Anahtar kelimeler: Zmm Karşıdan Bam Hasren Esnada Sürücünün Karşıya Geçmeye Çarpması Kazasından

T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Trafik Kazasından Kaynaklanan TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;K A R A RDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2016 tarihinde müvekkilinin karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı esnada davalı ... yönetimindeki diğer davalı sigorta şirketine ZMM sigortasıyla sigortalı bulunan, ... plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, sürücünün alkol kontrolünde 1,48 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, kazanın sürücünün ağır kusuru ile meydana geldiğini belirterek; fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla (HMK.m.107) şimdilik 1.000,00-TL maddi zararın davalı sürücü yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitin aşmamak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, ayrıca 20.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte kusursuz sorumluluk kapsamında sorumlu olan davalılar ile işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiş;Davacı vekili █████/2022 tarihli talep arttırım dilekçe ile; 1.000,00-TL olan maddi tazminat talebini 298.699,64-TL arttırarak toplam 299.699,65-TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş,█████/2024 tarihli dilekçesiyle; istek miktarını 750.964,63-TL'ye çıkarttıklarını belirterek, davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 310.000,00-TL üzerinden mahkeme dışı sulh olunduğunun gözetilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;Maddi tazminat yönünden;Davanın KABULÜ ile, davacı ... için hesaplanan 750.964,63-TL tazminat alacağının olay tarihi 10.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,Manevi tazminat yönünden;a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE,b-Davalı ... A.Ş. Yönünden, DAVANIN KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA karar verilmiştir.Karara karşı davalı asil ... tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; kusur raporunun çelişkili olduğu ve çelişkinin giderilmediği, maluliyet raporunun davacının güncel muayenesi yapılmadan evrak üzerinden verildiği, SGK'dan davacıya herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığına ilişkin yazı alınmadan hüküm kurulduğu hususlarına yöneliktir.Dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.Somut olayda davacı taraf, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu ileri sürmüş; davalı taraf ise, davacı yayanın kazaya sebebiyet verdiğini savunmuştur.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; █████/2016 günü saat 03:30 sıralarında, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Büyükdere Caddesi kavşağı istikametinden Barbaros Bulvarını takiben Beşiktaş istikametine doğru seyretmekte iken olay mahalline geldiğinde, seyir yönüne göre sağ taraftaki E-5 Edirne istikametine hitap eden yola kontrolsüzce yöneldiği sırada, seyir yönüne göre sağ taraftan kavşak başını takiben karşı tarafa geçiş yapmakta olan davacı yaya ...'ya çarpması neticesi dava konusu kazanın meydana geldiği, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle görülmekte olan maddi ve manevi tazminat istemli davayı açtığı anlaşılmıştır.(1)Kaza sonrası hazırlanan trafik kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde, yaya ...'nın kusurlu olduğu yönünde görüş açıklandığı,Eldeki davanın yargılaması sırasında, kazanın oluşumu ve kazaya karışan tarafların kusur durum ve oranların ne olduğuna ilişkin olarak ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlendiği anlaşılan █████/2019 tarihli kusur raporunda; davalı sürücünün %70 oranında asli kusurlu, davacı yaya ...'nın, %30 tali kusurlu olduğu yönünde görüş açıklandığı,Olaya ilişkin İstanbul 34 Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası kapsamında sürdürülerek sonuçlandırılan ve yasa yolu denetiminden geçmek suretiyle kesinleşen karar ile sürücünün ikinci derecede kusurlu olduğunun kabul edildiği, görülmüştür.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir(Y.HGK.11.10.1989 gün ve ███████-373-472 sayılı ilamı).Yani ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez.Ne var ki, hukuk hakiminin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak kusur oranını incelemesi olanaklıdır. Bu iki durumun birbirinden iyi ayırt edilmesi gerekir.Bilindiği üzere; HMK'nın 281.maddesinde tarafların bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği, HMK'nın 282.maddesinde hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerledireceği düzenlenmiştir.Bilirkişi raporu kural olarak hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe takdir eder. Raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Dolayısıyla bilirkişi raporları arasında çelişki varsa veya bilirkişi raporu kendi içerisinde çelişkili ise hakim çelişkiyi gidermeden karar veremeyeceği gibi yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak ta karar veremez. Yine mahkemece bilirkişi raporlarından farklı bir kanaate ulaşılması ve bu kanaat gereğince karar verilmesi halinde de, ulaşılan sonucun gerekçesinin yürürlükte ki mevzuata ve bilimsel verilere göre açıklanması zorunlu olduğu gibi, mahkemece birbiriyle çelişkili olan raporlarla ilgili yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak çelişkinin giderilmesine gerek görülmediği durumlarda, birbiriyle çelişkili raporlardan (taktiri delillerden) hangisine dayanıldığının ve gerekçelerinin yasa yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde ve somut gerekçelerle açıklanması da zorunludur.Trafik kazalarında sorumluluğun kusur nispetinde olduğu durumlarda, kaza taraflarının kazanın meydana gelmesinde ki