Anahtar kelimeler: Syl Konusurekabet Atmnin Yasağına Sonuna Anadolu Rekabet Şirkette Birleşen İlamda

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: █████████ Esas ████████ Karar
Birleşen İstanbul Anadolu 1.ATM'nin ███████ E. ████████ K. Syl. dosyası
Birleşen İstanbul Anadolu 7. ATM'nin ███████ E -███████ K Sayılı Dosyasında;
DAVANIN KONUSU
:Rekabet yasağına aykırılık-Haksız rekabet
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair verilen hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 2016 sonuna kadar genel müdür ve tek başına imza yetkili olarak görev yaptığını, gerek görev aldığı dönemde gerekse sonrasında rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davrandığını, davalının TBK'nın 547. maddesi anlamında bir ticari temsilci olduğunu, 11.01.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile genel müdür ve tek başına imzaya yetkili temsilci olarak seçildiğini ve bu seçimin ticaret siciline tescil ettirildiğini, davalının görevi süresince TBK'nın 553. maddesindeki rekabet yasağına tabi olduğunu, ilişkinin sona ermesinden sonraki dönem için ise 14.12.2016 tarihli rekabet yasağı sözleşmesi bağlamında rekabet etmeme yükümlülüğü altında bulunduğunu, davalının hem görevi esnasında hem de iş ilişkisi sona erdikten sonra bu yükümlülüklerine aykırı davrandığını, henüz görevde iken 12.12.2016 tarihli ana sözleşmeyi ....12.2016 tarihinde tescil ettirerek dava dışı .... AŞ’yi kurduğunu, bu şirketin müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, kuracağı şirkete ilişkin yazışmaları dahi şirkete ait e-posta üzerinden yaptığını, 5 Aralık 2016 tarihinde dava dışı ... şirketine e-posta göndererek kuracağı şirket hakkında bilgi verdiğini, 19 Aralık 2016’da dava dışı ... ile irtibat kurarak davacı şirket tarafından kendisine tahsis edilen mobil hattı ...’e devretmek istediğini beyan ettiğini, aynı numaranın davacının yurt dışı müşterilerini dava dışı... ile birlikte ayartmak için kullandığını, 14.12.2016 tarihli sözleşme ile de rekabet etmeme yükümlülüğü üstlendiğini, buna karşılık dava dışı ... paravan kullanarak müvekkilinin yurt dışı müşterileri ile iletişime geçtiğini, müvekkilinin yurt dışı müşterisi ...’yi müvekkilinden kopardığını, ... ile iş yapıldığının 22 ve 25 Mayıs 2018 tarihli e-postalar ile de sabit olduğunu, 20 ve 27 Haziran 2018 tarihli konşimentolardan da bu perdelemenin anlaşıldığını, yine 21.3.2018 tarihli e-postadan, davalının ... ile de iş ilişkisinde olduğunun anlaşıldığını, aynı şekilde 4-10 Mayıs 2018 tarihli yazışmalardan ise bu kez de ... ile ilişkili olduğunun görüldüğü belirterek, davalının TBK'nın 553. maddesi hükmüne ve 14.12.2016 tarihli sözleşmelere aykırı davranışının tespiti ile 500.000,00 Euro ceza koşulu alacağının davalıdan alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca bu sözleşmeye aykırılık nedeniyle müvekkilinin maruz kaldığı zararlar için şimdilik 20.000,00 TL tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının davacı sıfatının bulunmadığını, 14.12.2016 düzenleme ve 23.12.2016 imza tarihli rekabet yasağı sözleşmesinde davacıya bu hakkın tanınmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin dava dışı ... ile ... arasında imzalandığını, davacı şirketin yetkili temsilcisi olan ... ve ...’nun imzalarının sonradan eklendiğini, cezai şartın fahiş olduğunu, iş sözleşmesinin 04 kodu ile, yani “işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden fesih” ile sonlandırıldığını, TBK m. 447/2 uyarınca yasağın ortadan kalkacağını, müvekkilinin baskı altında sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmenin hakkaniyete uygun olarak sınırlanmadığını ve geçersiz olduğunu, müvekkilinin aynı sektörde şirket kurmasının haksız rekabet olmayacağını, müvekkilinin aynı sektörde başka bir şirket kuracağının davacı tarafından da bilindiğini, davacının 5.1.2017 tarihli yazıyı kaleme alarak, ... firmasına sunulan Türkiye içi nakliye işlemlerinin ...’e devredildiğini belirttiği, yine bizzat davacının ... ile ticaret yaptığını, bunun faturalar ile sabit oduğunu, müvekkiline “çalışılacak şirketler listesi” verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin şirket kuracağının ve kurduğunun davacı şirketçe bilindiğini, ... paravan olarak kullanıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, 20 Haziran 2018 tarihli ara konişmentonun gerçek olmadığını, kabul etmediklerini, aslının sunulması gerektiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ███████ ESAS SAYILI DAVSINDA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkette Ocak 2016-Aralık 2016 tarihleri arasında genel müdür olarak görev yapan davalı ...'ın 15.12.2016 tarihinde davacı ile aynı konu ve amaçla iştigal eden davalı.... Aş'yi kurduğunu, davacı ve bu iki davalı arasında yedi adet müşteri bakımından rekabet etmeme sözleşmesi bulunduğunu, ...'ın davacı şirketten ayrılmasından sonra gümrük şirketi olan diğer davalı.... Şti.'nin ... sektörüne el attığını, davalı ...'ın .... Şti ile işbirliği yaparak davacı şirket müşterilerini ayartarak haksız rekabette bulunduğunu, rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranan davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu 10.ATM'nin █████████ E.sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu ileri sürerek, öncelikle davaların birleştirilmesini, davalıların müvekkili aleyhine gerçekleştirdikleri haksız rekabet fiilleri nedeniyle elde ettikleri menfaatlerin tespiti ile müvekkkilinin uğradığı zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanlaşımı def'inde ve derdestlik dava şartı itirazında bulunmuş, haksız rekabetin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş.vekili, cevap dilekçesinde özetle; zamanlaşımı def'inde bulunmuş, haksız rekabetin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ....Şti vekili, cevap dilekçesinde özetle; zamanlaşımı def'inde bulunmuş, haksız rekabetin olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7. ATM NİN ███████ ESAS SAYILI DAVASINDA:
Davacı ... ...AŞ vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 2004 yılının Temmuz ayında çalışmaya başladığını, aralarında iş akdi kurulduğunu; 2006 - 2008 arasında sağlık sebeplerinden dolayı verdiği aradan sonra davalının yeniden aynı işe geri döndüğünü, Ocak 2016 itibariyle müvekkili şirketin kurduğu ...yanı sıra eş zamanlı olarak ... ... da genel müdürü ve imza yetkilisi olarak çalışmaya başladığını; taraflar arasında rekabet etmeme sözleşmesinin mevcut olduğunu ancak davalının buna uygun davranmayarak aykırı hareket ettiğini; bundan dolayı davacısının .... Anonim Şirketi tarafından davalı aleyhine Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, o dosyada cezai şart alacağının doğup doğmadığı ve tazminat talepleriyle ilgili delillerin toplandığını, tanıkların dinlendiğini ancak alınan bilirkişi raporuyla o dosyanın davacısı ... dışında bu dosyanın davacısı olan ... ...AŞ yönünden de cezai şart alacağının doğduğunun ortaya çıktığını, bunun üzerine İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasıyla bu dosya arasında bağlantı bulunduğunu bildirerek dosyaların birleştirilmesine, 500.000 Euro ceza koşulu alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşmeni 4054 sayılı yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kelepçeleme sözleşme olduğunu, kartel anlaşması olduğunu, müşteri paylaşımına dair haksız rekabet oluşturan bir sözleşme olduğunu, kesin hükümsüz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda söz konusu sözleşmede üç teşebbüsün anlaşma yaparak pazarda müşteri paylaştıkları açıktır. Sözleşmeler incelendiğinde müşteri paylaşımından başka bir amacı da içermediği görülmektedir. Sözleşmelerde tarafların müşteri paylaştıkları, müşterilerin bir kısmının birine bir kısmının diğerine bırakıldığı, diğer tarafa bırakılan müşterilerle iletişim kurmanın dahi yasaklandığı, o müşterilerden gelen hizmet taleplerinin karşılanmayıp diğer tarafa yönlendirme yükümlülüğünün üstlenildiği, bu yükümlülüğe