Anahtar kelimeler: Bam Cismani Esaskarar Müteveffa Başkan Yazim Katip Ölüm Üye Karara

T.C. ... BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..../...-.../....
T.C.......BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A...... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: .../....KARAR NO
: ..../...BAŞKAN
: ........ÜYE
: ......ÜYE
: ......KATİP
: .......İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ..../.....KARAR NO
: ...../....KARAR TARİHİ
: ....İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ......DAVACILAR
: 1-......2-......VEKİLİ
: Av. ........DAVALILAR
: 1-......2-.......VEKİLİ
: Av.......: 3-......VEKİLİ
: Av. .......MÜTEVEFFA
: .......DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )B.A.M. KARAR TARİHİ
: ......KARAR YAZIM TARİHİ
: ........Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ..........'ın 27.12.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini, geriye çocukları ............'ın kaldığını, kaza tespit tutanağına göre .........adına kayıtlı ...... plaka sayılı araç ile aynı şirkette şoför olarak çalışan ........'in idaresindeki araç ile yük indirmek için yayaların kullandığı kaldırımda geri doğru manevra yaparken müteveffa Halil Yılmaz'a çarparak ölümüne sebep olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığının ....../......soruşturma numaralı dosya ile tahkikat başladığını ve ... .... Asliye Ceza Mahkemesinin .../.... esas sayılı dosyasında kovuşturma başladığını, alınan bilirkişi raporunda davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, müteveffanın kusurunun olmadığının tespit edildiğini, aynı dosyada alınan ATK raporunda da davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiğini, yargılama sonucunda 05.12.2017 tarihli karar ile davalı sürücünün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın 22.02.2018 tarihinde kesinleştiğini, davacı mirasçılar tarafından ......ye yapılan manevi tazminat talepli başvuru sonucunda davacılara ayrı ayrı 8.333,33 TL ödeme yapıldığını, davacıların babalarının ani ölümü sonucu büyük şok ve üzüntü yaşadıklarını, davalıların bu güne dek başsağlığı dilemediklerini ve acısını paylaşmadıklarını, davacıların tazminat hakkının doğduğunu belirterek davacı ......... lehine 100.000,00 TL, davacı .........lehine 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı.........vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan .......plakalı aracın kasko poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, poliçede bedeni maddi manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın olayın 250.000 TL teminat ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat için ödenecek azami limitin 25.000-TL ile sınırlı olduğunu, davacılar tarafından yapılan başvuru neticesinde hasar dosyası açılarak iletilen evraklar kapsamında ödenmesi lazım gelen manevi tazminat miktarı ......a 8.333,33 TL 22.03.2021 tarihinde; yine ....’a 8.333,33 TL 30.06.2021 tarihinde ödendiğini, davalı sigorta şirketinin bakiye sorumluluğunun kaldığı hususunu kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacak şekilde belirlenmelidir, yani kişinin ekonomik statüsünü değiştirecek nitelikte olmaması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, faiz talep hakkının ancak temerrüd tarihinden itibaren doğacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi ve temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan davalı şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize hükmedilmemesi talep edilmiştir.Davalılar ...... ve ........vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, hukuk mahkemesinin ceza dosyasında verilen karar ve kusur oranları ile bağlı olmadığını, müteveffanın algılarını ve kusur durumunu etkileyecek hastalığı bulunduğunu, müteveffanın yaşı itibariyle algılarının ve yaya dahi olsa trafikte bu durumun kusur oranına etki edebileceği hususunun göz ardı edildiğini, davalının kaza sırasında beklenen özen ve dikkate yerine getirerek yavaş hızda geri manevra yaptığı sırada aynalara bakarak arkayı kontrol ettiğini ve korna çalarak sesli uyarıda bulunduğunu, davacının zararı ile olay arasındaki nedensellik bağının baştan araştırılması ve kusur derecesinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketine ait poliçenin manevi tazminatı da kapsadığını ve davacılara ödeme yapıldığını, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı veya bir aylık bağlanıp bağlanmadığının da araştırılması ve tazminattan düşülmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte talebin fahiş olduğunu, sebepsiz zenginleşme ve karşı taraf yönünden denkleştirmeden daha çok cezaya dönüşecek miktarda olduğunu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı isteyemeyecek yaşta olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı Süleyman Yılmaz için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ........'