Anahtar kelimeler: Tır Bam Hasren Açan Yolcu Taraflı Karıştığı Araçta Kazasından Kazasında

T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Trafik Kazasından Kaynaklanan TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;K A R A RDavacı vekili dava açan dilekçesinde; █████/2015 tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı tır ile karıştığı tek taraflı trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın... A.Ş nezdinde sigortalı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere (-HMK.m.109-) 1.000,00-TL iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,Davacı vekili 30.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, 1.000,00-TL iş göremezlik tazminat talebini bilirkişi raporuna göre 38.471,15-TL artırarak, 39.471,15-TL nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; ''..davacı tarafça dosyaya sunulmuş olan ve geçerliliği konusunda ihtilaf bulunmayan ibranamenin taraflar arasında akdedilmiş sulh sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu nedenle de içeriği itibari ile tarafları bağlayacağı.." görüşünden hareketle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin █████/2022 günlü, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile; ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/6.maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra mahkemenin ████████ Esasına kayıtlanan davaya ilişkin, Dairemizin kaldırma kararı gözetilmeksizin kaldırma kararına konu kararın gerekçesi ile aynı mahiyetteki gerekçe ile, taraflar arasında dava tarihinden sonra Yargıtay İçtihatları gereğince bağlayıcılığı olan █████/2017 tarihli duruşma dışı sulh sözleşmesi (ibraname) düzenlendiği dava konusuz kaldığından önceki kararımızda olduğu gibi karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; davalının yargılama devam ederken davaya konu borcunun tamamını ödemesi ve tarafların bu hususta mutabık olmaları durumunda davanın konusuz kalmasının mümkün olduğu, görülmekte olan davada davalı sigorta şirketi tarafından dava devam ederken davacının kaza sebebi ile uğradığı zarara nazaran oldukça düşük bir ödeme yapıldığı, bu ödemenin davadan vazgeçme anlamını taşımayacağı, kaldı ki tarafların tam olarak uzlaştıkları ve davanın konusuz kaldığı yönünde tarafların beyanınında bulunmadığı, dava öncesinde yahut dava sırasında yapılan bir ödemenin olması halinde bunun gerçek anlamda bir ibra kabul edilmesinin yahut tazminat alacağından vazgeçme şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından, ibra edildiği yönünde ve bu suretle davanın konusuz kaldığına ilişkin herhangi bir beyan ya da talep olmadığı, dosyada bulunan bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de bu yönde bir iddia ve itiraz bulunmadığı, bu hususun davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu, hal böyle olunca da ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.Eldeki dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle tazminat isteğine ilişkindir.Öncelikle belirtilmelidir ki, gelinen aşamada ve davanın sürüncemede kaldığı gözetilerek, bazı hukuki müesseseler ile yasal hükümlerin açıklanmasının (değerlendirilmesinin) faydalı olacağı değerlendirilmiştir.2918 Sayılı KTK'nun 111. maddesi gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Kanunun bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Kanunda belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, res'en dikkate alınması gerekir (-bkz..Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2017 tarih ve ██████████ E., █████████ K. sayılı kararı-)Davanın açılması tarihinden önce, sigorta şirketi tarafından ibraname karşılığında bir ödeme yapılması durumunda, zarar gören KTK'nın 111.maddesine uygun olarak 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ibranamenin iptalini talep ederek tazminat isteminde bulunabileceği, bu durumda belirlenen tazminat miktarından ödemenin güncellenmiş miktarının düşülmesi suretiyle tazminata hükmedilmesi gerektiği, dava sırasında ödeme karşılığında kayıtsız şartsız ibra verilmesi halinde, ibranamenin davayı sonlandıracağı Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin ve Dairemizin yerleşik uygulamalarındandır.Davanın açılmasından önce, taraflar arasında ibraname düzenlenmesini müteakip, 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ibranamenin iptali için dava açılması durumunda, ibranamenin makbuz hükmünde