aykırılığın oldukça yüksek ( 200.000 EURO, 500.000 EURO) cezalarla desteklendiği, bu sözleşmelerin RKHK m. 4/1 ve özellikle 4/2-b hükmü kapsamında kaldığı ve hukuka aykırı olduğu, RKHK m. 56/1 hükmünün “Bu Kanunun 4 üncü maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs birlikleri kararı geçersizdir. Bu anlaşmalardan ve kararlardan doğan edimlerin ifası istenemez.” hükmünü amir olduğu, dolayısıyla geçersiz olan bu sözleşmelerden doğan edimlerin istenemeyeceği, Müşteri paylaşmak dışında başka bir amaca yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığından bu sözleşmelerin TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüz oldukları anlaşılmıştır. Öte yandan karar celsesinde davalılar vekili Rekabet kurumunun davacı şirketler ile davalı müvekkili hakkında müşteri paylaşımı yapıldığından bahisle inceleme yaptığını, sözlü yargılama aşamasına geçildiğini belirtmiştir. Rekabet kurumunun resmi internet sitesinden bakıldığında "...., ... uluslararası.... Ve ... ... Hakkında yürütülen soruşturmanın sözlü savunma toplantısı 17.05.2022 tarihinde yapılacaktır" ilanı bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı yan mahkememiz asıl dosyasında rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklı 500.000 Euro cezai şart alacağı ile rekabet etmeme sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı 20.000 TL maddi zararın tazminini talep etmiş, birleşen İstanbul Anadolu 7. ATM ███████ E, ███████ K. Sayılı dosyada bu dosya davacı( ... ) rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklı 500.000 Euro cezai şartın tahsilini istemiş, Birleşen diğer davada ise davacı yan ( ...) davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeni ile elde ettikleri menfaatin tespiti ve tazmini talep etmiş, harca esas değer olarak 10.000 TL üzerinden dava açmıştır.
Yukarıda atıf yapılan doktrinsel görüşler, atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları , alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde dosyadaki önemli tespit ve gerekçeler şunlardır; - Davacı .... Birleşen dosya davacı ... ile davalı ... ile davalının kurduğu birleşen 1 ATM dosyası davalısı .... Şirketi arasında davalara sebep olan rekabet etmeme sözleşmesi imzalandığı, -davalı ...'ın TBK'nın 553. Maddesi kapsamında tacir yardımcısı konumunda olduğu, görev süresince kanuni rekabet yasağına tabi olduğu, iş sözleşmesi devam ettiği müddetçe kanun gereği zaten rekabet etmeme borcu altında olduğu, iş-hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra ise 23.12.2016 tarihli sözleşme ile sözleşmesel rekabet yasağı altına girdiği,
- diğer birleşen dosya davalı ... ... Şirketi ile davacı şirketler arasında imzalanmış bir rekabet etmeme sözleşmesi bulunmadığı, davacıların iddiasının davalı ...'ın bu şirketi paravan, perdeleme yolu ile kullanarak davacı şirket müşterilerini ayarttığı yolunda olduğu,-Davalı yan tacir yardımcısı konumunda olduğundan mahkememizin görevli ve yetkili olduğu,-Yukarıda detaylı açıklandığı üzere davanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacıların ilk öğrenme tarihi asıl dosya dava tarihi olarak nazara alındığında birleşen davalar açısından zamanaşımının geçmediği, -Sözleşmede bir süre sınırlamasına yer verilmediği, TBK m. 445/1' e aykırı olduğu,-Sözleşmede yer açısından bir sınırlama getirilmediği, TNK 445/1'e aykırı olduğu,-Aktif husumetin dava şartı olduğu ve dava açılırken var olması gerektiği, taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmede açıkça cezai şartı talep etme yetkisinin ... Şirketine tanındığı, asıl dosyada cezai şartı ... şirketinin talep ettiği, bu konuda aktif husumeti bulunmadığı, Atıf yapılan Yargıtay Hukuk genel kurulu kararı uyarınca aktif dava ehliyetinin alacağın temliki yolu ile sonradan kazanılabileceği sonucuna varılması halinde bu defa davanın mahiyeti gereği temlikin yasak olduğu, yani haksız rekabetten- rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklı bir alacağın devir ve temlik edilemeyeceği,Her