Anahtar kelimeler: Muğla Tapuda Alanında İli İlçesi Yüzölçümündeki Eski Arkadaşları Mahallesi İlamına

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 775 parsel sayılı 13.221,69 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 20... parsel numarasıyla 11.969,84 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 199 parsel sayılı 13.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 20... parsel numarasıyla 12.983,76 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve müştereği adına kayıtlı bulunan eski 148 parsel sayılı 11.600,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 20... parsel numarasıyla 11.020,02 m² yüzölçümlü olarak; tapuda ... ve müştereği adına kayıtlı bulunan eski 771 parsel sayılı 13.612,03 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 20... parsel numarasıyla 14.960,93 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 721 parsel sayılı 13.822,51 m² yüzölçümlü taşınmazın maliki olduğunu, davalıların da davacının taşınmazına komşu parsellerin maliki olduklarını, taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan kadastro çalışmaları sonucunda davacının maliki olduğu taşınmazın yüzölçümünde orantısız şekilde azalma olduğunu, davalılar adına kayıtlı olan 1 20... , 51... parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün arttığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile davacının taşınmazının yüzölçümünün 13.822,51 m² olarak tapuya tescilini talep etmiştir.3. Davacı ... vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 721 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 1 20... parselin (eski 721 parsel) yüzölçümünde orantısız şekilde azalma olduğunu, davalıya ait 1 20... parsel lehine artış yapıldığını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında 1 02... parsel maliki ... aleyhine dava açmak üzere tarafına süre verildiğini ileri sürerek, dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesi suretiyle davacının taşınmazının yüzölçümünün 13.822,51 m² olarak tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 1 20... parselin davalı adına kayıtlı olmadığını davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 1 20... parselin 1/2'sinin davalı adına, 1/2'sinin ... adına kayıtlı olduğunu, davacının diğer hissedara dava açmadığını, davalı ile diğer hissedar ... arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, davalıya tek başına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının taşınmazın değeri üzerinden harç yatırması gerektiğini, harç eksikliğinin giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iddiasının aksine davalının taşınmazında artış değil, azalma olduğunu, davalının taşınmazının 11.600, 00 m² yüzölçümlü iken kadastro çalışmaları neticesinde 11.020,02 m² yüzölçümlü olarak tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.3. Davalı ... vasisi ... vekili dilekçesinde; davalının kısıtlandığını vasi olarak kızı ...'in atandığını, davacının taşınmazın değeri üzerinden harç yatırması gerektiğini, harç eksikliğinin giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, davalının maliki olduğu 1 20... parsel sayılı taşınmazda artış olmadığını, davalının taşınmazının yüzölçümünün hiç değişmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı önceki kararı ile, "... dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmazın ... ve ... adına, 1 20... parsel ... adına, 1 20... parsel ise ... ve ... adına tapuya kayıtlı olduğu, dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, davalı ... tapu kayıt maliki olmadığından bu davalı bakımından davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiği, tüm dosya kapsamına göre, davacının ... Mahallesi 775 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, taşınmazın 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışması sonrası 1 20... parsel numarasını almış olduğu, davacının yapılan çalışma sonucu taşınmazının yüzölçümündeki azalmanın davalı taşınmazlarına kaymadan kaynaklandığını ileri sürerek bu bölüm bakımından tapu iptali ve tescil talep ettiği, tapu kayıtları ve düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacıya ait taşınmazın tapulamadan sonra ifraz işlemleri sonucu oluştuğunun ve ilk tesis kadastrosundatki sınırlar ile 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışma neticesi oluşturulan sınırların birbirleri ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, davalılara ait taşınmazlara davacının parselinden kayma olmadığı, ifraz işlemi sırasında oluşturulan sınırların uyumsuz olduğu ..." gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen önceki kararı, davacı vekilinin temyizi sonucu Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.12.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; "... Somut olayda Mahkemece, dava konusu taşınmaz ile sınırında bulunan taşınmazları bir arada gösteren tesis kadastrosuna ait pafta, orijinal ölçü krokisi, ölçü çizelgesi, tesis ve uygulama kadastrosuna ait hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, ada raporu, taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış, taşınmazlara ait uygulama kadastrosu tutanak örnekleri dahi Dairemizin 29.06.2020 günlü geri çevirme kararı ile dosya arasına aldırılmış, mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıkları dinlenilmemiş, dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporundan, davacı adına kayıtlı taşınmaz ile davalılar adına kayıtlı taşınmazların arasında bulunduğu anlaşılan ve raporda mavi renkle gösterilen duvarın ne zaman, kim tarafından yapıldığı ve duvarın tesis kadastrosundan önce de var olup olmadığı belirlenmemiş, davacı adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünde oluşan miktar farklılığının hangi hatadan kaynaklandığını açıklamakta yeterli olmayan teknik bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. ..." denilerek bozulmuştur.2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... 25.03.2024 havale tarihli bilirkişi raporu ve dava konusu duvarın inşa tarihiyle ilgili açıklık getirilmesine ilişkin alınan 14.05.2024 tarihli bilirkişi ek raporuna göre, davacıya ait taşınmazdaki yüzölçümü farklılığının hatalı ifraz işleminden kaynaklandığı, uygulama kadastrosunda parsel sınırlarının doğru sınırlandırıldığı, dava konusu edilen duvarın sonradan inşa edilmiş olduğunun anlaşıldığı, dava konusu yerler açısından dava dilekçesine ek sunulan ölçü krokisinde koordinat bulunmaması, sadece m² miktarlarının bulunması, dava konusu edilen kısımların açıkça gösterilmemesi ve Yargıtay bozma ilamında bu hususunda bozma sebebi yapılmaması dolayısıyla dava konusu edilen yerler açısından ayrıca harç tamamlatılmadığı ..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarına itirazlarının ve ek rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, sınırda halen mevcut taş duvarın krokide gösterilmediğini, bilirkişi raporunun bozma ilamına aykırı olarak düzenlendiğini, mahkemece bozma ilamına uyulmakla Yargıtay ilamının içerik itibariyle kazanılmış hak oluşturduğunu, söz konusu taş duvarın 26.02.2024 tarihli keşifte Hakim gözlemi olarak keşif tutanağına yazıldığını, zeminde çok eski olduğu açıkça görülen taş duvarın bilirkişi raporunda taş yığıntıları olarak değerlendirilmesine yönelik kanaatin nasıl oluştuğunun açıklanmadığını, bilirkişilerin Yargıtay bozma ilamında işaret edildiği gibi ölçüm ve inceleme yapmadıklarını, yeni bir bilirkişi kurulu eliyle Yargıtay bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yeniden rapor alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırılık oluşturduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamın uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.