamamlatılmadan karar verilmemesi gerektiğini, yargılama esnasında davaya konu trafik kazasının karayolunda gerçekleşmemiş olması durumu, sunulacak belgeler ile anlaşılacak olur ise bu hususun sigorta kuruluşu açısından teminat harici olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, geçici taleplerin sağlık gideri kapsamında SGK’ya devri sebebiyle teminat dışı olması ve davacı tarafından ispat edilememesi durumunda reddine karar verilmesini, her durumda zamanaşımı itirazlarının gerek dava gerekse ıslah tarihi itibarıyla esas alınarak hüküm kurulmasını, her halde kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olan genel şartlar kapsamında zararın ıskontolu (1,8 teknik faizli) hesaplanmasını, faiz tür ve başlangıç tarihine ilişkin açıklamalarının değerlendirilmesini talep ederek davanın reddini savunmuştur.
GEREKÇE
:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının, davalı EGO’ya ait otobüste biletli yolcu olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da; "Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler arasında veya tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 73. maddesinin (1) bendinde; Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise; Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. Davacı tüketici olup, taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi olduğundan █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3 ve 73. maddeleri gereğince bu işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara da Tüketici Mahkemesi tarafından bakılması gerekmektedir.Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, somut uyuşmazlıkta, davacı tüketici konumunda olup, davalı otobüs işleteni ile aralarında akdedilen yolcu taşıma sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir. Davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi Ticaret Mahkemesine ait ise de işbu dava, diğer davalılara karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki Tüketici Mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. İş bu kapsamda HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan mahkememizin görevsizliğine davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurumuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!