durumda mahkememiz asıl dosya davacı şirketin cezai şart yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, cezai şart yönünden asıl dosyada aktif husumetten red kararı verilmesi gerektiği, -Asıl dosyada her ne kadar davacı yanca haksız rekabetten kaynaklı zararın tazmini talep edilmiş ise de yukarıda ifade edildiği üzere taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin müşteri paylaşımı amacını içerdiği, esasen başkaca hiçbir amacının olmadığı, bu sözleşmenin kesin olarak hükümsüz olduğu, hükümsüz bir sözleşmeye dayalı olarak davacının RKHK'un 56 ve Borçlar kanunun 27. Maddesi gereği bir talepte bulunamayacağı,Davalının fiilen davacı şirkette çalıştığı dönemde de haksız rekabet teşkil edecek bir eylemine rastlanmadığı,-Birleşen İstanbul Anadolu 7. ATM ███████ E, ███████ K. Sayılı dosyada davacı şirket rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklı 500.000 Euro cezai şartın tahsilini istemişse de yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü sözleşmenin kesin olarak hükümsüz olması nedeni ile davacısının bir talepte bulunamayacağı bu nedenle davanın reddi gerektiği,-Birleşen İstanbul Anadolu 1. ATM'nin ███████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında davalı ...'a karşı ileri sürülen iddiaların tamamının asıl dosyada ileri sürülen iddialar olduğu, bu nedenle derdestlik nedeni ile davanın reddi gerektiği, diğer davalılardan maddi tazminat talep edilmiş ise de yukarıda detaylı açıklandığı üzere sözleşme geçersiz olduğundan davacının bu dosya diğer davalılarına karşı yöneltebileceği bir istemin söz konusu olmasının mümkün olmadığı, bu davalılar yönünden de davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü asıl dosyada cezai şart alacağı yönünden davanın aktif husumet yönünden reddine, talep edilen maddi tazminat yönünden esastan talebin reddine, birleşen 7 ATM dosyası yönünden davanın esastan reddine, birleşen 1 ATM dosyası yönünden ise davalı ... yönünden davanın derdestlik nedeni ile reddine, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesinin 7/2. Madde ve fıkrası uyarınca davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Asıl dosyada cezai şart yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verilmiş olması ve yine bu dosyada talep edilen maddi tazminat miktarı 20.000 TL olduğundan ve tamamı red edildiğinden tarifenin 7/2 ve 13/1 madde ve fıkrası uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir olunmuştur. Birleşen İstanbul Anadolu 1. ATM ███████ E. ████████ K. Sayılı dosyasında davalı ... yönünden dava derdestlik nedeni ile red edilmiştir. Red sebebi diğer davalılardan farklı olduğundan tarifenin 7/2. Madde ve fıkrası uyarınca bu davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir olunmuştur. Diğer davalılar yönünden red sebebi ortak olup red edilen miktar ise 10.000 TL dir. Tarifenin 13/1. Maddesi gereği bu dosya davalısı 2 şirket lehine red sebebi de ortak olduğundan tek bir vekalet ücreti verilmiştir. Yargıtay 13. HD. ██████████ E, ██████████ K. Sayılı ilamında "...Buna göre, mahkemece harcın, dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması, yine davacı yararına kabul olunan kısmın dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre,davacı yararına nispi vekâlet ücreti tayini gerekirken fazla ilâm harcı ve kabul olunan kısım için davacı yararına fazla vekâlet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olup.." belirtmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 7. ATM'nin ███████ E., ███████ karar sayılı dosyasında davacı şirket 500.000 Euro talep etmiş ve dava esastan red edilmiştir. Dava tarihi 14.01.2021 olup bir gün öncesi merkez bankası Euro efektif satış kuru 9,0851 TL dir. Red edilen miktar 4.542.550,00 TL dir. Bu dosyadaki davalı lehine bu miktar üzerinden nispi vekalet ücreti takdir olunmuştur." gerekçesiyle, asıl davada ceza koşulu alacağı bakımından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, asıl davadaki tazminat talebinin esas bakımından reddine; birleşen 7. ATM nin ███████ esas sayılı davasının esas bakımından reddine; birleşen 1. ATM nin ███████ esas sayılı dosyasında, davalı İsmali ... aleyhindeki davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine, diğer iki davalı aleyhindeki davanın esas bakımından reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ....AŞ ile birleşen 7. ATM dosyasında davacı ... ...