Anahtar kelimeler: Sanayide Unlu Kaporta Kurucusu Tanıdıkları Ustası Mamulleri Araya Sıkıntıları Kurma

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:...
KARAR NO
:...
BAŞKAN
:...
ÜYE
: ...
ÜYE
:...
KATİP
: ...
DAVACI
:...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
:...
DAVA
: Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi
DAVA TARİHİ
: ...
KARAR TARİHİ
: ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:...
Mahkememize açılan Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un yeni sanayide kaporta ustası olup tacir olduğunu, davalının ise ... Unlu Mamulleri isimli işletmenin kurucusu olduğunu, tarafların, davalının mali sıkıntıları üzerine müvekkilinin de eşi ve çocukları için iş kurma fikri nedeniyle █████/2026 tarihinde müşterek tanıdıkları vasıtasıyla bir araya gelerek davalının sahip olduğu ... Unlu Mamulleri isimli işletmenin %50 ortaklığı hususunda anlaşmaya vardıklarını, anlaşmaya göre müvekkili tarafından davalıya 1.970.000,00 TL ödemek suretiyle davalıya ait işletmede ortaklık meydana geldiğini, tarafların birbirlerine olan güveni ilişkisinden dolayı adi ortaklık sözleşmesi akdetmediklerini, tarafların ortaklığının fiilen 1 ay sürdüğünü ve neticesinde █████/2026 tarih itibariyle davalı tarafından işletmeye ait gelir bilgisi saklanarak müvekkili ve aile üyelerinin işletmeye giriş çıkışlarının engellendiğini, bunun üzerine kendilerince Kayseri 13. Noterliğinin █████/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının adi ortaklığa esas doğruluk ve güven ilkelerini ihlalli davranışları nedeniyle müvekkilinin adi ortaklığı sürdürmesinin mümkün olmadığı ve kendisine ödenen katılım payı ile kar payının iadesi talepli ihtarname keşide ettiklerini, atanacak tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosunun taraflara tebliğ edilmesini, tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmesi, bu mallar mevcut değilse değerlerinin tasfiye memuru tarafından saptanması gerektiğini, bu işlemler sonucunda oluşan değerden, tasfiye memuru tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payının geri verilmesi gerektiği, bundan sonra bir şey artarsa bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilançonun düzenlenmesi gerektiğini, ortaklığın menkul mallarının muhafaza altına alınmasına yönelik teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine, dava sonuçlanıncaya kadar davalının yönetim yetkilerinin kaldırılmasına, yönetim yetkilerinin öncelikle müvekkiline mahkeme aksi kanaatte ise kayyım veya tasfiye memuru sıfatı ile tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişiye verilmesini, adi ortaklığın feshi ile tasfiyesine, tasfiye neticesinde belirlenecek müvekkilinin katılım payı için 500 TL davalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile ve kazançtan müvekkili hissesine düşen kar payı için 500,00 TL tasfiye tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 1.000,00 TL tasfiye alacağının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
:
Dava, Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi talebine ilişkindir.
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.
Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır.
Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.
Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'nın █████/2026 tarih ... sayılı cevabi yazısında; davacı ...'un tacir olmadığı ve garimenkul sermaye iradı mükellefiyetine haiz mükellef olduğunun bildirildiği görüldü.
TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevi içine girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevlidir.
HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliği nedeni ile, HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-H.M.K.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2-Hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli KAYSERİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine,
3-Davacının ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20. maddesi gereği kararın kesinleştiği tarihten veya kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK' nın 331/2. maddesi gereğince, talep halinde dava dosyanın mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
5-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!