Anahtar kelimeler: Tevzi Huzurdaki Eylemden Yerini Olayı İkame Terk Kazaya Rücu Karıştığı

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; işbu dava konusu alacak; 14.07.2025 tarihinde sigortalı ... plakalı aracın karıştığı zincirleme trafik kazasından ve sigortalının "olay yerini terk" etmesinden kaynaklandığını, söz konusu kazaya ilişkin en yüksek tutarlı rücu alacağı için daha önce İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, huzurdaki dava ile anılan dosya arasında; davacı, davalı, kaza olayı, kusur durumu ve rücu nedeni (Olay yeri terk) açısından tam bir hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu, HMK m. 166 uyarınca davanın tek elden yürütülmesi ve çelişkili kararların önlenmesi adına, işbu dosyanın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, borçlunun davacı şirkete olan borcu sebebiyle aleyhinde başlatılan .... İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı dosyasında, borçlu takibe itiraz etmiş ve takip durduğunu, borçlunun itirazı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, takip borçlusu ile davacı şirket arasında ... plakalı araç için 21.06.2025 - 21.06.2026 tarihleri arasında, ... no’lu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, Sigortalı aracın 14.07.2025 tarihinde karıştığı kaza sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağına göre sigortalı aracın kusurlu olduğu sabit olduğunu, açılan ... nolu hasar dosyaları üzerinden yapılan incelemeler sonucu; davalı takip borçlusunun herhangi bir geçerli sebep olmaksızın kazadan sonra olay yerini terk ettiği kaza tespit tutanağı ve kolluk beyanları ile ile sabit olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca; olay yerini terk fiili, tek başına bir rücu sebebi olduğunu, sigortalının, genel şartlarda tahdidi olarak sayılan 'hastaneye gitme' veya 'can güvenliği' gibi istisnai haller dışında olay yerinden ayrılması, sigortacının denetim imkanını ortadan kaldırmakta ve rücu hakkını doğurduğunu, aralarındaki tam irtibat nedeniyle davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davalının .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin 115.000,00 TL asıl alacak ve 3.175,89 TL işlemiş faiz (toplam 118.175,89 TL) ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte aynen devamını, borçlunun haksız itirazı nedeniyle takip konusu tutarın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, sigorta poliçesi kapsamında dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin halefiyet ilkesi kapsamında davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına giren davalar bakımından;Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Tüketici Mahkemelerinin görev alanına giren davalar bakımından; █████/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde; kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.Somut olayda; davalıya ait araçla ilgili ZMM sigorta poliçesini düzenleyen davacı sigorta şirketi trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişilerin zararlarını ödedikten sonra, ödediği bedeli olay yerini terk sebebine bağlı olarak sigorta sözleşmesinin tarafı (akiti) olan davalıdan rücuen tahsili için davalı hakkında başlattığı icra takibine itirazın iptalini talep etmektedir. Hal böyle olunca da; dava taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve davalı gerçek kişi bu ilişkide tüketici konumunda olduğu, sigorta poliçesine konu aracın da kullanım amacının hususi olduğu, sonuç olarak görülmekte olan davanın nispi yada mutlak ticari dava olmadığı, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu ve bu suretle davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip ... Hakim ...e-imzalıdır e-imzalıdır