Anahtar kelimeler: Bam Eylemden Yazim İzmir Eksiklik Özetle Geçildi Yürütülen Karara Yoluna

DOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)BAM KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosya ile yürütülen icra takibine, davalı tarafça itiraz edildiği, davalı tarafa takibin tamamına itiraz ettiği ve takibin durduğu müvekkilinin 61.411,50 TL bakiye alacağı mevcut olduğunu, irsaliye fatura ve müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları bakiye alacağın yapılmadığını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili şirketten kaynaklanmayan arızalarla ilgili olarak Raylı Sistemler Şube Müdürü .... ile müvekkili şirket arasında yapılan mükerrer telefon konuşmalarına istinaden Raylı Sistemler Şube Müdürü ... taşların sökülüp yerine yenileri ile değiştirilmesini ve ödemenin de ... A.Ş. tarafından yapılacağı beyan edildiği, bunun üzerine müvekkili şirketin yeniden imal edilmiş olan taşları değiştirdiği, müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında irsaliyeli fatura belgesinden gereken tüm işlemlerin eksiksiz ve layıkıyla yapılmış olduğu tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık olup tamamen kullanıcı hataları nedeniyle oluşan sebeplerden ötürü ortaya çıkan renk değiştirme ve yanmayan taşlara da dayanılarak ödemenin yapılmaması açıkça hukuka aykırı olduğu, arz edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm dava, talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile borçlunun İzmir 7.İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber tahsiline, İİK.'nın 67/2 maddesi gereğince alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere takdir edilecek icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; talep edilen alacak kalemlerinin tamamının zamanaşımına uğradığı, davacının yapmadığı bir işin karşılığında düzenlemiş olduğu faturaya karşılık 08.05.█████████ nolu iade faturası düzenlendiği, bu fatura davacıya kargo ve ptt ile gönderildiği, ancak davacı her defasında kargo ve ptt ile göndertilen tüm zarfları almadan iade ettiği, firma ödenmesini talep ettiği faturadaki işlemi yapmadığı, yani böyle bir hizmet veya mal alımı firmadan gerçekleştirilmediği, 03.04.2017 tarihinde firma ile karşılıklı olarak düzenlenen tutanak ile firmadan 468 adet taş(433 adeti döşenmiş, 15 adeti kırıldığı için değiştirilmiş, 20 adeti ise yedek olarak alınmış) bu taşlar için davacı 05.04.2017 tarihinde fatura düzenlendiği ve bedeli firmaya ödendiği, davacı takibe konu olan fatura ile 99 adet taşı değiştirildiğini iddia ettiği, ancak bu iddiasına delil olabilecek hiçbir belge, tutanak sunamadığı değiştirdiğini iddia ettiği taşların eskilerinde ....'a ve belediyeye veremediğini, idareye yapılan hakedişlerin idare ile yapılan tutanakların tamamı da bu yönde olduğu, haklı ve yerinde olmayan davanın reddine, kötü niyetli olduğu açıkça görülen davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesi şeklinde talep etmiştir.MAHKEMECE
: "...,Dava; İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Mahkememizce toplanan deliller ile hüküm kurmaya yeterli bulunan bilirkişi raporu dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek, davacı şirket tarafından davalıya ait şirket ile yapılan taş alım satım işi nedeniyle bakiye 61.411,50 TL tutarındaki bedelin ödenmediğinden bahisle davalıdan tahsili için davalı aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığı, davalının borca itiraz üzerine icra takibin durdurulduğu, duran takibe ilişkin iş bu itirazın iptali davasının açıldığı; bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonunda düzenlenen rapora göre, davacı şirket .....Şti. tarafından davalı şirket .... A.Ş.'ne toplam 3 adet açık fatura düzenlendiği, düzenlenen faturaların toplamı kdv dahil 307.012,40 TL olduğu, bu faturaların karşılığında .... A.Ş. tarafından davacı şirket .... .'a 246,525,60 TL tutarında banka havalesi ile ödeme yaptığı, kalan bakiye 60.486,80 TL için iade faturası düzenlendiği görüldüğü, taraflar arasında takip tarihi öncesi muavin defter kayıtları incelendiğinde cari hesap bakiyesinin 0 olduğu resmi defter kayıtlarında anlaşıldığından, yukarıda açıklanan gerekçeye göre davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmiştir." gerekçesi ile; "Davacının davasının REDDİNE,2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından icra takibi kapsamında davalı şirketten 61.411,50 TL bakiye cari hesap alacağının mevcut olduğunu, davalı şirketin bu takibe ve alacağa haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında süre gelen bir ticari ilişkinin bulunduğunun iki tarafında kabulünde olduğunu, müvekkilin firmanın ...Belediyesi ile yapılan görüşme sonunda müvekkili firmaya kendinden kaynaklanmayan sebeplerle bozulan taşları söküp yeniden monte etmesi, enerji hattı ve pano değişimi gibi işleri yapması için anlaştıklarını, ücretin davalı ..... AŞ tarafından karşılanacağının