kusurlarının tam olarak tespit edilmesi esaslı unsurlardandır. Kusur tespitinin varsayımlara göre değil, Karayolları Trafik Kanunu ile bağlı yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılması zorunludur. Kusurun tam olarak belirlenemediği durumlarda, kaza tarafı sürücülerin eşit kusurlu kabul edilmesi gerekir. Yargıtay ilgili dairesinin ve dairemizin uygulaması bu yöndedir.Sonuç olarak; az yukarıda açıklanan kaza tespit tutanağı, ceza soruşturmasında tanzim olunan bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesi tarafından alınan ATK ihtisas dairesince düzenlenen raporlar arasındaki esasa ilişkin çelişkinin giderilmesi suretiyle kaza taraflarının kusur oranlarının tespitinin sağlanması, trafik kazasının gerçekleşmesinde kaza tarafların kusurlarının gerekçeleri açıklanarak yada bizzat mahkemece tespit edilmesi, hangi tarafın ne oranda kusurlu olduğunun tespit edilememesi durumunda tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi gerekirken, raporlara hangi gerekçelerle itibar edilmediği yasa yolu denetimine uygun gerekçelerle açıklanmadan verilen karar isabetli olmamıştır.Bu durumda yapılması gereken iş; işin ehemmiyeti de gözetilerek, trafik (kusur) konusunda uzman, daha önce rapor sunmayan, İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulacak heyetten ya da Karayolları Fen Heyetinden oluşturulacak heyetten; kaza tespit tutanağı, krokisi ve mahkemece alınan ATK raporu, ceza soruşturması ve yargılaması kapsamında alınan raporlar ve dosyadaki bilgi, belge ve beyanlar irdelenmek suretiyle, tarafların kusur durumlarının belirlenmesi, kusur konusunda raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için açıklayıcı, ayrıntılı, taraf ve yargı denetimine açık rapor aldırılması, tarafların iddia ve savunmaları, itirazları göz önüne alınarak, işin esası ile ilgili deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesinden, sunulan raporlarla bir sonuca ulaşılacak ise, yasa yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde somut gerekçeleri açıklanmak suretiyle bir sonuca ulaşmaktan ibaret olmalıdır. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)Kazanın oluşumunda kusur durum ve oranlarının tespit edilememesi durumunda ise, kaza tarafı sürücüler eşit kusurlu kabul edilmelidir.(2)Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi █████/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, █████/2013-█████/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, █████/2015-█████/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, █████/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin █████/2022 gün ve █████████ E.-████████ K. sayılı içtihadı).Eldeki davada, kaza tarihi █████/2016 olup, davacının uğradığı maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesinde, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan " Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümlerine göre hazırlanmış ise de, alınan ATK raporunda ''..kişinin farklı zamanlarda kurumumuz tarafından dış merkezde muayene ile kurulumuzda muayenesi istenmiş ancak kişinin müracaat etmediği. kişinin kurulumuza müracaatı halinde yeniden muayenesi sonrası dava konusu dosyanın tekrar değerlendirilebileceği...'' şeklindeki görüşe göre davacının yaralanmalarının foksiyonel araz bırakıp bırakmadığı güncel muayene sonucu tespit edilmeden söz konusu raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.Bu durumda, yaralanmaların niteliğine göre uzmanı doktor bilirkişilerin de katılımı ile oluşan Adli Tıp Kurulu'ndan, davacının bizzat muayenesi sağlanarak, dosya kapsamındaki davacının tedavisine ilişkin tüm evrakların ve grafilerin irdelendiği, kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 17.HD'nin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)(3)SGK'dan kaza nedeniyle davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar süreye ilişkin olarak ve ne miktar bir ödeme yapıldığı da açıkça sorulup belirlenmiş değildir.Bundan ayrı, yine SGK'dan geçen zaman içerisinde █████/2016 tarihinde meydana gelen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla yapılmış başvuru olup olmadığı, varsa bu başvuru üzerine ne gibi bir işlem yapıldığı, yani davacıya iş kazası kolundan kalıcı sakatlığına bağlı gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise bu gelirin peşin sermaye değerinin ne olduğu da tespit tespit edilmemiştir.Bu itibarla, mahkemece yapılacak iş SGK'ya yazı yazılarak davacının geçirmiş olduğu █████/2016 tarihli kazadan sonra kendisine geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bunun miktarının ve süresinin ne olduğu, ayrıca davaya konu kazaya ilişkin olarak bu kazanın bir iş kazası olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği, edilmiş ise iş kazası kolundan rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise bu gelirin peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının açıkça sorulup netleştirilmesi ve gerekirse davacıya iş kazası kolundan kendisine gelir bağlanması için SGK'na başvuruda bulunması için mehil ve imkan verilmesi, sonucunun beklenilmesi ve ondan sonra az yukarıda açıklanan tüm hususlar gözetilerek toplanmış ve toplanacak deliller yeniden değerlendirilerek ve oluşan duruma göre aktüer bilirkişiden ek rapor temin edilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesi gerekmektedir. Bu yönü ile davalı asil ...'ın istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Sonuç itibariyle yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı asil ...'ın yerinde görülen istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6.maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Davalı asil ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026