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ....... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..........'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ve davalı ......aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.Davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davalı sigorta şirketi nezdinde tanzim edilen kasko poliçesinde manevi tazminat limitinin kaza tarihinde 25.000,00 TL olmasına rağmen zeyil name ile 150.000,00 TL ye çıkarıldığını, ayrıca poliçede maddi manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın 250.000,00 TL teminat ile sınırlı olduğunu, bu nedenle zeyil namenin geçmişe etkili olduğu gözetilmeden davalı ....... hakkına açılan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketi yönünden diğer davalılarla birlikte tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken sigorta şirketi lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve manevi tazminat miktarının az olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalılar ......... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesinin hukuk mahkemelerini bağlamadığını, kusura ilişkin yeniden rapor alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu ve davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ceza mahkemesi yargılamasında alınan kusur raporu ile yetinilip yetinilmeyeceği, kasko şirketinin manevi tazminatla ilgili poliçe limitinin ne kadar olduğu, dava tarihinden evvel yapılan ödeme ile poliçe limiti dahilinde sorumluluğu kalıp kalmadığı ile davacı ve davalılar lehine edilen vekalet ücretleri ile manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığı hususudur.Öncelikle davalı tarafın zaman aşımına ilişkin istinaf sebebinin incelenmesine geçilmiştir. Zaman aşımı bir defi olup, defiler HMK 141. Maddesine göre cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile ileri sürülebilir. Ön inceleme duruşmasına davacı mazeretsiz olarak gelmezse, davalı taraf onun muvafakati aranmadan defilerini ileri sürebilir. Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra defiler ileri sürülemez. Davalılar vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde zaman aşımını defiinin ileri sürülmediği anlaşılmakla bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Olayla ilgili tanzim edilen kaza tespit tutanağından kazının oluşumunda davalının kusurlu olduğu ve müteveffa yayanın kusuru bulunmadığı tespit edilmiştir.Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında davalı hakkında taksirle adam öldürme suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında keşif sonrasında trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapor ile ATK dan alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu ve müteveffanın kusuru bulunmadığının tespit edildiği ve bu raporlar hükme esas alınmak suretiyle Balıkesir 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/4 esas ████████ karar sayılı ilamı ile sanığın 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.Kararın davalı sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine ....... Bölge Adliye Mahkemesi .......Ceza Dairesinin ....... tarih .../... esas .../.... karar sayılı ilam ile sanık müdafiinin istinaf isteminin kesin olmak üzere esastan reddine karar verildiği görülmüştür.6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamayacaktır.Somut olayda, kazanın meydana gelmesinde tam kusurun davalı sürücüye ait olduğu ve müteveffanın kusurunun bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapan ATK raporu hükme esas alınmış olup, ceza yargılamasında ceza mahkemesinin kusura yönelik değerlendirmesi hukuk mahkemesini bağlamayacak ise de, olayın meydana gelmesine davalı sürücünün eyleminin neden olduğunu ilişkin ceza mahkemesince tespit edilen ve istinaf incelemesi ile kesinleşen maddi vakıa bağlayıcı olduğundan ilk derece mahkemesince kazanın oluşumunda davalının kusuru bulunmadığına ilişkin ceza yargılamasında alınan raporlara itibar edilerek müteveffanın kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığının kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davacı vekili zeyil name ile poliçe limitinin 150.000,00 TL ye çıktığını ve davalı kasko şirketinin bakiye poliçe limiti ile manevi tazminattan sorumlu olduğunu, yapılan ödemenin az olduğunu iddia etmiştir. Davalı sigorta şirketi kasko poliçesinde kaza tarihinde manevi tazminat poliçe limitinin 25.000,00 TL olduğunu ve davacılar dışında murisin bir çocuğunun daha bulunması sebebiyle KTK 96 maddesi uyarınca paylaştırma yapılarak davacılara ödeme yapıldığını bu nedenle