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının ...’teki işçilik sıfatının 31.12.2016 tarihinde, ...’teki ticari temsilci sıfatının ise 27.12.2016 tarihinde sona erdiğini, davalının, müvekkil şirketler ile olan bağını sona erdirme niyetini açıklamasının ardından davalının işçilik ve ticari temsilcilik görevi sona ermeden hemen önce, davalı henüz hiçbir ticari faaliyete başlamamışken ve bağımsız bir ekonomik birim değilken, ...’te işçi ve ...’te ise ticari temsilci sıfatı devam ederken 14.12.2016 tarihli sözleşmenin ve davaya konu 23.12.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalının, müvekkili şirketler nezdinde çalışmış oluğu on iki yıllık süre ve çalışmış olduğu pozisyonlar dikkate alındığında, davalının, müvekkili şirketlerin ticari ve ekonomik her türlü faaliyetine, stratejilerine, müşteri çevresi bilgilerine ve tüm ticari sırlarına vakıf olduğunu, Rekabet Kurulu tarafından henüz gerekçeli kararın yazılmadığını, kararın yazılmasının akabinde kurul kararının iptali talepli dava açılacağını, eldeki ihtilafta TBK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Mahkemenin, aksi düşünce ile hareket ettiğini ve eldeki ihtilafı RKHK hükümleri doğrultusunda değerlendirdiğini, sözleşmenin teşebbüsler arasında yapılmış bir sözleşme olmadığı gibi müşteri paylaşımı amacı taşımadığını, sözleşmenin teşebbüsler arası anlaşma niteliğinde ve bu anlamda 4054 sayılı RKHK kapsamında olmadığını, “teşebbüs” sıfatını haiz olmayan kişi veya birimlerin yaptığı anlaşmanın, 4054 sayılı RKHK kapsamında yer almadığını, sözleşmenin müşteri paylaşımı niteliğinde olmadığını, davalı ...’ın kanundan kaynaklanan rekabet etmeme yükümlülüğü bulunduğunu ve sözleşmenin yasal düzenlemeler uyarınca geçerli olduğunu, sözleşme’ye RKHK hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, TBK'nın 444. düzenlemesinin işçinin işvereni ile rekabet etmesini yasaklamaya açıkça izin verdiğini, davalının TBK'nın 553. maddesi uyarınca kanundan kaynaklanan rekabet yasağı bulunduğunu, TBK'nın 553. maddesi uyarınca, tarafların mutlak bir rekabet yasağı içeren bir rekabet etmeme sözleşmesi yapmasının mümkün olduğunu ve böylelikle davalının iki yıl süre ile müvekkillerin faaliyet alanına ilişkin hiçbir faaliyette bulunmamasının sağlanabildiği bir hukuk düzeninde; rekabet yasağının davalı- ticari temsilci lehine yumuşatılarak on adet müşteri ile sınırlanmış olmasının sonucunun sözleşmenin geçersizliği olmasının düşünülemeyeceğini, somut olayda davalının ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmediğini, rekabet yasağı sözleşmesinin karşılıklı edimler içerecek şekilde yapılmasının ve işverene de işçi lehine yükümlülükler getiren düzenlemeler içermesinin mümkün olduğunu, bu durumda, doğal olarak, sözleşmenin hem işçi hem de işveren tarafından imzalanması gerektiğini, eldeki dosyada, davalının ihlal teşkil eden hareketlerinin, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren iki yıllık süre içinde gerçekleştiğini, sözleşmenin süre sınırlaması içermemesi nedeni ile hükümsüz olduğunun düşünülemeye ceğini, sözleşmenin ayakta tutulması ilkesi ve Yargıtay kararları da dikkate alınarak, tarafların sözleşme ile bağlı olduğu sürenin iki yıl olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalıya getirilen süresiz rekabet yasağının sözleşmeyi “müşteri paylaşımı sözleşmesi” haline getirmeyeceğini, davalının fiilen çalıştığı dönemde haksız rekabet teşkil edecek bir eylemine rastlanmadığı saptamasının gerçeğe ve dosya içeriğine uygun olmadığını, sözleşmenin hükümsüz olduğu gerekçesi ile cezai şart ve tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığına karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, Mahkemece derdestlik, görev, aktif husumet ehliyeti ve zamanaşımı konularında yapılan değerlendirmelerle ilgili istinaf talepleri bulunduğunu, cezai şart alacağını talep edebilme açısından aktif husumet ehliyetine sahip olan müvekkili ...’in davacı olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığını, itiraz edilmiş olan bilirkişi raporundaki itirazlar değerlendirilmeksizin, raporun hükme dayanak kabul edildiğini davalıların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmaması nedeni ile eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; birleşen İstanbul Anadolu 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E sayılı davasının reddi usul ve yasaya uygun olmakla birlikte yerel mahkemenin gerekçede yer alan zamanaşımı yöndeki tespitinin usul ve yasaya aykı olduğunu, düzeltilerek onanması gerektiğini, TTK'nın 60. maddesinde haksız rekabet davasına ilişkin “Davaya hakkı olan tarafların bu hakların doğumunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan önce 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” hükmü bulunduğunu, davacının sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet gibi birbirinden tamamen farklı iki hukuki kurumu aynı eylemle ilişkilendirme hatasını yaptığını, bu yanlış başlangıcın sonucu olarak davacının, “rekabet etmeme ve müşteri paylaşımı sözleşmesinin perdeleme yoluyla delinmesi sözde olgusunu” asıl davada cezai şart talebine, birleşen son davada ise haksız rekabet tazminatına konu ettiğini, bu tarz bir iddianın TTK'nın 54 vd. maddelerine göre de haksız rekabet teşkil edebilmesi için bu müşterinin davacıyı yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere kötüleyecek, ticari itibarını zedeleyecek beyanlarda bulunarak ya da davacının ticari sırlarını kullanarak davacıdan koparılması gerektiğini, sadece müvekkili ... ile davacılar arasında düzenlenen rekabet etmeme ve müşteri paylaşımı yönündeki sözleşmede müşterinin isminin yazılı olmasının ... Gümrük için herhangi bir bağlayıcılığı olmadığı gibi, bu olgunun ancak ve ancak TBK kapsamında sözleşmeye aykırılık iddiasına konu olabileceğini, davacının haksız rekabete konu ettiği sözde perdeleme eylemi yönünden, bu eylemi öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde haksız rekabet davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin sözde perdeleme eylemini davacı şirket yetkilisi ...’in kendisi ile çalışmayı bırakan ... isimli müşteriye 23.05.2018 tarihinde göndermiş olduğu (dosyada mübrez) e-posta içeriğinden tespit edilebileceğini, e-posta’da “… artık bize bağlı olmayan ...’ın uluslararası lojistik arayışında ... Gümrük ile işbirliği yaptığı dikkatimizi çekti. Bu,....’ın bizimle olan ayrılık anlaşmasına doğrudan ve açık bir şekilde aykırıdır ve ....’a ve ... Gümrük’e karşı yasal işlemlerimizi başlatıyoruz. Yasal işlemin iki ayağı bulunmakta. Biri gizlilik ve bilgi hırsızlığı (?) üzerine, diğeri ise ayrılma anlaşmasının ihlali…” beyanlarının yer aldığını, e-postanın üzerinden yedi ay geçtikten sonra 31.12.2018’de ... aleyhine dava ikame edildiğini, ... Gümrük’e açacağını söylediği, bilgi hırsızlığı ve gizlilik diye ifade edilen haksız rekabet davasının ise son birleşen dosya ile 14.01.2021 tarihinde ikame edildiğini, öğrenme tarihi olan e-posta tarihinin üzerinden tam 2 sene 7 ay 22 gün sonra bu davanın ikame edildiğini, davanın öncelikle zamanaşımı sebebi ile reddedilmesi gerektiğini, asıl davada davacı ... .... AŞ' nin cezai şart talebi ile ilgili olarak davacılık sıfatının bulunmaması gerekçesi ile bu talep yönünden esastan red kararı verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bunun neticesinde davacının sıfat yokluğu sebebi ile reddedilen asıl davanın hüküm kısmında maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı bir sonuç doğurduğunu, davacının sıfat yokluğu sebebi ile davanın esasdan reddi neticesinde nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu; birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesine konu davanın reddi sebebi ile tayin edilen vekalet ücreti miktarının hatalı şekilde hesaplandığını, tüm yargılama giderlerinin tayin ve tespiti ile hesaplanmasında karar tarihi esas alınarak hüküm kurulurken vekalet ücretinin hesaplanması sırasında döviz üzerinden açılmış olan davada dava değil karar tarihindeki döviz kurunun esas alınması gerektiğini, birleşen dosya İstanbul Anadolu 7.Asliye Mahkemesine konu talebin reddi sebebi ile davalı ... vekili olarak lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hesaplanarak düzeltilmesi gerektiğini; asıl dava olan █████████ Esas sayılı dosyası ve birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E sayılı dosyası sebebi ile vekalet ücreti yönünden ve birleşen dava olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinafa konu kararların vekalet ücreti ve zamanaşımı yönünden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, rekabet yasağına dair 14.12.2016 (23.12.2016) tarihli sözleşmeye aykırı davranışın tespiti ile 500.00 euro ceza koşulu alacağı ile ayrıca maddi tazminatın tahsili; birleşen İstanbul Anadolu 7. ATM'nin ███████ Esas sayılı davası 14.12.2016 (23.12.2026) tarihli rekabet etmeme sözleşmesine aykırılık nedeniyle ceza koşulu alacağının tahsili; birleşen İstanbul Anadolu 1. ATM'nin ███████ Esas sayılı davası ise TTK'nın 54. maddesi uyarınca haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davada; ceza koşuluna dair davacı talebinin aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, rekabet etmeme sözleşmesinden kaynaklı talep edilen maddi tazminatın esastan reddine; birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E- ███████ K sayılı dosyası yönünden davanın esasatan reddine; birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E- ████████ K sayılı dosyasında davalı ... aleyhindeki davanın usulden reddine, diğer davalılar yönünden davanın esas bakımından reddine karar verilmiş, bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl dava ile birleşen İstanbul Anadolu 7. ATM'nin ███████ E sayılı davasındaki talepler, 14.12.2016 tarihli sözleşmede kararlaştırılan rekabet etmeme anlaşmasına aykırı davranış iddiasına dayanmaktadır. Bu sözleşmenin birinci paragrafında, sözleşmenin 14.12.2016'da yapıldığı belirtilmiş, ikinci sayfada ... imzasının altında "23.12.2016 Okudum" yazısının yer aldığı anlaşılmakla birlikte, sözleşme metnindeki açık düzenlemeye göre sözleşme tarihi 14.12.2016 olarak kabul edilmelidir. Bu sözleşme içeriğinin incelenmesinde; sözleşmenin ... AŞ, ... AŞ ve ... ile onun kuracağı şirket olan ... AŞ arasında 14.12.2016 tarihinde yapıldığı, sözleşmede belirtilen yedi adet müşteri firmanın ... ve ...'in müşterileri olduğu, ... ve kuracağı şirketin bu firmalarla iş yapmamayı, onları başka bir firmaya götürmemeyi, onlarla kontak kurarsa cevap vermemeyi, gelen soru ve talepleri bu şirketlere yönlendirmeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiği, aksi davranışta bulunulması halinde ... ... Şirketi'ne 500.000,00 Euro ceza koşulu ödenmesinin kararlaştırıldığı ve sözleşmede yedi adet müşteri şirket isimlerinin yer aldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı ...'ın işçi olmayıp şirket yöneticisi ve ticari temsilci konumunda olduğu belirlenmiş ve mahkemenin görevli olduğu tespit edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Bu tespite rağmen, mahkemece gerekçeli karar oluşturulurken ve sözleşmenin geçersizliğine dair tespit yapılırken, işçinin rekabet yasağını düzenleyen TBK'nın 445. maddesinin tartışılması ve o maddede öngörülen süre ve coğrafi sınır hükümlerine atıf yapılması çelişki yaratmıştır. Davalının işçi değil, şirket yöneticisi ve ticari temsilcisi olduğu benimsendiğine göre bu rekabet yasağı anlaşmasının TBK'nın genel hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşme olarak kabulü ve geçerlilik koşullarının da TBK'nın 27. maddesindeki