olacağı, dava açılmasından sonra taraflar arasında sulhe dayalı ibranamenin ise borcu tamamen ya da kısmen sona erdireceği hususunda hiçbir duraksama bulunmamaktadır.Türk Borçlar Kanunu'nun 132.maddesinde "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. Düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere ibra, borcu kısmen ya da tamamen sona erdiren sebeplerdendir.Bununla birlikte, Yargıtay içtihatları başta olmak üzere yerleşik yargısal içtihatlara göre, borcu kısmen yahut tamamen sona erdiren ibra, bir itiraz değil def'i olarak kabul edilmiştir. İbranın def'i olarak kabul edilmesinin hukuki sonucu ise; mahkemenin, savunma olarak ileri sürülmeyen ibrayı, kendiliğinden (resen) gözetemeyecek olmasıdır. Özetle ve öz olarak; Türk Borçlar Kanunu'nun 132.maddesi kapsamında tanımlanmış ve içeriği belirlenmiş olan ibra, borcu kısmen veya tamamen sona erdiren sebep olsa da, savunma olarak ileri sürülmediği sürece mahkemece resen gözetilmesine yasa olanak bulunmamaktadır.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesi, Anayasa'nın 36 ve 141.maddeleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30.maddesine göre, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının temel görevlerindendir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesinde ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığının tespit edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce maddenin diğer fıkralarında belirtilen sebeplerle esas incelemesi yapılmadan kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği yönünde düzenleme bulunmaktadır.Anılan düzenlemede, hiç tereddüte mahal bırakmayacak şekilde Bölge Adliye Mahkemesi'nin HMK'nın 353/1-a maddesi kapsamında verdiği kararın kesin olduğu belirtilmiştir.Hemen belirtilmelidir ki, mevzuatımızda Bölge Adliye Mahkemesinin HMK'nın 353/1-a maddesi kapsamında verdiği kararlara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ne var ki, tam kanunsuzluk hali hariç olmak üzere ilk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen hususlarda yargılama yapılarak önceki karar gibi karar verilmesine yasal engelde yoktur. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı gerekleri yerine getirilmeden ve yargılama yapılmadan, önceki kararda ısrar etme mahiyetinde aynı kararın verilmesinin kanuna aykırılık halini oluşturacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.Bilindiği üzere mahkemeler, kural olarak tarafların iddia ve beyanları ile bağlı olup, kamu düzeninden olan ve resen gözetilmesi gereken hususlar hariç olmak üzere, taraflarca ileri sürülmeyen hususları inceleme konusu yapamayacakları gibi usuli kazanılmış haklara aykırı kararda veremezler.Açıklamalardan sonra somut olaya gelince;14.05.2015 tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı çekicinin, seyir halindeyken Adapazarı gişelerine yaklaştığı sırada virajı dönerken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrilen araç içerisinde yolcu olarak bulanan davacının yaralandığı, poliçeye göre davalı sigorta şirketinin 21.05.2014-21.05.2015 tarihleri arasında kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu, Davacının bu yaralanmasına dayalı olarak tazminat istemiyle görülmekte olan davayı açtığı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 36.809,00-TL ödemenin güncellenerek (davacı vekilinin █████/2020 tarihli dilekçesi) mahsubu ile belirlenecek tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince, dava açıldıktan sonra sigorta şirketi ile davacının sulh olduğu, bu hususta ibraname düzenlendiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı görüşünden hareketle karar verilmesini müteakip, ilk derece mahkemesinin kararın Dairemizce kaldırılmasına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince kaldırma kararının gerekleri yerine getirilmediği gibi, ilk derece mahkemesi sanki istinaf dairesinin kararlarını yasa yolu denetimini yapma hususunda görevliymiş gibi gerekçe oluşturarak önceki karar gibi karar vermiştir.Davanın açılmasından sonra tarafların mahkeme dışı sulh sözleşmesi yaptığı ve bu sözleşmeye dayalı olarak davacının davalıyı ibra ettiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın hiç bir aşamasında ve istinaf aşamasında davalı tarafça davaya, ibranameye dayanılarak karşı konulmadığı, ibranameye dayanılmadığı, sulh gereğince karar verilmesinin davalı tarafça talep