poliçe limiti tükendiğinden açılan davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Bu durumda öncelikle kasko poliçesinde manevi tazminat poliçe limitinin ne olduğu ve davalı sigorta şirketinin dava tarihinden evvel yaptığı ödeme ile poliçe limiti uyarınca sorumluluktan kurtulup kurtulmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkereye verilen cevap ile gönderilen kasko poliçesinin yapılan incelemesinde poliçenin █████/2016- █████/2017 tarihleri arasında geçerli olduğu ve poliçe manevi tazminat limitinin kaza başına 25.000,00 TL olarak belirlendiği görülmüştür. █████/2017-█████/2017 tarihleri için zeyil name tanzim edilerek poliçe limitlerinin arttırıldığı manevi tazminat poliçe limitinin 150.000,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmakla kazanın geldiği tarih olan █████/2016 tarihinde manevi tazminat poliçe limitinin zeyil name öncesi 25.000 TL olduğunun kabul edilmesi gerekmekte olup bu hususta ilk derece mahkemesinin kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Karayolları Trafik Kanunu’nun 96. maddesi hükmüne göre garameten ödeme ilkesi gereğince, bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını öngörülmektedir.Zarar görenlerin birden fazla olması hâlinde, bunlar arasında eşitlik esasını dikkate alan bu ilkenin, zarar sigortası olan kasko sigortalarında da dikkate alınması gerekmektedir. Birden fazla kişi zarar görmüşse sigortacı, poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağından zarar gören üçüncü kişiler oranlama yoluyla (garameten-oranlı eşit paylaştırma esasına göre) tazminat isteyebileceklerdir.Somut olayda, müteveffanın kazada vefat etmesi ile davacılar dışında bir çocuğundan da bulunduğu ve manevi tazminat poliçe limitinin 25.000,00 TL olduğu gözetilerek sigorta şirketi tarafından müteveffanın ölüm nedeniyle bundan zarar görenlerin müteveffanın tüm çocukları kabul edilerek poliçe limitinin üçe bölünmesi suretiyle davacılara manevi tazminat ödemesinde bulunduğu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin KTK 96 maddesine uygun olduğu ve dava açılmadan evvel davacılar yönünden poliçe limitinin tükenmiş olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesi tarafından davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. ( Yargıtay 4 HD █████████ E █████████ K)Yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin taraf istinafları incelendiğinde; 6098 sayılı TBK 56/2 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar ya da ölüm halinde, zarar gören veya ölenin yakınları da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Davacılar kazada vefat eden babalarının ölümü nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Meydana gelen kazada kusur durumu, kazanın meydana geliş şekli, kaza tarihinde paranın alım gücü ve 4721 sayılı MK 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, kazanın oluşumunda davacıların murisinin kusurunun bulunmayışı, murisin kaza tarihindeki yaşı , tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kaza tarihindeki paranın alım gücü ve davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme de dikkat alındığında davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat miktarı yerinde olup, tarafları vekillerinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan iş bu davada davacılar ile davalılar arasındaki ilişki HMK 57/1-a maddesi uyarınca ihtiyari dava arkadaşlığı olup, HMK 58. maddesi uyarınca ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu ve dava arkadaşlığından her birinin diğerinden bağımsız hareket ettiği düzenlenmiştir.Bu durumda mahkeme tarafından davacılar lehine kabul edilen kısım yönünden ve davalılar lehine de reddedilen kısım yönünden davacıların ve davalıların ihtiyari dava arkadaşı olmaları nedeniyle ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 3/2 maddesi gereği, red sebebi ayrı olan davalılar lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilir düzenlemesi uyarınca sigorta şirketi ile diğer davalılar hakkında verilen ret kararının ayrı olması nedeniyle sigorta şirketi lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığında davacılar vekili davalılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve .../...-.../....sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılması gereken 269,85.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 189,15.-TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılması gereken 3.415,50.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 853,87.-TL (maktu+nispi) harcın mahsubu ile eksik kalan 2.561,63.-TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,4- Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.....Başkan.........Üye.........Üye.....................