bildirildiğini, müvekkilinin de buna istinaden işi yaptığını ve yapılan bu hizmete ilişkin de █████/2017 tarihli faturayı keserek davalı tarafa gönderdiğini, ancak davalının faturayı defterine işlemesine rağmen bedelini ödemediğini, kötü niyetli davrandığını, dosyada hem davalının hem de müvekkili davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, davalının ticari defterinde bakiye alacağın olmadığı görülürken, müvekkile ait ticari defterlerde bakiye alacağın olduğunun ayrı ayrı tespit edildiğini, her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiğini, tarafların lehine delil teşkil edildiğini, davada hukuki uyuşmazlığın tam ve adil ve dava dilekçelerindeki iddialar yönünden de tüm tartışmalardan uzak bir karar verilebilmesi için taraflarınca kesilen, karşı yanca iade edilen faturada gösterilen mal veya hizmet alım veya tesliminin yapılıp yapılmadığının hususlarının değerlendirilmesi ve ona göre karar verilmesi gerektiğini, işi yapıp yapmadığına yönelik delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve celbi gereken belgelerin istenmesi ve bu deliller toplandıktan sonra bir karar vermesi gerektiğini, ayrıca mahkemece sanki icra takiplerinin fatura alacağına ilişkinmiş gibi davalının iade faturası düzenlenmesi nedeniyle cari hesap bakiyesinin "0" olduğu gerekçesine dayandığını, oysa davalarının takip talebinden de görüleceği üzere cari hesap alacağı olduğunu, davalının iade faturası düzenlemiş olmasının işin yapıldığı ve alacağın var olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını, bu nedenle de eğer tarafların ticari defterleri cari hesap bakımından birbirini teyit etmiyor ise alacağın var olup olmadığının işin esasına girilerek tespit edilmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararının oldukça yetersiz, yüzeysel, eksik ve hatalı olduğunu, dosya içeriğini tam olarak yansıtmayan gerekçenin sadece davalının ticari defterlerinin incelendiği █████/2020 tarihli bilirkişi raporundan ibaret olduğunu, rapordaki cümlelerden teşekkül ettiğini, bilirkişi raporunun bir değerlendirme değil, tespit içerdiğinden davanın neden reddedildiğinin anlaşılamadığını, dosyada alınmış 2 farklı bilirkişi raporu olduğunu, ancak müvekkilinin defterlerinin incelendiği █████/2021 tarihli bilirkişi raporundan gerekçede bahsedilmediğini, oysa müvekkilinin firma kayıtlarına ilişkin alınan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalarını destekler mahiyette tespitler olduğunuistinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”."..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin ██████████ esas ████████ karar sayılı emsal ilamı)İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Davacı tarafça, yeniden imal edilmiş olan taşları değiştirdiği, müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında irsaliyeli fatura belgesinden gereken tüm işlemlerin eksiksiz yapılmış olduğu, davalının borcunu ödememesi üzerine İzmir 7.İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacının yapmadığı bir işin karşılığında düzenlemiş olduğu faturaya karşılık 08.05.█████████ nolu iade faturası düzenlendiği, bu fatura davacıya kargo ve PTT ile gönderildiği, ancak davacı her defasında tüm zarfları almadan iade ettiği, firmanın ödenmesini talep ettiği faturadaki işlemi yapmadığı, yani böyle bir hizmet veya mal alımı firmadan gerçekleştirilmediğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.Alınan bilirkişi raporlarına göre; 08.08.2017 tarih Seri A Sıra 006620 nolu 60.486,80 TL tutarlı iade faturasının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davalı tarafından davacı tarafa tanzim edilmiş olan 08.08.2017 tarih Seri A Sıra 006620 nolu 60.486,80 TL tutarlı iade faturasında “13.06.2017 Tarih ve A-62722 Seri Sıra Numaralı Faturanıza İstinaden İade Faturasıdır” şeklinde ibarenin yazılı olduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafından 3 adet fatura düzenlenmiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık █████/2017 tarihli faturaya ilişkindir.Davacı ticari defter kayıtlarında bulunan davalı adına düzenlenmiş faturanın davalı tarafından benimsenip kendi defterine işlenip BA formu düzenlenerek bildirilmiş olmasının hizmetin teslimine karine teşkil ettiği, davalının süresinden sonra düzenlediği iade faturasının davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiği, kayda alınan fatura için daha sonraki bir süreçte iade faturası niteliğinde bir fatura düzenlenmesinin karşı tarafın kabul etmemesi nedeniyle herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda faturada belirtilen hizmetin verilmediğini ispat yükü davalının üzerinde olduğu anlaşılmakla bu hususta deliller toplanıp gerekmesi halinde yeniden bilirkişi rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi yerine hatalı gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE,6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. █████/2026