edilmediği, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraza ilişkin █████/2021 tarihli dilekçede, ibranameye dayanılmadan, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği, ödemenin güncellenerek düşülmesi gerektiği vs belirtilerek bilirkişi raporuna itiraz edilip, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasının talep edildiği, mahkemenin ibranameden; davacı vekilinin; sigorta şirketinin yaptığı ödemenin alacaktan mahsup edilmesi talebi gereğince haberdar olduğu, tarafların açık ve zımni olarak hükümleri ile bağlı olmadıkları iradesini ortaya koydukları ibranameye (mahkeme dışı sulhe), davalı tarafça hiç bir aşamada ileri sürülmemesine rağmen, mahkemece resen gerekçede açıklanan anlam yüklenmek suretiyle, davalı tarafın talebi olmamasına rağmen, davanın reddine karar verilmiş olması, usuli kazanılmış haklar başta olmak üzere usul ve yasaya aykırı olmuş olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmuş kararın 2.defa ve aynı sebeple kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Yargılamanın sürüncemede kaldığı ve delillerin de tamamlandığı gözetilerek HMK'nın 353/1-b/2.maddesi kapsamında verilecek karara esas olmak üzere dosyada yapılan incelemede;Mahkemece yapılan yargılamada temin edilen bilirkişi raporuna göre, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, araçta yolcu olan davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, kusur tespitine ilişkin belirlemenin dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetlenebilir ve bu suretle hükme esas alınmaya uygun olduğu,Yine mahkemece yapılan yargılamada temin olunan █████/2020 tarihli aktüerya ek bilirkişi raporunun, davacı tarafın talebine uygun (ödemenin güncellenerek düşülmesi talebinde bulunmuştur) gerekçeli, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir nitelikte olması sebebiyle hükme esas alınmaya uygun olduğu, bilirkişi raporuyla davacının iş göremezlik tazminatı miktarının 28.195,52-TL olduğunun belirlendiği,Somut olayda; 14.05.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı yaralandığı için KTK'nın 109.maddesi hükmü gereğince (-kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1-2 ve 66/1.e madde hükümleri kapsamında-) uygulanması gereken uzamış (ceza) zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, █████/2016 dava tarihi ile █████/2020 ıslah tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı,Her ne kadar davacı ile dava dışı araç sürücüsünün arkadaş olduğu dava açan dilekçede beyan edilmiş ise de, hatır taşıması savunmasının esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmediği, bu sebeple hatır taşıması indirimi yapılamayacağı, sonucuna varılarak,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması, HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince █████/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda belirlenen 28.195,52 TL iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesisi gerekmiştir.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, (HMK.m.353/1-b/2)2/İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,5/İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2.maddesi gereğince kaldırılmasına,6/Davacının davasının kısmen kabulü ile 28.198,52-TL sürekli iş göremezlik tazminatının (temerrüt tarihi olan kısmi ödeme tarihi) █████/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,a/Tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla, karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.541,00-TL karar ve ilam harcından, 29,20-TL peşin harç ile 132,00-TL ıslah harcı toplamı 161,20-TL harcın düşülmesi ile eksik kalan 1.379,8-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,b/Davacı tarafından yapılan toplam 2.144,95-TL yargılama gideri ile 29,20-TL başvuru harcı ile 29,20-TL peşin harç, 132,00-TL ıslah harcı toplamı 2.335,35-TL'nin ıslah edilen dava miktarı ve bu miktarın kabul ve red oranına göre belirlenen 1.354,50-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinden bırakılmasına,c/Davacı davada bir vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 28.198,52-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,d/Davalı davada bir vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ıslah edilen miktara gözetilerek bu miktarın reddedilen kısmına göre belirlenen 11.275,63-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,7/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.█████/2026