Anahtar kelimeler: İcrai Rüşvet Kabil Görüşü Benzer Kötüye İstemlerinin Suçlar Davranışla Savcısının
5. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
SUÇLAR
: Sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma, sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz istemlerinin reddi, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Bölge Adliye Mahkemesinin sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanmak suçundan verdiği kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi gereğince kesin olduğu bu itibarla anılan kararın temyizi kabil bulunmadığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının bu karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, ███████ sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davalarına suçtan doğrudan zarar görmeyen Milli Savunma Bakanlığının katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir.
Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının bu hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Sanıklar ... ve ...'ın rüşvet verme suçundan mahkumiyetlerine dair Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararının sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.12.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ sayılı Kararı ile ''Sanık ...'ın yükümlü olduğu askerlik hizmetini ailevi yükümlülükleri olduğundan ertelemek istediği, █████/2018 tarihli ifadesinden yaklaşık bir yıl önce Diyarbakır ... Askerlik şubesine erteleme yaptırmak için müracaat ettiğini ancak ertelemesinin mümkün olmadığının kendisine söylendiği, bundan bir süre sonra avukat olan sanık ... ile amcasının yanına adli bir iş için gittikleri, dönüş yolunda arama olduğu, asker kaçağı durumunda olduğu için kendisine işlem yapıldığını, bu durumu avukat ...'in de şahit olduğunu, sanık ...'ın sanık ...'den askerlik erteleme konusunda kendisine yardım etmesini istediği, yaklaşık bir hafta sonra erteleme işlemlerinin halledildiği, bu işlemler için 3.000,00 TL verdiği, söz konusu erteleme işlemlerinin █████/2017 tarihinde sanık ... tarafından sistemden hapis erteli şeklinde yapıldığı, sanık ...'ın daha sonra çıkarılan bedelli askerlik imkanından faydalanmak üzere gittiği şubece durumun fark edildiği iddia ve kabul edildiği, sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Sanık ...'ın ... Askerlik Şubesinde sivil memur olduğu, sanık ...'ın askerlik yükümlüsü olduğu, sanık ...'in diğer her iki sanığın daha önce avukatlığını yapan serbest avukat olduğu, sanık ...'ın mevzuata aykırı bir şekilde sanık ...'ın askerliğini MBS-NET sistemi üzerinde herhangi bir belge almadan "hükümlülük" gerekçesi ile erteleme işlemini yaptığı, aşamalarda alınan savunmalarda tüm sanıkların RÜŞVET İDDİASI VE RÜŞVET ANLAŞMASINI ret ve inkar ettikleri, sanık ...'ın kamu görevlisi sanık ...'la doğrudan doğruya iletişime geçerek ve sanık ...'a haksız menfaat temin ederek askerlik erteleme işlemini yaptırmadığı, sanık ...'ın sanık ...'e askerlik işleminin ertelenmesi için 3.000,00 TL verdiğini beyan ettiği, sanık ...'in ise avukat olduğunu, hukuki yardım, avukatlık mesleği gereği vekalet ilişkisinden kaynaklı para almış olabileceğini, sanık ...'ı sanık ...'a yönlendirerek askerlik ertelemesinin olup olmayacağı yönünde daha sağlıklı bilgi alabileceğini düşündüğünü, sanık ...'da hiçbir şekilde maddi menfaat ve rüşvet anlaşmasını kabul etmediği, çalıştığı dönemde yoğun olduğundan sehven sisteme başka birine ait verileri girmiş olabileceğini beyan etmesi karşısında, taraflar arasında RÜŞVET ANLAŞMASININ HER TÜRLÜ KUŞKUDAN UZAK BİR ŞEKİLDE tespitinin gerektiği, bu bağlamda; Suç tarihi 13.03.2017 tarihinin bir ay öncesi ve bir ay sonrasını kapsayacak şekilde her üç sanığın tüm bankalar ve ptt ler deki hesaplarının tespiti, hesap hareketlerinin temini, bahse konu tarihler aralığında sanıklar arasında para transferi olup olmadığı, özellikle de sanık ... tarafından sanık ...'a para transferi olup olmadığının (rüşvet parası olduğu iddia edilen 3.000,00 TL'den sanık ...'ten sanık ...'a para aktarımı olup olmadığı) tespit edildikten sonra, sanıklar arasında rüşvet anlaşmasının ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılarak karar verilecek yerde, eksik ve yetersiz soruşma ve kovuşturma sonucunda karar verilmiş olunması,
Kabule göre de; Taraflar arasında rüşvet anlaşmasının tespit edilememesi halinde ise, sanık ...'ın kamu görevlisi olması, sanık ...'ın sanık ...'ın askerlik işlemlerini görevinin gereklerine aykırı bir şekilde açıkça mevzuata aykırı olacak şekilde MBS-NET sistemi üzerinde erteleyerek sanık ...'a menfaat temin edilmesine yol açtığından, CMK 226/1 inci maddesi gereğince TCK 257/1 inci maddesinin uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verilerek, sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma kapsamında kalıp kalmadığı yönünde karar yerinde tartışılmaması, Sanık ...'ın rüşvet suçu yönünden; yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemiş olunması, Sanık ...'ın kamu görevlisi olduğu, 657 SY. 131 inci maddesi gereğince kesinleşen ilamın sanığın bağlı olduğu Milli Savunma Bakanlığına gönderilmesine yönelik bir karar alınmamış olması, Sanık ...'in serbest avukat olması nedeniyle kesinleşen ilamın gereğinin takdir ve ifası için Diyarbakır Baro Başkanlığına ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine yönelik bir karar alınmamış olması, Suçtan zarar gören kurumların yargılamanın başında davaya dahil edilmeyerek yokluklarında yargılama yapılması ve katılma talepleri olan, katılma iradelerini istinaf dilekçeleri ile gösteren katılan kurumlar lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmemiş olunması...'' gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesi uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 04.10.2022 tarihli ve ███████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanıkların rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Katılanlar vekillerinin istinaf başvuruları üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 10.05.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████
sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.12.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ sayılı bozma Kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f maddesine aykırılık teşkil ettiğine, söz konusu bozma kararında belirtilen eksikliklerin Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince yerine getirilmesi gerektiğine, Doğan'ın eylemine sanıklar ... ve ...'ın azmettiren olarak iştirak ettiklerine, bu nedenle görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları gerektiğine, sanıkların eylemlerinin kül halinde askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu oluşturduğuna ve kararların bozulması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir:
''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur.
Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 18.03.2021 tarihli hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 30.12.2021 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 04.10.2022 tarihli hükümler ve bu hükümlere yönelik istinaf incelemesine ilişkin 10.05.2023 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, katılan ... vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen hükümlere yönelik ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanmak suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2)Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen hükümlere yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan 18.03.2021 tarihli hükümler yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı Kanun'un 304. maddesi gereği Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!