Anahtar kelimeler: Demirden Kadarı Sokağa Görebildiği Dışarıdan Bakan Parsele Kapı Kısmına Maliki

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1 54... ve 4 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davalının ise 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının müvekkiline ait 4 parsel sayılı taşınmazın sokağa bakan kısmına demirden kapı yaptığını, bu şekilde müvekkilinin maliki olduğu parsele girmesine ve kullanmasına engel olduğunu, dışarıdan görebildiği kadarı ile davalının müvekkiline ait parsel içine geçici ve daimi birtakım yapılar yaparak müvekkiline ait taşınmazı fiilen kullandığını, hukuka aykırılığın giderilmesi için davalıya ... 37. Noterliğinin 23.03.2015 tarihli, 7045 yevmiye, 29.12.2016 tarihli, ... yevmiye ve 20.06.2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamelerin keşide edildiğini ancak davalının fiili müdahalesini sonlandırmadığını ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesi ile davacıya ait yapıların kaldırılmasına, 21.12.2015 - 20.10.2020 tarihleri ilişkin fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 4.800,00 TL ecrimisilin her dönem için belirlenen miktara bu dönem sonundan itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif ehliyetinin olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, müvekkiline ait 1 54... parsel sayılı taşınmazın açık depo olarak kullanıldığını, dava konusu taşınmazında 01.06.2005 tarihinde aylık 150,00 TL bedelle 5 yıl süre ile kiralandığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkili tarafından yapılan kapının gerek müvekkilini gerekse davacı yanın taşınmazını koruduğunu, kapı olmaması durumunda madde kullanıcıların yerleşmesinin ve çöp atılmasının söz konusu olabileceğini, müvekkilinin davacının yerine müdahale etmeksizin sadece iyiniyetli kendi taşınmazına ilişkin yapıyı korumakta olduğunu, davacının talep ettiği ecrimisilin de fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile men'i müdahale ve kâl istemlerine yönelik davanın kabülü ile davalının davacıya ait 1 54... parsele vaki müdahalesinin men’i ile davalıya ait yapıların 05.09.2021 tarihli raporda belirtilen şekilde kâl’ine, boş olarak davacıya teslimine, ecrimisil isteminin kısmen kabulü ile 65.926,00 TL ecrimisilin dönemsel olarak yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.VI. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukanda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dava açma ehliyeti olmadığını, buna ilişkin araştırmanın Mahkemece yapılmadığını, taşınmazın bina yapmaya ya da kullanıma uygun olmaması sebebiyle ecrimisil bedeline hükmedilmesinin yerinde olmadığını, rayiç bedel araştırması ile Mahkemece hesap yapıldığını, emsal araştırmasının yapılarak sonuca ulaşılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın öncesinde davacıdan kiralandığını ve kira sözleşmesinin bilirkişiler tarafından dikkate alınması gerektiğini, fahiş bir hesaplama yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine ilişkindir. Davacının aynı dava dilekçesi ile birden fazla talebi ileri sürmesi "objektif dava birleşmesi" olarak tanımlanır. Doktrinde objektif dava birleşmesi ya da kümülatif dava yığılması olarak adlandırılan kurum, Kanunumuzda "davaların yığılması" terimi benimsenerek düzenlenmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.04.2019 tarihli ve 2018/4-1036 Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesinlik sınırının belirlenmesi kamu düzenindendir ve kesinlik sınırı belirlenirken davanın değeri esas alınır. Davanın değeri ise genel anlamıyla, bir davadaki taleplerin toplamıdır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre harç tüm taleplerin toplamı üzerinden alınır (16/2 hükmü). Objektif dava birleşmesi durumunda dava değeri, aynı davada ileri sürülen taleplerin toplam değeridir.Somut olayda, davacı aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş taleplerini aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının tespiti için el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine yönelik dava değerlerinin toplanmaları ile ortaya çıkacak değerin esas alınması gerekir. Başka bir anlatımla; aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş talepler aynı dava dilekçesi ile ileri sürüldüğünde dava değerinin bu iki talebin toplamı olarak değerlendirilmesi gerekir.Bölge Adliye Mahkemesinin ecrimisil talebi bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-(a) hükmü uyarınca kesin, men'i müdahale talebi bakımından 6100 sayılı Kanun'un 362/1-(a) hükmü uyarınca temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmesi doğru görülmemiş ise de eleştirmekle yetinilmiştir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.