sınırlar gözetilerek genel hükümlere göre yapılması gerekirken, işçinin rekabet yasağına dair hükümlerin uygulanması çelişki yaratmıştır. İlk derece mahkemesince hükme varılırken yukarıda anılan asıl ve birleşen davanın dayanağı olan 14.12.2016 tarihli sözleşme içeriğinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (RKHK) kapsamında emredici hükümlere aykırı olduğu, emredici nitelikteki rekabetin korunması hükümlerini ihlal ettiği ve TBK'nın 27. maddesi de dikkate alınarak emredici düzenlemelere aykırı sözleşmenin kesin hükümsüz olduğu tespiti yapılarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Oysa bu olayla ilgili olarak Rekabet Kurulu nezdinde soruşturmanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı anlaşmalarının RKHK kapsamında geçersiz olup olmadığının tespiti bakımından anılan soruşturmanın sonucu beklenmeden karar verilmesi usule aykırı olmuştur. Zira sözleşmenin ve taraflar arasında davalı lehine rekabet yasağı öngören ve bu davanın konusu olmayan ikinci sözleşmenin serbest rekabeti bozucu nitelikte olup olmadığı, RKHK hükümlerine göre geçersiz olup olmadığı konusundaki değerlendirmeyi yapmak bakımından nihai yetkili kuruluş Rekabet Kurulu olup, Kurulun bu konuda yaptığı soruşturmanın sonucunun ve Kurulca verilecek kararın kesinleşmesinin beklenmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde Rekabet Kurulunun sözleşme içeriği hakkında varacağı farklı bir kanaat ile eldeki davada varılan kanaat arasında çelişki ortaya çıkabilecektir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Rekabet Kurulunun 24.06.2021 ve 21-██████-M sayılı kararıyla karar verildiğini ancak bu kararın henüz kesinleşmediğini, kararın oy çokluğuyla alındığını ve karara itiraz ettiklerini belirtmiştir. Bu süreçlerin beklenmesi ve sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi, çelişkili kararlar çıkmasını önleyecektir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince Rekabet Kurulunun olaya ilişkin soruşturma dosyası kesin olarak sonuçlanmadan hüküm verilmesi usule aykırı bulunmuş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Dava dosyası ile birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E- ████████ K sayılı dosyasında davacı ... tarafından üç davalıya yöneltilen talebin, hukuki niteliği itibariyle TTK'nın 54. maddesine dayalı haksız rekabet davası olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davalılardan ..... ... Ltd. Şti. rekabet yasağı sözleşmesine taraf değildir. İlk derece mahkemesince zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken tüm davalılar bakımından sözleşme ilişkisine dayalı değerlendirme yapılması uygun olmamıştır. Her bir davadaki her bir davalının hukuki sorumluluk sebebi değerlendirilerek zamanaşımının karara bağlanması gerekirken, böyle bir ayrım yapılmadan tüm davalılar bakımından zamanaşımının değerlendirilerek sonuca gidilmesi de usule aykırı olmuştur. İlk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesinde yer verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████ -220 E - ████████ K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmaması ile ilgili olup, taraf sıfatı yani husumet, dava şartı olan taraf ehliyeti ve dava ehliyetinden ve davayı takip yetkisinden farklıdır. Davacı ve davalı sıfatları yani aktif ve pasif taraf sıfatları, dava şartı değildir. İlk derece mahkemesince alıntı yapılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki açıklığa rağmen, aktif husumet ehliyetinin dava şartı olarak değerlendirilmesi de usule aykırı olmuştur. Mahkeme, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı kanaatinde ise davayı aktif husumet yokluğu nedeniyle reddetmekle yetinmelidir. Bu durum dava şartı olmadığına göre, sanki husumet dava şartıymış gibi HMK'nın dava şartlarına ilişkin hükümlerine atıf yapılarak usulden ret kararı verilmesi de usule aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıran taraflara iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!